Monthly Archives: Ağustos 2015

Gen Optimizasyonu ile Obezite Tedavi Edilebilir Mi?

Gen Optimizasyonu ile Obezite Tedavi Edilebilir

Genler ve bilgisayarlar birbirine benzemekle birlikte, genlerin dağılımı ve birbirleriyle etkileşimleri muazzam bir kombinasyon getiriyor. Her ne kadar vücudumuzla ilgili tüm olup bitenleri genlere bağlamamak gerekiyorsa da, bazılarımız genetik olarak o zaman dilimi ve coğrafya için şanslı, bazılarımız ise şanssız.

Neden Zaman Dilimi ve Coğrafya Şansı Belirliyor?

Bundan 150 önce doğduğunuzu düşünün, dünya savaşlar içinde kıvranıyor, şu anda hayat standartları en yüksek olan İskandinav ülkelerinde insanlar açlıktan kırılıyor. 1866 Finlandiya kıtlığında toplumun %15’i açlıktan ölüyor. Bu büyük açlık yıllarının etkisi kuşaklar boyunca da devam ediyor. İsveç’in Överkalix (https://goo.gl/maps/4MgkW) şehrinde yapılan çalışmada 1800, 1812, 1821, 1829, 1831-36 yıllarında hasat alınamadığı gözlenirken, yani açlık oluşurken, 1799, 1801, 1813-15, 1822, 1825-26, 1828, 1841, 1844, 1846, 1853, 1860-61, 1863, 1870, 1876, 1879 ve 1880 yıllarında bol hasat alınıyor. Yani insan hayatı bir bolluk, açlık döngüsü içinde devam ediyor. Açlık yıllarına yağ rezervi ile girmek için insanoğlu bolluk döneminde yemeğe yükleniyor. Bu durum genlerde yapısal değişikliği neden olmamakla birlikte, genin çalışmasını veya susmasını sağlayan epigenetik mekanizmayı etkiliyor.

Vücut Yağının İyi Rengi – Kahverengi

Vücudumuzda iki türlü yağ dokusu bulunmaktadır. Daha az sıklıkla duymuş olduğunuz kahverengi yağ dokusu miktarca da az bulunmaktadır. Bu dokunun özellikle soğuğa adaptasyon sağlamamızda etkili olduğu düşünülmektedir. Kahverengi yağ dokusunun çalışmasıyla (titremeden ısı oluşumu) sağlanmaktadır. Titremeden ısı oluşumu, yani fiziksel aktivite yapmaksızın enerji harcanmasıdır. Bu durum özellikle kas gücü ve hareket kabiliyeti kısıtlı yeni doğanlar için hayati bir önemi vardır. Bir de, tabi ki oturduğu yerden kilo vermek için de elzemdir.

Bu dokunun insanda olduğu düşünülmekteydi, ancak PET/CT’nin (pozitron emisyon tomografisi/ bilgisayarlı tomografi) hayatımıza girmesinden sonra, bu dokuların nerede bulunduklarını ve nasıl değiştiklerini daha iyi ölçer olduk.

Şu zamana kadar kahverengi yağ dokusunu (KYD) arttıran yegâne şeyin soğuk olduğunu biliyoruz. Akut (hızlı, kısa süreli) olarak soğuğa maruz kalma KYD aktivitesini arttırırken, uzun dönemli soğuğa maruz kalma da KYD hacmini arttırmaktadır.

Genler ve Kahverengi Yağ

İngilizce kafiyeli bir söz var: “Nature, or nurture?” Yani doğa mı bakım mı diye. Obezitenin nedenlerinden bir tanesi genler, ama daha çok nedeni ise aşırı beslenmek. Gen kısmından bakıldığında özellikle FTO ( fat mass and obesity associated protein) bölgesinin obeziteyle ilişkili olduğu gözleniyor.

Bu bölgede birkaç değişiklik olabiliyor. Bunlardan rs1421085’in TT olması (yani alelin timin, timin olmas)ı iyi iken, CC olması risk aleli gösteriyor. Single nükleotid polimorfizmi ile ilgili biraz daha detay almak isterseniz https://burakuzel-md.com/2014/12/15/bir-word-belgesi-gibi-genlerimizi-duzeltmek-mumkun-mu/ yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Rs1421085 TT olanlarda ARID5B arttıkça, IRX3 ve IRX5 seviyeleri azalıyor. IRX3 ve IRX5 seviyelerinin azalması termogenezi, yani sıcaklık yapımını ve tabi ki enerji harcanmasını arttırıyor.

IRX3 ve IRX5 arttıkça ise termogenez azalıyor. Farelerde eğer IRX3 ve IRX5 geni kapatılırsa, bu fareler fazla yağlı diyete rağmen kilo almıyorlar ve sabah ve akşam enerji tüketimi artıyor, oksijen tüketimi artıyor.

Rs1421085’i CC olan yani risk aleli olanlarda ise ARID5B artımı IRX seviyelerini etkilemiyor. Eğer bu risk aleli, normale CRISPR-Cas9 ile geri döndürülürse, yani genler bu yeni yöntemle değiştirilirse ARID5B artımı ile IRX3 ve 5 seviyeleri azalıyor.

Obeziteye Gen Tedavisi Mümkün Mü?

Yukarda bahsettiğim gibi eğer riskli aleliniz varsa gelecek yıllarda bu alelinizi CRISPR-Cas9 sistemi ile değiştirmeniz mümkün olacak gibi duruyor. Risk alelinizin olup olmadığını nasıl anlayacağım diye soracak olursanız, aslında bir parça tükürükle gen haritanız çıkarılabiliyor.

Son Söz

Obezite için nasılsa genetiktir, genetiği değiştirilmiş organizma nasıl olabilirim diye fazla kafayı yormayın, az yiyin, çok yürüyün, bu ikisini de sevin.

https://en.wikipedia.org/wiki/Finnish_famine_of_1866%E2%80%9368

http://www.nature.com/ejhg/journal/v10/n11/full/5200859a.html

http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa1502214

1 Yorum

Filed under Endokrin Hastalıklar, Genel Sağlık

Derin Mavi

Her son yeni bir başlangıçtır

Derin maviye bakarken, gişeler doğru bir koşuşturma duymak beni hayal âlemimin dehlizlerinden, alkolik abili ada gerçekliğine bir anda ışınlamıştı.

-“Bir araba, şoförüyle, bir de yolcu” diye elimdeki paraların tümünü gişeye boca ettim.

Bu gişe memurlarının hepsi süper cool insanlardır. Yani öyle ki, supermeni bunlar bulmuştur, spiderman’in ise kardeşidir diye düşünebilirsiniz. Ancak 2 soru vardır, ne zaman kalkacak, kaç lira? Fakat bu sorular çeşitlenir: “bak baba, kuyrukta şu kadar mesafedeyim, bu feribota binebilir miyim? Çocuk kucağımda niye para vereyim?” gibi…

Tek arzum o feribota binmekti; karşı yakaya geçip kendimi kurtaracağımı zannediyordu; tüm dertlerime de deva olacağını düşünüyordum.

Sonunda arabada feribota bindiğimizde, her türlü musibet arkamızda kaldığını düşünüyordum. Fakat bu pozitif düşünceler çok uzaktaydı: alkolik abi bizle karşıya geçiyordu.

Alkolik abi tombul şişesiyle Nirvana’ya ulaştığında neyse ki limandan demir almıştık.

-“Müdür, ne kısmetsiz bir hayatımız var. Sen kanser oldun, çadıra köpek girdi, gün doğarken alkolik abi hayatımıza daldı: yani kuzey egede vahşi köpek balıkları olsa, onlar da bize aksiyon olsun diye saldırırdı.”

Karşı tarafa geçtiğimizde abiden kurtulmuştuk, tatil hayatımızda beyaz bir sayfa daha açılıyordu, bakalım bu sayfa ne zaman kirlenecekti?

Arabanın dört camı ve sunroofunu açmamıza rağmen alkolik abinin bizlere bıraktığı etanol bulutu dağılmıyordu.

-“Yahu Yavuz, sen ne cins adamsın, niye aldın adamı arabaya, adam az kalsın bizle Çeşme’ye gelecekti.”

-“Müdür, sana Andrei Tarkovsky’nin şiirselliğinden ve Michael Haneke’nin gerçekliği arayışından ayrılan Lynch tadını yaşatmak istedim. Ne kadar da küstah olabiliyorsun böyle?”

-“ Ahh ne güzel konuştunuz mir’im. Hayat da zaten betimsel bir varoluş çabası değil midir? Gerçeklik dediğimiz şey bir sanılsal yanılsamadır zaten.”

Yorgunluk başımıza vurmuştu ve nereden baksanız 6 saatlik yolumuz vardı.

Güzel bir yol şarkısı dinlemek gerekiyordu:

I am a passenger

And I ride and I ride

I ride through the city’s backside

I see the stars come out of the sky

Yeah, they’re bright in a hollow sky

You know it looks so good tonight

(http://youtu.be/QEY6_jcrzI8)

Yorum bırakın

Filed under Hasta Hikayeleri

Kaçarken Yakalanmak

Her son yeni bir başlangıçtır

-“Yavuz, gel şurada çay, kahve bir şeyler içelim; araba içinde biraz daha kalırsak, kurutulmuş ahtapot bacaklarına benzeyeceğiz.”

Sessiz, sakin çay bahçesinde oturmaya başladık. İnanılmaz yorgunduk ve tatil denilen kâbus bitmiyordu. Artık sörf yapmaktan geçmek, sadece yumuşak bir yatakta uyumak istiyordum, ama aramızda bir feribot ve 380km vardı.

-“Merhaba gençler, şöyle yanınıza oturabilir miyim?”

İkimizin de içi geçmişti, bir anda irkildik. Yavuz yine çadıra dolanacağımızı düşünerek çakısını eline almış ve sıkıca kavramıştı. Bu dayı sabahın köründe kesinlikle bir başka gezegenden ışınlanmış bir uzaylı olmalıydı.

Buram buram rakı kokusuyla konuşuyordu dayı; belki normal nefes almıyordu, sadece rakı soluyordu.

-“Çaylarınız bitmiş, hemen tazeliyelim.”

-“Yok abi, sen hiç rahatsız olma, biz zaten içtik çayımızı, kalkacaktık.”

Ağıla düşmüş koyun gibi Yavuz’la göz göze geldik. Melemelerimiz bir sonuca varmayacaktı ve alkolik dayıdan kurtulamayacaktık, bunu biliyorduk fakat yine de debelenmeye devam ettik.

-“Zahmet etme abi.”

-“Ee, Melmeket neresi gençler?”

-“Edirne”, dedi Yavuz.

-“Abi, biz aslen Edirne’liyiz. Bizimkiler orada çiftçilik yaparlar. Aileden kalan geniş arazi var. Şekerpancarı, buğday, günebakan yetiştiririz. Ama en kral memleket bence Edirne’dir, Bulgar Kralı Filip bile aslen Edirne’lidir. Abi bir de Edirne ciğeri var, yedin mi hiç?”

Yavuz’u dinliyorum, gözlerim kapalı

Önce hafiften bir rüzgâr esiyor;

Yavaş yavaş sallanıyor

Yapraklar, ağaçlarda;

Uzaklarda, çok uzaklarda,

Sucuların hiç durmayan çıngırakları

Yavuz’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

Yavuz’la alkolik abi arasındaki muhabbeti dinlerken anlık uykuya dalmıştım. Bu kâbusun bir an önce bitmesi gerekti. Bu acıya daha fazla dayanmam mümkün değildi.

Yavuz’a masa altından küçük bir tekme savurdum.

-“Aloo” dedim fısıldayarak.

Yavuz beni hiç kaile almıyordu ve muhabbeti yavaş yavaş bana kaydırmaya çalışıyordu.

-“Abi sen öğretmendin değil mi? Berk’in annesi de öğretmen. Berk, abiyle ne kadar ortak noktanız var değil mi?” diyerek Yavuz alkolik abinin muhabbetine beni savurdu. Bu Yavuz, kesin pisliğine böyle yapıyordu.

-“Abi” dedim. Bu Yavuz da Edirne’li ya, çok pis içiyor. Boğma rakı da yapıyor, karpuzları küçükken alıyor, rakıyı enjektörle içine basıyor. Acayip bir şey oluyor.“

Alkolik abi boğma rakıyla tekrar şarj olmuştu. Yavuz’u bitirecektim. Benimle oyun, donuk ay ışığında şeytanla raksa benzerdi.

Yavuz, alkolik abiyle muhabbetin belini kırarken, ben de ortamdan uzaklaşmış, betonla mavinin birleştiği hatta varmıştım.

Su olmasa canlılık olmayacaktı, ama bu suların mavisi, bu suların kokusu da başka diyarlara benzemiyordu. Basit ve sadeydi; türev veya göz boyama değildi. On yıl, yüz yıl veya bin yıl önce bile aynı maviydi; aynı kokuydu. İhtiraslar, kıskançlıklar, iktidarın şehveti, aşklar, sevdalar hep aynı mavide öğütülmüş, mavinin tonlarına eklenmişti.   Bu sulara bakmak, insanın geçmişine bakmakla eşti- geçmişte kalmış- hiç ilerlememiş insan egosu buradaydı.

Yorum bırakın

Filed under Hasta Hikayeleri

Ödem

Ödem Neden yazın artar- (1)

Ödem nedir? Nasıl oluşur?

Ödem, dokuların arasında sıvı birikmesi durumudur. Ödem en sık bacaklarda gözlenmektedir, ancak vücudun başka bölgelerinde de olabilir, örneğin akciğer ödemi, beyin ödeminde olduğu gibi. Ödem bazen de genel olabilir, tüm vücuda yayılabilir. Biz isterseniz bu aralar sık görülen bacak ödeminden bahsedelim

Ödemi oluşturan birkaç neden vardır, eğer nefes darlığı ile birlikte bacaklarınızda ödem olduysa kalp yetersizliğinden şüphelenebiliriz. Bu arada bazı ilaçların (özellikle kalsiyum kanal blokeri tansiyon düşürücü ilaçlar) da yan etki olarak bacaklarda ödem yaptığını akılda tutmakta fayda olur. Bunun dışında böbrek problemleri de ödeme neden olabilir.

Haşaratın en sevdiği bölgeler yine bildiğiniz üzere bacaklardır, böcek ısırmalarında da ısırılan yerin etrafında ödem oluşmaktadır.

Eğer tek taraflı bacak şişmeniz varsa, bunu önemsemenizi öneririm, çünkü bacak (toplar)damarlarında oluşan tıkanıklıklar da bacakta ödem oluşturur. Bunun tehlikesi bu pıhtının kopup, akciğere gitmesi durumudur ki buna da pulmoner emboli diyoruz.

Bazen cilt enfeksiyonları da ödem yapabilmektedir, o yüzden ayak hijyeninize dikkat etmenizi öneririm; bu duruma selülit deriz. Bu selülit kozmetik değil, cildin enfeksiyonu durumudur. Bazı çeşit ayak, cilt mantarları da ciltte, veya damarlarda enfeksiyon yapabilir. Bu durum da bacakları şişirebilir.

Gebelerde ise bacaklardaki kanın kalbe geri dönmesinde bebeğin karın içindeki basısı ve yine gebelikle ilişkili vücutta sıvı artmasına bağlı ödem oluşmaktadır. Gebelerin tuz kullanımı konusunda dikkatli olması gerekir, tuzlu bir patlamış mısır, bacakları şişirebilir.

Varisler, yani bacaklardaki toplardamardaki genişlemeler de ödeme nede olabilmektedir.

Bir de yaz aylarında damarlar genişlemektedir, biraz fazla ayakta hareketsiz kaldığınızda bacaklarınızda hafif ödemlenme olabilir.

Nasıl tedavi edilir?

Ödem neye bağlıysa onu tedavi etmek gerekir, örneğin kalp yetersizliği varsa öncelikle bu hastalığın tedavisi uygundur. Eğer ilaca bağlıysa, ilaç değiştirilir, tıkanıklığa bağlı ise kan sulandırıcı ilaçlar veririz. Eğer sıcaklara bağlı şişme varsa, ayaklarımızı yukarıda tutmak, uzun süre sabit ayakta kalmaktan kaçınmak yeterli olacaktır.

Ödemden korunma yöntemleri nelerdir?

Bacaklardaki ödemden korunmak için özellikle ayak hijyenimize dikkat etmemiz gerekir. Uzun süre ayakta kalmak ödemi arttırabilir, toplardamarlardaki kanın kalbe geri dönüşünü sağlamak için hareket halinde olmamız gerekir. Uzun yolculuk yapıyorsak, mutlaka aralarda mola verir yürümemiz gerekir.

Ne gibi rahatsızlıklara yol açabilir?

Aşırı ödem kan dolaşımını bozabildiği gibi, uzun süren ödemlerde ciltte incelme, renk değişikliğine neden olabilmektedir. Ayrıca altta yatan hastalık durumun ciddiyetini belirlemektedir, örneğin damar tıkanması varsa tedavi acil olarak başlamalıdır.

Yaz aylarında artış göstermesinin sebebi nedir?

Yaz aylarında daha önce bahsettiğim gibi damarlarda genişleme olmaktadır, bu da damarın geçirgenliğini arttırıp ödemin daha kolay oluşmasını sağlamaktadır.

Ödem atmaya yardımcı olacak yiyecekler nelerdir? 

Eğer başkaca bir hastalığınız yok ve sadece sıcaklara bağlı ödeminiz varsa ayaklarınızı yukarıda tutmanız yeterli olur. Ancak kalp yetersizliği gibi bir durum varsa idrar sökücü ilaç kullanmak gerekir. Bu noktada ödemin nereden kaynaklı olduğunu bulmak ve buna uygun tedavi vermek gerekir. Bazı bitkilerin idrar sökücü özelliklerinin olduğu bilmekteyiz, ancak standardize edilemediği için tıbbi tedavi olarak maalesef kullanmıyoruz.

Yorum bırakın

Filed under Akciğer Hastalıkları

Kokomo Plajından Kaçış

Her son yeni bir başlangıçtır

Güneş batmaya yüz tutuyordu, bizim çadır ise içine birkaç şiş sokulmuş paçavradan ileri gidemiyordu. Her ikimiz de acayip terlemiştik. Hava kararırken arabayı yaklaştırdık ve farları açtık.

Sonunda çadırımsı bir şey kurmayı başarabilmiştik. Gelirken yolda aldığımız sandviçleri yedik ve çadırın içine matlarımızı sererek uyumaya çalıştık. Çadırın içi aşırı sıcaktı ve nefeslerimiz de bunu körüklüyordu. Çadırın kapımsı fermuarını açmak dışında bir çaremiz kalmamıştı ve ölesiye yorgunduk.

Üzerimdeki kalın battaniyeyi atmaya çalışıyordum, ama mümkün değildi. Sanki Kızılayın battaniyesiydi. Ama daha yumuşak bir şeydi.

-“Ne bu?” diye nara atarak ayağa kalkmaya çalıştım, o sırada Yavuz’da uyanmış, çadırın içindeki sokak köpeğini fark etmiş ve panikleyerek o da ayağa kalkmıştı. Köpek neyse ki yolunu bulup kaçmıştı. Ama bizim panik hali devam ediyordu, Her ikimiz de ayağa kalktığımız için, bir adam boyu yüksekliği olmayan küçük çadırımız yıkılıverdi. Aynı anda panikle sağa, sola döndüğümüz için balıklar gibi ağa dolanmış olduk.

-“Yavuz, senin aklına uyanda kabahat, akıl ne sende var, ne de bende.”

-“Müdür, sen onu bırak da, biz nasıl buradan kurtulacağız onu düşün.”

-“Olm, sen soktun bizi bu duruma, sen düşün.”

MacGyver aklıma geldi. O ne yapardı diye düşündüm. Muhtemelen böyle bir salaklık hiç yapmamıştır diye aklımdan geçirdim.

-“Yavuz, senin çakın nerede?”

Yavuz çakısını neyse ki çabuk bulmuştu, brandayı keserek, içine düştüğümüz tuzaktan kurtulabilmiştik. Muhtemelen sokak köpeği, dışarıdaki rüzgârdan sığınmak için bizim kapısı açık çadırımıza sığınmıştı. Neyse ki o panikle hayvan bizi ısırmamıştı. Yaban hayatına bir nokta koymalıydık.

Çadırın içinden kurtarabildiğimiz kadar eşyamızı kurtardık. Modern zamanların“İki Yıl Okul Tatili” tadında bir tatil geçiriyorduk. Tek fark o çocukların zeki olması, bizim iq’muzun düşük olmasıydı.

Çadırın kalıntılarını bizim gibi başka enayilere örnek olsun diye orada bırakıp arabaya atladık. Feribot için adanın öbür tarafına gidip, bekleme alanına vardığımızda sabaha karşı saat 3’tü. İn cin top oynuyordu, ama bunu seyredecek mecalimiz kalmamıştı. İkimiz de sızmak üzereydik.

Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte arabanın içindeki sıcaklık, magma tabakasının sıcaklığına yaklaşmaktaydı; korkumuzdan camları da açamıyorduk. Hâlbuki feribotun kalkış saatine de çok vardı.

Yorum bırakın

Filed under Akciğer Hastalıkları