Tag Archives: diyabet

Taze Meyve ve Damar Hastalıkları

strawberries-in-bowl-summer-fruit-breakfast

Son dönemlerde taze meyvenin bile ne kadar taze olduğunu konuşuyoruz, hatta bu konuda bazı firmaların ürettiği cihazlar var. Bu cihazla örneğin manavdaki elmanın dalından koparıldıktan sonraki kaçıncı gününde, belki de ayında olduğunu tespit etmek ve orijinal besin değerinin yüzde kaçının kaldığını belirlemek mümkün. Ancak bu noktaya gelmeden önce insanların çoğunun taze meyveye ulaşmasının güç olduğunu da biliyoruz. Neyse ki ülkemiz diğer ülkelerden farklı olarak her daim nispeten ucuz meyveye ulaşımın kolay olduğu bir yer. Komşu Yunan’da sahilde denize girerken duyulan “kapuzya, portakali, tomata” sesleri de taze meyvenin bölgemizde bolluğunu gösteriyor.

 

Her canlı sevgili yıldızımızdan gelen enerjiyi kullanıyor, ama yine her enerji türü her canlı için uygun değil. Dizel araca benzin konulması gibi, insan da doğal besinleri sebze ve meyve dışında besinler tüketmeyi arttırınca özellikle kalp ve damar hastalıkları (kalp krizi, inme vb) hastalıklar da artıyor. Ancak hayat dengeyi de sever; şifa niyetine günde 2 kilo(gram) meyve tüketmek de faydadan çok zarar getireceğini de akılda tutmak gerekiyor.

 

Gelelim çalışmamıza: Çin’de 2004-2008 tarihleri arasında 512,891 erişkin çalışmaya alınmış ve takip esnasında bu insanların 5173 kişisi kalp damar hastalığı nedeniyle kaybedilmiş, 2551 koroner arter olayı, 14,579 iskemik inme, 3523 beyin kanamsı geliştiği gözlenmiş.

 

Çalışmaya katılanların sadece %18’i her gün taze meyve tükettiği bulunmuş ve meyve yiyenlerin tansiyonların 4mmHg, şekerlerinin de 9 mg/dL daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Kalp damar hastalıkları ise meyve tüketenlerde yaklaşık %40 daha az gözlenmektedir. Meyve tüketimi arttıkça bu iyi etkiler de lineer (yaklaşık bire bir oranında) artmaktadır.

 

Sonuç

 

Taze meyve iyidir

 

Son Sonuç

 

Taze meyve de olsa dengeli beslenin

 

Huaidong Du, et al. “Fresh Fruit Consumption and Major Cardiovascular Disease in China” N Engl J Med 2016; 374:1332-1343

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Genel, Hipertansiyon

Vira Virom

Özellikle viral hastalıkları hastalarıma anlatırken şu örneği veriyorum; bakterilerin boyutunu fil olarak düşünürsek virüslerin boyutu karıncadır. Bunu anlatmamım nedeni ise neden viral hastalıklarda antibiyotiğin işe yaramadığını anlatmak için, tüfekle karınca avlamaya kalkarsanız kendi ayağınıza vuracağınızı hatırlatmak için. İnsan gözle görmediği şeyleri hayal etmekte ve onun gerçek olduğunu idrak etmekte zorlanıyor, ancak insan olmanın en güzel özelliği ise soyut düşünebilme yetisi. Sizler için araştırma yaparken şu siteyi (http://learn.genetics.utah.edu/content/cells/scale/) buldum: sitedeki resmin altındaki çubuğu kaydırınca ne oranları çok daha net anlayabiliyoruz. Bunun tam tersi infografikler var; onda da bu evrenin tek sahibi olduğumuz önyargımızın ne kadar boş olduğunu gösteriyor; insani duygular, bu hatalar da olmazsa zaten robotuz demek.

İnsanları hasta eden virüslerin tamamına insan viromu diyoruz. Bu virüslerin insanları domuz gribinde olduğu gibi aniden (akut) hasta edebildiği gibi, hepatit B’de olduğu gibi kronik olarak da hasta edebiliyor. Bazı virüsler ise bağışıklığın düştüğü dönemlerde tekrar hortluyor; örneğin uçuk (herpes simpleks virüsü), bazı virüsler ise bizim bağışıklık sistemimizin kafasın karıştırıyor (adenovirüsler) ve tip 1 şeker hastalığına neden oluyor.

İlk tespit edilen virüs tütün mozaik virüsü ve tarihler de 1892’yi gösteriyor, o günden bugüne taksonomi devam ediyor, 2014’de 3187 tür tanımlanmış, eğer bunların ne olduğunu merak ederseniz ekte Excel dosyasında görebilirsiniz.

İnsanlar virüslerle karşılaştığında bağışıklık hücreleri bunu tanır ve antikor oluşturarak bu hastalık yapan mikroplarla mücadele eder. Biz hekimler de bu antikorları kanda bakıp kişinin o virüsle karşılaşıp bağışıklık kazanıp kazanmadığını anlayabiliriz. Bugün bahsedeceğim çalışmada ise tek bir kan damlasıyla 206 virüs türünün hızlı bir şekilde araştırıldığı yeni bir yöntemle 569 insanın araştırıldığı çalışmadan bahsedeceğim.

Alınan örneklerde en sık karşılaşma en sık %87,1 ile insan herpes virüsü (tip4), yani diğer ismiyle Epstein-Bar Virüs; yaptığı hastalığın ismi ise “İlk Öpücük Hastalığı”. Nezle virüsü %71,8 ile ikinci sırada iken, sık geçirdiğimizi zannetiğimiz grip (influenza A) %53,4. Alttaki tabloda hangi virüslere karşı ne kadar antikor tespit edildiğini gösteriyor.

Virus Türü %
   
Human herpesvirus 4 87.1%
Rhinovirus B 71.8%
Human adenovirus C 71.8%
Rhinovirus A 67.3%
Human respiratory syncytial virus 65.7%
Human herpesvirus 1 54.4%
Influenza A virus 53.4%
Human herpesvirus 6B 52.8%
Human herpesvirus 5 48.5%
Influenza B virus 40.5%
Poliovirus 33.7%
Human herpesvirus 3 24.3%
Human adenovirus F 20.4%
Human adenovirus B 16.8%
Human herpesvirus 2 15.5%
Enterovirus A 15.2%
Enterovirus B 13.3%

George J. Xu, et al. “Comprehensive serological profiling of human populations using a synthetic human virome”. Science 5 June 2015:

Vol. 348 no. 6239

ICTV Master Species List 2014 v3

Yorum bırakın

Filed under Genel Sağlık

Betatrophin , Tip 2 Şeker Hastalığının Gelişiminde Yeni Halka

Hap Bilgi

Tip 2 Şeker hastalığının genellikle nedeni enerji dengesindeki bozukluk. Yapılan çalışmalar genlerin de etkili olduğunu gösterse de, İngilizce ses benzeşmesi olan “Nature? Nurture?” yani “doğa mı?”, “yetiştirilmek, beslenmek mi?” sorusunun cevabının daha çok beslenmek olduğunu biliyoruz.

Peki, insülin direnci nedir?

……….

Hayır, o değil. İnsülin direnci, kilo vermeye direnç değildir.

Gel anlatayım:

Bir şekilde ihtiyacının üzerinde kalori tüketmeye başladın; artık spora da pek vakit bulamıyorsun. Hafiften göbek çıkmaya başladı. Ama olsun, ne de olsa işin yoğun, ancak yetişebiliyorsun. Yemezsen de kafan duruyor, işini yapamaz hale geliyorsun. Bir de yemezsen ne olacak, ölümlü dünya değil mi? Bu kadar güzel lezzet varken varsın biraz kaçsın ne olur?

İşte bu noktada vücudundaki hücreler de diyor ki: yahu adama bak, bizi şeker boğdu. Biz bu kadar şekeri içeri alsak reçel oluruz ve ölürüz. Biz, bu şekerin girişini engelleyelim- kapılarımızı azaltalım ( #direnhücre #insülinediren).

Bu şekilde hücreler kendini korumaya alıyor, ancak pankreas da yaptığı kan şekeri ölçümlerini yüksek buluyor ve otomatik olarak da insülin miktarını arttırıyor. Ama, pankreasdaki insülin yapan beta hücreler, sayıları kadar insülin üretebiliyor; daha fazla üretim için kapasitesini arttırması gerekiyor, yani teşvik alıp (betatrophin) daha fazla makine (beta hücresi) alınıyor ve insülin artıyor ( #çok#insülin).

Yani hücreler direniyor, pankreas üretimi arttırıyor, insülin miktarı patlıyor. Olay şirazesinden çıkıyor. Olayın çözümü sence ne olmalı?

Yarın sözlü sınav yapacağım; bu konulardan gelecek sorular, yoksa TEOG’da çuvallarsın. Bak, demedi deme… :))

Detaylı Bilgi

Betatrofin, 2013’de keşfedilmiş bir molekül. Harvard Kök Hücre Enstitüsünden çalışmacılar bir insülin reseptör antagonisti olan S961 peptidi ile çalışmışlar. Fare deneyinde S961’in en yüksek dozlarında, beta hücre replikasyonunda 12 kat artış tesbit etmişler.

S961 uygulandığında, mikroarray analizi tek bir genin upregüle olduğu gözlenmiş; karaciğerde 4 kat, beyaz yağda 3 kat artan bu gene betatrofin adını vermişler.

Betatrofin uygulan farelerde ise pankreasdaki beta hücre alanın 3 kat genişlediğini gözlemlemişler.

Bu arada çalışma dizaynının ve yazının anlaşılabilirliğinin de mükemmel olduğunu belirtmek isterim; yazının tamamını free-fulltext olarak okuyabilirsiniz  (http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0092867413004492)

Klinik Translasyon

Çin’de yapılan bir çalışmada, yeni tanı konulan tip 2 diyabet hastalarının serum betatrofin düzeyi 613 pg/mL iken, sağlıklı kontrollerde 296 bulunmuş (p<0.01)

Serum betatrofin ile pozitif korelasyonu olan parametreler ise: yaş, OGTT 2. saat, postprandial serum insülin. Negatif korelasyon ise tahmin edilebileceği HOMA-IR ve matsuda indeksi ile olmuştur.

Kaynaklar:

  1. Peng Yi, Ji-Sun Park, Douglas A. Melton. “Betatrophin: A Hormone that Controls Pancreatic β Cell Proliferation”. Cell, Volume 153, Issue 4, 9 May 2013, Pages 747–758
  2. Hao Hu, et al. “Increased Circulating Levels of Betatrophin in Newly Diagnosed Type 2 Diabetic Patients”. Diabetes Care October 2014 vol. 37 no. 10 2718-2722

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Bölüm 2: Şeker Mi Depresyon Yapar, Depresyon mu Şeker?

Nerede kalmıştık? Mavi hap, kırmızı hap geriliminin içindeyken bir karar vermemiz gerekti. Aslında bu muamma gerçekten de beynimizin içine ne kadar hapis olduğumuzu gösteren bir soru. En somut şekliyle ifade edersem, objektif olarak her iki gözümüzün gördüğü ışık yansımalarını facebook’a koysak kimse beğenmezdi, hâlbuki beynimiz her iki gözden gelen sinyalleri geniş açılı ve net bir görüntü elde etmek için işlemden geçirir ve mükemmel bir şekilde bize sunar. Yani normal şartlarda kırmızı hapı düzenli olarak beynimiz bize yutturuyor: belki de kendi içinden şunu diyordur:” Al bakayım çocuğum, fazla kafaya bir şeyi takma, sen süper normalsin, beni de fazla yorma”

Evet, sevgili dostlar, kırmızı hapı tercih edenler için bu yazının sonuna geldik: “Bol bol yemek yiyin, hareket etmeyin, kilonuz olabilir, ama sizden kilolular var, şekeriniz olabilir, ama yine de sizden fazla şekeri olan, komaya girenler. Siz aşırı normalsiniz.”

Mavi hapı yutup acı gerçekleri duymak isteyenler için ise yazımın bilimsel kanıtını sunuyorum.

Depresyonda olan hastalarda tip2 diyabet gelişiminin arttığını ilk bölümde söz etmişti. Fakat şekeri olan insanlarda da depresyon olma ihtimali, şekeri olmayanlara göre 2 kat fazla. Şeker hastalığının, kalp damar hastalığının ve depresyonun kanda iltihabi durumu arttırdığını biliyoruz. Ancak hem şekeri olan hem de depresyonu olanlarda etkileşim nasıl olur? İşte bu soru 1710 kişide araştırıldığında depresif semptomların artışı ile kandaki iltihabi belirteçlerin de arttığı bulunmuştur.

Başka bir çalışmada ise, 58.547 kişi değerlendirilmiş ve başlangıçta obez olanlarda depresyon gelişme riski daha yüksek bulunmuştur.

Bu birbirini besleyen depresyon-obezite çarkını bozmanın tek yolu ise diyet ve egzersizden geçmektedir ve bunun sürekliliği önem arz etmektedir.

Mavi veya kırmızı veya ikisi birden? Seçim yapmamak da mavi yutmak demek, unutma…

Jean-Pierre S. Laake, et al. “The Association Between Depressive Symptoms and Systemic Inflammation in People With Type 2 Diabetes: Findings From the South London Diabetes Study”. Diabetes Care August 2014 vol. 37 no. 8 2186-2192.

Floriana S. Luppino, MD; Leonore M. de Wit, MS; Paul F. Bouvy, MD, PhD; Theo Stijnen, PhD; Pim Cuijpers, PhD; Brenda W. J. H. Penninx, PhD; Frans G. Zitman, MD, PhD. “Overweight, Obesity, and Depression A Systematic Review and Meta-analysis of Longitudinal Studies” Arch Gen Psychiatry. 2010;67(3):220-229.

Yorum bırakın

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Şeker Mi Depresyon Yapar, Depresyon mu Şeker? Bölüm 1

Evet, sevgili dostlar, biliyorsunuz şeker hastalığı bir enerji hastalığı. Şeker derken tip 2 şeker hastalığından bahsettiğimi de tekrar belirtmek isterim. Fazla enerji alıp, az enerji tüketirsek kademeli olarak da şeker hastalığına yaklaşmış oluyoruz. Peki, bu konunun depresyonla ne alakası var diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Nasıl yani sormadınız mı? Olsun yine de ben bu konuyu size anlatayım :)

Önce beynimizdeki ödül yolundan bahsetmem gerek: bu yol bizi hayatta tutan bir mekanizma, bu yol çalışmasa acımızdan ölürüz. Hiçbir işe dalıp yemek yemeyi unuttuğunuz oldu mu? İşte bu noktada ödül yolu devreye gire, bu yolu fırıncılar da sıklıkla kullanır. Mesela bir ramazan gibi fırına girdiğinzi zaman sıcak pidenizin kokusu sizi bir anda iftar sofrasının sıcak havasına sokar, keyifli anlarınızı, anacığınızın yaptığı yemekleri, aile sevgisini anımsatır. Bu duygular için 1 tane pide almak için geldiğiniz fırından 5 tane ile geri dönersiniz.

Bazen de bir alışveriş merkezine girdiğinizde, hiç aç değilken ve hiç de aklınızda yokken tarçınlı kurabiyenin enfes kokusu sizin ayaklarınızı altına uçan halı sererek dükkânın içine sokar (pastaneler, özellikle bu kokuyu yaymak için fırınlarının önüne vantilatör koyarlar).

Bu uçan halı ödül yoludur. Yemek yemeniz gerektiğini size hatırlatır ve bunu geçmiş anılarla da destekler. Yemek yediğiniz zaman da haz şoku verir. Bunu yapmasının nedeni bu davranışı tekrar etmenizi sağlamaktır, yoksa av peşinde koşmayız, tembel tembel oturup zayıflayarak ölürüz.

Ancak zaman değişti, artık yiyecek içecek bir tık ötemizde; ama mutluluk fersah fersah ötemizde. Mutluluğu yakalamak için yemek yediğimizde ödül yolu bize yine haz şoku verecektir. Bu yolu tekrar dürttüğümüzde, sistem kendini korumaya almak için daha az haz şoku verecektir. İşte bu nokta kırılma noktasıdır, ya aynı hazzı elde etmek için doz artışı yapacaksınız, ya da sağlıklı hayat geri döneceksiniz.

Matrix filminin kırmızı ve mavi hapı karşınızda, neydi replik hatırlayalım:

Morfeus : Ne olduğunu öğrenmek ister misin? Matrix her yerdedir. Etrafımızda.  Şu anda bile, bu odada.  Pencereden dışarı baktığında görürsün ya da televizyonu açtığında, işe gittiğinde hissedersin ya da kiliseye. Vergi öderken.  Gerçeği görmemen için dünya, bir perde gibi önüne çekilmiş sanki.

Neo : Ne gerçeği?

Morfeus : Bir köle olduğun gerçeği Neo.

Sen de herkes gibi bir köle olarak doğdun.

Dokunamadığın tadamadığın ya da koklayamadığın bir hapishanedesin.

Beyninin içi bir hapishane. Ne yazık ki, Matrix’in ne olduğu kimseye anlatılamaz.

Bunu kendin görmek zorundasın.

Bu senin son şansın.

Bundan sonra, bir geri dönüş olmayacak.

Mavi hapı alırsan,

Bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın.

Kırmızı hapı alırsan harikalar diyarında kalırsın.

Ben de sana tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm.

Unutma…

Sana vaat ettiğim tek şey gerçek. Fazlası değil…

Siz hangi hapı seçerdiniz? Neyse bugünlük bu kadar lakırdı yeter, bir sonraki yazıda devam edeceğim. Bir TV sunucu olarak : “Bizi izlemeye devam edin. Az sonra kaldığımız yerden devam edeceğiz”

Sevgiler,

Yorum bırakın

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Yeni Bir Şeker İlacı Empagliflozin

Erişkinde gördüğümüz şeker hastalığı aslında bir enerji hastalığı; yani ihtiyacımızın üstünde enerji alıyoruz, bu aldığımız enerjiyi de harcamıyoruz. Konu enerjinin getirdiği kilo olmasa, para olsa insanlar muazzam zengin olurdu, ancak ne yazık ki kilo biriktirmek yarar yerine zarar veriyor.peşin veresiye

Neden Çabuk Kilo Alırız?

İnsanlık tarihine baktığımız zaman, ya kuraklık ya da savaşlar nedeniyle yaklaşık 4 yıl açlık, 4 yılda tokluk dönemleri olduğunu görürüz. Benim yaşımda olanlar hep anne babalarından şu lafı duyarlardı çocukluklarında: “zamanında ekmek karne ile alınırdı”. Evet, 2. Dünya savaşı sırasında ülkemizde de ekmek karne ile verilmeye başlanmış olması, ulus olarak neden kilo almaya bu kadar meyilli olduğumuzun köklerini yansıtıyor. Bundan 20 yıl öncesine kadar yağlı tarafından fasulye istendiğini hatırlayın.

Neyse ki artık kıtlık çekmiyoruz, her bir tarafımız endüstriyel gıda maddeleri ile ucuza doldurulmuş durumda. Organik tavuk 1 saatte zor pişerken, marketten aldığımız tavukumsu şeyler 2 dakikada mis gibi pişiyor. Meyve, sebze fiyatları roket hızıyla artarken, kalorisi fazla yağlı gıdalar nispeten yerinde sayıyor.

ekmek karnesi

Şekerin İlacı Nedir?

Şeker hastalığının ilacı, olmasını önlemektir: yani mağara hayatına geri döneceğiz. Mağarada yaşayan atalarımız nasıl besleniyordu? Mağaradaki atalarımız daha çok otlanıyordu (tabi ki ot yemiyorlardı, ama topladıkları meyveleri, sebzeleri yiyorlardı), bunu yapabilmek için uzun uzun yürüyorlardı. Arada da avlanıp protein alıyorlardı. Aslanların bile 10’da 1 av yakalama şansının olduğunu düşünürsek, hayvansal proteine ne kadar ihtiyacımız olduğu anlaşılabilir.

Gelelim konumuza, yani yeni şeker ilacına. Bu ilacın benzerini (dapagliflozin) daha önce konuşmuştuk: Empagliflozin. Bu ilaç Sodium-glukoz kotransporter 2 (SGLT2) inhibitörüdür. SGLT2, empagliflozinle inhibe edildiğinde, şekerin idrardan geri emilmesini engelleyip, idrarla atılımını arttıyor. Normalde vücudumuz benzer bir mekanizmayı kullanarak, şekerin fazlasını idrarla atmaktadır, ancak bu eşik değerin nerede başladığı net olmamakla beraber, atılım da kararlı değildir. Bu ilaç idrardan şeker atılımını kararlı hale getirmektedir.

Metformin kullanan insanlara bu ilaç eklendiğinde ortalama günlük kan şekerlerinin düştüğü, tansiyonlarının ve kilolarının azaldığı gözlenmiştir. Ancak bunların karşılığında da şekerli idrar nedeniyle, idrar yolu enfeksiyonu riski artmıştır.

Son Söz

En iyi ilaç, en doğal iyileşme yöntemi, aldığımız enerjiyi kısıtlamak, sebze meyve ağırlıklı beslenmek, uzun yürüyüşler yapmaktır.

Sevgiyle kalın.

Hans-Ulrich Häring, et al. “Empagliflozin as Add-On to Metformin in Patients With Type 2 Diabetes: A 24-Week, Randomized, Double-Blind, Placebo-Controlled Trial”. Diabetes Care June 2014 vol. 37 no. 6 1650-1659

 

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Sebze, Meyve Ağırlıklı Beslenme ve Bizle Birlikte Yaşayan Mikroplar

Sağlıklı yaşam için sebze ve meyve ağırlıklı beslenmemiz gerekiyor. Tabi ki buna ek olarak enerji dengemizi de yakın olarak kontrol etmemiz gerekiyor. Arabaları çok sevdiğimden, örnekleri hep arabalar üzerinden vermeyi seviyorum; eğer aracınızda fazla gaza basarsanız, arabanın motoru boğulur. Bizde vücudumuza, ihtiyacımızdan fazla enerji alırsak ve beklenenden az enerji harcarsak, bunun insan bedenini kötü etkileyeceği de aşikâr.

Tip 2 şeker hastalığı, aslında bir enerji hastalığı. Evimizdeki enerji tüketimini ay sonu gelen elektrik faturalarında görüyoruz, ancak vücudumuza bastığımız enerji fazlasının faturası geç geliyor ve haliyle de çok da ağır oluyor. Dolayısıyla fatura kabarmadan bu durumun farkına varıp, müdahalede bulunmak gerekiyor. Faturanızın kabardığını bir mezurayla bel çevrenizi ölçerek görebilirsiniz; erkekte 94cm, kadında 88cm altında olması gerek.

Bugün bahsedeceğim çalışma, Hemşirelerin Sağlık Çalışması çerçevesinde yapılmıştır.

Ne Araştırılmış?

Bitki hücre duvarında bulunan lignan’ların barsaklarımızdaki bakteriler tarafından parçalanması sonucunda ortaya çıkan metabolitlerini (enterolactone and enterodiol) idrarda bakılmıştır.

Ne Bulunmaya Çalışılıyor?

Bitki türevi beslenmenin yararları, barsaklarımızdaki mikroplar nedeniyle mi ortaya çıkıyor? Mikroplar sebze ve meyvede bulunan lignanları parçalamazsa iyi etki ortaya çıkmıyor mu?

Ne Bulunmuş?

İdrarda enterolakton ve enterodiol arttıkça, tip2 diyabet hastalığı riski azalıyor (OR:0,67)

Bu Neyi İfade Eder?

Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeliyiz, ancak floramız, yani bizle birlikte yaşayan mikropları da düşünmemiz gerekiyor. Çünkü bu mikropların çeşitliliği ve dengesi bizim şeker hastalığına yakalanma riskimizi arttırıyor.

Antibiotikler bu mikropları da öldürüyor, gereksiz kullanmamak gerek.

 

Qi Sun, et al. “Gut Microbiota Metabolites of Dietary Lignans and Risk of Type 2 Diabetes: A Prospective Investigation in Two Cohorts of U.S. Women”. Diabetes Care May 2014 vol. 37 no. 5 1287-1295.

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Şeker Tedavisinde Yeni Bir Oyuncu

Mechanism of insulin release in normal pancrea...

Mechanism of insulin release in normal pancreatic beta cells. Insulin production is more or less constant within the beta cells. Its release is triggered by food, chiefly food containing absorbable glucose. (Photo credit: Wikipedia)

Yeni çalışmaları gözden geçirirken, insanlığın ne kadar çok bilgi biriktirebildiğini, sistematik çalışmanın nelere kadir olduğunu görmek beni büyülüyor. Şeker hastalığının (Tip2 şeker hastalığı) ne kadar karışık bir hastalık olduğunu da bu vesile ile öğreniyoruz.

 

Serbest Yağ Asitleri

 

Yağ asitleri trigliserit veya fosfolipit gibi başka moleküllerde yer alabilirler. Başka moleküllere bağlı olmadıklarını özellike belirtmek amacıyla “serbest yağ asidi” olarak da adlandırılabilirler.

 

Serbest yağ asitleri vücuttaki çoğu doku için önemli bir enerji kaynağıdır, çünkü parçalanmaları sonucunda çok sayıda ATP molekülünün oluşmasını sağlarlar. Çoğu hücre tipi enerji elde etmek için hem glikoz hem de yağ asitleri kullanabilir. Ancak kalp ve kas hücreleri yağ asitlerini tercih ederler. Beyin ise yağ asitlerini yakıt olarak kullanmaz, onlar yerine glikoz, veya keton cisimcikleri kullanır. Keton cisimcikleri karaciğer tarafından açlık veya düşük Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Plastikler (Ftalat) ve Şeker

Plastic recycle logo PVC, Polyvinyl Chloride T...

PVC hammadde geri dönüşüm (recycling ) kodu (Photo credit: Wikipedia)

Modern zamanın getirdiği pekçok hayatı kolaylaştırıcı malzemelerin, ne yazık ki bazı yan etkileri de gözlenebiliyor. Halkın sağlığının korunması için halkın öncelikle konudan haberdar olması gerekliliğine inandığım için, bu konudaki bazı gelişmleri sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Hatırlarsanız daha önce, plastik şişelerde, hatta yazar kasa fişlerindeki bisfenol-a (BPA) ( bakınız https://burakuzel-md.com/?s=bpa ) ve diğer bazı maddelerden bahsetmiştim. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Kahve Ölüm Riskini Azaltıyor

A cup of Turkish coffee.

A cup of Turkish coffee. (Photo credit: Wikipedia)

Kahve benim günlük hayatımda sabahları vazgeçilmez. Hele yeni çekilmiş kahvenin veya kapağı yeni açılmış granül kokusu beni inanılmaz cezbeder. Tahmin ediyorum ki, çoğumuz da aynı şekilde hissediyoruz. Kahve, içerdiği kafein nedeniyle nabız hızını ve tansiyonu hafif arttırma potansiyeli olsa da, diyabet, iltihabi hastalıklar, inme ve kaza-yaralanmaları azalttığı gözlenmiştir.

Bugün bahsedeceğim çalışma, kahve tüketimi ile ölüm arasındaki ilişkiyi araştırmıştır.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Akciğer Hastalıkları, Genel, Kanser, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Mide Mikrobu Şeker Hastalığı Mı Yapıyor?

Histopathology of Helicobacter pylori infectio...

Image via Wikipedia

Helikobakter pylori’nin hikayesi oldukça enteresandır. Bilmeyenler için tekrarlayayım: Avustralyalı doktorlar Warren ve Marshall yayınladıkları makalede, H. pylori enfeksiyonunun birçok mide ülseri ve gastritin nedeni olduğunu, daha önce sanıldığı gibi stres yahut baharatlı yemeklerle alakası olmadığı fikrini ileri sürdü. Hatta Marshall bu savını doğrulamak için helikobakter içeren bir sıvıyı içerek kendinde gastrit geliştiğini gösterdi. Warren ve Marshall, H. pylori üzerine yaptıkları çalışmanın ardından 2005’te Tıp dalında Nobel Ödülü ile ödüllendirildi. Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Şeker Filizi

Developing countries excluding Least Developed...

Image via Wikipedia

Bir sabah uyandığınıp arka bahçenize baktığınızda, kocaman bir ağaç görürseniz şaşırırsınız değil mi? Veya her sabah geçtiğiniz yolda, kocaman bir bina dikildiğini fark ettiğinizde de hayret etmişliğiniz vardır.

Benim sizler için hazırladığım bu sitenin en önemli amaçlarından biri de, bu hayretin oluşmasını engellemektir. Nasıl mı? Eğer ağaçları takip ederseniz, ağacın gelişimini; eğer binalara bakarsanız, binanın yapımını göremezsiniz. “Eee?” Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Şeker ve Hava Kirliliği

Before the Air Pollution Control Act of 1955, ...

Image via Wikipedia

Zaman zaman sabahları işe yürüyerek giderim. Özellikle kış mevsiminde hava kirliliği o kadar yoğun oluyor ki, bu yürüyüşlerde maske takma ihtiyacını duyuyorum. Yoksa, akciğerlere kirleticiler doluyor (bu durumu da yanlış anlayarak akciğer filmi çektirmiş, sonrasında yürüyüş yaptığım gün siyahımsı balgam çıkarttığımı anlamıştım). Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Akciğer Hastalıkları, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Kolesterol Yüksekliği Ne Zaman Tedavi Edilmeli

Kolesterol hücrenin yapıtaşı, dolayısıyla olması gereken bir molekül. Kandaki kolesterol düzeyinin belirli bir aralıkta olmasını istememizin iki nedeni var: uçlarda ölüm riski fazla. Bunu otobanda araba kullanmaya benzetebiliriz, çok yavaşsanız size çarpabilirler, çok hızlıysanız siz çarpabilirsiniz.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Kolesterol

Magnezyum Şeker Hastalığını Önler Mi?

food sources of magnesium: bran muffins, pumpk...

Image via Wikipedia

Magnezyum vücutta dördüncü en bol bulunan mineraldir ve iyi bir sağlık için şarttır. Magnezyum, vücuttaki 300’den fazla biyokimyasal reaksiyonlar için gereklidir. Magnezyum ayrıca, kan şekeri seviyesini düzenlemeye yardımcı olur, kan basıncını düzenler ve enerji metabolizması ve protein sentezine y Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Yeni Etki Mekanizmalı Şeker İlacı Dapagliflozin Onaylanmadı

Skeletal structure of dapagliflozin.

Image via Wikipedia

Her 10 insandan birisinin şeker hastasıdır. Artan obezite nedeniyle bu oranın artacağından da eminim. Tip 2 diyabetin asıl tedavisi diyet ve egzersizdir; ilaçlar ise bu tedavinin yardımcılarıdır; katiyetle tedavinin temeli olmamalıdır (halbuki tip 1 diyabette bu durum tam tersidir). Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Diyabet Gelişme Riski

Himeji Castle is the most visited castle in Ja...

Image via Wikipedia

Tip 2 diyabet hastalığı bildiğiniz gibi belirli bir sıra içinde gelişiyor. Bu hastalığı başlatan iki önemli öğe fazla enerji alınması ve az enerji harcanmasıdır. Her kilolu insanda diyabet gelişmeyeceği gibi, diyabete ilerleyen insanların da erkenden tanınması da önemlidir. Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Televizyon ve Sağlık

Braun HF 1, Germany, 1959

Image via Wikipedia

Uzun süre televizyon (TV) seyredilmesi endüstrileşmiş toplumlarda sık ve yaygındır. Hoş, RTÜK’ün yaptığı bir araştırmada ilköğretim çağındaki öğrencilerin boş zaman etkinliklerinin dağılımına bakıldığında “kitap okumak” % 64.9 ile birinci sırayı, “televizyon seyretmek” % 64.6 ile ikinci sırayı aldığı bildirilmiştir. Ancak evinde hiç kitap bulunmayanların toplumun %20’sini oluşturduğu düşünüldüğünde, rakamların yanıltıcı olabileceğini düşündürmektedir. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Genel, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Amerika Birleşik Devletleri FDA İlaç Güvenliği Duyurusu: Pioglitazon ve Artmış Mesane Kanseri Riski

:Original raster version: :Image:Food and Drug...

Image via Wikipedia

Kaldığımız yerden devam edelim; FDA (Birleşik Devletler Yiyecek ve İlaç Yönetimi) dün pioglitazon içeren ilaçları 1 yıldan fazla kullananlarda mesane kanseri riskinin artabileceğini ve bu riskin ilacın prospektüs bilgileri içine konulmasını istedi. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kanser, Şeker Hastalığı (Diyabet)

D Vitamini ve Diyabet

D vitamini vücudumuzda kalsiyum metabolizmasını düzenlemektedir. Böbreklerde üretilen öncü vitamin, deride güneş ışığıyla aktif vitamin halini almaktadır.Ayrıca D vitamin eksikliğinin tip 2 diyabet gelişme riskini arttırdığı düşünülmektedir. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Vitamin ve Mineraller, Şeker Hastalığı (Diyabet)