Monthly Archives: Haziran 2014

D Vitamini: Uzun Yaşamın Sırrı

D vitamini eksikliğini check-up için gelen hastalarımda o kadar sık görüyorum ki, neredeyse hiç kimsenin kanındaki D vitaminine bakmadan bile D vitamini takviyesi yapabilirim. Ancak D Vitamini yağda erir vitamin olduğu için fazlasının da vücutta birikerek zarar verdiğini de unutmamak gerekir. Yani eczaneye gidip de yağlı tarafından bir D vitamini kürü alayım dememenizi öneririm.

D vitaminini, cildimizin güneşten gelen B tipi ultraviolet ışınıyla temasıyla yapabilmekteyiz.  Ülkemizde de bol güneş olduğuna göre neden D vitamini çoğu sağlıklı insanda düşük? Bu sorunun cevabına geçmeden D vitamin ne işe yaradığından bahsedelim.

D vitamini kalsiyum metabolizmasında önemli bir hormondur. D vitamini barsaklardan kalsiyum emilimini arttırırken, böbreklerden de kalsiyumun geri emilmesini arttırmaktadır. Ancak D vitamini reseptörü vücudumuzun çoğu hücresinde de bulunmaktadır. Yani bu vitaminin etkisi kalsiyum metabolizmasına sınırlı değildir.

D vitamini eksik olan bireylerde şeker hastalığı  (tip 2), kalp damar hastalığı, Parkinson hastalığında artma ve bilişsel fonksiyonlarda azalma gözlenmektedir. D vitamin aynı zamanda doğal bağışıklığımızda da önemlidir.

En son yapılan bir çalışmada D vitamini düşük olanlarda ölüm riskinin 1,7 kat artmış olduğu gözlenmiştir. Yani uzun yaşamak ve yaşadıklarımızı da unutmamak istiyorsak D Vitamini deyip geçmemiz gerekiyor.

Evet, sevgili dostlar, eczaneden alacağınız tanesi 1,5 TL olan D vitamini ile uzun yaşamı kazandığınızı zannetmeyin. İnsanın kandırmak kolay, ancak doğayı kandırmak pek mümkün değil. Bu konuda yapılan araştırmalarda, D vitamin eksikliği olan bireylere D vitamini takviyesi yapıp, kan değerlerini yükseltince yukarda bahsettiğim riskler azalmamaktadır. Ama ben doğal D vitamini alıyorum, hem de en pahallısından derseniz, o zaman cevabım doğalının güneş olduğudur.

Güzel yıldızımız güneşimiz olmadan dünyada bir yaşam, yani bizi insanların da olamayacağını biliyoruz. Güneşe temas ve yakınlık da önemli, bir gezegen ilerimizde, bir gezegen gerimizde de bildiğimiz bir yaşam formu yok. Güneşle doğal temasımız için mağaralarımız, yani akıllı telefonlarımız, televizyonlarımızdan çıkmamız ve dışarıda bol yürüyüşlü bir hayatımızın olması gerekliliğidir; doğalı budur.

Sevgiyle kalın.

 

Ben Schöttker,  et al. “Vitamin D and mortality: meta-analysis of individual participant data from a large consortium of cohort studies from Europe and the United States”. BMJ 2014;348:g3656

Yorum bırakın

Filed under Vitamin ve Mineraller

Yeni Bir Şeker İlacı Empagliflozin

Erişkinde gördüğümüz şeker hastalığı aslında bir enerji hastalığı; yani ihtiyacımızın üstünde enerji alıyoruz, bu aldığımız enerjiyi de harcamıyoruz. Konu enerjinin getirdiği kilo olmasa, para olsa insanlar muazzam zengin olurdu, ancak ne yazık ki kilo biriktirmek yarar yerine zarar veriyor.peşin veresiye

Neden Çabuk Kilo Alırız?

İnsanlık tarihine baktığımız zaman, ya kuraklık ya da savaşlar nedeniyle yaklaşık 4 yıl açlık, 4 yılda tokluk dönemleri olduğunu görürüz. Benim yaşımda olanlar hep anne babalarından şu lafı duyarlardı çocukluklarında: “zamanında ekmek karne ile alınırdı”. Evet, 2. Dünya savaşı sırasında ülkemizde de ekmek karne ile verilmeye başlanmış olması, ulus olarak neden kilo almaya bu kadar meyilli olduğumuzun köklerini yansıtıyor. Bundan 20 yıl öncesine kadar yağlı tarafından fasulye istendiğini hatırlayın.

Neyse ki artık kıtlık çekmiyoruz, her bir tarafımız endüstriyel gıda maddeleri ile ucuza doldurulmuş durumda. Organik tavuk 1 saatte zor pişerken, marketten aldığımız tavukumsu şeyler 2 dakikada mis gibi pişiyor. Meyve, sebze fiyatları roket hızıyla artarken, kalorisi fazla yağlı gıdalar nispeten yerinde sayıyor.

ekmek karnesi

Şekerin İlacı Nedir?

Şeker hastalığının ilacı, olmasını önlemektir: yani mağara hayatına geri döneceğiz. Mağarada yaşayan atalarımız nasıl besleniyordu? Mağaradaki atalarımız daha çok otlanıyordu (tabi ki ot yemiyorlardı, ama topladıkları meyveleri, sebzeleri yiyorlardı), bunu yapabilmek için uzun uzun yürüyorlardı. Arada da avlanıp protein alıyorlardı. Aslanların bile 10’da 1 av yakalama şansının olduğunu düşünürsek, hayvansal proteine ne kadar ihtiyacımız olduğu anlaşılabilir.

Gelelim konumuza, yani yeni şeker ilacına. Bu ilacın benzerini (dapagliflozin) daha önce konuşmuştuk: Empagliflozin. Bu ilaç Sodium-glukoz kotransporter 2 (SGLT2) inhibitörüdür. SGLT2, empagliflozinle inhibe edildiğinde, şekerin idrardan geri emilmesini engelleyip, idrarla atılımını arttıyor. Normalde vücudumuz benzer bir mekanizmayı kullanarak, şekerin fazlasını idrarla atmaktadır, ancak bu eşik değerin nerede başladığı net olmamakla beraber, atılım da kararlı değildir. Bu ilaç idrardan şeker atılımını kararlı hale getirmektedir.

Metformin kullanan insanlara bu ilaç eklendiğinde ortalama günlük kan şekerlerinin düştüğü, tansiyonlarının ve kilolarının azaldığı gözlenmiştir. Ancak bunların karşılığında da şekerli idrar nedeniyle, idrar yolu enfeksiyonu riski artmıştır.

Son Söz

En iyi ilaç, en doğal iyileşme yöntemi, aldığımız enerjiyi kısıtlamak, sebze meyve ağırlıklı beslenmek, uzun yürüyüşler yapmaktır.

Sevgiyle kalın.

Hans-Ulrich Häring, et al. “Empagliflozin as Add-On to Metformin in Patients With Type 2 Diabetes: A 24-Week, Randomized, Double-Blind, Placebo-Controlled Trial”. Diabetes Care June 2014 vol. 37 no. 6 1650-1659

 

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)