Monthly Archives: Nisan 2013

Ölmeyi Unutan Hücreler -2

Akşamları spora gittiğimde bu ağrı biraz daha artmaya başlamıştı, giydiğim şort ızdırap vermeye başlamıştı. Hele bisikletin selesi değdiği zaman, sanki beynime ilerleyen ateşli bir elektrik çakıyordu.

Kabuğuma çekilmiştim, korkuyordum kendimi ellemeye. Orda bir şey var biliyordum; gözlerimi kapatıp geçmesini bekliyordum. Geçmiyordu o his. Bu rüya olsaydı da uyansaydım ve bir oh deseydim diye düşünmeye başladım. Geceler bölük pörçük uykuyla geçiyordu. Sevgilim, senin tanıyamıyorum artık, ne biçim adam oldun sen diye bana çıkışıyordu. Evden çıkmak da istemiyordum, işe de gitmek istemiyordum. Sakallarım uzamıştı, saçlarım berbat keçe halindeydi. Kendimi çıplak göreceğim korkusuna duş bile alamıyordum; halbuki “duş machen” ne hoştu bir zamanlar.

Şirkette toplantılar çok olurdu. Yakın arkadaşım Yavuz yanıma geldi.

-“Adamım, nedir bu halin? Noldu manitayla bir durum mu var? Seni çok “down” gördüm. Akşama kafa çekmeye gidelim mi?” Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Kanser, ustalık yolu

Ölmeyi Unutan Hücreler

Akıntıyı takip et ve yaradılışını tanı;

Neşe yok, keder yok.

Sekishusai

 

-“Patoloji raporunuzun pek parlak olduğu söylenemez. Bazı kötü huylu hücreler var.”

 

Bu sözü duyduğum zaman, bir an kendimi “Er Ryan’ı kurtarmak” filminin açılış sahnesinde hissettim. Normandiya çıkartmasına katılmış ve ileri doğru koşuyordum. Arkadaşlarımın bir anda yere yığılışını seyrederken, ben de bir an için yere yapışmış gibiydim. Kafamda şiddetli bir uğuldama vardı, yeri artık hissetmiyordum, sanki boşluktaydım; etrafımı görüyordum, ama bulanık bir resime benziyordu, denizin tuzu ağzımdaydı, ama acı mı tatlı mı algılayamıyordum, etrafımdan sesler geliyor, ismimi söylüyorlardı, ama ismim ne onu bile bilmiyordum. Kafamdaki miğferden vurulmuştum.

 

Aradan ne kadar geçtiğini anlayamadım, ama tedavi sürecine geçtiğimize göre en fazla 5 dakika bu dünyadan kopmuştum. Fotoğraf makinesindeki gibi netlik önce kaybolmuş, sonra bulanık görüntüler ve sesler birşeyler ifade etmeye başlamıştı.

 

En iyisi, hikayemi ben size en başından anlatayım. Ben bu hastalığa yakalanmış ve kurtulmuş ne ilk kişiyim, ne de son kişi olacağım.

  Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kanser, ustalık yolu

Her Şeyin Sonu

“Sen kendi içinde huzuru bulamıyorsan, başka hiçbir yerde bulamazsın ki”.

Marvin Gaye

 

-“Sana daha rahat bakmak istiyorum anne, eşimle boşanıyoruz”.

 

Kızının bu sözleri, bir anda beyninde şimşekler çakmasına neden oldu. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, ağladıkça sanki kalbi temizleniyordu, uğursuzluklar gidiyordu. Ne yapmıştı bunca yıl kendisine, şimdi de kızına neler yapıyordu? Bunca eziyet nedendi? Çocukça hırslar bedenini kavurduğu gibi ailesini de parçalıyordu. Sevgiden öte bir şey var mıydı bu dünyada, sevmekten- sevilmekten başka.

 

-“Yapma kızım” dedi. Artık gerek yoktu ve kendisine bakacaktı, iyileşecekti. Herşey kendi elindeydi. Onca yılın çalışmasını bir kalemde düzeltemeyeceğini biliyordu, ama bugün başlarsa yarın biraz daha iyileşeceğini biliyordu. Kendisine güvenmeliydi artık.

  Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under ustalık yolu

Herşeyin Başlangıcı (devam 4)

Günler geceleri, geceler günleri takip ediyordu. Hayatta kendisinin bir amacı var mıydı? Hayatın bir anlamı var mıydı? Ağaçlar ilkbaharda çiçek açardı, yaprakları yeşillenirdi, sonra meyve verir, sonbahar olduğunda yaprakları kurur, kışı yalnız ve çıplak olarak beklerdi. Ağaçtan beklenti buydu, ya kendisinden beklenti neydi. Çocuklar büyümüş, iyi kötü kendileri idame ettirebiliyordu. Torun desen, çocuk bağırtısına artık dayanamıyordu, gücü elvermiyordu, yüreği darlanıyordu nedense.

-“Gündüzden aydınlık olması beklenir, geceden de karanlık, ama neden ben gündüzleri perdeleri kapatıp, geceleri ışıkları yakıyorum” diye düşünürdü. “Neden akıntıya karşı kürek çekiyorum da doğaya boyun eğmiyorum?”. Hastalık da böyle birşeydi, hasta olmuştu ve hasta olarak ölmeliydi. Ölmeliydi de, ölmek de katiyetle istemiyordu; derinden korkuyordu. Toprağın bahar yağmurundan sonraki kokusuna benzemiyordu  mezar için yeni kazılmış Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under ustalık yolu

Herşeyin Başlangıcı (devam 3)

-“Uyku apnesi var bu hastamızın” demişti hocalardan biri. Geceleri artık makineyle yatmak zorunda kalıyordu. Ama, buna da şükür diyordu. Eskiden geceleri karabasnlarla, kabuslarla geçiyordu. Sürekli bir boşluktan aşağı düşüyordu, sürekli yere çarpacak gibi korkuyor, fakat bir türlü yere temas edemiyordu. Bazen köyde görüyordu kendini, nenesinin anlattığı masallardaki kurt ulumalarını duyuyordu. Karanlık ormanlarda, dipleri çürümüş ağaçların altından sürünerek geçiyordu, ağır bir havaydı soluduğu, çürümüştü içi dışı. Kurtların açlık kokan nefesini hissediyordu çoğu zaman. Ormanın içinden geçen dereye düşüyordu ve suyun üzerine çıkamıyordu, yavaş yavaş boğulurken son bir çırpınışla uyanıyordu kabusundan.

 

-“Allah’a şükür, bu geceyi de kazasız, belasız atlattım” diye düşünürdü, sübap mı ne isimse şu makineyi takmadan önceleri. Sabahları kalktığında sanki hiç uyumamış gibi hissederdi, öyle yorgun olurdu ki, elini kaldırmaya bile mecali kalmazdı. Bir de gün içinde oturduğu yerde uyuyakalırdı. Sanki hiç bitmeyen bir kabusun içindeydi, girdap gibi içine Okumaya devam et

3 Yorum

Filed under ustalık yolu