
Şekerle tatlandırılmış içecekler (ŞTİ) kullanımı arttıkça obezite, metabolik sendrom ve tip 2 diyabet hastalığı riski de artmakta olduğunu biliyoruz. Ancak bu ŞTİ’lerin tansiyona etkisi bilinmemektedir.

Şekerle tatlandırılmış içecekler (ŞTİ) kullanımı arttıkça obezite, metabolik sendrom ve tip 2 diyabet hastalığı riski de artmakta olduğunu biliyoruz. Ancak bu ŞTİ’lerin tansiyona etkisi bilinmemektedir.
Şekerli İçeceği Azalt, Tansiyonun Düşsün için yorumlar kapalı
Filed under Hipertansiyon, Şeker Hastalığı (Diyabet)
Biliyorsunuz tip 2 diyabet hastalarında ilk tercih ilacım metformin. Bu ilacı tercih etmemde birçok neden var, ilki bu ilaç diyabete giden yolu bozuyor-insülin direncini kırıyor, kilo verdiriyor ve aynı zamanda da ucuz bir ilaç. Fakat her zaman tek başına yeterli olmuyor (diyet ve
Yeni Bir Şeker İlacı: Dapagliflozin için yorumlar kapalı
Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Şeker (tip 2 diyabet) hastalığının seyrinde insülin ihtiyacı olabiliyor. Hastalarımın ençok korktuğu bu durum, insülinin kesif kokusundan çok,hergün bir veya birkaç kez kişinin kendine enjeksiyon yapmasındaki zorluktan kaynaklanır. İnsülin ağızdan alındığı zaman sindirim sistemi tarafından yıkıldığı için ne yazık ki bu şekilde kullanım alanı yoktur. Son 10 yıldır insülinin nefes yoluyla kullanımı için çeşitli çabalar, kararlı bir doz uygulamasının elde edilemeyişi nedeniyle sonuca ulaşamamıştı, ki günümüz çalışmasına kadar.
Çalışma
Bu çalışma ciltaltı uygulanan karışım insülinle, inhalasyon (nefes) yoluyla ve gece zamanı tek doz ciltaltı uzun etkili insülin kombinasyonun karşılaştırılması için yapılmıştır (non-inferiority çalışması)
İnsülin İğnesi Yerine Nefesle Alınan (İnhale) İnsülin için yorumlar kapalı
Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

1-karbon metabolizması ile ilişkiki B vitaminleri ve faktörleri, DNA’nın bütünlüğünü sağlamakta ve gen ekspresyonunu düzenlemektedir. Bu yol, kanser riskini etkileyebilmektedir.
Akciğer kanseri her ne kadar eski zamanlarda bilinse de, 1900’den önce “pratik önemi olmayacak kadar nadir görülen bir hastalık” olarak geçmekteydi.
1950’li yıllarda ise akciğer kanseri salgın halini almaya başladı ve Kuzey Amerika ve Avrupada en önemli ölüm nedenlerinden biri oldu.
1938’de Raymond Pearl, sigaranın uzun yaşamı nasıl mahfettiğini bildirdi.
Çalışma
B6 vitamini ve Methionin Akciğer Kanseri Riskini Azaltıyor için yorumlar kapalı
Filed under Kanser, Vitamin ve Mineraller

Endişe (anksiete) strese karşı verilen normal bir tepkidir. İş yerinde gergin bir durumla karşılaşıldığında, sınav için sıkı çalışmak gerektiğnide, önemli bir konuşma esnasında konsatrasyonu kaybetmememekte etkilidir. Genel olarak birşeylerin üstesinden gelmeye yarar. Ancak herşeyin fazlası gibi, endişenin fazlası da zararlıdır.
Endişe ve Koroner Hastalık için yorumlar kapalı
Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh

Kolesterol hücre duvarının yapıtaşıdır, yani kolesterolsüz bir yaşamın olması pek mümkün değil. Kolesterolün de iyisi var, kötüsü var, sayın Dr. Bingür Sönmez’in de dediği gibi hayırlısı var (HDL), lanetlisi var (LDL).
Bugün size bahsedeceğim çalışma HDL seviyesiyle kanser gelişme riski ilişkisini araştırmak için yapılmış.
Hayırlının H’si Kolesterol HDL ve Kanser için yorumlar kapalı
Filed under Kanser, Kolesterol

Onkolojinin en saygın isimlerinden birisi olan ve aynı zamanda öğrencisi olma şansını yakaladığım sayın hocam Prof. Dr. Nil Molinas Mandel, hastalarına ve bizlere kanserde moralin çok önemli olduğunu söyler. Bugün sizlere bahsedeceğim çalışma da hocamızın bu savını destekliyor.
Meta-analizler stresle ilişkili psikososyal faktörlerin ve düşük sağlık ilişkikili yaşam kalitesinin, kanserin daha kötü gitmesi ile ilişkikili olduğunu göstermiştir.
Eğer duygusal huzursuzluk düzeltilirse ve sosyal düzenleme, sağlık davranışları ve uyum iyileştirilirse, bağışıklık iyileşebilir ve hastalığın seyri, değişebilir.
(Meme) Kanserinde Moral Uzun Yaşatıyor için yorumlar kapalı
Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh, Kanser

Tansiyon İlaçları ve Kanser
Geçen hafta bir hastam, “ARB grubu tansiyon ilaçları kanser yapıyormuş, doğru mu?” diye bir soru yöneltti. Konu beni ilgilendiriyorsa biliyorsunuz ki, hemen en doğru ve en güvenilir şekilde cevap veriyorum. Soruya neden olan yazı 7 gün önce (14 Haziran 2010’da) Lancet Oncology’de Dr.İlke Sipahi tarafından yayınlandı.
Önce ARB Nedir?
ARB, anjiyotensin reseptör blokerlerinin kısaltmasıdır ve tansiyon düşürmekte kullandığımız, etkin ve güvenilir ilaçlardır. İlk çıkan ARB losartan 1995 yılında kullanıma sunulmuştur. Bu gruptaki diğer ilaçlar valsartan, irbesartan, telmisartan, olmesartan ve eprosartandır. Bu ilaçların tümü ülkemizde bulunmakta ve kullanılmaktadır.
Tansiyon İlaçları ve Kanser için yorumlar kapalı
Filed under Hipertansiyon, Kanser
Biliyorsunuz ki, beyazlar her zaman tehlikeli. Diyabeti olan hastalarıma, obez olan hastalarıma da beyaz pirinç yememelerini tavsiye ediyorum. Çünkü bildiğiniz gibi bu tip rafine edilmiş yiyeceklerin glisemik indeksleri yüksek olmakta. Beyaz pirincin glisemik indeksi 64’ken, kahverengi pirincin glisemik indeksi 55 olarak tesbit edilmiştir.
Araştırma
Diyetle alınan yiyeceklerin glisemik indeksi ne kadar fazla ise, tip 2 diyabet (şeker) hastalığı çıkma ihtimali de o kadar artmaktadır.
Beyaz Pirinç Kahverengi Pirince Karşı için yorumlar kapalı
Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)
Domuz gribi neyse ki korkulduğu gibi olmadı, ancak veriler ve çalışmalar hala devam ediyor. Geçen sene Meksika’da başlayan bu gribin dünyaya hızlı yayılmasında uçak yolculukarı suçlanmıştı. Bugün bahsedeceğimiz çalışma da bu soruyu soruyor.
Çalışma
Geriye dönük yapılmış bir anket çalışmasıdır. 25 Nisan 2009 tarihinde Boeing 747-400 uçağının arka kısmında uzun mesafeli uçuş yapan 24 öğrenci/öğretmen ve 97 diğer yolcular çalışmaya katılmıştır.
Uçak ve Grip için yorumlar kapalı
Filed under Akciğer Hastalıkları
Zaman zaman hem konuyu merak ediyorsunuz, hem de benim bu konuda ne düşündüğümü öğrenmek istiyorsunuz… Bu nedenle, daha önce de belirttiğim gibi konuya şöyle başlamak istiyorum: alternatif tıbba karşı değilim-ama alternatif olmak istatistiklere alternatif olmak değildir.
Gelelim konumuza, tümör gelişiminde, tümöre beslenme sağlayacak yeni damar gelişimi kilit noktadır. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri olan hastalarada yeni damar oluşumunu önleyici ilaçların tedavide etkili olduğu gösterilmiştir. AE-941 (Neovastat) standartize, suda çözünen köpekbalığı kıkırdağıdır. Bu maddenin yeni damar gelişimini önleme ve metastazı önlemede etkili olabileceği konusunda bazı kanıtlar vardır. Fare çalışmalarında, bu maddenin cisplatin etken maddeli kemoterapi ilacı ile daha az yanetkiyle, benzer etkisi olduğu gözlenmiştir.
Köpekbalığı Kıkırdağı – Yeni Kanıtlar için yorumlar kapalı
Filed under Akciğer Hastalıkları, Kanser
Geçen Cuma kolesterol ilaçlarının prostat kanserinde elde ettiği iyi sonuçları ele almıştık; gülün güzelliği kadar dikeni de var; bugün kolesterol düşürücü ilaçların (statinlerin) yine beklenmeyen etkilerini, araştıran bir çalışmadan bahsedeceğim.
Çalışmayı anlatmaya başlamadan önce, önemli bir noktayı tekrar belirtmem gerekiyor; kolesterol düşürücü ilaç alıyor olmal, diyet ve egzersizi bırakmak anlamına gelmiyor…
Çalışma
İngiltere ve Wales bölgesinde yapılan bu çalışmaya 30 ile 84 yaşları arasında 2.004.692 hasta alınmış.
Statin Kullanımı ile İlişkili Olmayan Durumlar
Parkinson hastalığı
Romatoid Artrit
Venöz tromboembolizm
Bunama
Kemik erimesine bağlı kırık
Mide kanseri
Kalın barsak kanseri
Akciğer Kanseri
Melanom
Böbrek kanseri
Meme kanseri
Prostat kanseri
Statin Kullanımı ile Artmış Risk
Karaciğer bozukluğu
Akut böbrek yetersizliği
Myopati (kas hastalığı)
Katarakt
Sonuç
Her ilacın yararlı etkileri kadar istenmeyen etkileri de olabilmektedir. Dolayısıyla, riskli grupta olan hastalara bu tip ilaçları verirken dikkatli davranmak gerekmektedir. Ayrıca gelişigüzel ilaç kullanımı da yarardan çok zarar verebileceği akılda tutulmalıdır.
Julia Hippisley-Cox “Unintended effects of statins in men and women in England and Wales: population based cohort study using the QResearch database” BMJ 2010;340:c2197
KOLESTEROL İLAÇLARININ BEKLENMEYEN ETKİLERİ için yorumlar kapalı
Filed under Kolesterol
Yaşam Tarzı Değişikliği
İlaçlar
Cerrahi
Reflünün Tedavisi Nedir? için yorumlar kapalı
Filed under Mide
Bugünkü yazımız biz doktorlarla ilgili. Geriye baktığımda ne çetrefilli yollardan geçtiğimi(zi), ne sıkıntılar yaşadığımı(zı) görüyorum. Doktorluk hiçbir memlekette kolay değil; mesleği öğrenmek, karar almak, kararları uygulamak, ve verilen kararların arkasında durmak ve tüm bunları insan gibi son derece değerli bir varlık için ve onun üstünde almak. Her insanı aileden biri gibi görmek, ancak herkese de eşit mesafede durmak. Tüm bunları düşündüğünüzde, bizlerin üzerindeki baskının ne kadar yüksek olduğu aşikar.
Gelelim Konumuza
Tıp fakültesinin son sınıf (6.sınıf) öğrencileri, kliniklerde stajyer doktor (intern) olarak çalışırlar. Bu dönem, mesleğe atılan ilk adımdır ve öğrenciliğin bittiği dönemdir. Bu dönemde yeni doktorlar uzun çalışma saatleri, uykusuz geçen süre fazlalığı, otonomi kaybı ve aşırı duygusal durumlarla karşılaşır (ayrıca Türkiye’de tıpta uzmanlık sınavı da ayrıca bir stres kaynağıdır). Tüm bunlar gözönüne alındığında deprsif semptomların normal halkta %4 olması, halbuki internlerde %7 ile %49 arasında olması şaşırtıcı değildir.
Bugünkü çalışmamız, depresyonu arttıracak yaşam stresi olan internlerde genetic serotonin transporter protein geni polimorfizmin (5-HTTLPR) katkısı araştırılmıştır. Çalışma prospektif yapılmış ve 749 intern katılmıştır. PHQ-9 depresyon skoru internlük sırasında 2.4 puan artmış ve ortalama 6.4 olmuştur. Depresif semptomları arttıran durumlar ise:
Srijan Sen, MD, PhD; Henry R. Kranzler, MD; John H. Krystal, MD; Heather Speller, MD; Grace Chan, PhD; Joel Gelernter, MD; Constance Guille, MD “A Prospective Cohort Study Investigating Factors Associated With Depression During Medical Internship”Arch Gen Psychiatry. 2010;67(6):557-565.
İntern’lükten Hekimliğe Geçiş – Zor Şartlar ve Depresyon için yorumlar kapalı
Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh
Reflü hastalığı (gastro-özefagiyal reflü) hastalarımda sık gördüğüm hastalıklardan bir tanesidir. Bu nedenle bugünkü konumuz sizlerin de isteği doğrultusunda bu olacak.
Mide asidinin veya mide içeriğinin yemek borusuna kaçması nedeniyle oluşan hastalığa GÖRH demekteyiz.
GÖRH Olduğumu Nasıl Anlarım?
GÖRH’ün Yaptığı Tipik Olmayan Şikayetler Nelerdir?
Ne Zaman Endoskopi-Gastroskopi Yaptırmalıyım?
Gastro-Özefagiyal Reflü Hastalığı Nedir? Reflü Olduğumu Nasıl Anlarım? için yorumlar kapalı
Filed under Mide
Pnömoni, akciğerlerin enfeksiyonudur ve her yaş grubunda hafifden ağıra değişen şiddette hastalık yapmaktadır.
Zatüre Olduğumu Nasıl Anlarım
Pnömoninin işaretleri:
Zatüre – Pnömoni Nedir? Zatüre Olduğumu Nasıl Anlarım? için yorumlar kapalı
Filed under Akciğer Hastalıkları
Günaydın, bugün erkekleri ilgilendiren bir konudan bahsedeceğim.
Prostat Kanseri Genel Bilgiler:
• Prostat kanseri, erkeklerde hayatı tehdit eden en sık kanser türüdür.
• 30 ve 40 yaş arasındaki erkeklerin %29’unda, 60 ve 70 yaş arasındaki erkeklerin %64’ünde küçük boyutlu prostat kanseri vardır.
• 6 erkekden 1’i tüm yaşamı boyunca prostat kanseri olmaktadır. Prostat kanserine yakalanan 35 kişiden birisi kaybedilmektedir.
• Yaş, aile hikayesi, diyet, yaşam tarzı prostat kanseri gelişmesi açısından risk faktörleridir.
Kolesterol Düşürücü Statin Grubu İlaçlar:
Statin grubu ilaçlar, kolesterol düşürmede etkil olan ilaçlardır. Bu ilaçlar çok sık kullanılmakta ve kalp hastalığı ve tüm nedenlere bağlı ölüm riskini azaltmaktadır.
Statinler aynı zamanda çeşitli hücrelerin çoğalmasını engellemektedir. Bazı çalışmalarda, statin kullananlarda kanser gelişme riskinin, kullanmayanlara göre daha az olduğu tesbit edilmiştir.
Çalışma
Prostat kanseri nedeniyle radyoterapi alan hastalarda statin grubu ilaçların etkisi araştırılmıştır. 1988-2006 yılları arasında prostat adenokarsinomu tanısı ile tedavi edici radyoterapi alan 691 hasta retrospektif (geriye dönük) incelenmiş. Bu hastaların 189’u(%27) statin kullanmaktaydı.
Sonuç
Statin kullananlarda hastalığın tekrar etmesi olasılığı daha az (biyokimyasal başarısızlık, kurtarıcı androjen deprivasyonu) ve nüks olmadan yaşam şansı daha yüksek bulunmuştur.
Ruchika Gutt, Nathan Tonlaar, Rangesh Kunnavakkam, Theodore Karrison, Ralph R. Weichselbaum, and Stanley L. Liauw”Statin Use and Risk of Prostate Cancer Recurrence in Men Treated With Radiation Therapy”. J Clin Oncol 28:2653-2659
KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR VE PROSTAT KANSERİ için yorumlar kapalı
Filed under Kanser, Kolesterol

Astımı olan hastalarda bu şikayetler olmayacağı gibi, sizde bu şikayetler varsa astım hastasınız demek değildir. Solunum fonksiyon testleri, tıbbi hikaye ve fizik muayene ile kesin astım tanısı konulur.
Astımı tetikleyebilecekler aşağıdaki gibidir:
Nezle, sinüzit, reflü hastalığı, psikolojik stres ve uyku apne, astımın tedavisini güçleştirebilir.
Astım Ne Şikayet Yapar – Nasıl Astım Olduğumu Anlarım? için yorumlar kapalı
Filed under Akciğer Hastalıkları

Astım kesin nedeni blinmemektedir. Genetik faktörler ve çeversel etkilerin astım oluşumunda etkili olduğunu düşünmekteyiz. Bu faktörler:
Eğer ailenizde astım veya atopi varsa, havadaki allerjenler (örneğin ev toz maytları, hamam böceği, kedi köpek kepeği) ve irritanlar ( örneğin sigara dumanı) havayollarınızı daha reaktif hale getirebilir.
Astım oluşmasındaki faktörler hastadan hastaya değişmektedir, yani herkes için aynı değildir.
Astım tüm yaş gruplarını etkilmektedir, ancak hastalık çoğunlukla çocukulukta başlamaktadır. Sık wheezingli solunum yolu enfeksiyonu geçiren ve allerjisi, egzeması veya ailesinde astım olan çocuklar astım gelişmesi açısından en riskli grup içindedirler. Çocuklar arasında erkek çocuklarda kızlara göre daha sık astım görülmektedir. Fakat erişkinlerde durum tam tersidir, kadınlarda daha sık astım gelişmektedir. Bu durum nedeni bilinmemektedir.
Tümü olmamakla beraber astımı olanların çoğunda allerji de vardır.
Bazı bireyler çalıştıkları ortamlarda maruz kaldıkları kimyasal irritanlar veya endüstiriyel tozlar da astım yapabilmektedir.
Astım Neden Olur ve Kimler Risktedir? için yorumlar kapalı
Filed under Akciğer Hastalıkları