Tag Archives: t2dm

Diyabeti Durdur

Diyabeti Durdur

Çok değerli, çok nadide bir vazonuzun olduğunu hayal edin. Bu vazo bir anda sallanmaya başladığını fark ediyorsunuz. Birazdan bu vazo düşecek; düştüğünde kırılır mı bilmiyorsunuz, kırıldığında ise hiçbir zaman ilk haline gelemeyecek. İşte sallanan bu vazo bizlerin sağlığını temsil ediyor. Çoğumuzun vazosu tehlikeli bir şekilde sallanıyor, bir kısmımız bu duruma müdahale ediyoruz, bir kısmımız da sadece seyredip, vazonun kırılmasını bekliyoruz.  Ayaklarla, ağzın yer değiştirdiği modern çağ hastalığı bu, çok yürümek, az yemek yerine az yürüyüp, çok yiyoruz. Bu arada ince olmak da her zaman koruyucu olmuyor, sıska ve yağlı bir grup insan var ve onlar da risk altında.

Dolayısıyla, bir hastalığın geldiğini fark ediyorsak ve buna karşı önlemler geliştiriyorsak, o hastalığı tedavi etmiş olmuyoruz, o hastalığın doğmasına engel olduğumuz için faydamız da sağlığın korunması oluyor.

Bildiklerimiz

Toplumun yaklaşık %30’u pre-diyabet, yani şeker hastalığına yaklaşmış.

Bu grubun yaklaşık %30’u da 5 yıl içinde aşikâr şeker hastası oluyor.

Eskiden özellikle hastalar tarafından önemsenmeyen bu durum, neyse ki son yıllarda bilincin artması ile önemsenir oldu. Peki, bu grup insanda önleyici neler yapabiliriz? İşte bu sorunun cevabını bugün sizlere paylaşacağım çalışma araştırmış.

Çalışma geriye dönük yapılmış, bunu özellikle belirtmemin nedeni bu tip çalışmalardan elde edilecek bilginin güvenirliği ileriye dönük çalışmalardan daha az olması nedeni iledir. Diyabet gelişim riski orta ve yüksek kişilere verilen tedaviler araştırıldığında yaklaşık 3 yıllık takipte:

Stop Diabetes

Sadece Yaşam tarzı değişikliği yapan grubun %11’inde diyabet gelişmiş

Yaşam tarzı değişikliği + Metformin + Pioglitazon ilaç tedavisi alan grubun %5’inde diyabet gelişmiş.

Yaşam tarzı değişikliği + Metformin+ Pioglitazon + GLP-1 reseptör agonist ilaç tedavisi alan grubun %0’ında diyabet gelişmiştir.

Yan etkilere bakıldığında, hiçbir grupta kontrolsüz şeker düşüklüğü (hipoglisemi) tespit edilmemiş, GLP-1 grubunun %5’inde bulantı olmuştur.

Bu veriler benim günlük pratiğimle de uyuşmakla birlikte, bulantı metformin ilacı kullananlarda, özellikle ilk kez kullananlarda biraz daha sık gördüğümü belirtmek istiyorum.

Eğer diyabet gelişmesine engel olmak istiyorsanız hekiminizden ayrılmayın.

John P Armato, et al. “Successful treatment of prediabetes in clinical practice using physiological assessment (STOP DIABETES)”. Lancet Diabetes Endocrinol 2018 Published Online September 14, 2018 http://dx.doi.org/10.1016/S2213-8587(18)30234-1

Yorum bırakın

Filed under Endokrin Hastalıklar, Şeker Hastalığı (Diyabet)

İyi Haber: Ailesel Kolesterol Yüksekliği Şeker Hastalığını Engelliyor

Kolesterol hücrenin yapıtaşı, dolayısıyla olması gereken bir molekül. Kandaki kolesterol düzeyinin belirli bir aralıkta olmasını istememizin iki nedeni var: uçlarda ölüm riski fazla. Bunu otobanda araba kullanmaya benzetebiliriz, çok yavaşsanız size çarpabilirler, çok hızlıysanız siz çarpabilirsiniz.

Kolesterol çok düşükse veya çok yüksekse ölüm riski fazla. Kolesterol düşüklüğü genel beslenme yetersizliği (Afrika’daki açlarda olduğu gibi), kronik hastalığı olanlarda (tedavi edilemeyen tüberküloz gibi) veya kolesterol üreten organın çalışmamasında (karaciğer sirozu gibi) görülmektedir.

Kolesterol yüksekliği ise, çoğumuz gibi, enerji kaynaklarını kolay bulan (bakınız buzdolaplarınız), sıkı enerji tüketen (bakınız vücut ağırlığınız ve göbeğiniz), az enerji tüketen (bakınız arabalarınız) insanlarda sık gözleniyor. Kolesterol yüksekliği olan insanları kabaca iki gruba ayırabiliriz

  1. Grup: Bu insanlardan otobanda hız sınırını aşanlar, bunlara trafik cezası gönderip hızlarını azaltmak gerekiyor, yani enerjilerini kısıp, daha fazla enerji harcamalarını sağlamamız gerekiyor = az ye, bol egzersiz yap.
  1. Grup: Bu insanlardan hem hız yapıp hem alkollü olanlara hem ceza yazmak, hem de trafikten men etmek lazım. Yani bu insanların kalp damar hastalıkları var veya ciddi riskleri varsa (diyabet, ailesel kolesterol yüksekliği gibi), bu insanlara yukardakine ek olarak, kolesterol düşürücü ilaç da vermek lazım. Ama burada önemli nokta EK OLARAK ilaç vermenin gerekliliği.

Bu 2 gruptaki insan sayısı en fazla 1.grupta mevcut. Bu 1. gruptaki insanlar hem kolesterolleri düşük olsun, hem eski yeme ve egzersiz yapmama alışkanlıklarını sürdürsün istiyorlar. İlaç firmaları da, insanların bu isteklerine cevap veriyor; ilaçlar kolesterolü düşürüyor, ama insanlar diyet ve egzersiz yapmadıkları için, yani buna neden olan olayı ortan kaldırmadığı için bir kısmı diyabet oluyor, vs. Ama ilaç kullanırsa, insan kendini kandırarak, kolesterolünü düşürmüş, zor olanı-kısa yoldan fethetmiş oluyor. Ne var ki kazanan ilaç firmaları oluyor (fazla insanın olduğu grupta daha fazla ilaç satılacağı aşikardır).

  1. gruptaki insanlara tedavi edici olarak ilaç vermek zaten şart, bu konuda da herhangi bir şüphe yok. Ama bu gruptaki insan sayısı 1. gruba göre daha az.

Bugün bahsedeceğim çalışma ise bu 2. gruptaki kişileri ele alıyor. Kolesterol yüksekliğiyle tip 2 şeker hastalığı kolkola olduğunu gayet iyi biliyoruz, bunun nedenin de fazla yemek-az hareket etmek istediğiniz biliyoruz. Peki ailesel kolesterol yüksekliği olanlarda şeker hastalığı riski artıyor mu?

1994-2014 yılları arasında Hollanda’da yapılan bu çalışmada 63,320 bireyin DNA incelemesi ailesel kolesterol yüksekliği için yapılmış.

Sonuçlar

Ailesel kolesterol yüksekliği olanlarda tip 2 şeker hastalığı prevalansı %1,75 bulunmuştur.

Bu kişilerin etkilenmemiş akrabalarında ise tip 2 şeker hastalığı %2,93 olarak tespit edilmiştir.

Yani kolesterolüm yüksek diye üzülmeyin, bu durum şeker hastalığı riskinizi azaltıyor.

Joost Besseling, et al. “Association Between Familial Hypercholesterolemia and Prevalence of Type 2 Diabetes Mellitus”. JAMA. 2015;313(10):1029-1036. doi:10.1001/jama.2015.1206.

Yorum bırakın

Filed under Akciğer Hastalıkları

Betatrophin , Tip 2 Şeker Hastalığının Gelişiminde Yeni Halka

Hap Bilgi

Tip 2 Şeker hastalığının genellikle nedeni enerji dengesindeki bozukluk. Yapılan çalışmalar genlerin de etkili olduğunu gösterse de, İngilizce ses benzeşmesi olan “Nature? Nurture?” yani “doğa mı?”, “yetiştirilmek, beslenmek mi?” sorusunun cevabının daha çok beslenmek olduğunu biliyoruz.

Peki, insülin direnci nedir?

……….

Hayır, o değil. İnsülin direnci, kilo vermeye direnç değildir.

Gel anlatayım:

Bir şekilde ihtiyacının üzerinde kalori tüketmeye başladın; artık spora da pek vakit bulamıyorsun. Hafiften göbek çıkmaya başladı. Ama olsun, ne de olsa işin yoğun, ancak yetişebiliyorsun. Yemezsen de kafan duruyor, işini yapamaz hale geliyorsun. Bir de yemezsen ne olacak, ölümlü dünya değil mi? Bu kadar güzel lezzet varken varsın biraz kaçsın ne olur?

İşte bu noktada vücudundaki hücreler de diyor ki: yahu adama bak, bizi şeker boğdu. Biz bu kadar şekeri içeri alsak reçel oluruz ve ölürüz. Biz, bu şekerin girişini engelleyelim- kapılarımızı azaltalım ( #direnhücre #insülinediren).

Bu şekilde hücreler kendini korumaya alıyor, ancak pankreas da yaptığı kan şekeri ölçümlerini yüksek buluyor ve otomatik olarak da insülin miktarını arttırıyor. Ama, pankreasdaki insülin yapan beta hücreler, sayıları kadar insülin üretebiliyor; daha fazla üretim için kapasitesini arttırması gerekiyor, yani teşvik alıp (betatrophin) daha fazla makine (beta hücresi) alınıyor ve insülin artıyor ( #çok#insülin).

Yani hücreler direniyor, pankreas üretimi arttırıyor, insülin miktarı patlıyor. Olay şirazesinden çıkıyor. Olayın çözümü sence ne olmalı?

Yarın sözlü sınav yapacağım; bu konulardan gelecek sorular, yoksa TEOG’da çuvallarsın. Bak, demedi deme… :))

Detaylı Bilgi

Betatrofin, 2013’de keşfedilmiş bir molekül. Harvard Kök Hücre Enstitüsünden çalışmacılar bir insülin reseptör antagonisti olan S961 peptidi ile çalışmışlar. Fare deneyinde S961’in en yüksek dozlarında, beta hücre replikasyonunda 12 kat artış tesbit etmişler.

S961 uygulandığında, mikroarray analizi tek bir genin upregüle olduğu gözlenmiş; karaciğerde 4 kat, beyaz yağda 3 kat artan bu gene betatrofin adını vermişler.

Betatrofin uygulan farelerde ise pankreasdaki beta hücre alanın 3 kat genişlediğini gözlemlemişler.

Bu arada çalışma dizaynının ve yazının anlaşılabilirliğinin de mükemmel olduğunu belirtmek isterim; yazının tamamını free-fulltext olarak okuyabilirsiniz  (http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0092867413004492)

Klinik Translasyon

Çin’de yapılan bir çalışmada, yeni tanı konulan tip 2 diyabet hastalarının serum betatrofin düzeyi 613 pg/mL iken, sağlıklı kontrollerde 296 bulunmuş (p<0.01)

Serum betatrofin ile pozitif korelasyonu olan parametreler ise: yaş, OGTT 2. saat, postprandial serum insülin. Negatif korelasyon ise tahmin edilebileceği HOMA-IR ve matsuda indeksi ile olmuştur.

Kaynaklar:

  1. Peng Yi, Ji-Sun Park, Douglas A. Melton. “Betatrophin: A Hormone that Controls Pancreatic β Cell Proliferation”. Cell, Volume 153, Issue 4, 9 May 2013, Pages 747–758
  2. Hao Hu, et al. “Increased Circulating Levels of Betatrophin in Newly Diagnosed Type 2 Diabetic Patients”. Diabetes Care October 2014 vol. 37 no. 10 2718-2722

Yorum bırakın

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Şeker Mi Depresyon Yapar, Depresyon mu Şeker? Bölüm 1

Evet, sevgili dostlar, biliyorsunuz şeker hastalığı bir enerji hastalığı. Şeker derken tip 2 şeker hastalığından bahsettiğimi de tekrar belirtmek isterim. Fazla enerji alıp, az enerji tüketirsek kademeli olarak da şeker hastalığına yaklaşmış oluyoruz. Peki, bu konunun depresyonla ne alakası var diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Nasıl yani sormadınız mı? Olsun yine de ben bu konuyu size anlatayım :)

Önce beynimizdeki ödül yolundan bahsetmem gerek: bu yol bizi hayatta tutan bir mekanizma, bu yol çalışmasa acımızdan ölürüz. Hiçbir işe dalıp yemek yemeyi unuttuğunuz oldu mu? İşte bu noktada ödül yolu devreye gire, bu yolu fırıncılar da sıklıkla kullanır. Mesela bir ramazan gibi fırına girdiğinzi zaman sıcak pidenizin kokusu sizi bir anda iftar sofrasının sıcak havasına sokar, keyifli anlarınızı, anacığınızın yaptığı yemekleri, aile sevgisini anımsatır. Bu duygular için 1 tane pide almak için geldiğiniz fırından 5 tane ile geri dönersiniz.

Bazen de bir alışveriş merkezine girdiğinizde, hiç aç değilken ve hiç de aklınızda yokken tarçınlı kurabiyenin enfes kokusu sizin ayaklarınızı altına uçan halı sererek dükkânın içine sokar (pastaneler, özellikle bu kokuyu yaymak için fırınlarının önüne vantilatör koyarlar).

Bu uçan halı ödül yoludur. Yemek yemeniz gerektiğini size hatırlatır ve bunu geçmiş anılarla da destekler. Yemek yediğiniz zaman da haz şoku verir. Bunu yapmasının nedeni bu davranışı tekrar etmenizi sağlamaktır, yoksa av peşinde koşmayız, tembel tembel oturup zayıflayarak ölürüz.

Ancak zaman değişti, artık yiyecek içecek bir tık ötemizde; ama mutluluk fersah fersah ötemizde. Mutluluğu yakalamak için yemek yediğimizde ödül yolu bize yine haz şoku verecektir. Bu yolu tekrar dürttüğümüzde, sistem kendini korumaya almak için daha az haz şoku verecektir. İşte bu nokta kırılma noktasıdır, ya aynı hazzı elde etmek için doz artışı yapacaksınız, ya da sağlıklı hayat geri döneceksiniz.

Matrix filminin kırmızı ve mavi hapı karşınızda, neydi replik hatırlayalım:

Morfeus : Ne olduğunu öğrenmek ister misin? Matrix her yerdedir. Etrafımızda.  Şu anda bile, bu odada.  Pencereden dışarı baktığında görürsün ya da televizyonu açtığında, işe gittiğinde hissedersin ya da kiliseye. Vergi öderken.  Gerçeği görmemen için dünya, bir perde gibi önüne çekilmiş sanki.

Neo : Ne gerçeği?

Morfeus : Bir köle olduğun gerçeği Neo.

Sen de herkes gibi bir köle olarak doğdun.

Dokunamadığın tadamadığın ya da koklayamadığın bir hapishanedesin.

Beyninin içi bir hapishane. Ne yazık ki, Matrix’in ne olduğu kimseye anlatılamaz.

Bunu kendin görmek zorundasın.

Bu senin son şansın.

Bundan sonra, bir geri dönüş olmayacak.

Mavi hapı alırsan,

Bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın.

Kırmızı hapı alırsan harikalar diyarında kalırsın.

Ben de sana tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm.

Unutma…

Sana vaat ettiğim tek şey gerçek. Fazlası değil…

Siz hangi hapı seçerdiniz? Neyse bugünlük bu kadar lakırdı yeter, bir sonraki yazıda devam edeceğim. Bir TV sunucu olarak : “Bizi izlemeye devam edin. Az sonra kaldığımız yerden devam edeceğiz”

Sevgiler,

Yorum bırakın

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh, Şeker Hastalığı (Diyabet)