Tag Archives: probiotik

Kilo Enflasyonundan Kurtaran Probiyotik

Bu aralar ekonomiyle çok ilgiliyim; nihayetinde bizim işin (genel dahiliyenin) en büyük konusu enfeksiyon hastalıklarından sonra enerji ekonomisi. Takip ettiğim ekonomistler de güncel durumu anlatırken hep sağlıktan örnek veriyorlar; doğru teşhis doğru tedavi getirir. Tersinin de o zaman geçerli olması gerekiyor, artık sağlıktan konuşurken ekonomiden örnek vermenin zamanı geldi… Kilo enflasyonundan kurtulmak için doğru yatırım yapmalıyız arkadaşlar, mide betonuna değil, kas üretimine öncelik vermeliyiz. Youtube kanalıma da sizleri beklerim: https://www.youtube.com/channel/UCAfekJ6IpWbFkwndW2vYW9w/

İkinci beynimiz olarak adlandırılan barsaklarımızın içinde sinir hücreleri olsa da bir beyin maalesef değil; yani barsaklarımızdan düşünerek bazı sorunlarımızı çözmesini beklememek gerekiyor. Tabii bu ikinci beyin meselesi, beynini kullanmayan insanları tasvir etmek için de kullanılıyor olabilir; ona da bir şey demem. Barsaklarımızın beyinsel faaliyetinin ötesinde birkaç görevi var; bunları biliyorsunuz, ancak son zamanlarda teknolojinin de ilerlemesiyle barsaklarımızda bizle birlikte yaşayan mikro organizmaların vücudumuzla olan ilişkisi de anlaşılmaya başlanıldı.

Bugün bahsedeceğim çalışmanın başrolünde Ekkermansia muciniphilia isimli bir bakteri (gram negatif, anaerob ve vankomisine de dirençli) var. Bu oval ve sevimli bakteri 2004 yılında tespit ediliyor, yani barsaklarımızdaki canlıların %1’ini oluşturan bu mikro organizmayı 15 yıl öncesine kadar tanımıyorduk. Bu bakteriyle ilgili bilgilerimiz arttıkça, bunların obezite ve yandaşları insülin direnci, kolesterol yüksekliği ile ilgili olduğunu anladık.

Yine son zamanların popüler konularından bir tanesi de fekal transplantasyon; yani sağlıklı insanların dışkısını hastalıklı insanlara yutturmak. Ancak geçen ay bildirilen bir ölüm vakası olduğunu da akılda tutmak gerekiyor; oldukça dirençli bir bakteri de verilen dışkı içinde olduğu sonradan anlaşılmış.

Bahsedeceğim çalışmada ise Akkermansia’yı fekal transplant şeklinde değil, eczanelerde satılan probiyotiklere benzer şekilde (ilaç şeklinde) vermişler. Bir kısım insana plasebo (içinde etken madde yok), bir kısmına canlı Akkermansia, bir kısmına da pastörize edilmiş Akkermansia verilmiş. Pastörize Akkermansia’nın daha etkili olduğu tamamen tesadüfen başka bir çalışmada tespit edildiği için bu çalışmaya alınmış.

Sonuçlar

Pastörize Akkermansi içenlerde

  1. İnsülin düzeyi %34 azalmış, yani insülin direnci gerilemiş.
  2. Kilo 2.3kg azalmış
  3. Toplam kolesterol %9 azalmış
  4. Yağ 1.4kg azalmış
  5. Bel çevresi 2.7cm azalmış.

Bu arada metforminin bu bakteri sayısını arttırdığı, mide koruyucuların da azalttığı da başka bir çalışmada gözlenmiş.

Tavsiyem

Anlaşılan bu bakteriyi içeren probiyotiklerin kullanılması faydalıdır. Ancak yine de bu konudaki bilgilerimizin biraz daha artmasını beklemek gerekir.

Kaynaklar

Clara Depommier, et al. “Supplementation with Akkermansia muciniphila in overweight and obese human volunteers: a proof-of-concept exploratory study”. https://www.nature.com/articles/s41591-019-0495-2

http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQWtrZXJtYW5zaWFfbXVjaW5pcGhpbGE

Derrien, Muriel; Belzer, Clara; de Vos, Willem M. (2016-02-11). “Akkermansia muciniphila and its role in regulating host functions”. Microbial Pathogenesis. 106: 171–181. doi:10.1016/j.micpath.2016.02.005

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Endokrin Hastalıklar, Genel Sağlık

Mikroplar, Probiotikler ve Günlük Yaşamımız

Mikroplar veya mikroorganizmalar, mikroskopla görülebilecek küçüklükte olan yaşayan organizmalardır. Genellikle tek hücreden oluşmaktadır. Bilinen en eski mikrop 3,48 milyar yıl öncesine ait olsa da, bizlerin mikrobu keşfi Antonie van Leeuwenhoek’ün kendi yarattığı mikroskopla 1675 yılında olmuştur.

Mikroplar dünyanın herhangi bir yerinde, en zorlu şartlarda bile yaşamlarını devam ettirebilmektedir. Buna okyanusun en derin, yani basıncın en yüksek olduğu yerler bile dahildir.

Her Mikrop Zararlı Mıdır?

Tabi ki her mikrop zararlı değildir. Ancak bazı mikroplar insanda hastalık yapabilmektedir. Enfeksiyon yapan bu hastalıklara bulaşıcı hastalıklar da denmektedir. Bu hastalıkları yapan ajanlara da patojen organizmalar denmektedir. Tıbbın son yüzyılda ilerlemesi, hijyen şartlarının gelişmesi ile insan hayatını tehdit eden bu hastalıkların sayısını azaltmıştır.

Eski çağlarda padişah olmak bile enfeksiyon hastalıklarından korunmaya yeterli olmadığını, Yavuz Sultan Selim’in şir-i pençe, yani aslan pençesi hastalığı nedeniyle vefat etmesinden anlamak gerekir. Bu hastalık bakteriler (özellikle stafilokoklar) tarafından oluşan sivilcenin ilerlemiş bir türü olan karbonküldür. Günümüzde tedavi antibiotikler ve lokal uygulamalarla olmaktadır.

merdum-u dideme bilmem ne füsun etti felek
giryemi kıldı füzun eşkimi hun etti felek
şirler pençe-i kahrımda olurken lerzan
beni bir gözleri ahuya zebun etti felek

Yine bir bakteriyel enfeksiyon olan veba (etken patojen yersinia pestis), Avrupa’da 75-200 milyon kişinin ölmesine neden olmuştur. Günümüzde enfeksiyon hastalıkları en fazla gelişmemiş bölgelerde ölümlere neden olmaktadır: ilk neden HIV/AIDS, ikinci neden alt solunum yolları enfeksiyonudur.

İnsan Mikrobiotası

Mikroplar dünyayının her yerinde olduğu gibi vücudumuzun çeşitli bölgelerinde bizle birlikte yaşamaktadır. İnsan vücudunda 500-1000 farklı tür mikro-oranizmanın yaşadığı tahmin edilmektedir.Bu çeşitliliğe mikrobiota denilirken, bu mikropların içerdiği genetik bilginin tamamı aynı insanın genetik bilgisinden 100 kat daha fazladır. Mikropların içerdiği genetik bilgiye de mikrobiom denilmektedir.

Homo sapiens’de yani insanda bulunan hücrelerin %90’sının insan kaynaklı olmadığı, mikrop olduğu düşünülmektedir.

İnsan ve içerdiği mikropla ilişkisi gıdalardan ve çeşitli diğer faktörlerden etkilenmektedir, sürekli aynı şekilde kalmamaktadır. Bu ilişkide olan değişiklikler insan sağlığını da etkileyebilmektedir. Örneğin midede gastrit yapan helicobacter pylori, şah damarını daraltan plaktada bulunabilmektedir.

Daha önce içinde mikrop olmadığını düşündüğümüz örneğin eklemlerde bile gizlenmiş (hidrotermal vent bakteri) mikroorganizmalar gelişen teknoloji ile tesbit edilebilir hale gelmiştir.

Bu yaşayan organizmalar, aynı zamanda çeşitli molekülleri işleyip ortama çeşitli ürünler sürmektedir. İnsan ve mikropların metabolizmasına insan metabolumu denilmektedir.

Bütün bunlardan anlaşılabileceği gibi bedenimizin ancak küçük bir kısmına hükmediyor olmamız, sadece doğa ile değil birlikte yaşadığımızı mikroorganizmalarla da uyumlu yaşamamız gereğini bizlere göstermektedir.

Mikroplarımız ve Sağlığımız

Sayıca ve bilgice bizden fazla olan mikroplarımız sadece enfeksiyon hastalığına neden olmamaktadır, iltihaplı eklem romatizması, iltihaplı barsak hastalıkları gibi bazı hastalıkları tetikleyebildiği gibi, mikropların gıdalardan ürettiği bazı maddelerin damar sertliğine neden olduğu yönünde araştırmalar mevcuttur.

Barsaklarımızda bulunan bu çeşitli mikropların çeşitliliğindeki değişiklikler, yani örneğin belirli mikropların nüfusunun azalması, belirli türlerin daha baskın olması da hastalıklara zemin oluşturmaktadır.

Görüldüğü gibi gayet karışık ve bir birinin içine girmiş bir yapının içinde belirli bir dengede yaşamaktayız, bu dengeyi bozmamak gerekiyor. Bunu da yapabilmek için konuyu derinlemesine bilmeye ihtiyacımız bulunmaktadır.

Probiotikler

Probiotiğin kelime anlamı “hayat için” olsa da, genel anlamda kullanımı insan için yararlı miroorganizmalar için kullanılmaktadır. Probiotiklerin tıbbi kullanımlarının arasında antibiotik ilişkili ishal başı geçmektedir. Yine başka bir kullanımı da, antibiotik ilişkili vajinal mantar enfeksiyonlarıdır.

Antibiotikler, patojen, yani hastalık yapan mikropları öldürdüğü gibi, bizlere faydalı mikropları da öldürmektedir. Bu yararlı mikroplar, bazı hastalık yapma potansiyeli olan mikropların aşırı çoğalmasına engel olmaktadır.

Probiotikler son dönemlerde popüler olsa da günlük hayatımızın da vazgeçilmez öğelerinden birileridir: yoğurt, peynir, kefir sütün probiotiklerle fermente edilmiş halleridir.

Son Söz

 

  1. Vücudumuzdaki hücrelerin %90’ını mikroplar oluşturmaktadır.
  2. Mikroplarla sürekli, değişken bir ilişki içindeyiz, ama dengenin bozulmaması gereklidir.
  3. Antibiotik kullanımı faydalı mikropları da öldürebileceğinden, sadece gerektiği zaman kullanmak şarttır.
  4. Probiotikler özellikle antibiotik ilişkili durumlarda faydalıdır. 

Yorum bırakın

Filed under Genel, Kanser, Kolesterol