Tag Archives: tansiyon

Tansiyon İlaçları Kullananlar Mutlaka Okuyun

plus

Yüksek tansiyon hayatımızın bir gerçeği, hele en son indirilen rakamlara bakarsanız (120/80) tansiyon hastalığı olmayan bir insan evladı kalmayacak gibi duruyor. Bence son öneriyi özellikle genç insanlarda kullanmak uygun, 65 yaş üzerinde ise eski sistemden (140/90-135/85) gitmekte fayda var; tansiyon hedeflerini 65 yaş üzerinde aşağı çekince düşmeler de artıyor; bu da kalça kırığı ve benzeri ortopedik sıkıntıları arttırıyor.

Tansiyon tedavisinde çeşitli ilaçlar kullanıyoruz. Bunlardan bir tanesi thiazid diüretik dediğimiz, hafif idrar sökücü ilaçlar. Bu grup ilaçlar ülkemizde tek başına yok, daha çok diğer ilaçlar birlikte kombine kullanılıyor; tansiyon ilacının yanında plus ibaresi varsa,  bu genellikle thiazid diüretiğin olduğuna işaret eder. Ama yurt dışında bu idrar sökücüler çoğunlukla ilk basamak tedavide tek başlarına da kullanılıyor. Hafif idrar sökücü özelliklerinde dolayı da kandaki tuz (sodyum), potasyum düzeylerini azaltabiliyor ve aynı zamanda böbreklere de zarar verebiliyorlar.

Bugün bahsedeceğim çalışma plus’lı formlarla yapılmamış, ancak çok sık kullandığımız plus’lı tansiyon ilaçları için de bir uyarı niteliği taşıyor.

İlk kez hipertansiyon tanısı konulan 65 yaş üstü insanların 1060’ına ilk tedavi olarak thiazid diüretik ilaç veriliyor ve herhangi bir ilaç önerilmemiş 1060 kontrol hastasıyla karşılaştırılıyor.

Thiazid diüretik kullananların %1,8’inde ciddi yan etki gözleniyor; bunlar, kandaki sodyumun 130’un altına inmesi, potasyumun 3’ün altına inmesi, eGFR’de( böbreğin çalışma kapasitesi) %50 azalma

Kullanmayanlarda bu durum hastaların %0,6’sında gözleniyor

Sodyumda hafif düşme thiazid diüretik kullananların %6,5’inde gerçekleşmişken, kullanmayanların %2’sinde oranında gerçekleşmiş

Böbrek fonksiyonların %25’den fazla azalma thiazid diüretik kullananların %5,5’inde, kullanmayanların ise %3,2’sinde gözlenmiş.

Eve Gidecek Sonuç

Thiazid diüretik kullanıyor ve 65 yaş üzerindeyseniz korkmanıza gerektirecek bir durum yaklaşık %98’inizde bulunmamaktadır. Ancak kan tetkiki yaptırdığınızda  sodyum, potasyum, üre ve kreatinin değerlerine baktırmanız faydalı olacaktır. Her ne kadar bu çalışma bu konuyu araştırmamış olsa da, bu bilgi muhtemelen plus’lı tansiyon için de geçerlidir.

 

Anil N. Makam, et al. “The Risk of Thiazide-Induced Metabolic Adverse Events in Older

Adults”. J Am Geriatr Soc. 2014 June ; 62(6): 1039–1045. doi:10.1111/jgs.12839.

Yorum bırakın

Filed under Hipertansiyon

Folik Asit Yüksek Tansiyonda İnmeden Koruyor

folİk Asİt ve İnmeFolik asiti özellikle hamile kalanlar veya hamile kalmak isteyenler yakından bilir. Folik asit, diğer isimleriyle folat, B9 vitamini, B vitamini ailesinden vitaminlerdir. Folik asiti insan vücudu üretememektedir, dışarıdan diyet yoluyla almamız gerekmektedir. Folat, DNA yapımında etkili olduğu kadar metilasyonunda da etkili.

Metilasyon, ise epigenetik değişikliklerde önemli, bu demek dediniz mi? Efendim, çağımız genetik çağı, artık bundan sonra senin kolesterolden falan bahsetmek yerine “senin MTHFR geninde bozukluk var mıydı şekerim?” sorularını birbirimize sorar olacağız. Genetik değişiklikler, yapısal değişiklikler, daha önceki yazılarımda da bahsettim, Burak yerine Rakbu yazmak gibi, anlam tamamen değişiyor, yani genin ürettiği protein değişiyor. Epigenetik değişiklikler ise  genin yapısını bozmayan, ama çalışmasının kapatan şeyler. Yani lambanız var, düğmeyi bir türlü açamıyorsunuz. İşte folat da bu noktada yerini alıyor; çünkü epigenetik değişiklikler genin metilasyonu ile oluyor. Dolayısıyla gebelikte bebekte nöral tüp defektlerini engellemekte kullanıdığımız folat, epigenetik üzerine etki ediyor- hem de 50 tanesi 2TL’ye satılıyor (bu nedenden dolayı bir süre sonra eczanelerde bulamayacağız diye tahmin ediyorum).

Folat eksikliği, kansızlık yapabildiği gibiş, homosisteini yükseltiyor. Homosistein yüksekliğ artmış kalp damar hastalığı ile ilişkili, ama daha önce yapılan çalışmalarda homosisteini yüksek olanlara folat verildiğinde homosisteinin düştüğü gözlenmiş, ama kalp damar hastalığı riskinin değişmediği ne yazık ki gözlemiştik.

Bugün bahsedeceğim çalışma Çin’de yapılmış ve ve toplam 20,742 tansiyon hastası çalışmaya alınmıştır. Bu alaınan hastaların öykülerinde inme veya kalp krizi bulunmamaktadır. Bu hastalar folik asidi düzenleyen genlerden biri olan  MTHFR C677T (rs1801133) genotipine göre sınıflamışlar. Bu genin kodu CC olanlar %100 aktivite gösterirken, CT olanlarda %65, TT olanlarda, hayır o TT trending tweet demek değil, timin-timin demek, %30 enzim aktivitesi oluyor. Manası ise, TT olanların kanlarında folat düşük, homosistein yüksek.

Çalışmada bir grup hastaya enalapril içeren tansiyon ilacı, diğer gruba da hem enalapril, hem de folik asit içeren hap verilmiş. Çalışma çift kör yapılmış.

Sonuçlar

4,5 yıl takipte

Sadece enapril alan grupta inme %3,4 iken

Enapril-folik asit alanlarda %2,7 olarak bulunmuş Yani folik asit inme riskini mutlak olarak %0,7 azaltmış. Küçük gibi görünse de oldukça olumlu bir durum oluşturmuş. Yan etki ise her iki grupta benzer saptanmış. Ayrıca genetik değişiklikleri olanlarda da benzer etkiler gözlenmiştir.

Tansiyon hastaları bu çalışmanın ışığında folik asit almaları faydalı olabilir.

Yong Huo, et al. “Efficacy of Folic Acid Therapy in Primary Prevention of Stroke Among Adults With Hypertension in China. The CSPPT Randomized Clinical Trial”. JAMA. Published online March 15, 2015. doi:10.1001/jama.2015.2274

Yorum bırakın

Filed under Akciğer Hastalıkları

Tansiyon Tedavisinde Pancar Suyu: Leziz

Copyr

Copyr

Pancarın rengi muhteşem olduğu kadar, sağlığımızı koruyucu etkilerinin de bilimsel olarak ispatlanması güzel bir şey. Pancar kökünün tıbbi kullanımı antik Roma devrine uzanıyor: ateş ve kabızlıkta kullanılmış. Hipokrat da pancar yapraklarını yaranın yapışması için kullanırmış. Antik Romalılara göre pancar suyu afrodizyak özelliğe de sahip. Bir diğer şaşırtıcı özelliği ise sarımsağın kokusunu bastırması, yani mantınızı sarımsaklı yoğurtla yiyip üstüne pancar yerseniz sarımsak kokusu gittiği iddia ediliyor (denemek lazım).

Gelelim konumuza; tansiyon yüksekliği ciddi bir durum, yaş arttıkça da kaçınılmaz olarak artıyor; ancak insanların yarısı hastalığının farkında, farkında olanların sadece yarısı da kontrol altında. Nitratların tansiyon düşürücü özelliğinden dolayı biz hekimler tarafından kullanılmaktadır.

Geleneksel tansiyon düşürücü limonlu suyunun ne kadar etkinliğini olduğu bilinmese de şimdi bahsedeceğim çalışmada 68 tansiyon hastasının yarısına 4 hafta boyunca nitratlı pancar (kökü) suyu hergün 250mL (yaklaşık 1 su bardağı) içmeleri sağlanmış, diğer yarısına da nitratsız pancar (kökü) suyu aynı şekilde verilmiş. Bu çalışma çift kör olarak yapılmış; yani ne araştırmacılar, ne de hastalar nitratlı mı nitratsız mı pancar suyu içtiğini bilmemeleri sağlanmış. Bu çalışma dizaynı yanlı davranmanın engellenmesi için yapılmaktadır.

Sonuçlar

Hem hekimin yaptığı, hem hastanın evde yaptığı, hem de 24 saatlik tansiyon holterlerinde, nitratlı pancar suyu içenlerde tansiyon düşmektedir ( yaklaşık 8/4 mmHg). Endotelyal (damarın içini döşeyen hücreler) fonksiyon yaklaşık %20 iyileşmiş, atardamarda sertlik 0.59 m/s azalmıştır.

Buradan 2 sonuç çıkmaktadır: tansiyon hastaları nitratlı pancar (kökü) suyunu kullanabilir. Tansiyon düşüklüğü olanların da pancar suyu içerken dikkat etmeleri gerekir- tansiyonları daha da düşebilir.

Pancar kökünde oksalik asit olduğu, bunun da böbrek taşı yapabileceği de akılda tutulmalıdır.

Ayrıca pancar suyu içildikten sonra idrar rengi koyu çıkabilir, bu da normal bir durumdur (betaninden dolayı).

Vikas Kapil, et al. “Dietary Nitrate Provides Sustained Blood Pressure Lowering in Hypertensive Patients”. Hypertension, 2015; 65: 320-327

Yorum bırakın

Filed under Hipertansiyon

Check-up Yaptırmak veya Yaptırmamak?

(animated stereo) Immigrant Exam, 1911 (1 of 2)

(animated stereo) Immigrant Exam, 1911 (1 of 2) (Photo credit: Thiophene_Guy)

Genel check-up’lar ülkemizde gittikçe artan sıklıkla yapılıyor. Sağlıklı insanların bu tür taramalardan geçmesinin faydalı olduğu kanaati var. Benim kişisel gözlemim de, bu tip check-up’ların şeker hastalığı, hipertansiyon ve kolesterol yüksekliğinin tanısında faydalı olduğu yönünde. Ancak check-up için bana gelenlerin beklentisi ise, yapılan testlerin sonucunda vücutta en küçük arazın (tabi en korkutucusu kanserin) bile tesbit edebilineceği yönündedir. Bu beklentinin gerçeği yansıtmadığını da belirtmek isterim. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Genel, Hipertansiyon, Kanser, Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Hamileliğin İlk Ayında Kullanılan Tansiyon İlacı ACE İnhibitörünün Etkileri

Schematic diagram of the renin-angiotensin-ald...

Image via Wikipedia

Tansiyon yüksekliği sık karşılaştığımız bir hastalık. Tansiyon tuz tüketimi, kilo fazlalığı, sigara ve alkol tüketimi ile artacağı gibi, yaşla birlikte de tansiyon yüksekliği insanların çoğunda gelişmektektedir. Tansiyon yüksekliğinin herhangi bir şikayet çoğunlukla yapmadığının altını bir kez daha çizmek isterim.

 

Tansiyon hastalığı bu kadar sık görülürken, kadınların tansiyon hastalığı varken hamile kalmaları da kaçınılmaz olacaktır. Tansiyon tedavisinde en sık kullandığımız ilaç grubu anjiotensin konverting (dönüştürücü) enzim inhibitörleri (ACE-İ) ise Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Hipertansiyon

Tansiyon İlaçları ve Kanser- Yeni Gelişmeler

Geçen sene Haziran ayında sizlerle ARB (anjiotensin reseptör bloker) grubu tansiyon ilaçları ile kanser ilişkisini gösteren bir yazıyı paylaşmıştım https://burakuzel-md.com/2010/06/21/tansiyon-ilaclari-ve-kanser/  .  Bu bilgi, tıp dünyasında ciddi bir yankılanma yaptı ve bu grup ilaçların güvenililirliğini tekrar sorgulamamızı sağladı. Bir dönem bazılarımız bu ilaçları yazmadı, bazıları da bu tür ilaçları kullanan hastalarında başka ilaçlara geçtiler. Ancak, ARB grubu ilaçların da tansiyon tedavivisindeki etkinliği tartışılmaz olduğu için daha geniş çaplı bir araştırmaya ihtiyaç duyduk. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Hipertansiyon, Kanser

Tansiyon İlacı Şekeri Engeller Mi?

Geçen sene NAVIGATOR çalışmasında ( https://burakuzel-md.com/2010/04/14/navigator-calismasi/ )şeker ilacının etkisiz, ancak tansiyon ilacı olan valsartanın yeni diyabet gelişimin azalttığı şaşırtıcı sonucu alınmıştı. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Hipertansiyon, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Otomatik Aletlerle Tansiyon Ölçümü

Tansiyon ölçümünde standart kullandığımız yöntem, elle ölçümdür. Bu ölçüm, kan damar basıncını iyi yansıtmaktadır; ancak en doğru ölçüm atardamarın içine yerleştirilen cihazlarla olmaktadır. Bu tip ölçümleri poliklinik şartlarında rutin olarak kullanmasak da, yoğun bakım şartlarında kullanmaktayız. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Hipertansiyon

Tansiyon İlaçları ve Kanser

Tansiyon İlaçları ve Kanser

Geçen hafta bir hastam, “ARB  grubu tansiyon ilaçları kanser yapıyormuş, doğru mu?” diye bir soru yöneltti.  Konu beni ilgilendiriyorsa biliyorsunuz ki, hemen en doğru ve en güvenilir şekilde cevap veriyorum. Soruya neden olan yazı 7 gün önce (14 Haziran 2010’da) Lancet Oncology’de Dr.İlke Sipahi tarafından yayınlandı.

Önce ARB Nedir?

ARB, anjiyotensin reseptör blokerlerinin kısaltmasıdır ve tansiyon düşürmekte kullandığımız, etkin ve güvenilir ilaçlardır. İlk çıkan ARB losartan 1995 yılında kullanıma sunulmuştur. Bu gruptaki diğer ilaçlar valsartan, irbesartan, telmisartan, olmesartan ve eprosartandır. Bu ilaçların tümü ülkemizde bulunmakta ve kullanılmaktadır.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Hipertansiyon, Kanser

Hipertansiyon

Kalbimiz kanı atardamarlar içinden pompalamakta ve bu da atardamarların duvarlarında basınç yaratmaktadır. Zaman içinde kan basıncı yüksek kalırsa hipertansiyon oluşur.Ben hastalarımda tansiyon yüksekliğini ciddiye alıyorum ve kendilerinin de ciddiye almalarını sağlıyorum. Çünkü, artmış basınç dolaşım sistemini zorlayarak, inme, kalp krizi, böbrek yetersizliği ve körlük gibi ciddi problemlere neden olabilir.

HİPERTANSİYONUN TESBİTİ

   

Hipertansiyon genellikle ciddi fiziksel zarar yoksa belirti vermez. Bu nedenle hipertansiyona “sessiz katil” denilir. Yüksek kan basıncının zararı başlamadan önce tesbiti önemlidir.

Tansiyon ölçümü sfingomanometre de denilen tansiyon ölçüm cihazları ile yapılır. Atardamarlardaki atımları dinlemek için stetoskop kullanılır. Kan basıncını kaydetmek için milimetre cıva cinsinden 2 sayı kullanılır, örneğin 120/80 mm Hg.

  • İlk sayı sistolik basınçtır ve kalp kasıldığında atardamardaki maksimum basıncı gösterir.
  • İkinci sayı diastolik basınçtır ve kalbin kasılmalarının arasındaki en düşük basıncı gösterir.
  • Eğer sistolik basınç 140 veya üstü, veya diastolik basınç 90 veya üstü ise hipertansiyon vardır. Normal kan basıncı sistolikde 120’nin altı ve diastolikte 80’nin altıdır. 120/80 ile 140/90 arasındaki kan basıncına pre-hipertansiyon (hipertansiyon başlangıcı) denilmektedir.
  • 45-64 yaşı arasındaki insanların %90’ın geri kalan hayatlarında yüksek tansiyon gelişecektir.
  • 20 yaş ve üzeri bireylerib %25’inde pre-hipertansiyon , %33’ünde hipertansiyon vardır
  • 5 bireyden birinde yüksek tansiyon olduğunu bilmemektedir

 

HİPERTANSİYONDAN KORUNMA VE TEDAVİSİ

 

Doktorunuza düzenli olarak muayene olun ve tansiyonunuzu ölçtürün. Hipertansiyon her zaan önlenemezse de aşağıdaki adımlar tansiyonunuzu düşürmenizde yardımcı olabilir.

  • Sigarayı bırakın.
  • Fazla kilolarınızdan kurtulun ve sağlıklı az tuzlu, az yağlı diyet uygulayın.
  • Fiziksel olarak aktif kalın ve doktorunuzun gözetiminde egzersiz planı geliştirin.
  • Alkol alımı kadınlar için günde 1 içki, erkeklerde günde 2 içkiyi aşmamalıdır.
  • Eğer hipertansiyon geliştiyse ilaçlar her gün alınmalıdır. Doktorunuz size uygun tedaviyi önerecektir.

Yorum bırakın

Filed under Hipertansiyon