Monthly Archives: Haziran 2010

Şekerli İçeceği Azalt, Tansiyonun Düşsün

Şekerle tatlandırılmış içecekler (ŞTİ) kullanımı arttıkça obezite, metabolik sendrom ve tip 2 diyabet hastalığı riski de artmakta olduğunu biliyoruz. Ancak bu ŞTİ’lerin tansiyona etkisi bilinmemektedir.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Hipertansiyon, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Yeni Bir Şeker İlacı: Dapagliflozin

Biliyorsunuz tip 2 diyabet hastalarında ilk tercih ilacım metformin. Bu ilacı tercih etmemde birçok neden var, ilki bu ilaç diyabete giden yolu bozuyor-insülin direncini kırıyor, kilo verdiriyor ve aynı zamanda da ucuz bir ilaç. Fakat her zaman tek başına yeterli olmuyor (diyet ve

Okumaya devam et

4 Yorum

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

İnsülin İğnesi Yerine Nefesle Alınan (İnhale) İnsülin

Şeker (tip 2 diyabet) hastalığının seyrinde insülin ihtiyacı olabiliyor. Hastalarımın ençok korktuğu bu durum, insülinin kesif kokusundan çok,hergün bir veya birkaç kez kişinin kendine enjeksiyon yapmasındaki zorluktan kaynaklanır. İnsülin ağızdan alındığı zaman sindirim sistemi tarafından yıkıldığı için ne yazık ki bu şekilde kullanım alanı yoktur. Son 10 yıldır insülinin nefes yoluyla kullanımı için çeşitli çabalar, kararlı bir doz uygulamasının elde edilemeyişi nedeniyle sonuca ulaşamamıştı, ki günümüz çalışmasına kadar.

Çalışma

Bu çalışma ciltaltı uygulanan karışım insülinle, inhalasyon (nefes) yoluyla ve gece zamanı tek doz ciltaltı uzun etkili insülin kombinasyonun karşılaştırılması için yapılmıştır (non-inferiority çalışması)

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

B6 vitamini ve Methionin Akciğer Kanseri Riskini Azaltıyor

1-karbon metabolizması ile ilişkiki B vitaminleri ve faktörleri, DNA’nın bütünlüğünü sağlamakta ve gen ekspresyonunu düzenlemektedir. Bu yol, kanser riskini etkileyebilmektedir.
Akciğer kanseri her ne kadar eski zamanlarda bilinse de, 1900’den önce “pratik önemi olmayacak kadar nadir görülen bir hastalık” olarak geçmekteydi.
1950’li yıllarda ise akciğer kanseri salgın halini almaya başladı ve Kuzey Amerika ve Avrupada en önemli ölüm nedenlerinden biri oldu.

1938’de Raymond Pearl, sigaranın uzun yaşamı nasıl mahfettiğini bildirdi.

Çalışma

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kanser, Vitamin ve Mineraller

Endişe ve Koroner Hastalık

Endişe (anksiete) strese karşı verilen normal bir tepkidir.  İş yerinde  gergin bir durumla karşılaşıldığında, sınav için sıkı çalışmak gerektiğnide, önemli bir konuşma esnasında konsatrasyonu kaybetmememekte etkilidir. Genel olarak birşeylerin üstesinden gelmeye yarar. Ancak herşeyin fazlası gibi, endişenin fazlası da zararlıdır.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh

Hayırlının H’si Kolesterol HDL ve Kanser

Kolesterol hücre duvarının yapıtaşıdır, yani kolesterolsüz bir yaşamın olması pek mümkün değil.  Kolesterolün de iyisi var, kötüsü var, sayın Dr. Bingür Sönmez’in de dediği gibi hayırlısı var (HDL), lanetlisi var (LDL).
Bugün size bahsedeceğim çalışma HDL seviyesiyle kanser gelişme riski ilişkisini araştırmak için yapılmış.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kanser, Kolesterol

(Meme) Kanserinde Moral Uzun Yaşatıyor

Onkolojinin en saygın isimlerinden birisi olan ve aynı zamanda öğrencisi olma şansını yakaladığım sayın hocam Prof. Dr. Nil Molinas Mandel, hastalarına ve bizlere kanserde moralin çok önemli olduğunu söyler. Bugün sizlere bahsedeceğim çalışma da hocamızın bu savını destekliyor.

Meta-analizler stresle ilişkili psikososyal faktörlerin ve düşük sağlık ilişkikili yaşam kalitesinin, kanserin daha kötü gitmesi ile ilişkikili olduğunu göstermiştir.

Eğer duygusal huzursuzluk düzeltilirse ve sosyal düzenleme, sağlık davranışları ve uyum iyileştirilirse, bağışıklık iyileşebilir ve hastalığın seyri, değişebilir.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh, Kanser

Tansiyon İlaçları ve Kanser

Tansiyon İlaçları ve Kanser

Geçen hafta bir hastam, “ARB  grubu tansiyon ilaçları kanser yapıyormuş, doğru mu?” diye bir soru yöneltti.  Konu beni ilgilendiriyorsa biliyorsunuz ki, hemen en doğru ve en güvenilir şekilde cevap veriyorum. Soruya neden olan yazı 7 gün önce (14 Haziran 2010’da) Lancet Oncology’de Dr.İlke Sipahi tarafından yayınlandı.

Önce ARB Nedir?

ARB, anjiyotensin reseptör blokerlerinin kısaltmasıdır ve tansiyon düşürmekte kullandığımız, etkin ve güvenilir ilaçlardır. İlk çıkan ARB losartan 1995 yılında kullanıma sunulmuştur. Bu gruptaki diğer ilaçlar valsartan, irbesartan, telmisartan, olmesartan ve eprosartandır. Bu ilaçların tümü ülkemizde bulunmakta ve kullanılmaktadır.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Hipertansiyon, Kanser

Metabolik Sendrom Tedavisinde Gerçek Mucize

Obezite ve diyabet salgın halinde yayılmaya devam ediyor. Konu sadece bizde değil tüm dünyada da sıkıntılı. Hastalarım kilo kontrolü için hep benden mucizevi bir ilaç bekler – evet bir mucizevi çare var gerçekten; hem sağlığınıza kavuşturuyor, hem genç göstertiyor, hem morali düzeltiyor- işte mucize yöntemi konu alan bir çalışma.

Çalışma

Bu çalışma Arap kadınlarında yapılmış. Arap kadınlarında metabolik sendrom prevalansı %25 gibi yüksek bir rakam.

Bu çalışma, bozulmuş glukoz toleransı (şeker yükleme testindeki bozukluk) veya metabolik sendromu olan Arap kadınlarında egzersiz ve diyet düzenlenmesi ile tip 2 diyabet gelişme riskinin ne kadar azalacağını hesaplamak amacıyla yapılmıştır.

100 kadına yoğun, 101 kadına da orta yoğunlukta diyet ve egzersiz programı 12 ay boyunca uygulanmıştır. 12 ayın sonunda alınan sonuçlar aşağıdaki gibidir:

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Beyaz Pirinç Kahverengi Pirince Karşı

Biliyorsunuz ki, beyazlar her zaman tehlikeli. Diyabeti olan hastalarıma, obez olan hastalarıma da beyaz pirinç yememelerini tavsiye ediyorum. Çünkü bildiğiniz gibi bu tip rafine edilmiş yiyeceklerin glisemik indeksleri yüksek olmakta. Beyaz pirincin glisemik indeksi 64’ken, kahverengi pirincin glisemik indeksi 55 olarak tesbit edilmiştir.

Araştırma

Diyetle alınan yiyeceklerin glisemik indeksi ne kadar fazla ise, tip 2 diyabet (şeker) hastalığı çıkma ihtimali de o kadar artmaktadır.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Uçak ve Grip

Domuz gribi neyse ki korkulduğu gibi olmadı, ancak veriler ve çalışmalar hala devam ediyor. Geçen sene Meksika’da başlayan bu gribin dünyaya hızlı yayılmasında uçak yolculukarı suçlanmıştı. Bugün bahsedeceğimiz çalışma da bu soruyu soruyor.

Çalışma

Geriye dönük yapılmış bir anket çalışmasıdır. 25 Nisan 2009 tarihinde Boeing 747-400 uçağının arka kısmında uzun mesafeli uçuş yapan 24 öğrenci/öğretmen ve 97 diğer yolcular çalışmaya katılmıştır.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Akciğer Hastalıkları

Köpekbalığı Kıkırdağı – Yeni Kanıtlar

Zaman zaman hem konuyu merak ediyorsunuz, hem de benim bu konuda ne düşündüğümü öğrenmek istiyorsunuz… Bu nedenle, daha önce de belirttiğim gibi konuya şöyle başlamak istiyorum: alternatif tıbba karşı değilim-ama alternatif olmak istatistiklere alternatif olmak değildir.

Gelelim konumuza, tümör gelişiminde, tümöre beslenme sağlayacak yeni damar gelişimi kilit noktadır. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri olan hastalarada yeni damar oluşumunu önleyici ilaçların tedavide etkili olduğu gösterilmiştir. AE-941 (Neovastat) standartize, suda çözünen köpekbalığı kıkırdağıdır. Bu maddenin yeni damar gelişimini önleme ve metastazı önlemede etkili olabileceği konusunda bazı kanıtlar vardır. Fare çalışmalarında, bu maddenin cisplatin etken maddeli kemoterapi ilacı ile daha az yanetkiyle, benzer etkisi olduğu gözlenmiştir.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Akciğer Hastalıkları, Kanser

KOLESTEROL İLAÇLARININ BEKLENMEYEN ETKİLERİ

 

Geçen Cuma kolesterol ilaçlarının prostat kanserinde elde ettiği iyi sonuçları ele almıştık; gülün güzelliği kadar dikeni de var; bugün kolesterol düşürücü ilaçların (statinlerin) yine beklenmeyen etkilerini, araştıran bir çalışmadan bahsedeceğim.

 

Çalışmayı anlatmaya başlamadan önce, önemli bir noktayı tekrar belirtmem gerekiyor; kolesterol düşürücü ilaç alıyor olmal, diyet ve egzersizi bırakmak anlamına gelmiyor…

 

Çalışma

 

İngiltere ve Wales bölgesinde yapılan bu çalışmaya 30 ile 84 yaşları arasında 2.004.692 hasta alınmış.

 

Statin Kullanımı ile İlişkili Olmayan Durumlar

 

Parkinson hastalığı

Romatoid Artrit

Venöz tromboembolizm

Bunama

Kemik erimesine bağlı kırık

Mide kanseri

Kalın barsak kanseri

Akciğer Kanseri

Melanom

Böbrek kanseri

Meme kanseri

Prostat kanseri

 

Statin Kullanımı ile Artmış Risk

Karaciğer bozukluğu

Akut böbrek yetersizliği

Myopati (kas hastalığı)

Katarakt

 

Sonuç

Her ilacın yararlı etkileri kadar istenmeyen etkileri de olabilmektedir. Dolayısıyla, riskli grupta olan hastalara bu tip ilaçları verirken dikkatli davranmak gerekmektedir. Ayrıca gelişigüzel ilaç kullanımı da yarardan çok zarar verebileceği akılda tutulmalıdır.

 

Julia Hippisley-Cox “Unintended effects of statins in men and women in England and Wales: population based cohort study using the QResearch database” BMJ 2010;340:c2197

 

 

Yorum bırakın

Filed under Kolesterol

Reflünün Tedavisi Nedir?

 

Yaşam Tarzı Değişikliği

  • Az miktarda yemek
  • Yemekten sonra en azından 2-3 saat yatmamak
  • Yatağın başını 15cm yükseltmek
  • Yağlı yiyeceklerden, çikolatadan, kahve, kola, alkolden, acılı ekşili yiyeceklerden uzak durmak (ne reflüyü arttırıyorsa ondan uzak durmak)
  • En önemlisi sigaradan uzak durmak

 

İlaçlar

  • H2 reseptör antagonistleri (famotidin, ranitidin): Hastaların %60’ında şikayetleri azaltır, %50’sinde endoskopik olarak iyileşme tesbit edilir
  • PPI (proton pompa inhibitörleri- omeprazol, lansoprazol vs): plasebo ve H2reseptör antagonistlerinden üstün olduğu gösterilmiştir

 

Cerrahi

  • Uzun süreli ve artan dozlarda ilaç tedavisi kullanan hastalarda yapılabilir. Açık yöntemlebaşarı şansı %50’lerdeyken kapalı (laparoskopik) ameliyatlarla başarı şansı %90’a kadar çıktığı bildirilmektedir.

Yorum bırakın

Filed under Mide

İntern’lükten Hekimliğe Geçiş – Zor Şartlar ve Depresyon

 

Bugünkü yazımız biz doktorlarla ilgili. Geriye baktığımda ne çetrefilli yollardan geçtiğimi(zi), ne sıkıntılar yaşadığımı(zı) görüyorum. Doktorluk hiçbir memlekette kolay değil; mesleği öğrenmek, karar almak, kararları uygulamak, ve verilen kararların arkasında durmak ve tüm bunları insan gibi son derece değerli bir varlık için ve onun üstünde almak. Her insanı aileden biri gibi görmek, ancak herkese de eşit mesafede durmak. Tüm bunları düşündüğünüzde, bizlerin üzerindeki baskının ne kadar yüksek olduğu aşikar.

 

Gelelim Konumuza

 

Tıp fakültesinin son sınıf (6.sınıf) öğrencileri, kliniklerde stajyer doktor (intern) olarak çalışırlar. Bu dönem, mesleğe atılan ilk adımdır ve öğrenciliğin bittiği dönemdir. Bu dönemde yeni doktorlar uzun çalışma saatleri, uykusuz geçen süre fazlalığı, otonomi kaybı ve aşırı duygusal durumlarla karşılaşır (ayrıca Türkiye’de tıpta uzmanlık sınavı da ayrıca bir stres kaynağıdır). Tüm bunlar gözönüne alındığında deprsif semptomların normal halkta %4 olması, halbuki internlerde %7 ile %49 arasında olması şaşırtıcı değildir.

 

Bugünkü çalışmamız, depresyonu arttıracak yaşam stresi olan internlerde genetic serotonin transporter protein geni polimorfizmin (5-HTTLPR) katkısı araştırılmıştır. Çalışma prospektif yapılmış ve 749 intern katılmıştır. PHQ-9 depresyon skoru internlük sırasında 2.4 puan artmış ve ortalama 6.4 olmuştur. Depresif semptomları arttıran durumlar ise:

 

  • Kadın cinsiyet
  • Birleşik Devletlerde tıp eğitimi almak
  • Zor erken aile çevresi
  • Major depresyon hikayesi olmak
  • Düşük başlangıç depresif semptom skoru
  • Yüksek nörotisizm
  • Artmış çalışma saatleri
  • Tıbbi hata algısı
  • Stresli yaşam şartları
  • Transkibe edilen 5-HTTLPR allelinde en az bir kopya az olması

 

Srijan Sen, MD, PhD; Henry R. Kranzler, MD; John H. Krystal, MD; Heather Speller, MD; Grace Chan, PhD; Joel Gelernter, MD; Constance Guille, MD “A Prospective Cohort Study Investigating Factors Associated With Depression During Medical Internship”Arch Gen Psychiatry. 2010;67(6):557-565. 

 

 

Yorum bırakın

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh

Gastro-Özefagiyal Reflü Hastalığı Nedir? Reflü Olduğumu Nasıl Anlarım?

Reflü hastalığı (gastro-özefagiyal reflü) hastalarımda sık gördüğüm hastalıklardan bir tanesidir. Bu nedenle bugünkü konumuz sizlerin de isteği doğrultusunda bu olacak.

 

Mide asidinin veya mide içeriğinin yemek borusuna kaçması nedeniyle oluşan hastalığa GÖRH demekteyiz.

 

GÖRH Olduğumu Nasıl Anlarım?

 

  • Göğüsde yanma hissi
  • Yediklerinizin ağza gelmesi
  • Ağza acı su (mide asidinin) gelmesi

 

GÖRH’ün Yaptığı Tipik Olmayan Şikayetler Nelerdir?

 

  • Öksürük
  • Astım
  • Ses kısıklığı
  • Göğüs ağrısı
  • Aftlar (ağız içi yaralar)
  • Hıçkırık
  • Diş çürümesi

 

 

Ne Zaman Endoskopi-Gastroskopi Yaptırmalıyım?

 

  • Yutma güçlüğü varsa
  • Yutarken ağrı varsa
  • Erken doyma hissi varsa
  • Kanama varsa
  • GÖRH’ün yaptığı tipik olmayan şikayetler varsa

 

Yorum bırakın

Filed under Mide

Zatüre – Pnömoni Nedir? Zatüre Olduğumu Nasıl Anlarım?

 

 

 

 

 

 

 

Pnömoni, akciğerlerin enfeksiyonudur ve her yaş grubunda hafifden ağıra değişen şiddette hastalık yapmaktadır.

Zatüre Olduğumu Nasıl Anlarım

Pnömoninin işaretleri:

4 Yorum

Filed under Akciğer Hastalıkları

KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR VE PROSTAT KANSERİ

 

Günaydın, bugün erkekleri ilgilendiren bir konudan bahsedeceğim.

 

Prostat Kanseri Genel Bilgiler:

 

   •     Prostat kanseri, erkeklerde hayatı tehdit eden en sık kanser türüdür.

 

   •     30 ve 40 yaş arasındaki erkeklerin %29’unda, 60 ve 70 yaş arasındaki erkeklerin %64’ünde küçük boyutlu prostat kanseri vardır.

 

   •     6 erkekden 1’i tüm yaşamı boyunca prostat kanseri olmaktadır. Prostat kanserine yakalanan 35 kişiden birisi kaybedilmektedir.

 

   •     Yaş, aile hikayesi, diyet, yaşam tarzı prostat kanseri gelişmesi açısından risk faktörleridir.

 

Kolesterol Düşürücü Statin Grubu İlaçlar:

 

Statin grubu ilaçlar, kolesterol düşürmede etkil olan ilaçlardır. Bu ilaçlar çok sık kullanılmakta ve kalp hastalığı ve tüm nedenlere bağlı ölüm riskini azaltmaktadır.

 

Statinler aynı zamanda çeşitli hücrelerin çoğalmasını engellemektedir. Bazı çalışmalarda, statin kullananlarda kanser gelişme riskinin, kullanmayanlara göre daha az olduğu tesbit edilmiştir.

 

Çalışma

 

Prostat kanseri nedeniyle radyoterapi alan hastalarda statin grubu ilaçların etkisi araştırılmıştır. 1988-2006 yılları arasında prostat adenokarsinomu tanısı ile tedavi edici radyoterapi alan 691 hasta retrospektif (geriye dönük) incelenmiş. Bu hastaların 189’u(%27) statin kullanmaktaydı.

 

Sonuç

 

Statin kullananlarda hastalığın tekrar etmesi olasılığı daha az (biyokimyasal başarısızlık, kurtarıcı androjen deprivasyonu) ve nüks olmadan yaşam şansı daha yüksek bulunmuştur.

 

Ruchika Gutt, Nathan Tonlaar, Rangesh Kunnavakkam, Theodore Karrison, Ralph R. Weichselbaum, and Stanley L. Liauw”Statin Use and Risk of Prostate Cancer Recurrence in Men Treated With Radiation Therapy”. J Clin Oncol 28:2653-2659

 

Yorum bırakın

Filed under Kanser, Kolesterol

Astım Ne Şikayet Yapar – Nasıl Astım Olduğumu Anlarım?

  • Öksürük. Astım öksürüğü gece veya sabahın erken saatlerinde daha kötüleşir, uyumayı engelleyebilir.
  • Wheezing. Wheezing, nefes alırken ıslık gibi ses çıkmasıdır.
  • Göğüsde daralma hissi. Göğsünüzü birisi sıkıyor veya birisi oturuyor gibi hissedebilirsiniz.
  • Nefes darlığı.

Astımı olan hastalarda bu şikayetler olmayacağı gibi, sizde bu şikayetler varsa astım hastasınız demek değildir. Solunum fonksiyon testleri, tıbbi hikaye ve fizik muayene ile kesin astım tanısı konulur.

Astım Semptomlarına Ne Neden Olur?

Astımı tetikleyebilecekler aşağıdaki gibidir:

  • Tozda, hayvan kürküne, hamam böceklerine, küfde, polenlerdeki allerjenler.
  • Sigara, hava kirliliği, kimyasal toz, ev dekorasyonunun bileşenleri ve spreyler (saç spreyleri dahil)
  • Aspirin, diğer ağrı kesiciler ve seçici olmayan beta-bloker ilaçlar
  • Yiyecek ve içeceklerdeki sulfitler
  • Viral üst solunum yolu enfeksiyonları
  • Egzersiz (fiziksel aktivite)

Nezle, sinüzit, reflü hastalığı, psikolojik stres ve uyku apne, astımın tedavisini güçleştirebilir.

http://www.nhlbi.nih.gov/health/dci/Diseases/Asthma

Yorum bırakın

Filed under Akciğer Hastalıkları

Astım Neden Olur ve Kimler Risktedir?

Astım Neden Olur?

Astım kesin nedeni blinmemektedir. Genetik faktörler ve çeversel etkilerin astım oluşumunda etkili olduğunu düşünmekteyiz. Bu faktörler:

  • Alerji gelişimine yatkınlık (atopi)
  • Astımı olan ebeveynler
  • Çocukluk sırasında geçirilen belirli solunum yolu enfeksiyonları
  • Bağışıklık sisteminin geliştiği erken çocuklukta havadaki allerjenlerle temas veya bazı viral enfeksiyonlar

Eğer ailenizde astım veya atopi varsa, havadaki allerjenler (örneğin ev toz maytları, hamam böceği, kedi köpek kepeği) ve irritanlar ( örneğin sigara dumanı) havayollarınızı daha reaktif hale getirebilir.

Astım oluşmasındaki faktörler hastadan hastaya değişmektedir, yani herkes için aynı değildir.

Astım için Kimler Risktedir?

Astım tüm yaş gruplarını etkilmektedir, ancak hastalık çoğunlukla çocukulukta başlamaktadır. Sık wheezingli solunum yolu enfeksiyonu geçiren ve allerjisi, egzeması veya ailesinde astım olan çocuklar astım gelişmesi açısından en riskli grup içindedirler.  Çocuklar arasında erkek çocuklarda kızlara göre daha sık astım görülmektedir. Fakat erişkinlerde  durum tam tersidir, kadınlarda daha sık astım gelişmektedir. Bu durum nedeni bilinmemektedir.

Tümü olmamakla beraber astımı olanların çoğunda allerji de vardır.  

Bazı bireyler çalıştıkları ortamlarda maruz kaldıkları kimyasal irritanlar veya endüstiriyel tozlar da astım yapabilmektedir.

Yorum bırakın

Filed under Akciğer Hastalıkları