Tag Archives: sağlık

Günde Kaç Adım Atılırsa Obezite En Az Yarı Yarıya Azalır?

Türkiye Adım Sayısı

Bundan 30 yıl önce eskrime başladığımda kendime ait bir silahım (eskrimde kılıç denilince, kılıç branşı akla gelir) bile yoktu. Sanki Sezen Aksu’nun “Bir Kedim Bile Yok” şarkısını andırsa da, aslında çoğu sporcunun da kendine ait bir malzemesinin olduğunu o dönemde hatırlamıyorum.  Üniversite, uzmanlık vesaire bitip, biraz kendime zaman ayırabileceğim zamanda benim için dünyanın en iyi hocası olan Meral Gören’in yakınımızdaki spor salonuna görevlendirilmesiyle tekrar başladığım eskrimde, inanılmaz bir değişim gördüm. Malzemeler aslında aynı pahalılıkta olsa bile, sporcuların her malzemesi bol bol vardı. Bu hem ülkemizin zenginleştiğini, hem de ailelerin spora yatırım yapabildiğini göstermesi nedeniyle benim için sevindirici oldu. Doktor, hep eskrim konuşuyorsun, yazıya dön mü dediniz? Tabii ki dönerim, ancak biliyorsunuz ki, Türkiye Eskrim Federasyonunun en önemli kurulu olan Sağlık Kurulu üyesi olduğumu sizlere tekrar hatırlatmak isterim:)

 

Akıllı telefonlar hayatımızın bir parçası, hatta hastalarıma sorduğum sorulardan bir tanesi de kaç adım atıyorsunuz, akıllı telefondan gösterin oluyor. Ben bu sessiz devrimi gerçekten beğeniyorum, çünkü ancak ölçebildiğiniz şeyleri yönetebiliyorsunuz; bunun karşılığında da gizlilik ortadan kalkıyor.

 

Bu çalışma akıllı telefonlara yüklenen bir uygulama ile yapılmış ve 717,527 kişinin 68 milyon günündeki fiziksel aktivitesi araştırılmış. Bu çalışmaya 111 ülke alınmış.

En fazla Japonya’ da adım atılırken (5846 adım), en az adım ise Suudi Arabistan’da (3103 adım) atıldığı gözlenmiş. Benim şahsi gözlemim de, özellikle Kuzey Irak’ta ve Suudi Arabistan’da inanılmaz oranlarda obezite var ve insanların çoğu da tip 2 şeker hastası. Bunların hiç biri de ne diyet yapıyor, ne de egzersiz yapıyor, ayrıca önerilen tedaviler de uygun değil.

Çalışmanın geneline bakıldığında ortalama 1000 adım atan kadın ve erkeklerde obezite oranı %30 iken. Pardon, kısa bir ara vermem lazım, akıllı saatim kalk yürü diye uyardı…

 

Kadınlarda 8000 adım ve üzerinde obezite oranı %10’a iniyor.

Erkeklerde ise 8000 adım ve üzeri obezite oranı %20’e iniyor. Bu da, gerçekten ciddi bir fark.

 

Bir de işin toplum sağlığına bakıldığı zaman, obeziteyle en fazla ilişkili parametre aktivite eşitsizliği olmuş, yine örneğin Suudi Arabistan’da kadınlar çok az adım atarken, erkekler daha fazla adım atmasına aktivite eşitsizliği denmiş. Toplum sağlığı açısından sadece bir grup insanın değil, toplumun tamamının fazla adım atması teşvik edilmelidir.

Toplum sağlığını ilgilendiren ikinci konu da çevrenin yürümeye müsait olup olmaması. Haliyle yürünebilir yerlerde yaşayanlar, daha fazla adım atıyor.

Son resim de dün attığım adım sayısı… Yollarda görüşmek üzere :)

IMG_3804

 

 

 

 

Tim Althoff, et al. “Large-scale physical activity data reveal worldwide

activity inequality”. doi:10.1038/nature23018.

 

 

Reklamlar

3 Yorum

Filed under Genel

Arabesk Yaşam Hücreleri Yaşlandırıyor

pexels-photo-27040

 

Bazı insanlar vardır, çok özeldirler ve belki bizler gibi sıradan insanlar hayatları boyunca onları ya bir kez görür, belki de hiç… İşte o insanlardan bir tanesi Prof. Dr. Gökhan Demir’dir. Bizler internken yaptığı pratik dersleri unutmak mümkün değil. Bir insan bu kadar mı şevkle tıp anlatır, bu kadar mı tıp da dâhil çok şey bilir ve kültürlü olur. Sene 1997’de onkoloji servisinin asistan odasında bizlere anlattığı telomer hala kulaklarımdan çıkmıyor; TUS (tıpta uzmanlık sınavına) hazırlanırken her şeyi bildiğimizi zannettiğimiz dönemde aslında hiçbir şey bilmediğimizi göstermişti. Gökhan Abinin anlatımındaki büyüleyicilik, içeriğindeki zenginlik muhteşemdir.

 

Neyse, gelelim Gökhan Abinin kulağımıza yamadığı telomerlere ve ne işe yaradıklarına. Telomerler (https://burakuzel-md.com/2010/07/13/olumsuzlugun-sirri-telomerler/ ), hücrelerin bölünme özelliğini kontrol altında tutmaya yarayan, kromozomun ucunda bulunan DNA parçasıdır. Telomeri, bir iplik parçası olarak düşünün, hücreler her bölündüğünde bu iplikten bir parça kopmaktadır; iplik kalmayınca hücre tekrar bölünemeyecek ve yaşlanacaktır.

 

Telomerlerin boyunun kısa olması, hücrenin erken öleceğini göstermektedir. Bu noktada sağlıklı hücrede uzun telomerler daha iyidir sonucunu çıkarabiliriz. Telomer uzunluğu ise hem genetik, hem de çevresel faktörlerden etkilenmektedir. Peki, yaşanan sıkıntılar telomerlere etki eder mi?

 

Çocukluk çağında yaşanan sıkıntılar

 

Maddi nedenlerden dolayı yer değiştirmek

Ailenin maddi destek alması

Babanın işsizliği

18 yaş öncesi polisiye bir olaya karışmak

Sınıfta kalmak

Fiziksel şiddete maruz kalmak

Ebeveynleri alkol veya madde kullanımı

 

Erişkin çağda yaşanan sıkıntılar

 

Çocuğunu kaybedenler

Eşini kaybedenler

17 yaş sonrası doğal afete maruz kalmak

Ateşli çatışmaya katılmış olmak

Bir alkol bağımlısı veya ilaç bağımlısı ile her hangi zaman birlikte olmak

Eşi veya çocuğu ciddi hasta olanlar

Medicaid (yeşil kart gibi) almış olmak

Yemek yardımı almış olmak

 

Çocukluk çağında yaşanan sıkıntıların hayatı daha fazla etkilediği düşünülmektedir. Bu sıkıntılar tek tek araştırıldığında belirgin etki gözlenmese bile sıkıntıların toplamı problem yarattığı gözlenebilir. Bugün bahsedeceğim çalışmada ABD Sağlık ve Emeklilik Çalışmasına katılan 4598 kişi incelenmiştir.

 

Yaşanan tek sıkıntının telomer boyuna etkisi gözlenmemiştir. Tüm yaşam boyunca oluşan sıkıntıların toplamı ise kısa telomer olasılığını %6 arttırmaktadır. Bu istenmeyen duruma ise özellikle çocukluk çağında yaşanan sosyal/travmatik maruziyetlerin etkisiyle oluşmaktadır. Çocukluk çağında eklenen her sıkıntı, telomer boyunun kısa olma olasılığını %11 arttırmaktadır.

 

Sonuç

 

Sağlıklı yarınlar için çocukluk çağında yaşanan sıkıntıları minimize etmemiz gerekmektedir.

 

Not: Telomer boyunuzu öğrenmek isterseniz şu siteye (http://telomeredx.com/ )  göz atabilirsiniz.

 

Eli Puterman, et al. “Lifespan adversity and later adulthood telomere length in the nationally representative US Health and Retirement Study”. PNAS, October 18, 2016  E6335-E6342

vol. 113 no. 42

 

Yorum bırakın

Filed under Genel

Para Yaşamı Uzatır Mı?

coins-currency-investment-insurance

Bitmeyen bir konu: para. Parayla saadet olur mu olmaz mı bilmiyorum, ama bugün konuşacağımız bu çalışmada hane içi kazancın yaşamı uzattığı gözleniyor, ama nasıl ? Mademki hepimiz sonsuza kadar sağlık ve mutluluk içinde yaşamak istiyoruz, o zaman bunu araştıralım.

 

Çalışma ABD’de yapılmış ve 40 ile 76 yaşındaki insanlar araştırılmış. Ortalama yaş 53 ortalama hane içi gelir 61,175 dolar olarak tespit edilmiş.

 

Çalışmada       Erkeklerde ölüm oranın 596,3 (100,000’de)

Kadınlarda ölüm oranının 375,1 (100,000’de) olduğu gözlenmiş.

 

  1. Zenginler Uzun Yaşıyor

 

En zengin erkekler ile en fakir erkekler karşılaştırıldığında, en zengin erkeklerin 14,6 yıl daha fazla yaşadığı

 

En zengin kadınlar ile en fakir kadınlar karşılaştırıldığında, en zengin kadınların 10,1 yıl daha fazla yaşadığı belirlenmiş.

 

  1. Modern Çağ Zenginleri Daha Uzun Yaşatıyor

 

2001 ve 2014 yılları arasında yaşama beklentisi değişikliğine bakacak olursak:

 

En zengin erkekler 2,34 yıl, en zengin kadınlar 2,91 yıl daha fazla yaşarken

En fakir erkekler 0,32 yıl, en fakir kadınlar 0,04 yıl daha fazla yaşıyor.

 

  1. Fakirseniz ve Uzun Yaşamak İstiyorsanız Yaşadığınız Yeri Bilin

 

ABD’de bazı bölgelerde (NV, IN, OK) yaşam fakirseniz daha kısayken Kaliforniya, New York eyaletinde yaşıyorsa 4,5 yıl uzun yaşadığı gözlenmiş.

 

  1. Fakirseniz Sigara İçmeyin

 

Özellikle sigara içimi yaşam beklentisini, geliri en az olan grupta ciddi bir şekilde azaltıyor. Keza obezite de benzer katkıda bulunurken, egzersiz ömrü bu grup insanda azaltıyor.

 

Yorumlarınızı bekliyorum.

 

 

Raj Chetty, et al. “The Association Between Income and Life Expectancy in the United States, 2001-2014” JAMA. Published online April 10, 2016. doi:10.1001/jama.2016.4226

Yorum bırakın

Filed under Genel, Genel Sağlık

Elma Giren Eve Doktor Girmez Mi?

Copyright Dr. Burak UzelAmerikalıların bir inanışı var, aynen bizimkine benziyor, ancak küçük bir değişiklikle: biz de güneş, onlarda elma. İnanış elma giren eve doktor girmez, biz de ise güneş giren eve doktor girmez yönündeydi. Tuttuğumuz nöbetleri düşünürseniz gün ışığında bizleri neden görmediğinizi anlatan manidar bir laf…

Sağlıklı bir yaşamı devam ettirmek için 4 basit kurala uymak gerek, bunu yıllardır yazıyorum. Bugün bu yazıyı yazarken 2 farklı makale daha okudum, her ikisi de D vitamini ile ilgiliydi; ilki D vitaminin tansiyon üzerinde bir etkisinin olmadığı yönündeydi, ikincisi ise yaşlı kadınlarda egzersiz ve D vitaminin düşmelere ve düşmenin getirdiği zararlara etkisini araştırıyordu: egzersiz ve egzersiz+D vitamini düşme sayısını engelliyor, ancak düşmenin zararlarını engellemiyor sonucu çıktı. Sonuç olarak eğer ölmemişsek hareket etmek zorundayız, başka bir yolu yok maalesef. Hâlbuki şu anda da benim tek hayalim, sahilde şezlong üzerinde denizin mırıltısı, tuzlu suyun bromür kokusu ile aromalanmış kâh serince, kâh sıcacık esintisi eşliğinde yan gelip yatmak, ancak doğa bizlere çalış diyor.

Neyse konumuza geri dönelim; 2007-2008 ve 2009-2010 Ulusal (ABD) Sağlık ve Beslenme Çalışması Anketinde 8728 erişkin incelenmiştir. En azından günlük küçük bir elma yiyenler (149g çiğ elma) ile elma yemeyenler karşılaştırılmıştır.

Doktoru uzak tutma, son 1 yıl içinde 1 kereden fazla doktora başvurmama olarak belirlendi.  İkincil sonuçlar ise diğer sağlık hizmetlerinden uzak durmak olarak belirlendi (hastanede gecelik yatış, akıl sağlığı uzmanına muayene veya ilaç yazımı).

Sonuçlar

Anketi cevaplayan 8399 kişinin %9’u düzenli olarak elma yemekteydi. Elma yiyenlerin eğitim düzeyi daha yüksek, daha fazla etnik azınlık grubuna ait ve daha az sigara içmekteydi.

Elma yiyenlerin %39’u doktordan uzak duruken, elma yemeyenlerde bu oran %33’e inmekteydi. Aynı zamanda daha az reçetli ilaç almaktaydılar. Elma yiyenlerle, yemeyenler arasında hastanede gecelik kalış, akıl sağlığı uzmanına başvuru arasında bir fark saptanmamıştır.

Elmanın Besin Değeri

Kalori: 100

Yağdan gelen kalori: 0

% Günliük Değer*

Toplam yağ: 0g 0%

Doymuş yağ: 0g 0%

Trans yağ: 0g

Kolesterol: 0mg 0%

Sodyum: 0mg 0%

Toplam karbohidrat: 25g 8%

Diyetsel lif: 4g 18%

Şeker: 19g

Protein 0g

Vitamin A: 2%

Vitamin C: 14%

Kalsium: 2%

Demir: 2%

Kirsti Uusi-Rasi, et al. “Exercise and Vitamin D in Fall Prevention Among Older Women

A Randomized Clinical Trial”. JAMA Intern Med. 2015;175(5):703-711. doi:10.1001/jamainternmed.2015.0225.

Louise A. Beveridge, et al. “Effect of Vitamin D Supplementation on Blood Pressure

A Systematic Review and Meta-analysis Incorporating Individual Patient Data”. JAMA Intern Med. 2015;175(5):745-754. doi:10.1001/jamainternmed.2015.0237.

Matthew A. Davis, et al. “Association Between Apple Consumption and Physician Visits

Appealing the Conventional Wisdom That an Apple a Day Keeps the Doctor Away”.  JAMA Intern Med. 2015;175(5):777-783. doi:10.1001/jamainternmed.2014.5466.

http://www.fns.usda.gov/sites/default/files/HHFS_APPLES_FRESH_Nov2012.pdf

Copyright Dr. Burak Uzel

1 Yorum

Filed under Genel Sağlık

Bu Dönemlerde Hekim Olmak

Esasında yeni sistemle, eski sistem arasında etik açıdan herhangi bir değişim yok. Etik kodları düzgün çalışmayan insanlar, yeni düzenin boşluklarını kullanırken; bizim gibi etik kodları düzgün hekimler de hastalarına eskiden olduğu gibi ilgi ve şefkatle bakmaya devam ediyor.

Yeni Sistem

Yeni sistemin halkımız için getirisinin büyük olduğu aşikar: hatırlayın, bundan 10 yıl önce İstanbul’da SSK’lı hastaların gidebileceği ve bu hastaların ilaçlarını alabilecekleri yerler sınırlıydı. Bu noktada atılacak herhangi bir adım, bir öncesinden kötü olamazdı da.

Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under Genel

Oturmak Ömrü Kısaltıyor

Sitting Bull

Sitting Bull (Photo credit: Wikipedia)

Hareket canlılığın temeli. Blogumu 2 yılı aşkın süreden beri takip edenler bilirler ki, aslında hep aynı şeyleri söylüyorum, sadece sunduğum bilimsel kanıtlar farklılık gösteriyor. Eğer sağlıklı bir vücut ile yaşlanmak istiyorsanız, yapmanız gerekenlerden bir tanesi de hareket etmek olacaktır. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Genel

Sağlıklı Olmanın Kolay Yolu?

Aslında hepimiz, dış kabuğumuz ne olursa olsun, kırılganız ve sevgiye, mutluluğa muhtacız. Sağlıklı olmak istiyoruz, hatta bilinçaltımız diğer insanlarla rekabete sokarak onlardan daha sağlıklı olmak istiyoruz ve bu istek de temel içgüdülerden bir tanesi. Hepimiz çabuk elde edilen kolay zaferlerin peşindeyiz, dolayısıyla sağlık gibi zafer için de bazen kendimizi kandırırız. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh, Genel

BPA Kaynağı Sadece Plastik Damacana Mı? Tabi ki Değil!

How BPA gets into recycling paper

Image by pppspics via Flickr

Aslında daha fazla Bisfenol A (BPA) içeren ve bulaştıran bir kaynak var; o da kağıtlar. Şaşırdınız değil mi?

Özellikle kredi kartı kağıtları, yazar kasa fişlerinde, yani ısıyla renklenen kağıtlarda oldukça fazla miktarda BPA var.

Yapılan bir çalışmada termal fişler, ilanlar, dergiler, biletler, zarflar, gazete kağıdı, yiyecek ambalaj kağıdı, karton, uçak boarding kartları, bagaj etiketleri, kartvizit, çocuk bezi, kağıt mendil ve hatta tuvalet kağıdında BPA araştırılmıştır:

BPA termal fişlerin %94’ünde bulunmuştur.

Diğer kağıt ürünlerinde ise BPA bulunma olasılığı ise %81’dir.

En fazla BPA termal fişlerde bulunmuş, ve diğer kağıtlara bulaşmanın da kağıtların geri dönüşümü esnasında bulaşma ile olduğu düşünülmektedir.

Örneğin kredi kartıyla alış veriş yaptınız ve 5 saniye fişi elinizde tuttunuz kabaca1 μg BPA (0.2–6 μg) işaret ve orta parmağınıza transefer oldu, eğer eliniz ıslak veya yağlı ise bu oran 10 kata kadar artmaktadır.

Eğer günde 10 saat kasada çalışıyorsanız günde 71 microg/gün BPA alıyorsunuzdur. Ancak bu miktar günlük tolere edilebilir sınırın 42 kat altındadır.

Liao C, Kannan K.” Widespread Occurrence of Bisphenol A in Paper and Paper Products: Implications for Human Exposure.” Environ Sci Technol. 2011 Sep 23. [Epub ahead of print]

Yorum bırakın

Filed under Genel, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Ab-ı Hayat

Impact from a water drop causes an upward &quo...

Image via Wikipedia

Su, dünyamızın ve vücudumuzun büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Su olmadan yaşamamızın sürmesi mümkün değildir. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Genel

Sağlığı Okumak Yaşama Tutunmak

Atatürk house in Trabzon

Image via Wikipedia

Amerika Birleşik Devletlerinde yaşayan 80 milyon kişinin sağlık okur-yazarlığının kısıtlı olduğu bilinmektedir *. Türkiye’deki durumun ne kadar olduğu bilinmese de ortalama bir Türk’ün günlük rutinine kitap okumak dahil olmadığı bilinmektedir **. Hatta, insanımızın %5’inin evinde 100’den fazla kitap Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Genel

Fast Food Lokantaları Uzak mı Yakın mı Olmalı?

Fast food in Nepal

Image via Wikipedia

Food Inc adlı belgeseli seyredenler hatırlayacaklardır, özellikle düşük gelire sahip bölgelerdeki insanlar daha ucuz olduğu için yüksek kalorili yiyeceklerle besleniyor, dolayısıyla da kilo alıyorlar-sağlık problemleri ortaya çıkıyor. Sağlıklı olan meyve-sebze fiyatları sürekli artarken, yüksek kalorili-ancak sağlıksız yağların fiyatı pek artmıyor. Bu şekilde de açlık nedeniyle insanların isyan etmesi engellenmiş oluyor. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Genel

Kadınlarda Kalbe Bağlı Ani Ölüm Riski Nasıl Azaltılır?

Akdeniz, Mersin from southwest to northeast

Image via Wikipedia

Kalbe bağlı ani ölüm, kalbe bağlı ölümlerin yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Özellikle kadınlarda kalp hastalığı belirli şikayet yapmaksızın ani ölümle göstermektedir. Kalbe bağlı ani ölüm riskini azaltmak için peki ne yapılabilir? Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Genel

Nargile Zararlı Mı?

Photograph,1920,s of a coffee house in Deir ez...

Image via Wikipedia

Tütünle ilişkili herşeyin ( tütün kolonyası hariç ?) az çok zararlı olduğunu biliyoruz, ama tabi bunun ispatının da olması gerekiyor. Son dönemlerde özellikle İstanbul’da nargile içilen kafelerin sayısında hızlı bir artış mevcut; ancak insanlar zararlarının pek farkında değiller. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Akciğer Hastalıkları

Vareniklinin Sigarayı Çağrıştıranların Yarattığı Açlığa Etkisi

Thank You for Smoking

Image via Wikipedia

Sigara bir bağımlılık; ve bu bağımlılık kendinin devamı için çeşitli oyunlar oynuyor: sevinmek, üzülmek, yorulmak dinlenmek, stress, kilo kontrolü- bunların hepsi neden olarak sigara tarafından ileri sürülebiliyor. Sigarayı çağrıştıranlar (smoking cue) (çay, kahve, çakmak vb) ve yoksunluğa bağlı açlık sigaranın tekrar başlanmasında en önemli etkenlerdir. Erken dönemdeki başarısızlık yoksunluğa bağlıdır ve bu durum zaman içinde azalmaktadır. Ancak sigarayı çağrıştıranlar aylar, hatta yıllar sonra bile sigaraya tekrar başlanmasına neden olabilmektedir. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Genel

Pasif Sigara İçiciliği

Sigaranın zararları sadece, sigara bağımlısını etkilememekte; yakınında bulunan insanlar da bu zarardan etkilenmektedirler. Ebeveyni sigara içenlerin çocuklar daha sık enfeksiyon geçirmektedir; pasif içicilerde akciğer kanseri daha artmıştır. Şimdi bahsedeceğim çalışma ise pasif içiciliğin tüm dünyadaki etkilerini araştırmadır. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Akciğer Hastalıkları, Genel, Kanser

İnsülin Alan Tip 2 Diyabetlilerde Metformin ve Kanser

Metformin 500mg tablets

Metformin 500mg tablets (Photo credit: Wikipedia)

Metforminin kanser le ilişkili ölüm riskini azalttığını biliyoruz ve yaklaşık 1 sene önce konuşmuştuk. Ama tekrar hatırlatayım:

 

Metformin, uzun yıllardan beri tip 2 diyabet tedavisinde kullanılmakta olan, insülin direncini kıran bir ilaçtır. Metformin, glukozun (şekerin) kaslarımız tarafından kullanılmasını sağlayan AMP-ile aktive protein kinazı hedef alır. Bu enzim iyi bilinen LKB1 kinaz denilen tümör oluşumunu engelleyen enzime ihtiyaç göstermektedir. Metformin hem bu enzim ile hem de insülin seviyesini düşürmesi nedeniyle artmış kanser oluşumun riskini azalttığı düşünülmektedir ( http://on.fb.me/gjFcXq ).

 

Bugün bahsedeceğim araştırma ise insülin kullanan tip 2 diyabet hastalarında yapılmış; polikliniğe başvuran ardışık kanser tanısı olmayan 1340 hasta çalışmaya alınmıştır.

 

Hastaların ortalama 75.9 ay takibinde 112 hastada kanser gelişirken, kontrol grubunda 370 kanser bulunmuştur. İnsülin dozuna göre ayarlama yapıldığında da metformin kullan grupta kanser riski azalmış bulunmuştur (oddların oranı 0.46 [%95 GA 0.25–0.85]).

 

İnsülin kullanan hastalarda metformin kanser riskini azaltabilir.

 

Matteo Monami, et al. “Metformin and Cancer Occurrence in Insulin-Treated Type 2 Diabetic Patients”. Diabetes Care January 2011 vol. 34 no. 1 129-131.

Yorum bırakın

Filed under Kanser, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Subklinik Hipotiroidi ve Kardiyovasküler Hastalıklar

Subklinik hipotiroidi ile kardiyovasküler hastalıklar arasında çelişkili sonuçlar yayınlanmıştır. Bu çalışma ise 1950 ile 2010 yılları arasında yapılmış prospektif (ileriye dönük) tiroid fonksiyonu ve koroner arter hastalığı olayları, koroner arere hastalığına bağlı mortalite (ölüm) ve tüm mortaliteyi araştıran yazılar derlenmiştir. Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under Tiroid Hastalıkları

Sağlıklı Olmanın Dört Şartı

Askerliğimi Sarıkamış’da yaptım, birliğin girişinde kocaman harflerle yazan bir yazı beni çok etkilemişti: “MAZERET YOK”. Gelelim sağlığın şartlarına:

1. Asla sigara içmemek
2. Haftada 3.5 saatten fazla egzersiz yapmak
3. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek
4. Vücut kitle indeksi (hesaplamak için linke tıklayın http://bit.ly/cVPVjK ) 30’un altında olması, yani obez olmamak

Asgari ücretin azlığı konusunda herhangi bir soru işareti yok, ancak asgari ücretle çalışan bir insanın günde 1 paket sigara içip, buna maaşının %10-20’sini ayırması mantıklı değil. Sadece sigaraya yatırılan para değil, bir de sigaranın yaptığı yatırımların (akciğer hastalıkları, kanser, çocukların pasif içicilik nedeniyle sık solunum yolu enfeksiyonu geçirmesi) zararlarını koyun. Muazzam ve bir o kadar mantıksız bir maliyet ortaya çıkmakta.

Haftada 3.5 saatten az egzersiz ise yürümekten geçiyor; bildiğim kadarıyla kaldırımlar ücretli değil. Bu siteyi takip edenlerin çoğunun müzik de çalan cep telefonları vardır, bir kulaklık takıp yürümenin kimseye zararı olmaz.

Meyve ve sebze, ülkemizde nispeten yurtdışına göre ucuz, çoğumuz da meyve ve sebze ağırlıklı besleniyoruz. Ancak, kalorisi yüksek gıdalardan uzak durmak, kalori alımını kısıtlamak ile hem kilo verilmesine katkı, hem de alışveriş bütçesi kısılmış olmaz mı?

Bu şartlar zor mu, kolay mı siz karar verin? Çağ değişti, eskiden bu bilgilere ulaşmak zordu, ancak şimdi öyle değil. Bu site vasıtası ile en yeni, en güvenilir bilgiye, uzmanından ulaşabiliyorsunuz. Değişime ayak uydurmanın zamanı gelmedi m

1 Yorum

Filed under Akciğer Hastalıkları, Depresyon, Akıl ve Ruh, Hipertansiyon, Kanser, Kolesterol, Vitamin ve Mineraller, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Vitaminler ve Mineraller Her Zaman Yararlı Mıdır?

Dün (9 Şubat 2010) Archives of Internal Medicine isimli dergide çıkan iki makaleyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Vitamin ve mineral süplementasyonu ülkemizde de oldukça merak edilen bir konu ve satılan ürünler Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca izinli olduğu için, ürünün içeriği, insanlar üzerine etkileri ve ürünün nasıl yapıldığı hakkında çoğu zaman bilgimizin olmaması sıkıntılı bir durum yaratmaktadır.

İlk makalemiz* selenyum içeren ve ABD’de satılan bir multivitamin ile ilgili. 2008 yılında bir chiropractor hastalarında artmış sindirim sistemi yakınmaları ve saç dökülmesi gözlemlemiş; bu hastalara önermiş olduğu vitamin/mineral kompleksi dozunu iki kata çıkması üzerine, hastalardaki şikayetlerin daha da arttığını gözlemlemesi üzerine araştırma başlatılmıştır.

Yapılan inceleme sonucunda 201 hastada, kanlarında olması gereken miktarının çok üzerinde Selenyum tesbit edilmiş olup, bu durumun vitamin/mineral kompleksinin üretimi esnasında aşırı selenyum konulmasının neden olduğu anlaşılmıştır (üretici hatası).

Selenyuma bağlı zehirlenmelerde gözlenen bulgular ise aşağıdadır:
• Bulantı
• Kusma
• Tırnaklarda renk değişikliği/ kolay kırılma
• Saç dökülmesi
• Yorgunluk
• Huzursuzluk
• Kötü nefes kokusu ( çoğunlukla sarımsak kokusu gib tarif edilmektedir)

İkinci makalemiz** ise, 62 yaşındaki bir hipertansiyon, stabil koroner arter hastalığı olan erkek hastanın, kabızlık şikayeti nedeniyle Aconitum içeren Ayurveda barsak rejimi almasından 90 dakika sonra dilinde ve vücudunda uyuşukluk, bulantı, ciddi karın ağrısı ve bayılma olması nedeniyle hastaneye getirlmesi ile başlıyor. Ayurveda, Hindistandan köken alan bitkisel ve antik bir tedavi yöntemidir. Söz konusu rejim, nörotoksin ve kardiyotoksin olduğu bilinen Aconitum bitkisi içermektedir. Hastadaki ciddi kalpteki ritm bozukluğu ve diğer şikayetler bu Ayurveda rejimine bağlanmıştır.

* Jennifer K. MacFarquhar; Danielle L. Broussard; Paul Melstrom; Richard Hutchinson; Amy Wolkin; Colleen Martin; Raymond F. Burk; John R. Dunn; Alice L. Green; Roberta Hammond; William Schaffner; Timothy F. Jones . “Acute Selenium Toxicity Associated With a Dietary Supplement “. Arch Intern Med. 2010;170(3):256-261.
** Pavittarpaul Dhesi; Rita Ng; Michael M. Shehata; Prediman K. Shah. “Ventricular Tachycardia After Ingestion of Ayurveda Herbal Antidiarrheal Medication Containing Aconitum “. Arch Intern Med. 2010;170(3):303-305.

Yorum bırakın

Filed under Vitamin ve Mineraller

Çocukluk Çağı Obezitesi; Ne Ekersek Onu Biçeceğiz

Son 50 yılda artan yaşam beklentisi artık durulacak gibi görünüyor. Obezitenin tüm dünyada yaygınlaşması nedeniyle, obezitenin tetiklediği hastalıklar ve kayıplar artması beklenmektedir.

Bugünkü yazımız dün (11 Şubat 2010) New England Journal of Medicine’da yayınlanan bir çalışma*. Bu çalışmada araştırmacılar, Arizona’da (ABD) yaşıyan kızılderili ve diyabeti olmayan çocuklarda, obezite, glukoz intoleransı (gizli şeker), hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği ile erken ölüm (55 yaşından önce ölüm) arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir.

Bu çalışma, 5-19 yaşında diyabeti olmayan Pima Kızılderilerinde eğer obezite varsa ve şeker yükleme testinin ikinci saatindeki glukoz normal ama normal aralığın üst değerlerinde ise, bu çocukların diğerlerine göre gençlik ve orta yaşta ölüm riski 2 kat artmış olduğunu göstermektedir.

Bu çalışmadan çıkan en önemli sonuç, obezitenin kötü etkilerinin genç yaşlardan itibaren çıktığının gösterilmesidir. Dolayısıyla, çocuklarımızın gelecekteki sağlıklarını düşünüyorsak, kalorisi dengeli, fast-fooddan uzak, meyve ve sebze ağırlıklı bir diyet ve egzersiz yapmalarını sağlamamız gerekmektedir.

*Franks PW, Hanson RL, Knowler WC, Sievers ML, Bennett PH, Looker HC. Childhood obesity, other cardiovascular risk factors, and premature death. N Engl J Med 2010;362:485-493.

Yorum bırakın

Filed under Hipertansiyon, Şeker Hastalığı (Diyabet)