Category Archives: Kolesterol

Yeni Obezite İlacı Lorcaserin

Araba kullanırken hemen herkesin sinir olduğu sürücüler, sürekli makas atarak gidenler… Her ne kadar anlık hızlanmaları olsa da, nihayetinde gidilmesi planlanan yere daha hızlı ulaşamadıkları gibi, hem daha fazla yakıt harcıyorlar, hem de kaza riskini ciddi anlamda arttırıyorlar. Bu meyanda birazdan bahsedeceğim çalışmanın sonucunu yazmadan önce, bence dünyaya gelişimizin amacının sadece “mücadele” etmek, istisnasız kendimiz dâhil herkesle, her şeyle olduğunu belirteyim.

Obezitenin, çağımızın hastalığı olduğunu; çözümünün ise oldukça basit olduğunu biliyoruz. Ancak, obezitenin ilaçla tedavisi her zaman popüler olmaya devam etmektedir. Geçmişte kullanılan ilaçların bir kısmı ölümcül yan etkilerinden dolay geri çekildi (isomerid, sibutramin), fakat arayış halen devam etmekte…

Lorcaserin serotonin 2C (5-HT2C)  reseptörü agonistidir. Bu şekilde yiyecek alımını azaltarak kilo kaybına neden olduğu düşünülmektedir. Bu serotonin reseptörünü seçici olmadan uyaran diğer ilaçlar (fenfluramine ve dexfenfluramine) da kilo kaybına neden olmakta, ancak kalp kapağında hasara neden olduğu için kullanılmamaktadır. Bazı gıda takviyesi diye satılan kilo verdirici ilaçlara da bu etken maddeler konulduğu bilinmektedir. Bu tip ilaçlardan kesinlikle kaçınmak gerektiğini bu vesileyle bir defa daha hatırlatayım.

 

Çalışmaya 12,000 (aterosklerotik) kalp damar hastalığı veya çok sayıda kalp damar hastalığı riski olan fazla kilolu veya obez hasta alınmış ve sabah akşam 10mg lorcaserin veya plasebo (içinde etken madde olmayan hap) verilmiş.

Birinci Yılda Sonuçlar

Lorcaserin

Hastaların %38’inde en az %5 kilo kaybı lorcaserin grubunda gözlenmiş. Plasebo verilende de bu oran %17 olarak gözlenmiş. Yani, lorcaserin kilo verdirmede plaseboya göre daha etkili bir ilaç olduğu ortaya çıkmış.

Yan etkilerine bakıldığında ise çok ciddi yan etkiler görülmemekle birlikte, eski obezite ilaçlarının korkulu rüyası kalp kapaklarında yeni gelişen veya ilerleyen hastalık, lorcaserin grubunda %0.5 fazla gözlenmiş. Bu artış küçük olsa da uzun dönemde nereye varacağını kestirmek mümkün değildir.

Bu ilaç ile ilgili şahsi fikrim, kullanmak için acele etmemek gerektiğidir.

 

Erin A. Bohula, et al. “Cardiovascular Safety of Lorcaserin in Overweight or Obese Patients”. DOI: 10.1056/NEJMoa1808721

Julie R. Ingelfinger, M.D., and Clifford J. Rosen, M.D. “ Lorcaserin — Elixir or Liability?”.  DOI: 10.1056/NEJMe1810855

Yorum bırakın

Filed under Endokrin Hastalıklar, Genel Sağlık, Hipertansiyon, Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Mikroplar, Probiotikler ve Günlük Yaşamımız

Mikroplar veya mikroorganizmalar, mikroskopla görülebilecek küçüklükte olan yaşayan organizmalardır. Genellikle tek hücreden oluşmaktadır. Bilinen en eski mikrop 3,48 milyar yıl öncesine ait olsa da, bizlerin mikrobu keşfi Antonie van Leeuwenhoek’ün kendi yarattığı mikroskopla 1675 yılında olmuştur.

Mikroplar dünyanın herhangi bir yerinde, en zorlu şartlarda bile yaşamlarını devam ettirebilmektedir. Buna okyanusun en derin, yani basıncın en yüksek olduğu yerler bile dahildir.

Her Mikrop Zararlı Mıdır?

Tabi ki her mikrop zararlı değildir. Ancak bazı mikroplar insanda hastalık yapabilmektedir. Enfeksiyon yapan bu hastalıklara bulaşıcı hastalıklar da denmektedir. Bu hastalıkları yapan ajanlara da patojen organizmalar denmektedir. Tıbbın son yüzyılda ilerlemesi, hijyen şartlarının gelişmesi ile insan hayatını tehdit eden bu hastalıkların sayısını azaltmıştır.

Eski çağlarda padişah olmak bile enfeksiyon hastalıklarından korunmaya yeterli olmadığını, Yavuz Sultan Selim’in şir-i pençe, yani aslan pençesi hastalığı nedeniyle vefat etmesinden anlamak gerekir. Bu hastalık bakteriler (özellikle stafilokoklar) tarafından oluşan sivilcenin ilerlemiş bir türü olan karbonküldür. Günümüzde tedavi antibiotikler ve lokal uygulamalarla olmaktadır.

merdum-u dideme bilmem ne füsun etti felek
giryemi kıldı füzun eşkimi hun etti felek
şirler pençe-i kahrımda olurken lerzan
beni bir gözleri ahuya zebun etti felek

Yine bir bakteriyel enfeksiyon olan veba (etken patojen yersinia pestis), Avrupa’da 75-200 milyon kişinin ölmesine neden olmuştur. Günümüzde enfeksiyon hastalıkları en fazla gelişmemiş bölgelerde ölümlere neden olmaktadır: ilk neden HIV/AIDS, ikinci neden alt solunum yolları enfeksiyonudur.

İnsan Mikrobiotası

Mikroplar dünyayının her yerinde olduğu gibi vücudumuzun çeşitli bölgelerinde bizle birlikte yaşamaktadır. İnsan vücudunda 500-1000 farklı tür mikro-oranizmanın yaşadığı tahmin edilmektedir.Bu çeşitliliğe mikrobiota denilirken, bu mikropların içerdiği genetik bilginin tamamı aynı insanın genetik bilgisinden 100 kat daha fazladır. Mikropların içerdiği genetik bilgiye de mikrobiom denilmektedir.

Homo sapiens’de yani insanda bulunan hücrelerin %90’sının insan kaynaklı olmadığı, mikrop olduğu düşünülmektedir.

İnsan ve içerdiği mikropla ilişkisi gıdalardan ve çeşitli diğer faktörlerden etkilenmektedir, sürekli aynı şekilde kalmamaktadır. Bu ilişkide olan değişiklikler insan sağlığını da etkileyebilmektedir. Örneğin midede gastrit yapan helicobacter pylori, şah damarını daraltan plaktada bulunabilmektedir.

Daha önce içinde mikrop olmadığını düşündüğümüz örneğin eklemlerde bile gizlenmiş (hidrotermal vent bakteri) mikroorganizmalar gelişen teknoloji ile tesbit edilebilir hale gelmiştir.

Bu yaşayan organizmalar, aynı zamanda çeşitli molekülleri işleyip ortama çeşitli ürünler sürmektedir. İnsan ve mikropların metabolizmasına insan metabolumu denilmektedir.

Bütün bunlardan anlaşılabileceği gibi bedenimizin ancak küçük bir kısmına hükmediyor olmamız, sadece doğa ile değil birlikte yaşadığımızı mikroorganizmalarla da uyumlu yaşamamız gereğini bizlere göstermektedir.

Mikroplarımız ve Sağlığımız

Sayıca ve bilgice bizden fazla olan mikroplarımız sadece enfeksiyon hastalığına neden olmamaktadır, iltihaplı eklem romatizması, iltihaplı barsak hastalıkları gibi bazı hastalıkları tetikleyebildiği gibi, mikropların gıdalardan ürettiği bazı maddelerin damar sertliğine neden olduğu yönünde araştırmalar mevcuttur.

Barsaklarımızda bulunan bu çeşitli mikropların çeşitliliğindeki değişiklikler, yani örneğin belirli mikropların nüfusunun azalması, belirli türlerin daha baskın olması da hastalıklara zemin oluşturmaktadır.

Görüldüğü gibi gayet karışık ve bir birinin içine girmiş bir yapının içinde belirli bir dengede yaşamaktayız, bu dengeyi bozmamak gerekiyor. Bunu da yapabilmek için konuyu derinlemesine bilmeye ihtiyacımız bulunmaktadır.

Probiotikler

Probiotiğin kelime anlamı “hayat için” olsa da, genel anlamda kullanımı insan için yararlı miroorganizmalar için kullanılmaktadır. Probiotiklerin tıbbi kullanımlarının arasında antibiotik ilişkili ishal başı geçmektedir. Yine başka bir kullanımı da, antibiotik ilişkili vajinal mantar enfeksiyonlarıdır.

Antibiotikler, patojen, yani hastalık yapan mikropları öldürdüğü gibi, bizlere faydalı mikropları da öldürmektedir. Bu yararlı mikroplar, bazı hastalık yapma potansiyeli olan mikropların aşırı çoğalmasına engel olmaktadır.

Probiotikler son dönemlerde popüler olsa da günlük hayatımızın da vazgeçilmez öğelerinden birileridir: yoğurt, peynir, kefir sütün probiotiklerle fermente edilmiş halleridir.

Son Söz

 

  1. Vücudumuzdaki hücrelerin %90’ını mikroplar oluşturmaktadır.
  2. Mikroplarla sürekli, değişken bir ilişki içindeyiz, ama dengenin bozulmaması gereklidir.
  3. Antibiotik kullanımı faydalı mikropları da öldürebileceğinden, sadece gerektiği zaman kullanmak şarttır.
  4. Probiotikler özellikle antibiotik ilişkili durumlarda faydalıdır. 

Yorum bırakın

Filed under Genel, Kanser, Kolesterol

Plastik Şişelerin Yapıldığı Bisfenol A Kilo Mu Yapıyor?

Water dispenser

Water dispenser (Photo credit: Kai Hendry)

Çocukluk çağında obezite oranının kaygı verici şekilde artışı, bu durumun birden fazla etkenin sonucu olduğunu düşündürüyor. Çevresel faktörler arasında da en sık adı geçen “bisphenol-a”dır. Bisphenol A (BPA) 1960’dan beri sert plastik şişe ve metal bazlı yiyecek-içecek kutularında kullanılan endüstriyel kimyasaldır.

Yapılan standartize toksikoloji çalışmaları, insanların düşük dozda BPA’ya maruz kalmalarının sakıncalı olmadığını desteklemektedir. Ancak, yakın zamanda yapılan çalışmalar, belirgin olmayan etkilerin değerlendirlmesini sağlayacak yeni yaklaşımları kullanmışlardır. ABD’de hem Ulusal Sağlık Enstitüsündeki Ulusal Toksikoloji Programı, hem de FDA, BPA’nın fetüs, bebekler ve yaşı küçük çocukların beyin, davranış ve prostat bezlerinde potansiyel etkileri konusunda kaygılarının olduğunu belirtmiştir. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Meyve Şekeri

Türkçe: Türkçe: Macun şekeri

Macun şekeri (Photo credit: Wikipedia)

Şeker, günlük hayatımızın bir parçası. Şeker üzerindeki devlet kotaları şeker fiyatlarını yükseltmektedir, dolayısıyla üreticiler daha ucuz tatlandırıcı kaynaklarına yönelmişlerdir. Bunlardan en fazla kullanılanı yüksek fruktoz (meyve şekeri) mısırı şurubudur. Bu şuruptaki şeker miktarının yaklaşık yarısını meyve şekeri, yarısını da normal glukoz oluşturmaktadır. Bu şekerler alkolsüz içeceklerde, yoğurtta, ekmekte, mısır gevreğinde yoğun olarak kullanılmaktadır.

 

İsminin başında meyve olması, meyve kaynaklı herşeyin sağlık açısından yararlı olacağı anlamına gelmemektedir. Bugün sizlerle paylaşacağım çalışma 21-25 yaşlarında olan, sağlıklı gönüllülerde yapılmıştır. Soru ise fruktoz ve glukozun, şeker ve yağ metabolizmasını nasıl etkilediğidir. Bu nedenle katılımıcıların hepsine fruktoz ve glukoz mitarları değişik 4 farklı tatlandırılmış içecek verilmiştir. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Genel, Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Süt Ürünleri ile Kilo Ver, Yağlardan Kurtul

Obesity Campaign Poster

Obesity Campaign Poster (Photo credit: Pressbound)

Süt ve süt ürünleri açısından ülkemiz oldukça şanslı. Peki, süt ve süt ürünlerinin kilo ve vücut kompozisyonu üzerine etkisi nedir?

 

Bugün sizlere bahsedeceğim konu, bir meta analiz. Yazılarımı sık okuyanlar meta analizi hatırlayacaklardır, ancak yeni okurlar için tekrar edeyim; meta-analiz, yapılan birkaç çalışmanın verilerinin alınması, ortak olarak değerlendirilmesi çalışmasıdır.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Hipertansiyon, Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Check-up Yaptırmak veya Yaptırmamak?

(animated stereo) Immigrant Exam, 1911 (1 of 2)

(animated stereo) Immigrant Exam, 1911 (1 of 2) (Photo credit: Thiophene_Guy)

Genel check-up’lar ülkemizde gittikçe artan sıklıkla yapılıyor. Sağlıklı insanların bu tür taramalardan geçmesinin faydalı olduğu kanaati var. Benim kişisel gözlemim de, bu tip check-up’ların şeker hastalığı, hipertansiyon ve kolesterol yüksekliğinin tanısında faydalı olduğu yönünde. Ancak check-up için bana gelenlerin beklentisi ise, yapılan testlerin sonucunda vücutta en küçük arazın (tabi en korkutucusu kanserin) bile tesbit edebilineceği yönündedir. Bu beklentinin gerçeği yansıtmadığını da belirtmek isterim. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Genel, Hipertansiyon, Kanser, Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Teflon Kalp Hastalığını Mı Tetikliyor?

English: for microwave ovens, popped state.

Patlamış mısır torbaları da PFOA içeriyor.

Perfluorooktanoik asit (PFOA), Teflon ve Gore_tex yapımında kullanılan kimyasal bileşiktir. PFOA çevrede sonsuza kadar kalabilmekteve Amerika’daki insanların %98’inin vücutlarında az da olsa tesbit edilmektedir. Bu madde hayvanlarda toksik ve karsinojeniktir (kanser oluşturma potansiyeli vardır). İnsanlarda ise kolesterol yüksekliği, ürik asit yüksekliğine neden olmaktadır. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kolesterol

Sık Diyet Kilo Fazlalığına Neden Oluyor

Adana Kebab

Adana Kebab (Photo credit: Wikipedia)

İş yeme, içme, diyet ve kilo kontrolü olunca, konuya ilgi ve alaka fazla oluyor. Yemek yeme eylemi, hayatta kalmak için önemli olsa da, sosyalleşmek üzerine de etkisi var. Bunun dışında Adana’lıysanız (değilseniz de) kebabın antidepresan etkileri de yok değil (kısa süreli haz vermesi açısından). Bir de sürekli diyet yapan ve sürekli kilo alan insanlar var. Bu nasıl oluyor diye merak ediyorsanız, tek merak eden de siz değilsiniz. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Genel, Hipertansiyon, Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Kolesterol Hakkında Merak Edilenler

Son dönemlerin popüler konusu kolesterol hakkında düşüncelerim.

Yorum bırakın

Filed under Kolesterol

Kalça İyi, Bel Kötü

English: These children, playing in a public s...

Image via Wikipedia

Bedendeki her tür yağlanma aynı değil. Erkek tipi yağlanma (elma tipi) ile kadın tipi (armut tipi) yağlanma arasında fark var; genel olarak baktığımızda kadınların ortalamada erkeklerden daha fazla yaşadığı gözönüne alındığında, bu durumun bir kısmının vücut şekliyle alakalı olduğunu düşünebiliriz. Kendisi de kalp krizi geçiren Türk tıbbının yetiştirdiği en iyi ve en verimli hekimlerinden biri olan Sayın Prof. Dr. Altan Onat’ın yaptığı TEKHARF çalışmasını anlattığı bir konuşmasında, kalp krizi riskini, kendinde de olduğu gibi, bel çevresinin şiddetli bir şekilde arttırdığını ifade etmişti. Bu arada, TEKHARF çalışmasının, özveriyle yapılmış, son derece ciddi bir çalışma olduğunu belirtmek isterim. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Genel, Kolesterol

Kolesterol Yüksekliği Ne Zaman Tedavi Edilmeli

Kolesterol hücrenin yapıtaşı, dolayısıyla olması gereken bir molekül. Kandaki kolesterol düzeyinin belirli bir aralıkta olmasını istememizin iki nedeni var: uçlarda ölüm riski fazla. Bunu otobanda araba kullanmaya benzetebiliriz, çok yavaşsanız size çarpabilirler, çok hızlıysanız siz çarpabilirsiniz.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Kolesterol

Anne ve Babalar Dikkat

McDonald's patron, 2006.

Image via Wikipedia

Genel olarak çocuklarımız iyi beslensin isteriz, bazen de onları zorlarız. Ancak beslenmede dengenin bozulması ve çocuklukta obez olmasının sağlıklı olmadığını biliyoruz. Ancak çocukluk döneminizden hatırlayın, bazı çocuklar obez olmasına rağmen erişkin olduklarında normal kiloya dönmeketedir. Peki geçmiş hataların cezası yine de ödenir mi? Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Hipertansiyon, Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Kolesterol Yüksekliği De Bazen İşe Yarar

Cholesterol Crystals in Synovial Fluid (compen...

Image by euthman via Flickr

Kolesterol, sağlık için kötü bir madde olarak algılansa da, kolesterol olmadan yaşamımızı sürdürmemiz mümkün değil. Bunun nedeni de, kolesterol hücrelerimizin zarını (dış çeperi) yapmasıdır. Kolesteroller, insan vücudunda yoğunluklarına göre birkaç sınıfa ayrılmakla birlikte, biz pratik olarak iki kolesterolü çoğunlukla değerlendiririz: HDL= İyi kolesterol, LDL= kötü kolesterol. HDL’nin yüksek, LDL’nin de düşük olması sağlık açısından yararlıdır, ama tabi ki tek başına yeterli değildir. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kolesterol

Göz Etrafındaki Yağ Birikintileri (Xanthelasmata)

Xanthelasmata palpebrarum, göz kapağının üstünde veya altında bulunana keskin sınırları olan, sarımsı düz plaktır. Xanthelasmata içinde yağ içeren makrofajlardan oluşmaktadır.

http://www.dochandal.com/wp-content/uploads/2011/01/Xanthelasmata.jpg Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kolesterol

Kilo Verilmesinde Aralıklı veya Sürekli Enerji Kısıtlaması

A picture of CRP from 1B09.pdb made using pymol

Image via Wikipedia

Kilo vermek için dışardan aldığımız enerji, ihtiyacımız olan enerjinin altında olmalıdır. Ancak bu şekilde diyete sürekli uymak oldukça zordur. Peki aralıklarla enerji kısıtlamasına gidilirse ne olur? İşte bu sorunun cevabı: Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Genel, Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Kolesterol ve Kanser

Kolesterol yüksekliğinin kalp damar sistemine etkilerini gayet iyi biliyoruz, ancak kolesterol düzeyi ile kanser arasındaki ilişki iyi bilinmemektedir. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kanser, Kolesterol

Kalbe Giden Yol ve Şeker

Daha önce de bahsetmiştik, şekerle tatlandırılan içecekler, ekstra kalori vermesi dışında ayrıca tansiyonu da hafif bir şekilde yükseltiyor diye. Bugün bahsedeceğim çalışma 1999-2004 tarihleri arasında yapılmıştır. Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under Genel, Hipertansiyon, Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Kırmızı veya İşlenmiş Et

Et tüketimi ile koroner arter hastalığı, inme ve diyabet arasında tutarlı olmayan bir ilişki mevcuttur. Kırmızı etle, işlenmiş et arasında da bu etkiler arasında fark olabilir. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Hipertansiyon, Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Sağlıklı Olmanın Dört Şartı

Askerliğimi Sarıkamış’da yaptım, birliğin girişinde kocaman harflerle yazan bir yazı beni çok etkilemişti: “MAZERET YOK”. Gelelim sağlığın şartlarına:

1. Asla sigara içmemek
2. Haftada 3.5 saatten fazla egzersiz yapmak
3. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek
4. Vücut kitle indeksi (hesaplamak için linke tıklayın http://bit.ly/cVPVjK ) 30’un altında olması, yani obez olmamak

Asgari ücretin azlığı konusunda herhangi bir soru işareti yok, ancak asgari ücretle çalışan bir insanın günde 1 paket sigara içip, buna maaşının %10-20’sini ayırması mantıklı değil. Sadece sigaraya yatırılan para değil, bir de sigaranın yaptığı yatırımların (akciğer hastalıkları, kanser, çocukların pasif içicilik nedeniyle sık solunum yolu enfeksiyonu geçirmesi) zararlarını koyun. Muazzam ve bir o kadar mantıksız bir maliyet ortaya çıkmakta.

Haftada 3.5 saatten az egzersiz ise yürümekten geçiyor; bildiğim kadarıyla kaldırımlar ücretli değil. Bu siteyi takip edenlerin çoğunun müzik de çalan cep telefonları vardır, bir kulaklık takıp yürümenin kimseye zararı olmaz.

Meyve ve sebze, ülkemizde nispeten yurtdışına göre ucuz, çoğumuz da meyve ve sebze ağırlıklı besleniyoruz. Ancak, kalorisi yüksek gıdalardan uzak durmak, kalori alımını kısıtlamak ile hem kilo verilmesine katkı, hem de alışveriş bütçesi kısılmış olmaz mı?

Bu şartlar zor mu, kolay mı siz karar verin? Çağ değişti, eskiden bu bilgilere ulaşmak zordu, ancak şimdi öyle değil. Bu site vasıtası ile en yeni, en güvenilir bilgiye, uzmanından ulaşabiliyorsunuz. Değişime ayak uydurmanın zamanı gelmedi m

1 Yorum

Filed under Akciğer Hastalıkları, Depresyon, Akıl ve Ruh, Hipertansiyon, Kanser, Kolesterol, Vitamin ve Mineraller, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Kusurlu Kolesterol İlaç Çalışması: Jupiter ve Rosuvastatin

Jupiter çalışması New England Journal of Medicine isimli saygın tıp dergisinde yayınlandığında, kolesterol ve sağlıkla ilgilen tüm hekimler oldukça heyecanlandık. Sonuçlar oldukça parlaktı; konunun özü ise, bireyde kolesterol yüksekliğine bakılmaksızın, yüksek duyarlılıkta (hs=high sensivity) CRP (iltihabi durum göstergesi) seviyesine bakılarak rosuvastatin isimli kolesterol ilacı verilirse ne olacağıydı. Bu çalışma neticesinde örneğin, kötü kolestolünüz (LDL) düşük, fakat hsCRP’niz yüksekse, rosuvastatin kalp-damar sistemi hastalıklarından sizi koruyacaktır. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Kolesterol