Tag Archives: diyet

Açlığı Taklit Eden Diyetin Faydaları

Mesleğin başında bu tip konular nedense benim pek ilgimi çekmiyordu. Daha çok kanser konusunda kafayı yoruyor, Cerrahpaşa’daki hocalarımın bu konuya nasıl da vakıf olduklarını görüp, onlar gibi hastaları ve hastalıkları değerlendirmek için can atıyordum; ama insan beynine bilgilerin yüklenmesinde bir turbo mod yok, çok çalışma ve İngilizce deliberate, Türkçesi üzerinde düşünülmüş çalışma gerektiğini 10.000 saat geçip de “tamam şimdi oldu” zamanı anladım. Konuyu biraz uzatıyorum gibi duruyor, ama üst bilişin de (meta-cognition) bu süreçte etkili olduğunu sonra okuduğum yazılarda gördüm (https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Cstbili%C5%9F).

 

Ben o zamanlar, kanserin de basit bir açıklaması vardır diye düşünüp, teorik olarak kafa yorarken, o zaman asistan odasında şimdi ünlü bir endokrin uzmanı olan Özay Tiryakioğlu, müthiş bir endokrinolog olan Pınar Ablayla insülin direnci ve diyet konularındaki derin tartışmalarını anlamakta güçlük çekiyordum. Filhakika, insanların çoğunun hayatını tehdit eden mevzu da bu konularmış, sonradan anladım.

 

Biraz da yaş ilerleyip de arkadaşlarım 45’li yaşlara gelince, her ne kadar onlardan genç de olsam, uzun yaşamın nasıl elde edildiğini gösteren çalışmalar da ilgimi çekmeye başladı. Genlerimiz ve yaşam tarzımız bizim ne kadar yaşayacağımıza karar veriyor, isterseniz de çalışmamıza geçelim.

 

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim, ömrü uzattığı yegane gösterilmiş şey açlık…

 

Çalışmaya 100 sağlıklı katılımcı alınıyor ve iki gruba ayrılıyor ve açlığı taklit eden diyetin (ATED) yaşlanma ve yaşla ilişkili hastalılarının göstergeleri, risk faktörlerine etkisi araştırılmış. ATED tipik olarak kalorisi, şekeri ve proteini az, doymamış yağı fazla yiyeceklerden oluşmaktadır. ATED her ay sadece birbirini takip eden 5 gün boyunca uygulanmıştır.

 

ATED Gün 1

%10 protein, %56 yağ ve %34 karbohidrat. Toplam 1090 kalori

 

ATED Gün 2-5

%9 protein, %44 yağ ve %47 karbohidrat. Toplam 725 kalori.

 

3 kez yapılan ATED turu vücut ağırlığını, beden ve toplam vücut yağını, insülin benzeri büyüme hormonu-1’i (IGF-1) ve kan basıncını azalttığı gözlenmiştir. Bu süre zarfında yan etki saptanmamıştır. Bu diyetin iyi tarafı ise, riski yüksek olanlarda iyi etkiler belirgin olmasıdır.

 

Sonuç

 

Ne demiş atalarımız, alınan enerjinin azı kar, çoğu zarar.

 

 

Min Wei, et al. “Fasting-mimicking diet and markers/risk factors for aging, diabetes, cancer, and cardiovascular disease”. Science Translational Medicine  15 Feb 2017:Vol. 9, Issue 377,  DOI: 10.1126/scitranslmed.aai8700.

 

Reklamlar

5 Yorum

Filed under Genel

Yeni Bir Şeker İlacı Empagliflozin

Erişkinde gördüğümüz şeker hastalığı aslında bir enerji hastalığı; yani ihtiyacımızın üstünde enerji alıyoruz, bu aldığımız enerjiyi de harcamıyoruz. Konu enerjinin getirdiği kilo olmasa, para olsa insanlar muazzam zengin olurdu, ancak ne yazık ki kilo biriktirmek yarar yerine zarar veriyor.peşin veresiye

Neden Çabuk Kilo Alırız?

İnsanlık tarihine baktığımız zaman, ya kuraklık ya da savaşlar nedeniyle yaklaşık 4 yıl açlık, 4 yılda tokluk dönemleri olduğunu görürüz. Benim yaşımda olanlar hep anne babalarından şu lafı duyarlardı çocukluklarında: “zamanında ekmek karne ile alınırdı”. Evet, 2. Dünya savaşı sırasında ülkemizde de ekmek karne ile verilmeye başlanmış olması, ulus olarak neden kilo almaya bu kadar meyilli olduğumuzun köklerini yansıtıyor. Bundan 20 yıl öncesine kadar yağlı tarafından fasulye istendiğini hatırlayın.

Neyse ki artık kıtlık çekmiyoruz, her bir tarafımız endüstriyel gıda maddeleri ile ucuza doldurulmuş durumda. Organik tavuk 1 saatte zor pişerken, marketten aldığımız tavukumsu şeyler 2 dakikada mis gibi pişiyor. Meyve, sebze fiyatları roket hızıyla artarken, kalorisi fazla yağlı gıdalar nispeten yerinde sayıyor.

ekmek karnesi

Şekerin İlacı Nedir?

Şeker hastalığının ilacı, olmasını önlemektir: yani mağara hayatına geri döneceğiz. Mağarada yaşayan atalarımız nasıl besleniyordu? Mağaradaki atalarımız daha çok otlanıyordu (tabi ki ot yemiyorlardı, ama topladıkları meyveleri, sebzeleri yiyorlardı), bunu yapabilmek için uzun uzun yürüyorlardı. Arada da avlanıp protein alıyorlardı. Aslanların bile 10’da 1 av yakalama şansının olduğunu düşünürsek, hayvansal proteine ne kadar ihtiyacımız olduğu anlaşılabilir.

Gelelim konumuza, yani yeni şeker ilacına. Bu ilacın benzerini (dapagliflozin) daha önce konuşmuştuk: Empagliflozin. Bu ilaç Sodium-glukoz kotransporter 2 (SGLT2) inhibitörüdür. SGLT2, empagliflozinle inhibe edildiğinde, şekerin idrardan geri emilmesini engelleyip, idrarla atılımını arttıyor. Normalde vücudumuz benzer bir mekanizmayı kullanarak, şekerin fazlasını idrarla atmaktadır, ancak bu eşik değerin nerede başladığı net olmamakla beraber, atılım da kararlı değildir. Bu ilaç idrardan şeker atılımını kararlı hale getirmektedir.

Metformin kullanan insanlara bu ilaç eklendiğinde ortalama günlük kan şekerlerinin düştüğü, tansiyonlarının ve kilolarının azaldığı gözlenmiştir. Ancak bunların karşılığında da şekerli idrar nedeniyle, idrar yolu enfeksiyonu riski artmıştır.

Son Söz

En iyi ilaç, en doğal iyileşme yöntemi, aldığımız enerjiyi kısıtlamak, sebze meyve ağırlıklı beslenmek, uzun yürüyüşler yapmaktır.

Sevgiyle kalın.

Hans-Ulrich Häring, et al. “Empagliflozin as Add-On to Metformin in Patients With Type 2 Diabetes: A 24-Week, Randomized, Double-Blind, Placebo-Controlled Trial”. Diabetes Care June 2014 vol. 37 no. 6 1650-1659

 

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Sebze, Meyve Ağırlıklı Beslenme ve Bizle Birlikte Yaşayan Mikroplar

Sağlıklı yaşam için sebze ve meyve ağırlıklı beslenmemiz gerekiyor. Tabi ki buna ek olarak enerji dengemizi de yakın olarak kontrol etmemiz gerekiyor. Arabaları çok sevdiğimden, örnekleri hep arabalar üzerinden vermeyi seviyorum; eğer aracınızda fazla gaza basarsanız, arabanın motoru boğulur. Bizde vücudumuza, ihtiyacımızdan fazla enerji alırsak ve beklenenden az enerji harcarsak, bunun insan bedenini kötü etkileyeceği de aşikâr.

Tip 2 şeker hastalığı, aslında bir enerji hastalığı. Evimizdeki enerji tüketimini ay sonu gelen elektrik faturalarında görüyoruz, ancak vücudumuza bastığımız enerji fazlasının faturası geç geliyor ve haliyle de çok da ağır oluyor. Dolayısıyla fatura kabarmadan bu durumun farkına varıp, müdahalede bulunmak gerekiyor. Faturanızın kabardığını bir mezurayla bel çevrenizi ölçerek görebilirsiniz; erkekte 94cm, kadında 88cm altında olması gerek.

Bugün bahsedeceğim çalışma, Hemşirelerin Sağlık Çalışması çerçevesinde yapılmıştır.

Ne Araştırılmış?

Bitki hücre duvarında bulunan lignan’ların barsaklarımızdaki bakteriler tarafından parçalanması sonucunda ortaya çıkan metabolitlerini (enterolactone and enterodiol) idrarda bakılmıştır.

Ne Bulunmaya Çalışılıyor?

Bitki türevi beslenmenin yararları, barsaklarımızdaki mikroplar nedeniyle mi ortaya çıkıyor? Mikroplar sebze ve meyvede bulunan lignanları parçalamazsa iyi etki ortaya çıkmıyor mu?

Ne Bulunmuş?

İdrarda enterolakton ve enterodiol arttıkça, tip2 diyabet hastalığı riski azalıyor (OR:0,67)

Bu Neyi İfade Eder?

Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeliyiz, ancak floramız, yani bizle birlikte yaşayan mikropları da düşünmemiz gerekiyor. Çünkü bu mikropların çeşitliliği ve dengesi bizim şeker hastalığına yakalanma riskimizi arttırıyor.

Antibiotikler bu mikropları da öldürüyor, gereksiz kullanmamak gerek.

 

Qi Sun, et al. “Gut Microbiota Metabolites of Dietary Lignans and Risk of Type 2 Diabetes: A Prospective Investigation in Two Cohorts of U.S. Women”. Diabetes Care May 2014 vol. 37 no. 5 1287-1295.

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Sık Diyet Kilo Fazlalığına Neden Oluyor

Adana Kebab

Adana Kebab (Photo credit: Wikipedia)

İş yeme, içme, diyet ve kilo kontrolü olunca, konuya ilgi ve alaka fazla oluyor. Yemek yeme eylemi, hayatta kalmak için önemli olsa da, sosyalleşmek üzerine de etkisi var. Bunun dışında Adana’lıysanız (değilseniz de) kebabın antidepresan etkileri de yok değil (kısa süreli haz vermesi açısından). Bir de sürekli diyet yapan ve sürekli kilo alan insanlar var. Bu nasıl oluyor diye merak ediyorsanız, tek merak eden de siz değilsiniz. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Genel, Hipertansiyon, Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Anne ve Babalar Dikkat

McDonald's patron, 2006.

Image via Wikipedia

Genel olarak çocuklarımız iyi beslensin isteriz, bazen de onları zorlarız. Ancak beslenmede dengenin bozulması ve çocuklukta obez olmasının sağlıklı olmadığını biliyoruz. Ancak çocukluk döneminizden hatırlayın, bazı çocuklar obez olmasına rağmen erişkin olduklarında normal kiloya dönmeketedir. Peki geçmiş hataların cezası yine de ödenir mi? Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Hipertansiyon, Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Yiyecekler, Yaşam Tarzı ve Kilo

a cure!

Image by Robert Couse-Baker via Flickr

Uzun dönemde sağlıklı bir kiloda olmak ve bunun da devamını sağlamak amacıyla daha az yemek ve daha fazla egzersiz yapmak gerekir. Ancak hayatımızı idame etmemiz için de beslenmemiz de gerekiyor. Ayrıca, özellikle hangi tip yiyecekler daha fazla kilo aldırır sorusunun da cevabını bulmamız gerekiyor. Okumaya devam et

5 Yorum

Filed under Genel

Her Yaş İçin Diyet ve Egzersiz Şart

Yaşlılarda obezite, fiziksel yetkinlikte azalmayı şiddetlendirmektedir. Ancak obez yaşlıların nasıl teadvi edileceği de bilinmemektedir. Bu çalışmada, 65 yaş ve üzerinde ve obez olanlar diyet veya egzersiz veya diyet+egzersiz uygulanmıştır.

Çalışmaya 107 kişi katılmış, bunların da %87’si çalışmayı tamamlamışlardır. Fiziksel Performans Testinde yüksek puan daha iyi fiziksel durumu ifade etmektedir; tedavinin başlangıcına göre bakıldığında:

Diyet+Egzersiz grubunda %21 artış

Diyet grubunda %12 artış

Egzersiz grubunda %15 artış saptanmıştır.

Vücut Ağırlığına Bakıldığında

Diyet+Egzersiz grubunda %9 azalma

Diyet grubunda %10 azalma

Egzersiz grubunda değişim gözlenmemiştir.

Güç, denge ve yürüyüş diyet+egzersiz grubunda daha iyileşmiş olduğu tesbit edilmiştir. Yan etki olarak da sadece egzersize bağlı yaralanmalar gözlenmiştir.

Sağlıklı bir yaşlanma için, mutalaka diyet ve egzersiz yapılmalıdır.

Dennis T. Villareal, et al. “Weight Loss, Exercise, or Both and Physical Function in Obese Older Adults”. N Engl J Med 2011; 364:1218-1229March 31, 2011

Yorum bırakın

Filed under Genel

Şeker Hastaları ve Şekerli İçecekler

Tip 2 diyabeti olanların özellikle şekerden uzak durmaları sağlıkları ve şeker kontrolü için gereklidir. 2003-2006 arasında yapılan bu çalışmada tip 2 diyabeti olan 1090 erişkinin 24 saatlik diyetleri araştırılmıştır. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Genel, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Akdeniz Diyeti ve Diyabet

Akdeniz diyeti, yüksek miktarda sebze, bakliyat, tahıl, meyve, fındık ve zeytin yağı; orta düzeyde balık ve şarap ve az miktarda kırmızı ve işlenmiş et ve tam yağlı süt ürünlerini içermektedir. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Diyet ve Diyabet

Yaşam tarzı değişikliği olarak diyet ve egzersizin diyabetin tedavisinde vazgeçilmez olduğunu biliyorsunuz. Ancak, hastalarımın çoğunluğu bir sihirli değnek olsa veya da onun muadili olarak sihirli bir tablet olsa da bizi tedavi etse diye düşünür. Ne yazık ki, masallar gerçek değildir. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Metabolik Sendrom

Gelişmiş ülkelerdeki erişkinlerde en önemli ölüm nedeni kardiyovasküler (kalp ve damar) hastalık olduğu için, çoğu tıbbi çalışmalar kalp hastalığının ve felçin önlenmesini hedef almışlardır. Sağlıksız vücut ölçümü ve anormal kan tahlillerinin bileşimi olan metabolik sendrom, kardiyovasküler hastalık geliştirme şansı yüksek olan bireylerin tanınmasını sağlar. Agresif yaşam şekli değişiklikleri ve bazen de ilaç kullanımı ile bireyin kalp hastalığı ve felç geçirme şansı azaltılmaktadır. Metabolik sendrom, sendrom X veya insülin direnci sendromu olarak da adlandırılmaktadır.

  • Bel ölçüsünün erkeklerde 102 cm’nin, kadınlarda 88 cm ‘nin üzerinde olması
  • Yüksek tansiyon
  • Şeker yüksekliği (açlık kan şekerinin 100mg/dL yüksek olması)
  • Artmış trigliserid seviyesi
  • Azalmış HDL (iyi) kolesterol seviyesi Yukardaki ölçümlerden en azından 3 tanesi bir bireyde varsa, o bireyin metabolik sendromu olduğu söylenebilir ve bu hasta tip 2 diyabet, koroner arter hastalığı, kalp krizi veya felç geçirme için risk altındadır.
  • Yaşam tarzı değişiklikleri, kilo verilmesini, düzenli egzersiz, sigaranın bırakılmasını ve diyetteki yağın azaltılmasını içerir. Sadece %10’luk bir kilo kaybı bile kan basıncını ve insülin direncinin iyileştirir. Bazı bireyler sadece yaşam tarzı değişikliği ile yüksek tansiyon ve şeker yüksekliğinden kurtulabilirler. Çoğu bireyde yaşam tarzı değişikliğine ek olarak ilaç tedavisi eklenmektedir Düzenli egzersiz yapın.
  • Çocuklarınınz düzenli fiziksel aktivitede bulunmasını sağlayın ve sağlıklı yemekler yemelerini sağlıyın.
  • Meyve ve sebzede zengin sağlıklı ve dengeli beslenin.
  • Sigara içmeyin.
  • Düzenli check-up yaptırın ve yüksek kan basıncı için erken tedaviye başlayın.

Yorum bırakın

Filed under Hipertansiyon, Kanser, Kolesterol, Mide, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Şeker ve Kan Yağları

 Diyetle alınan karbohidratların kan yağlarında değişikliklere neden olduğu bilinmekteydi. Ancak, yiyecek ve içeceklere eklenen şekerin etkisini araştıran bir çalışma bu çalışmaya kadar yoktu.

 Birleşik Devletlerde yapılan bu çalışma 6113 erişkini içermektedir.

 Sonuçlar

 Alınan kalorilerin %15.8’i eklenen şekerden gelmektedir. Şeker alımının toplam enerjiye oranı yükseldikçe HDL-C (iyi kolesterol) düşmektedir ve trigliserid yükselmektedir. LDL-C (kötü kolesterol) kadınlarda artmakta, ancak erkeklerde bir değişim olmamaktadır.  

 Diyetle alınan şeker miktarı, kan yağlarını etkilemektedir.

 Biz ne yapabiliriz?

En azından çaya, kahveye şeker koymayarak sağlık için bir adım atabiliriz.

Jean A. Welsh, MPH, RN; Andrea Sharma, PhD, MPH; Jerome L. Abramson, PhD; Viola Vaccarino, MD, PhD; Cathleen Gillespie, MS; Miriam B. Vos, MD, MSPH “Caloric Sweetener Consumption and Dyslipidemia Among US Adults “ JAMA. 2010;303(15):1490-1497.

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Kolesterol Düşürücü İlaçlar Tansiyonu da Düşürür Mü?

Kolesterol düşürücü ilaçlar günümüzde oldukça sık kullanılan ve etkin ilaçlardır. Ancak, sınırları iyi çizmek ve ihtiyacı olan hastalara bu grup ilaçları tatbik etmek gerekmektedir. Ben hastalarımda gerektiği zaman kolesterol düşürücü ilaçları öneriyorum, ancak bu öneriyi yaparken de, en önemli noktanın diyet ve egzersiz olduğunu hatırlatıyorum. Diyet ve egzersiz yapılmazsa, sadece rakamlar düzeltilir, kişi tedavi edilmemiş olur. Benim hastalarıma önerim, diyet ve egzersiz yapmaları; ihtiyaç olursa da diyet ve egzersizi bırakmadan ilaç tedavilerine başlamaları yönündedir. Başarıya giden yol budur.

Gelelim Çalışmamıza

Statin grubu kolesterol düşürücü ilaçların, kolesterolü düşürdüğü gibi tansiyonu da düşürdüğü düşünülmektedir. Bu çalışma, böyle bir ilişkinin varlığını test etmek için düzenlenmiştir Çift kör ve randomize yapılan bu çalışmaya 508 orta derecede hipertansiyonu olan ve kolesterol yüksekliği olan 45-70 yaş arasında hastalar katılmıştır.

Hastalara hidroklorotiazid (25mg/gün) veya fosinopril (20mg/gün) tansişyon ilacının yanına pravastatin etken maddeli kolesterol düşürücü ilaç verilmiştir ve hastalar 6 yıl izlenmişlerdir.

Pravastatin kullananlarda kolesterol seviyeleri belirgin olarak düştüğü ancak tansiyon değerlerini düşürmediği gözlenmiştir. Kolesterol düşürücü pravastatin tansiyonu düşürmemektedir.

Giuseppe Mancia, Gianfranco Parati, Miriam Revera, Grzegorz Bilo, Andrea Giuliano, Fabrizio Veglia, Gaetano Crepaldi, Alberto Zanchetti “Statins, antihypertensive treatment, and blood pressure control in clinic and over 24 hours: evidence from PHYLLIS randomised double blind trial”

Yorum bırakın

Filed under Hipertansiyon, Kolesterol

Metformin Tedavisine İnsülin Dışı İlaçların Eklenmesi

Hastalarımda şeker hastalığı tedavisinde ilk seçtiğim tedavi yöntemi, diyet ve egzersizdir. Diyet ve egzersiz tedavinin bel kemiğidir. Diyet ve egzersize ek olarak önerdiğim ilaç ise, insülin direncini kıran metformindir. Metformin, hem ucuz hem de güvenilirdir (ancak tabi ki bazı yan etkileri, kullanılmaması gereken durumlar vardır). Bu ilacı tercih etmemin nedeni insülin direncini kırması yanı sıra kilo kaybına da sebep olmasıdır. Bu tedavi yöntemleri ile yeni tanı koyduğum şeker (tip 2 diyabet)hastalarının çoğunda başarıya ulaşmaktayım.

Bugün sizlere bahsedeceği bu çalışma, metforminin yetersiz kaldığı durumlarda, metformine eklenecek insülin dışı şeker ilaçlarının etkilerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.
Çalışmada 1950-2010 yılları arasında yapılmış randomize kontrollü çalışmalar değerlendirilmiştir. 27 çalışmadan 11198 hastanın verileri elde edilmiştir.

Sonuçlar

Değişik gruptaki insülin dışı şeker ilaçalrı metformine eklendiğinde 3 aylık kan şekeri ortalamasını gösteren HbA1c düzeylerinde benzer düşmeler gözlenmiştir.

Ancak thiazolidinedionlar (rosiglitazon, pioglitazon), sulfonilüreler, ve glinides (nateglinid, rapeglinid vb) kilo artışına sebep olmuşlardır (1.77-2.08 kg)

Glukagon-benzeri peptide-1 analogları, -glukosidaz inhibitörleri (akarboz), ve dipeptidyl peptidase-4 inhibitörler kilo kaybı veya kilo değişim olmamasına sebep olmuştur.

Sulfonilüreler ve glinidler, plaseboya göre daha fazla hipoglisemiye (aşırı şeker düşmesi) neden olmuştur.

Olivia J. Phung, PharmD; Jennifer M. Scholle, PharmD; Mehak Talwar, BS; Craig I. Coleman, PharmD “Effect of Noninsulin Antidiabetic Drugs Added to Metformin Therapy on Glycemic Control, Weight Gain, and Hypoglycemia in Type 2 Diabetes “ JAMA. 2010;303(14):1410-1418.

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Çocukluk Çağı Obezitesi; Ne Ekersek Onu Biçeceğiz

Son 50 yılda artan yaşam beklentisi artık durulacak gibi görünüyor. Obezitenin tüm dünyada yaygınlaşması nedeniyle, obezitenin tetiklediği hastalıklar ve kayıplar artması beklenmektedir.

Bugünkü yazımız dün (11 Şubat 2010) New England Journal of Medicine’da yayınlanan bir çalışma*. Bu çalışmada araştırmacılar, Arizona’da (ABD) yaşıyan kızılderili ve diyabeti olmayan çocuklarda, obezite, glukoz intoleransı (gizli şeker), hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği ile erken ölüm (55 yaşından önce ölüm) arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir.

Bu çalışma, 5-19 yaşında diyabeti olmayan Pima Kızılderilerinde eğer obezite varsa ve şeker yükleme testinin ikinci saatindeki glukoz normal ama normal aralığın üst değerlerinde ise, bu çocukların diğerlerine göre gençlik ve orta yaşta ölüm riski 2 kat artmış olduğunu göstermektedir.

Bu çalışmadan çıkan en önemli sonuç, obezitenin kötü etkilerinin genç yaşlardan itibaren çıktığının gösterilmesidir. Dolayısıyla, çocuklarımızın gelecekteki sağlıklarını düşünüyorsak, kalorisi dengeli, fast-fooddan uzak, meyve ve sebze ağırlıklı bir diyet ve egzersiz yapmalarını sağlamamız gerekmektedir.

*Franks PW, Hanson RL, Knowler WC, Sievers ML, Bennett PH, Looker HC. Childhood obesity, other cardiovascular risk factors, and premature death. N Engl J Med 2010;362:485-493.

Yorum bırakın

Filed under Hipertansiyon, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Sibutramin’in Avrupa’dan Çekilmesi

Sibutramin, beyinde serotonin ve nor-adrenalin üzerinden etki ederek iştahı baskılamaktadır. Noradrenerjik uyarı iştahı düzenlemekle birlikte, kalp damar sistemi üzerine sempatetik aktiviteyi arttırmaktadır. Bu aktivitenin net sonucu “savaş veya kaç”tır; kan basıncı ve nabız hafifçe artar. Ama bu artış bazı hastalarda tahmin edilememektedir, tansiyonda 20mmHg’nin nabızda da 20 vuru/dk üzerinde artış olmaktadır.

SCOUT (Sibutramine Cardiovascular Outcome Trial) çalışmasının ara değerlendirilmesinde, bu ilacı kullananlarda kalp damar sistemi hastalığına bağlı artmış risk bulunmuştur. Bu çalışmaya 55 yaşın üzerinde, kalp damar hastalığı açısından yüksek riskte ve obez hastalar alınmış ve 5 yıl boyunca sibutramin kullanılması (normalin 5 katı uzunlukta) planlanmıştır. Sonuçta, %10 olması planlanan kalp damar sistemi komplikasyonları, sibutramin kullanlarda %11.4 olarak bulunması üzerine European Medicines Agency (EMA) güvenlik kusurları nedeniyle ilacın geri çekilmesini istemiştir.

Hal böyleyken, obezite tedavisinin yenilmez unsurları olan “diyet+egzersiz” bir ilacı daha yıkmış olmaktadır.

*Gareth Williams. “Withdrawal of sibutramine in Europe “. BMJ 2010;340:c824

Yorum bırakın

Filed under Genel