Monthly Archives: Ağustos 2014

Ebola Virüs Hastalığı

Hap Bilgi

Ebola virüs hastalığı ülkemizde tesbit edilmemiştir. Bu nedenle bu hastalığı kafanıza takmanıza gerek yoktur.
Eğer son 3 hafta içinde Guinea, Liberia, Sierra Leone, Lagos, Nijeria gibi Afrika ülkelerine gittiyseniz ( veya Ebola Virüs Hastalığı olan hastayla temas ettiyseniz, veya yukarda bahsedilen ülkelerde yarasalarla, kemirgenlerle ve primatlarla doğrudan temas ettiyseniz)
VE AYNI ZAMANDA
Ateşiniz 38,6 derecenizin üzerinde ve başağrısı, kas ağrısı, kusma, ishal, karın ağrısı ve açıklanamayan kanamanız varsa
Yakınınızdaki bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririm.

Detaylı Bilgi- Sağlık Çalışanları İçin
Ebola virüs hastalığı, hasta olanların %30 ile %90’nın kaybına neden olan ciddi bir hastalıktır. Bu hastalığa neden olan 5 tür virüs bulunmaktadır: Zaire, Sudan, Tai Ormanı, Bundibugyo ve Reston.

Bu türlerden en tehlikelisi ve şu anda Gine (Guinea) bölgesinde salgın yapan Zaire ebolavirüsüdür (EBOV). Bu salgının ilk ölüm vakası Aralık 2013’de tesbit edilmiştir.

Daha çok Orta Afrika’da olan bu hastalığın neden 3000km ötede, Batı Afrika’da baş gösterdiği bilinmemektedir. Ancak bu ülkelerde giderek kötüleşen alt yapının, yozlaşan hükümetin, artan fakirliğin ve yıkılan orman alanlarının bu salgını körüklediği düşünülmektedir.

Ayrıca ekonomik çıkarlar amacıyla yıkılan orman alanları nedeniyle bölgenin oldukça kuru bir mevsim geçirdiği de dikkati çekmektedir.

Bu durum ülkemizde de benzer bir durum yaşatmaktadır, özellikle İstanbul’da Kuzey Ormanlarının yıkımı, gelecek de bizlerin de benzer sıkıntılarla karşılaşabileceğimize işaret etmektedir.

Ebola virüs enfeksiyonu doğada meyve yarasalarında ve primatlarda bulunmaktadır. Bunlarla temas eden insanlara bulaşmakta ve insandan insana da geçmektedir.

Gine’de ilk ölen vakanın şikayetleri (ateş, kusma, siyah renkli ishal) 2 Aralık 2013’de başlamış ve hasta 6 Aralık’ta kaybedilmiştir. Bu ilk vakanın kızkardeşinde 25 Aralık 2013’de aynı şikayetler başlamış, 29 Aralık 2013’de kaybedilmiştir. Bu vakanın annesi, ananesi, hemşire, köyün ebesi, köyün ebesine bakan akrabası da benzer zamanlarda kaybedilmiştir.

İlk vakanın ananesinin cenazesine katılan kızkardeşi ve başka bir katılan da bir süre sonra hastalık gelişmiş ve bu vakalar da kaybedilmiştir. Mart 2014’e kadar bu bölgelerde 1323 hasta tesbit edilmiş ve bu hastalığa bağlı 729 ölüm gözlenmiştir.

Bu zamana kadar olan ebola virüs hastalığı salgıları ise aşağıdaki gibidir:
Yıl Ülke Ebolavirus Vaka Ölüm Vaka ölücüllüğü
2012 Democratic Republic of Congo Bundibugyo 57 29 51%
2012 Uganda Sudan 7 4 57%
2012 Uganda Sudan 24 17 71%
2011 Uganda Sudan 1 1 100%
2008 Democratic Republic of Congo Zaire 32 14 44%
2007 Uganda Bundibugyo 149 37 25%
2007 Democratic Republic of Congo Zaire 264 187 71%
2005 Congo Zaire 12 10 83%
2004 Sudan Sudan 17 7 41%
2003 (Nov-Dec) Congo Zaire 35 29 83%
2003 (Jan-Apr) Congo Zaire 143 128 90%
2001-2002 Congo Zaire 59 44 75%
2001-2002 Gabon Zaire 65 53 82%
2000 Uganda Sudan 425 224 53%
1996 South Africa (ex-Gabon) Zaire 1 1 100%
1996 (Jul-Dec) Gabon Zaire 60 45 75%
1996 (Jan-Apr) Gabon Zaire 31 21 68%
1995 Democratic Republic of Congo Zaire 315 254 81%
1994 Cote d’Ivoire Taï Forest 1 0 0%
1994 Gabon Zaire 52 31 60%
1979 Sudan Sudan 34 22 65%
1977 Democratic Republic of Congo Zaire 1 1 100%
1976 Sudan Sudan 284 151 53%
1976 Democratic Republic of Congo Zaire 318 280 88%

Görüldüğü gibi Gine’de ortaya çıkan son salgın diğerlerinden sayıca biraz daha fazladır. Ancak bu durumun globalleşmesinin ne ölçüde olacaktır, buna karşı önlemler alınmaktadır.

Son salgında hastalık genel olarak non-spesifik yüksek ateş , ciddi sulu ishal ve kusmayla gitmektedir. Kanamalar bu salgında daha az sıklıkla gözlenmiştir.

Hastalar çoklu organ yetersizliği ve DIC ile kaybedilmektedir.

Tedavi

Hastalığın hali hazırda spesifik bir tedavisi bulunmamaktadır. Destekleyici tedavi uygulanmaktadır. Ancak özellikle sağlık çalışanlarına bulaşabileceği de akılda tutulmaıdır.

Bio-güvenlik seviye 4 önlemleri alınmalıdır.

Deneysel bazı ilaçlar uygulanmaktadır, ancak klinik deneyim bulunmamaktadır.

Aşılama

Ebolavirüs hastalığı için aşı geliştirilmektedir

http://www.plosntds.org/article/fetchObject.action?uri=info%3Adoi%2F10.1371%2Fjournal.pntd.0003056&representation=PDF
http://www.who.int/mediacentre/news/releases/2014/ebola-outbreak-response-plan/en/
http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa1404505
http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs103/en/

IMG_6422.JPG

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Genel

Bölüm 2: Şeker Mi Depresyon Yapar, Depresyon mu Şeker?

Nerede kalmıştık? Mavi hap, kırmızı hap geriliminin içindeyken bir karar vermemiz gerekti. Aslında bu muamma gerçekten de beynimizin içine ne kadar hapis olduğumuzu gösteren bir soru. En somut şekliyle ifade edersem, objektif olarak her iki gözümüzün gördüğü ışık yansımalarını facebook’a koysak kimse beğenmezdi, hâlbuki beynimiz her iki gözden gelen sinyalleri geniş açılı ve net bir görüntü elde etmek için işlemden geçirir ve mükemmel bir şekilde bize sunar. Yani normal şartlarda kırmızı hapı düzenli olarak beynimiz bize yutturuyor: belki de kendi içinden şunu diyordur:” Al bakayım çocuğum, fazla kafaya bir şeyi takma, sen süper normalsin, beni de fazla yorma”

Evet, sevgili dostlar, kırmızı hapı tercih edenler için bu yazının sonuna geldik: “Bol bol yemek yiyin, hareket etmeyin, kilonuz olabilir, ama sizden kilolular var, şekeriniz olabilir, ama yine de sizden fazla şekeri olan, komaya girenler. Siz aşırı normalsiniz.”

Mavi hapı yutup acı gerçekleri duymak isteyenler için ise yazımın bilimsel kanıtını sunuyorum.

Depresyonda olan hastalarda tip2 diyabet gelişiminin arttığını ilk bölümde söz etmişti. Fakat şekeri olan insanlarda da depresyon olma ihtimali, şekeri olmayanlara göre 2 kat fazla. Şeker hastalığının, kalp damar hastalığının ve depresyonun kanda iltihabi durumu arttırdığını biliyoruz. Ancak hem şekeri olan hem de depresyonu olanlarda etkileşim nasıl olur? İşte bu soru 1710 kişide araştırıldığında depresif semptomların artışı ile kandaki iltihabi belirteçlerin de arttığı bulunmuştur.

Başka bir çalışmada ise, 58.547 kişi değerlendirilmiş ve başlangıçta obez olanlarda depresyon gelişme riski daha yüksek bulunmuştur.

Bu birbirini besleyen depresyon-obezite çarkını bozmanın tek yolu ise diyet ve egzersizden geçmektedir ve bunun sürekliliği önem arz etmektedir.

Mavi veya kırmızı veya ikisi birden? Seçim yapmamak da mavi yutmak demek, unutma…

Jean-Pierre S. Laake, et al. “The Association Between Depressive Symptoms and Systemic Inflammation in People With Type 2 Diabetes: Findings From the South London Diabetes Study”. Diabetes Care August 2014 vol. 37 no. 8 2186-2192.

Floriana S. Luppino, MD; Leonore M. de Wit, MS; Paul F. Bouvy, MD, PhD; Theo Stijnen, PhD; Pim Cuijpers, PhD; Brenda W. J. H. Penninx, PhD; Frans G. Zitman, MD, PhD. “Overweight, Obesity, and Depression A Systematic Review and Meta-analysis of Longitudinal Studies” Arch Gen Psychiatry. 2010;67(3):220-229.

Yorum bırakın

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Şeker Mi Depresyon Yapar, Depresyon mu Şeker? Bölüm 1

Evet, sevgili dostlar, biliyorsunuz şeker hastalığı bir enerji hastalığı. Şeker derken tip 2 şeker hastalığından bahsettiğimi de tekrar belirtmek isterim. Fazla enerji alıp, az enerji tüketirsek kademeli olarak da şeker hastalığına yaklaşmış oluyoruz. Peki, bu konunun depresyonla ne alakası var diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Nasıl yani sormadınız mı? Olsun yine de ben bu konuyu size anlatayım :)

Önce beynimizdeki ödül yolundan bahsetmem gerek: bu yol bizi hayatta tutan bir mekanizma, bu yol çalışmasa acımızdan ölürüz. Hiçbir işe dalıp yemek yemeyi unuttuğunuz oldu mu? İşte bu noktada ödül yolu devreye gire, bu yolu fırıncılar da sıklıkla kullanır. Mesela bir ramazan gibi fırına girdiğinzi zaman sıcak pidenizin kokusu sizi bir anda iftar sofrasının sıcak havasına sokar, keyifli anlarınızı, anacığınızın yaptığı yemekleri, aile sevgisini anımsatır. Bu duygular için 1 tane pide almak için geldiğiniz fırından 5 tane ile geri dönersiniz.

Bazen de bir alışveriş merkezine girdiğinizde, hiç aç değilken ve hiç de aklınızda yokken tarçınlı kurabiyenin enfes kokusu sizin ayaklarınızı altına uçan halı sererek dükkânın içine sokar (pastaneler, özellikle bu kokuyu yaymak için fırınlarının önüne vantilatör koyarlar).

Bu uçan halı ödül yoludur. Yemek yemeniz gerektiğini size hatırlatır ve bunu geçmiş anılarla da destekler. Yemek yediğiniz zaman da haz şoku verir. Bunu yapmasının nedeni bu davranışı tekrar etmenizi sağlamaktır, yoksa av peşinde koşmayız, tembel tembel oturup zayıflayarak ölürüz.

Ancak zaman değişti, artık yiyecek içecek bir tık ötemizde; ama mutluluk fersah fersah ötemizde. Mutluluğu yakalamak için yemek yediğimizde ödül yolu bize yine haz şoku verecektir. Bu yolu tekrar dürttüğümüzde, sistem kendini korumaya almak için daha az haz şoku verecektir. İşte bu nokta kırılma noktasıdır, ya aynı hazzı elde etmek için doz artışı yapacaksınız, ya da sağlıklı hayat geri döneceksiniz.

Matrix filminin kırmızı ve mavi hapı karşınızda, neydi replik hatırlayalım:

Morfeus : Ne olduğunu öğrenmek ister misin? Matrix her yerdedir. Etrafımızda.  Şu anda bile, bu odada.  Pencereden dışarı baktığında görürsün ya da televizyonu açtığında, işe gittiğinde hissedersin ya da kiliseye. Vergi öderken.  Gerçeği görmemen için dünya, bir perde gibi önüne çekilmiş sanki.

Neo : Ne gerçeği?

Morfeus : Bir köle olduğun gerçeği Neo.

Sen de herkes gibi bir köle olarak doğdun.

Dokunamadığın tadamadığın ya da koklayamadığın bir hapishanedesin.

Beyninin içi bir hapishane. Ne yazık ki, Matrix’in ne olduğu kimseye anlatılamaz.

Bunu kendin görmek zorundasın.

Bu senin son şansın.

Bundan sonra, bir geri dönüş olmayacak.

Mavi hapı alırsan,

Bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın.

Kırmızı hapı alırsan harikalar diyarında kalırsın.

Ben de sana tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm.

Unutma…

Sana vaat ettiğim tek şey gerçek. Fazlası değil…

Siz hangi hapı seçerdiniz? Neyse bugünlük bu kadar lakırdı yeter, bir sonraki yazıda devam edeceğim. Bir TV sunucu olarak : “Bizi izlemeye devam edin. Az sonra kaldığımız yerden devam edeceğiz”

Sevgiler,

Yorum bırakın

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh, Şeker Hastalığı (Diyabet)