Tag Archives: kemoterapi

Ölmeyi Unutan Hücreler

Akıntıyı takip et ve yaradılışını tanı;

Neşe yok, keder yok.

Sekishusai

 

-“Patoloji raporunuzun pek parlak olduğu söylenemez. Bazı kötü huylu hücreler var.”

 

Bu sözü duyduğum zaman, bir an kendimi “Er Ryan’ı kurtarmak” filminin açılış sahnesinde hissettim. Normandiya çıkartmasına katılmış ve ileri doğru koşuyordum. Arkadaşlarımın bir anda yere yığılışını seyrederken, ben de bir an için yere yapışmış gibiydim. Kafamda şiddetli bir uğuldama vardı, yeri artık hissetmiyordum, sanki boşluktaydım; etrafımı görüyordum, ama bulanık bir resime benziyordu, denizin tuzu ağzımdaydı, ama acı mı tatlı mı algılayamıyordum, etrafımdan sesler geliyor, ismimi söylüyorlardı, ama ismim ne onu bile bilmiyordum. Kafamdaki miğferden vurulmuştum.

 

Aradan ne kadar geçtiğini anlayamadım, ama tedavi sürecine geçtiğimize göre en fazla 5 dakika bu dünyadan kopmuştum. Fotoğraf makinesindeki gibi netlik önce kaybolmuş, sonra bulanık görüntüler ve sesler birşeyler ifade etmeye başlamıştı.

 

En iyisi, hikayemi ben size en başından anlatayım. Ben bu hastalığa yakalanmış ve kurtulmuş ne ilk kişiyim, ne de son kişi olacağım.

  Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kanser, ustalık yolu

Kanserin Tedavisi Var; Ancak Saklanıyor Mu?

English: Main symptoms of cancer metastasis. S...

Image via Wikipedia

Kanserle ilgili en çok merak edilen ve üzerinde spekülasyon yapılan konu şudur: “kanserin tedavisi var; ancak saklanıyor”. Bu soru bana ilk 1997 yılında medikal onkolojide intern olarak çalıştığımda sorulmuştu ve geçen yıllar içinde mütemadiyen soruluyor. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kanser

Kanser Tedavisi ve Tiroid

Thyroid

Image via Wikipedia

2002’de Oslo’da yapılan Uluslararası Kanser Birliği kongresinde bir çalışmamı sözlü olarak sunmaya gitmiştim. Bu kongrede bir başka çalışma oldukça ilgimi çekmişti. Mesleğe yeni başlayan her hekimde olduğu gibi, kanseri tamamen ortadan kaldıracak bir mekanizmanın varlığına inanıyordum. Çalışma, beyin tümörlerinde tiroid az çalışmasının sağkalımı belirgin şekilde arttırdığı hakkında bilgiler içeriyordu; araştırmacılar hatta tiroidi yavaşlatıcı ilaçları bu tür hastalara verelim mi diye de düşünüyorlardı. Bu konuyu heyecanla beni öğrenciliğimden, asistanlığıma, oradan da uzmanlığıma yetiştiren müstesna insan Sayın Prof. Dr. Nil Molinas Mandel’e anlattığımda, konuya çok da itibar etmedi. Sonradan anladım ki, zaman zaman bu tür çalışmalar her zaman çıkmakta, ama gazetelerdeki haberleri gibi solmaktadır. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kanser

Bevacizumab ve Tedavi İlişkili Mortalite

Kanser, son derece karışık bir konu- bir hücrenin neden kontrolden çıktığını, neden bu kadar saldırgan davrandığını halen çözmüş değiliz. Ancak, kanserin çoğalması için enerji ve yapıtaşlarına ihtiyacı olmaktadır; kanser bunu sağlamak amacıyla kendine yeni damarlar oluşturmaktadır- bu damarları kaçak hat olarak düşünebiliriz. Eğer bu yeni oluşan kan damarlarını önleyebilirsek, kanseri de dizginleyebileceğimiz düşünülmüştür. Bevacizumab’da bu yola etki eden bir ilaçtır. Ancak her ilaçta olduğu gibi bu ilacın da yan etkileri var Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kanser

Lenf Bezi Tutulumu OlmayanMeme Kanserinde Pekiştirici Kemoterapi

Bugün biraz karışık bir konudan sizlere bahsedeceğim. Meme kanseri, erkekde de görülebilen, ancak çoğunlukla kadınları etkileyen bir hastalık. Hastalık nadir bir hastalık değil ve 8 kadından birisinde yaşadıkları sürece meme kanserine yakalanma riskine sahipler. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kanser

Köpekbalığı Kıkırdağı – Yeni Kanıtlar

Zaman zaman hem konuyu merak ediyorsunuz, hem de benim bu konuda ne düşündüğümü öğrenmek istiyorsunuz… Bu nedenle, daha önce de belirttiğim gibi konuya şöyle başlamak istiyorum: alternatif tıbba karşı değilim-ama alternatif olmak istatistiklere alternatif olmak değildir.

Gelelim konumuza, tümör gelişiminde, tümöre beslenme sağlayacak yeni damar gelişimi kilit noktadır. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri olan hastalarada yeni damar oluşumunu önleyici ilaçların tedavide etkili olduğu gösterilmiştir. AE-941 (Neovastat) standartize, suda çözünen köpekbalığı kıkırdağıdır. Bu maddenin yeni damar gelişimini önleme ve metastazı önlemede etkili olabileceği konusunda bazı kanıtlar vardır. Fare çalışmalarında, bu maddenin cisplatin etken maddeli kemoterapi ilacı ile daha az yanetkiyle, benzer etkisi olduğu gözlenmiştir.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Akciğer Hastalıkları, Kanser

Kanser Kemoterapisi Alanlarda Grip Aşı Yapılmalı Mı?

Geçtiğimiz kış domuz gribi salgınında İstanbul Onkoloji Enstitüsünde (İstanbul Tıp Fakültesi, Çapa) çalışırken, kemoterapi uyguladığım hastalarım bu soruyu bana çok sordular. Ne yazık ki bu konuyla ilgili yapılmış çok çalışma yok; hele ki o dönemde, sağlıklı insanların bile aşılanması açısından büyük fikir ayrılıkları yaşanmış olması da konuyu daha çetrefillendiriyor.

Ne Biliyoruz?

Aktif kemoterapi alanlarda aşının koruyuculuk oluşturma olasılığı, sağlıklı insanlara göre daha azdır. Canlı aşı, aktif kemoterapi alanlarda kullanılmamalıdır.  Mevsimsel grip aşısı ile yapılan çalışmalarda, hasta sayısı az olmakla birlikte aşının koruyucu olabileceği yönünde sonuçlar alınmaktadır. Ancak bu koruyuculuk, hastalıktan hastalığa değişmekte, kullanılan tedavi şekilleri de bunu etkilemektedir.

Ne Zaman Yapılmalı?

Mevsimsel grip aşısı yapılacaksa, kemoterapiye en uzak zamanda uygulanması önerilmektedir. Kemoterapinin bitiminden 30 gün sonra yapılan aşılamalarda, aşının koruyuculuğu artmaktadır.

Sonuç

Daha ileri çalışmalar yapılana kadar elimizdeki mevcut bilgiler ışığında, kanser kemoterapisi alan hastalarda mevsimsel grip aşısı uygulanabilir.

Daniel A. Pollyea, Janice M.Y. Brown, Sandra J. Horning. “Utility of Influenza Vaccination for Oncology Patients” Journal of Clinical Oncology, Vol 28, No 14 (May 10), 2010: pp. 2481-2490

Yorum bırakın

Filed under Kanser

Pankreas Kanserinde Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp

Diğer yazılarımdan da bildiğiniz gibi tamamlayıcı ve alternatif tıbba karşı değilim, ancak insan gibi değerli bir varlığa herhangi bir tedavi önerilecekse, bu önerinin bilimsel kanıtlarının olması gerektiğini düşünüyorum. Bence, tamamlayıcı ve alternatif tıp da dahil olmak üzere, hiçbir tedavi yöntemine ayrıcalık tanınmaması gerekir. Ayrıca, bir konu hakkındaki genel kanı, doğruluğun kanıtı değildir. Yani, doğru farzettiklerimizin de bilimsel olarak kanıtlanması, geçerlilik açısından gereklidir.

Gelelim konumuza;1906 yılında John Beard isimli bir İskoç embriyolog pankreatik proteolitik enzim tedavisini önermiştir. 1981’de, Nicholas Gonzalez proteolitik enzim tedavisini araştırmaya başlamış ve 12 yıl sonra, 1993’de, Birleşik Devletlerde Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) çalışmalarını kendilerine takdim etmesi için çağırmışlardır. Beard, ameliyat olamayacak düzeyde ileri pankreas kanseri olan 11 hastada birinci yılda %81, ikinci yılda %45 sağkalım bildirmiştir. Bu şaşırtıcı sonuçlar nedeniyle 1998 yılında NCI, deney kolunda proteolitik enzim rejimi (ek olarak diyet, beslenme takviyesi ve detoksifikasyon işlemleri) olan ve karşısında gemsitabin içeren kemoterapi ile bir araştırma planlamıştır.

55 hastanın 23’üne gemsitabin içeren kemoterapi, 32’sine enzim tedavisi uygulanmıştır.

Başlangıçta hastaların özellikleri arasında fark bulunmamıştır. Ancak (ortanca) sağkalıma bakıldığında gemsitabin alan grup, enzim tedavisi uygulanan göre yaklaşık 3 kat daha uzun yaşamışlardır.

Yani, kemoterapi alternatif tedaviye göre daha üstün bir sağkalım sağlamıştır.

John A. Chabot, Wei-Yann Tsai, Robert L. Fine, Chunxia Chen, Carolyn K. Kumah, Karen A. Antman, Victor R. Grann “Pancreatic Proteolytic Enzyme Therapy Compared With Gemcitabine-Based Chemotherapy for the Treatment of Pancreatic Cancer “. Journal of Clinical Oncology, Vol 28, No 12 (April 20), 2010: pp. 2058-2063

Yorum bırakın

Filed under Kanser

Gerçek Silahımız: Bağışıklık Sistemimiz

Bağışıklık sistemi, vücudumuzun kendinden olanı tanıma sistemidir. Bu sistemi, vücudun kendinden olmayanı tanıması, kendinden olmayana cevap vermesi veya kendinden olmayanı tolere etmesi-her hangi bir cevap vermemesi olarak algılıyabiliriz.

Vücudumuzu, içinde çeşitli insanların çalıştığı bir fabrika olarak farzedin. Bu fabrikada çalışanlara, hücre demekteyiz ve her hücrenin hem belirli isimleri var- hem de belirli görevleri var. Çalışanları tanımak ve bu kişi bizim çalışanımızdır demek güvenliğin, yani bağışıklık sisteminin görevi. Güvenlik, bu tanımayı çeşitli yollardan yapabilmekte (kimlik sorgusu, üst arama vs) ve bunlara göre karar vermektedir. Şayet fabrikaya dışardan bir insan (bakteri gibi) veya böcek (virüs) girerse, güvenlik daha önce bunları tanıyorsa hemen müdahale edecek, eğer tanımıyorsa da, önce tanıyıp sonra müdahale edecektir. Örneğin, yakınımızdaki biri nezle olup biz nezle olmuyorsak, muhtemelen bağışıklık sistemimiz bu virüsü daha önce tanıyordur. Bazen de boğazımız ağrır, hafif ateşimiz çıkar, sonrasında iyileşiriz (bağışıklık sistemimiz önce tanır, sonra yokeder).

Peki, dışardan gelen ve fabrikada çalışan yabancı işçilere ne olmaktadır (örneğin barsaklarımızda bizle birlikte yaşayan mikroorganizmalar gibi)? Bunlar da bağışıklık sistemimiz tarafından “bizden değil” olarak tanınır, ancak müsamaha gösterilir, herhangi bir işlemde bulunulmaz.

Bazen de bazı fabrikaya yabancılar gizli olarak girer ve yine sinsice güçlerini arttırır, güvenlik çoğu zaman yabancıları bulamaz-tanımakta güçlük çeker ve düşük yoğunluklu çatışmalar olur- bu durumun karşılığı da “kronik hepatit c” gibi hastalıkların tedavi edilmezse kronikleşmesi sürecidir.

Ya bizden olanlar, bize ihanet ederse; o zaman, güvenlik erken tanırsa bu olay yokedilir, ama çok gizlice yapılırsa-ben sizdenim diyip-düşman olursa, bağışıklık bu durumu çok geç algılayacaktır. Bu durumun vücudumuzdaki karşılığı ise kanserdir.

Güvenliğin kafası karışır, kendinden olanları düşman zannederse ise otoimmün hastalıklar dediğimiz, ülseratif kolitin de bu tip hastalıkların arasında olduğu hastalıklar oluşur.

Bağışıklığın azaldığı durumlar ise AIDS gibi durumlar, bazı kanserlerin kemoterapisinde, ciddi açlık-beslenme bozuklukları durumlarında oluşmaktadır.

Sonuç olarak, bağışıklık sistemi oldukça karmaşık ve bizi hayatta tutmaya yönelik bir sistemdir.

Yorum bırakın

Filed under Genel