Monthly Archives: Mayıs 2019

Aşırı İşlenmiş Gıdalar Hızla Kilo Aldırıyor

İnsanlığın şu zamana kadar olan kısmında açlık ön planda, şimdi ise tokluk. Yine bir geçiş dönemindeyiz ve bilgimiz arttıkça da yediklerimizi de yönetebilir hale geliyoruz. Konu sağlık, ama ticaretin ana amacının da daha fazla kazanmak olduğunu hep aklımızda tutmalıyız; nihayetinde sigara insan sağlığı için son derece tehlikeli bir ürün, ama hala inanılmaz miktarda satışı var.

Hayatta kalmak için mutlaka dışardan kalori almalıyız ve her gün bu işlemi tekrar etmemiz gerekiyor. Haftalık mutfak bütçenizin kişi başı 920TL mi olmasını tercih edersiniz, yoksa 645TL olmasını mı? Aşırı işlenmiş yiyecekler hem ucuz, hem de tedariki ve idamesi son derece kolay. Yani yemek yapmak için uğraşmak yerine hazır çorba, hazır makarna, bisküvi, cips aldınız mı karnımız doyuyor, bir de hemen bozulmuyor.

Son 2 yıldır, evimizde mümkün mertebe aşırı işlenmiş yiyeceklerden uzak durmaya çalışıyoruz; buna dışardan eve yemek siparişi de dahil. Eskiden haftada bir gün mutlaka pizza siparişi verirdik, genelde 1 alana 1 bedava kampanyasıyla, 3kişi 2 pizzanın tamamını genellikle aynı gün tüketirdik. Sonra evde pizzayı hamurunu da kendimiz açarak yapmaya başladık: dezavantajları şöyle; malzemeye verdiğimiz para dışardan aldığımız hazır pizzanın 3-4 katına mal oluyor; organik un, organik yumurta, organik süt maliyetleri arttırıyor; organik mozarella şu ana kadar satan yer pek rastlamadım; onu da kendiniz yaparsanız (1o litre sütten 1kg mozarella yapılabiliyor) zaman ve maliyet katlanıyor. Pizzanın üzerine konulan malzemeler de ticari pizzalarda kötü malzemelerden yapılıyor, salam-sucuk ya kanatlı ya da her türlü kıkırdak vb kullanılarak ve baharatla lezzetlendirilerek yapılıyor; benim şahsi tercihim ya organik almak, ya da tahşiş olasılığı daha düşük olan kuru et veya pastırma koymak oluyor. Zaman ve para kaybı evde yapınca çok gibi duruyor; ama bizim geldiğimiz nokta artık pizza aramaz olduk. Muhtemelen ticari pizzalar bağımlılık yapıyor ve her hafta (belki de her gün) ister oluyorsunuz, evde yapılanların bağımlılık yapma etkisi de düşük oluyor.

Aşırı işlenmiş yiyeceklere paketlenmiş gıdaları da eklemek gerekiyor; biz müsabakaya giderken yanımızda kalori ihtiyacını karşılamak için bisküvi vesair alalım diyoruz, ama içindekiler kısmına baktığımızda yağ olarak palm yağı dışında yağ yok. Bazı uyanık firmalar palm dememek için hurma yağı veya nebati yağ ibaresini koyuyor. Şeker yerine glikoz-fruktoz şurubu ticari ürünlerin vazgeçilmezi. Daha ucuza üretim, daha fazla kar ticaretin doğası, ama insan da bunları bilip buna göre tercihini yapmalı. Renklendirilmiş içeceklere gelince, bu sözlerimi söyleyeceğimi gençken hiç düşünmesem de, içmemek gerekiyor; çünkü fazla yediriyor. Bir hamburger menüsüne baktığımızda zaten işin mantığını kavrayabiliyoruz, hamburger, patates cipsi ve kola; ucuza ye ve bağımlı ol.

Bu arada şirketler de bu konuya uyanmış ve insanları kandırmak için çeşitli reklam kampanyaları yapıyorlar, mesela geleneksel Maraş usulü dondurmanın içeriğine bir bakın, yine glikoz-fruktoz şurubu…

Amma konuştum, değil mi :) ?

Gelelim çalışmamıza 20 erişkine 2 hafta aşırı işlenmiş, 2 hafta da işlenmemiş gıda veriliyor.

Aşırı işlenmiş gıda tüketenler:

Günde 508 kcal daha fazla enerji alıyorlar

Hızlı bir şekilde 0,9kg vücut ağırlıkları artıyor

Daha fazla karbohidrat ve yağ alıyorlar.

Önerim

Aşırı işlenmiş her türlü gıda, ucuz ve kolaylık sağlasa da çok kısa sürede kilo aldırıyor. Bunun dışında bu gıdalar (yiyecek ve içecek) bağımlılık da yapıyorlar. Zor olsa da aşırı işlenmiş gıdaları hayatımıza sokmamaya çalışmamız gerekiyor.  

Kevin D. Hall, et al. “Ultra-Processed Diets Cause Excess Calorie Intake and Weight Gain: An Inpatient Randomized Controlled Trial of Ad Libitum Food Intake”.  https://www.cell.com/cell-metabolism/fulltext/S1550-4131(19)30248-7

Yorum bırakın

Filed under Genel

Orta Kulak İltihabını Cep Telefonu Teşhis Ediyor

Tüm çocukluk dönemim orta kulak iltihabıyla geçtiği için bu konu benim ilgimi çekti; gerçekten ağrısı nedeniyle kafamı duvara vurmak çok zaman istediğim tam bir baş belası hastalıktı. Bu hastalığı çeken tüm hastalara şifa diliyorum.

Cep telefonlarının işlem gücü ile akıllı zekânın bir araya gelmesi, önümüzdeki yıllarda işimizi oldukça rahatlatacak. Bu noktada akıllı zekâyla kendi zekamızı kombine etmemiz de gerekiyor, yoksa Konya’ya giderken kendimizi Kenya’da da bulabiliriz.

Bu çalışmada cep telefonun hoparlöründen çıkan sesi kullanarak orta kulakta sıvı olup olmadığının tespiti yapılmış. 98 hastada yapılan bu çalışmada:

Cep telefonu ve makine öğrenimi ile tanıda AUC değeri: 0,90

Sadece bu iş için üretilen alet ile (akustik reflektometri) ile tanıda AUC: 0,78

AUC değerinin 0,5-0,7 arasında olması düşük, 0,7-0,9 arasında olması orta, 0,9 üzeri olması yüksek kesinliği göstermektedir.

Yani cep telefonu daha iyi tanısal performans göstermiştir.

Bu çalışmada cep telefonları hasta yakınları tarafından da kullanılmış ve hekimlerle benzer sonuçlar elde edilmiştir.

Öngörüm

Tıbbın demokratikleşmesi akıllı telefonlar ve yapay zekâ tarafından olacak.

Justin Chan, et al. “Detecting middle ear fluid using smartphones”. https://stm.sciencemag.org/content/11/492/eaav1102

Yorum bırakın

Filed under Genel

Güneş Kremleri /Spreyleri Kana Karışıyor Mu?

Güzel ve sevimli güneşimiz olmadan yaşamamız mümkün değil. Ancak hayat dengeyi sevdiği için güneşle irtibatımızın da bir dengede olması gerekiyor. Güneş ışınları cildimizi yaşlandırdığı gibi cilt kanseri riskini arttırıyor; dolayısıyla fazlasından da uzak durmak gerekiyor. Güneşten gelen mor ötesi ışınların cilt üzerindeki etkilerini azaltmak için kullandığımız güneş kremleri/spreyleri UV-A ve UV-B ışınlarının ya emilim ya da yansıtma yoluyla azaltıyorlar. Güneş kremi alırken de mutlaka koruma faktörüne dikkat etmek gerekli, SPF daha çok UV-B için kullanılırken, PA UV-A için kullanılıyor; yani ideal olan her ikisinin de olduğu ürünü tercih etmek.

Peki, cildimize sürdüğümüz bu kremler kana karışıyor mu? Beklentimiz bu ürünlerin kana karışmaması…

Çalışma

24 sağlıklı gönüllüye 4 farklı güneş koruması uygulanmış ( vücudun %75’ine 2mg/cm’ olacak şekilde, günde 4 kez ve 4 ardışık gün) ve sonrasında birkaç kez kan analizi yapılmış

Etken Madde Kan Analizi

  1. Avobenzon: kanda 1,8-4,0 ng/mL oranında saptanmış
  2. Oksibenzon: kanda 169,3-209,6 ng/mL oranında saptanmış
  3. Oktokirilen: kanda 2,9-7,8 ng/mL oranında saptanmış
  4. Ekamsul: kanda 1,5 ng/mL oranında saptanmış

FDA’nın önerisi 0,5 ng/mL üzerinde kan seviyesi olan ürünlerde güvenlik analizinin yapılması gerekliliğidir, ama muhtemelen çoğu üründe bu çalışma yapılmamaktadır.

Sonuç

Yine geldik bir çözümsüz duruma; güneş kremi kullanmak gerek; ama hangisini? Belki de en doğrusunu deniz göçebeleri Sama-Bajau’lar yapıyor: yosun, pirinç ve baharattan yapılan güneş koruyucu, ismi de burak :)

Güneş kalplerimizi ısıtsın.

Murali K. Matta,  et al. “Effect of Sunscreen Application Under Maximal Use Conditions on Plasma Concentration of Sunscreen Active Ingredients A Randomized Clinical Trial”. https://jamanetwork.com/journals/jama/fullarticle/2733085

https://www.fda.gov/media/94513/download

http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvRmlsZTpTYW1hX3dvbWFuX3dpdGhfdHJhZGl0aW9uYWxfc3VuX3Byb3RlY3Rpb25fKCUyMmJvcmFrJTIyKS5KUEc

Yorum bırakın

Filed under Genel Sağlık