Monthly Archives: Kasım 2018

Oturma ve Fiziksel Aktivite Süresi

Oturma ve Fİzİksel Aktİvİte Süresi

İnsanın ayaklarının üzerinde durabilmesi ve hareket edebilmesi için, vücudundan gelen sinyallerin beyne iletilmesi ve bunun işlenerek beyinden kaslara emir gitmesi gerekmektedir.  Bu karmaşık işlemler beynin çeşitli bölgeleri tarafından yürütülmektedir, ancak bunun için ayrıca düşünmemize (korteksimizi kullanmaya) gerek yoktur. Ancak işleyen demir ışıldadığı gibi, duran demir de paslanıyor. Hareket ettiğimizde otomatik olarak beynin büyük bir kısmı çalışırken, oturduğumuz zaman bu işlemleri yapmasına gerek kalmadığı da aşikârdır. Dolayısıyla beynimizin sağlığını korumak istiyorsak mutlaka hareket etmemiz gerekiyor.

Peki, ne kadar süre oturuyoruz, ne kadar süre fiziksel aktivitede bulunuyoruz? Bu sorunun cevabı ise bu çalışmada, ancak bunlar ABD verileri.

2015-2016 tarihleri arasında Ulusal Sağlık ve Beslenme Anketine katılan 18 yaş üzeri 5992 katılımcının sonuçları aşağıdaki gibi bulunmuş:

Günlük 4 saatten az oturan ve haftalık 6 saatten fazla egzersiz yapanlar: %5

Günlük 8 saatten fazla oturup, egzersiz yapmayanlar: %10

Haftalık 6 saatten fazla egzersiz yapanlar %23

Egzersiz yapmayanlar %51 olarak tespit edilmiş.

Egzersiz yapmama, yaşla birlikte arttığı da gözlenmiş.

Türkiye’de Durum Nedir?

Bizdeki durum nedir diye küçük bir twitter (https://twitter.com/DoktorBurak/status/1066936695998881792) anketi yaptığımda ise sonuçlarımız şu şekilde oldu. Bu arada Prof. Mikdat Kadıoğlu Hoca’ya yardımı için müteşekkir olduğumu belirtmek isterim.

Sorumuz şuydu: “Sıradan bir günde kaç saat oturursunuz?” Bu soruya 587 kişi cevap verdi.

Türkiye’de                         Amerika’da

0-4 saat                %20                                       %22

4-6 saat                %20                                       %25

6-8 saat                %28                                       %30

>8 saat                 %32                                       %21

Tabloda gördüğünüz üzere ülkemizde günde 8 saatten çok oturanların sayısı Amerika’nın 1,5 katı. Bu durum da ülkemizdeki obezite fırtınasının nedenlerinden bir tanesidir.

Bu arada bir başka araştırmanın sonucunu da hatırlatayım:

Günde 4 saatten az oturanlarla karşılaştırıldığında, ölüm oranındaki artış:

Eğer 4-8 saat arasında oturuyorsanız= 1.02

Eğer 8-11 saat arasında oturuyorsanız= 1.15

Eğer 11 saatten fazla oturuyorsanız = 1.40 kat kadar olmaktadır

Oturma süresi

Önerim

Sürekli oturur durumda olmamak istiyorsanız sizi dürtecek akıllı bir saat alın; çok pahalısına gerek yok, basit bir tanesi bile uzun oturmalarda sizi uyarıyor. Ben bunun faydasını çok gördüm.

Egzersiz yapamıyorum demeyin, tabii ki çoğunluk için zor, ama azımsanmayacak çok sayıda da yapan var (%51’e karşı %23).

Az oturmanın ve egzersizin en iyi ilaçtan bile daha iyi olduğunu unutmayın.

Ülkemizde günde 8 saatten çok oturanların sayısı Amerika’nın 1,5 katıdır, bu konuda da önlemlerin alınması halk sağlığı için elzemdir.

Wiebe et al. “Joint Prevalence of Sitting Time and Leisure-Time Physical Activity Among US Adults, 2015-2016”. https://jamanetwork.com/journals/jama/article-abstract/2715582

https://burakuzel-md.com/2012/03/29/oturmak-omru-kisaltiyor/

Yorum bırakın

Filed under Genel

Gözler Yalan Söylemez

Gözler Yalan Söylemez

“Hoca gelecek, baktın mı hastanın göz dibine” diye soruyorum arkadaşıma, “baktırdım” diyor; “ben ne kadar baksam da bir şey anlayamıyorum” diyorum. Az sonra grand vizit yapılacak ve haftalık fırçamızı Hasan Hocadan yiyeceğiz. İki hafta önce elimde dergileri görüp, bunları okuyup adam olamazsın diye kızmıştı, geçen hafta ise hiçbir şey okumuyorsun diye…

Göz dibi incelemesi insan vücudunda mikro-dolaşımın doğrudan gözlenebileceği yegâne yer ve sağlık hakkında iyi bilgiler veriyor, mesela tansiyon yüksekliğinin, şeker hastalığının etkilerini göz dibindeki damarlardan takip edebiliyoruz.

Bugün bahsedeceğim çalışma derin öğrenme ile ilgili; muhtemelen de bundan sonraki yazılarımda sık sık bu yöntemle ilgili çalışmaları sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Derin öğrenme 284,335 hasta verisinden algoritmasını kurmuş ve iki farklı veri setinde de öğrendiği bu algoritma ile tahmin yapmıştır.

Bir sonraki satırı okumadan önce sizlere AUC değerinin 0,5-0,7 arasında olması düşük, 0,7-0,9 arasında olması orta, 0,9 üzeri olması yüksek kesinliği gösterdiğini hatırlatayım.

Yapay zekâ göz dibine bakıp

  • Kişinin kaç yaşında olduğunu yaklaşık 3 yıl hatayla tespit etmiş.
  • Kişinin cinsiyetini yüksek keskinlikle tahmin etmiş (AUC= 0.9)
  • Sigara, büyük tansiyon düzeyi ve majör kardiyak olay tahmini ise orta düzeyde kalmıştır (AUC= 0.70)

Retina ve AI

Önerim

Yapay zekâ tüm gücüyle geliyor ve yakın gelecek gerçekten çok şaşırtıcı olacak.

Eğer şeker veya tansiyon hastalığınız varsa her sene göz dibi incelemesi yaptırın.

 

Göz dibi: http://www.wikizeroo.net/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvRnVuZHVzXyhleWUp

Ryan Poplin et al. “Prediction of cardiovascular risk factors from retinal fundus photographs via deep learning”. Nature Biomedical Engineering | VOL 2 | MARCH 2018 | 158–164

Yorum bırakın

Filed under Endokrin Hastalıklar, Genel Sağlık, Hipertansiyon, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Alzheimer Olur Muyum Yapay Zekâcığım?

alzheimer

Bildiklerimiz logaritmik hızda arttığı için dün ile bugün arasında bilgi birikimi açısından ciddi fark var; tabii ki eğer günceli yakın takip etmezsek, dağarcığımız rip akıntısına kapılabilir. Tıp alanında her zaman yapay zekâya ihtiyaç vardı, ancak şu zamana kadar olanlar bizlere çok da fayda sağlamadı. Örneğin EKG cihazları hep yorum yazar, ama bunlar pek de tutmaz.

Yapay Zekâ Nedir?

Yapay zekâ, bir insanın beynini taklit etmeyle başlayıp, belki evrim halkasındaki bir sonraki basamağa geçecek bir teknoloji olduğunu düşünüyorum. Belki ilk başta, şu anda olduğumuz gibi hibrid yapıda insan-bilgisayar etkileşimi (elimizde sürekli cep telefonu), bir süre sonra vücuda entegre edilen bilgisayarlarla “İnsan+” olmamıza neden olacak; sonrası da Matrix filmi… İyi mi, kötü mü bilmiyorum, ancak çok farklı olacağını öngörüyorum.

Tıp alanında ise genel kanı, yapay zekanın iş yükünü daha arttıracağı yönünde (https://twitter.com/EricTopol/status/1061675106370433029) . Muhtemelen, daha önce göremediğimiz bazı ilişkileri, bu vesileyle görmeye başlayacağız.

Bugün sizlerle paylaşacağım çalışma derin öğrenme ile ilgili. Derin öğrenme, yapay zekânın bir türü. Mantığı ise, makine öğreneceği şeyi puzzle gibi parçalara ayırır ve belirli bir sistemle tasnif eder, bu tasnif ettiklerini de tekrar tasnif ederek nihai sonuca ulaşır. Yani, puzzleda kenarları ve benzer şekilleri ayırır, sonra bu grupladıklarını tekrar tasnif ederek çözüme ulaşır (https://youtu.be/aircAruvnKk).  Aslında bir dizi matriks fonksiyonu, bu konuda çalışmalar arttıkça basite indirgenmiş bir fonksiyon halini almaktadır.

Alzheimer Nedir?

Alzheimer hastalığı tam anlamıyla başımıza bela bir hastalıktır. Hafif unutkanlıklarla başlayıp, yakın dönemli hafızanın bozulması, ama uzak dönemli hafızanın korunması (kişi bugün ne yediğini hatırlamaz, ancak 10 yıl önceki olayları net hatırlar), kişilik değişiklikleri (pamuk gibi bir kişinin saldırgan olması), nihayetinde bakıma muhtaç yatalak bir hale getirmesi ile karakterize olan bu hastalık, ABD’de ölümlerin 6. sırasındadır, ama yakın bir gelecekte 3. sıraya yükseleceği tahmin edilmektedir.  Şu anda tamamen iyileştirici bir tedavi bulunmamaktadır.

Çalışma

2005-2017 yılları arasında 1002 hastaya ait 2109 18F-FDG PET görüntüleme çalışması incelenmiştir. Bu görüntülemeler hem derin öğrenme ile bilgisayar tarafından analiz edilmiş, hem de 2 nükleer tıp uzmanı doktor tarafından incelenmiş.

Alzheimer PET

Sonuçlar

Bilgisayarın algoritması, nihai klinik tanı konulmadan yaklaşık 75 ay önce PET’e bakarak Alzheimer hastalığı tanısını oldukça kesin tespit edebilmektedir (AUC 0,98; AUC değerinin 0,5-0,7 arasında olması düşük, 0,7-0,9 arasında olması orta, 0,9 üzeri olması yüksek kesinliği göstermektedir).

Yapay zekânın spesifitesi (testin hastalığı ekarte etme gücü) %82, nükleer tıp uzmanlarının %57

Yapay zekânın sensivitesi (testin tanı koyma gücü) %100, nükleer tıp uzmanlarının %91 olarak bulunmuştur.

 

Önerim

Eğer kendiniz veya yakınınızda hafıza ile ilgili bir sıkıntı hissediyorsanız bir nöroloji uzmanına gitmeniz uygun olur; keza hastalık klinik tanısının konulmasından 6 yıl öncesinde beyin görüntülemelerinden teşhis edilebiliyor.

Tıp Öğrencilerine Önerim

Radyoloji uzmanı olmak istiyorsanız bir kere daha düşünün, yapay zekâ ilk bu branşı ele geçirecek.

 

Yiming Ding, et al.” A Deep Learning Model to Predict a Diagnosis of Alzheimer Disease by Using 18F-FDG PET of the Brain” https://doi.org/10.1148/radiol.2018180958 https://pubs.rsna.org/doi/10.1148/radiol.2018180958

Yorum bırakın

Filed under Akıl ve Ruh

İshal Nereden Bulaştı?

İshal Nereden Bulaştı_

Mesela bu sabah 08.00’deki ilk hastam ishaldi. Hemen her gün mutlaka ishali olan bir hastam bana muayeneye geliyor ve şaşırmış şekilde ben bunu nasıl kaptım diye soruyor. Tabii ki yediğimiz ve içtiklerimizden kaynaklanıyor ishal çoğu zaman.

İyi tarafından bakın diyorum hastalara, bedavaya detoks yaptırdınız; yüzyılın başında Dr. Kelloggs’un kliniğinde, her hastalığa deva olarak lavman yaptıklarını hatırlatıyorum. Bu sözleri hastaları bir parça rahatlatmak için söylüyorum, çünkü hastalıkların tedavisinde pozitif olmak her zaman iyidir diye düşünüyorum.

Geniş manada ishalden bahsetmeyeceğim ama tarihi olarak bir hekimden özellikle bahsetmekte fayda var: John Snow. Efendim bu o bildiğiniz Game of Thrones karakteri olan Con Sınov değil, zira kendisi dizide kalleş bir pusuda hayatını kaybetmişti. Dr. John Snow’un modern epidemiyolojinin kurucusu olmasına neden olan şey 1854’de Londra’da yaşanan ve 616 kişinin ölümüne neden olan ishal salgınını araştırmasıdır. O zamana kadar ishalin hava kirliliğinden veya hava yoluyla olduğu düşünülüyordu.

Dr. Snow harita üzerinde ishal hastalarını işaretleyerek Broad Caddesindeki bir kuyudan su kullananlarda hastalığın olduğunu tespit etti. Bu kuyu foseptik çukuruna 90cm yakın olduğu ve koleralı bir çocuğun alt bezinin bu kuyuyu kontamine ettiğini tespit etmiştir.

snow_map

Enteresan bir şekilde yerel bir barda çalışanlar bu salgından etkilenmemiştir, bunu nedeni ise bira yapımında eğer mikrobik karışım olursa, bira bozulmaktadır. Bu nedenle de Anadolu topraklarında bulunun vahşi buğdayla birlikte, hem ekmek, hem de bira yapılmış ve bu sayede arayıcı-toplayıcı yaşamdan, yerleşik düzene geçmek mümkün olmuş. Buğday uzun süre saklandığı için insanlar göç etmek zorunda kalmamış, bira sayesinde ise dışkıyla kontamine olmamış sıvı içmiş ve temiz su kaynağı içtiklerinden emin olmuşlar.

Gelelim günümüze, herkes hayatında muhtemelen birden çok ishal atağı geçirecektir, ama bunun kaynağı nedir diye araştırıldığında, çoğunlukla çıkış yeri saptanamamaktadır. Bu nedenle yapay zekânın bir kolu olarak makine öğrenmesi kullanarak Google ve twitter araması yapılmıştır. Makine öğrenmesinde, bilgisayar verinin kendisini analiz ederek ondan çıkarımlar yapmakta ve en az insan etkileşimi ile karar vermektedir. Anlamı, insana ihtiyaç olmadan, neden sonuç ilişkisini hızlı bir şekilde bulmak amacıyla yaratılmış bir sistemdir.

Amerika’da 4 şehirde halk sağlığı bölümü hem rutin incelemelerin yapmışlar, hem de yapay zekânın yönlendirdiği restoranları yerinde incelemişlerdir. Rutin inceleme veya şikâyet temelli incelemeye göre daha fazla riskli restoran yapay zekâ tarafından tespit edilmiştir.

İshaldeki suçlu

  1. En sık gidilen en son restoran %62
  2. Diğer restoranlar %38

Yapay zekâ, her kullanıcıdan veri toplayıp biriktirdiği için suçlu restoranın tespitini daha rahatlıkla yapabilmektedir.

Hangi restoran

Size Önerilerim

İshalin hangi restorandan geçtiğini tespit etmek bundan sonra daha kolay olacak. Ancak son gidilen restoran suçlu olamayabilir, %38 öncekiler suçludur.

65 yaş üzerindeki erişkinler veya kronik hastalığı olanlar, ben evde oturayım, bu ishal geçer demeyin, bir hekime başvurun, çünkü sizlerde sıvı dengesi çabuk bozulabilir.

Eğer ishaliniz varsa, her büyük abdeste çıktıktan sonra 1 bardak su için.

 

Adam Sadilek, et al. “Machine-learned epidemiology: real-time detection of foodborne illness at scale”. https://www.nature.com/articles/s41746-018-0045-1

http://www.wikizeroo.net/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvMTg1NF9Ccm9hZF9TdHJlZXRfY2hvbGVyYV9vdXRicmVhaw

http://www.wikizeroo.net/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvSm9obl9Tbm93

https://www.sas.com/en_id/insights/analytics/machine-learning.html

Dr. Kellogs’ Filminin traileri: https://youtu.be/wQviGrzIKQY

Yorum bırakın

Filed under Genel

Ürik Asit ve Yediklerimiz

Ürik Asit ve Yediklerimiz

Geçtiğimiz yıllar içinde o kadar çok gut atağı görmemim sebebi malum medya hocası diye düşünüyorum. Zira 2000’li yıllarda Cerrahpaşa Romatolojide bu kadar çok gut hastası görmemiştim. Hal böyle olunca ürik asit konusuna da değinmek farz oldu.

Ürik asit, pürin metabolizması ürünü; bunu proteinlerin yıkımından ortaya çıkan atık olarak da okuyabilirsiniz. İnsan vücudu, aynı doğamızda olduğu gibi denge durumunu seviyor, ürik asit seviyesinin kanda düşük olması da pek haz ettiğimiz bir şey değil, çünkü ciddi antioksidan özelliği var. Fazla olması da sadece gut hastalığı riskini arttırmıyor, ürik asit nefropatisi dediğimiz, sonu diyalizle bile bitebilen böbrek hastalığına neden olabiliyor. Ayrıca yine böbrekte taş oluşumuna da neden olabiliyor.

Önce iyi haberle başlayalım, kanda ürik asit yüksekliğinin tek sebebi diyet değil, genetik.

Çalışma

Gut hastalığı veya böbrek hastalığı olmayan, ürik asit asit düşürücü veya idrar sökücü ilaç kullanmayan 16.760 kişinin verileri 5 kohort çalışmasından alınarak kullanılmış.

İyi haber, diyetle ürik asit artışı kişilerin %7.9’unu açıklıyor, %23.9’u ise genetik faktörlerden dolayı oluyor.

Ürik asit arttırıcılar

  1. Bira
  2. Likör
  3. Şarap
  4. Patates
  5. Kümes hayvanları
  6. Soft içecekler (kola, meyve suyu vb)
  7. Et

Ürik asit azaltıcılar

  1. Yumurta
  2. Yer fıstığı
  3. Soğuk mısır gevreği
  4. Yağsız süt
  5. Peynir
  6. Kahverengi ekmek
  7. Margarin
  8. Turunçgiller dışı meyve

Önerim

Eğer ürik asidiniz yüksekse mutlaka diyetinize dikkat edin, ama tek nedenin diyet olmadığını da bilin.

Hayvansal protein tüketimi günlük diyetin bir parçası olmalı, ama 65 yaş altındakilerin, eğer özel bir durumları yoksa, %20’den fazla hayvansal protein tüketmesinler.

65 yaş üzerindekilerin ise kas kaybını önlemesi nedeniyle protein tüketimini %20’nin üzerinde tutmaları daha uygundur.

Medya hocasından uzak durun.

 

 

Tanya J Major, et al. “Evaluation of the diet wide contribution to serum urate levels: meta-analysis of population based cohorts”. BMJ 2018;363:k3951 http://dx.doi.org/10.1136/bmj.k3951

1 Yorum

Filed under Endokrin Hastalıklar, Genel Sağlık