Tag Archives: bağışıklık

Vira Virom

Özellikle viral hastalıkları hastalarıma anlatırken şu örneği veriyorum; bakterilerin boyutunu fil olarak düşünürsek virüslerin boyutu karıncadır. Bunu anlatmamım nedeni ise neden viral hastalıklarda antibiyotiğin işe yaramadığını anlatmak için, tüfekle karınca avlamaya kalkarsanız kendi ayağınıza vuracağınızı hatırlatmak için. İnsan gözle görmediği şeyleri hayal etmekte ve onun gerçek olduğunu idrak etmekte zorlanıyor, ancak insan olmanın en güzel özelliği ise soyut düşünebilme yetisi. Sizler için araştırma yaparken şu siteyi (http://learn.genetics.utah.edu/content/cells/scale/) buldum: sitedeki resmin altındaki çubuğu kaydırınca ne oranları çok daha net anlayabiliyoruz. Bunun tam tersi infografikler var; onda da bu evrenin tek sahibi olduğumuz önyargımızın ne kadar boş olduğunu gösteriyor; insani duygular, bu hatalar da olmazsa zaten robotuz demek.

İnsanları hasta eden virüslerin tamamına insan viromu diyoruz. Bu virüslerin insanları domuz gribinde olduğu gibi aniden (akut) hasta edebildiği gibi, hepatit B’de olduğu gibi kronik olarak da hasta edebiliyor. Bazı virüsler ise bağışıklığın düştüğü dönemlerde tekrar hortluyor; örneğin uçuk (herpes simpleks virüsü), bazı virüsler ise bizim bağışıklık sistemimizin kafasın karıştırıyor (adenovirüsler) ve tip 1 şeker hastalığına neden oluyor.

İlk tespit edilen virüs tütün mozaik virüsü ve tarihler de 1892’yi gösteriyor, o günden bugüne taksonomi devam ediyor, 2014’de 3187 tür tanımlanmış, eğer bunların ne olduğunu merak ederseniz ekte Excel dosyasında görebilirsiniz.

İnsanlar virüslerle karşılaştığında bağışıklık hücreleri bunu tanır ve antikor oluşturarak bu hastalık yapan mikroplarla mücadele eder. Biz hekimler de bu antikorları kanda bakıp kişinin o virüsle karşılaşıp bağışıklık kazanıp kazanmadığını anlayabiliriz. Bugün bahsedeceğim çalışmada ise tek bir kan damlasıyla 206 virüs türünün hızlı bir şekilde araştırıldığı yeni bir yöntemle 569 insanın araştırıldığı çalışmadan bahsedeceğim.

Alınan örneklerde en sık karşılaşma en sık %87,1 ile insan herpes virüsü (tip4), yani diğer ismiyle Epstein-Bar Virüs; yaptığı hastalığın ismi ise “İlk Öpücük Hastalığı”. Nezle virüsü %71,8 ile ikinci sırada iken, sık geçirdiğimizi zannetiğimiz grip (influenza A) %53,4. Alttaki tabloda hangi virüslere karşı ne kadar antikor tespit edildiğini gösteriyor.

Virus Türü %
   
Human herpesvirus 4 87.1%
Rhinovirus B 71.8%
Human adenovirus C 71.8%
Rhinovirus A 67.3%
Human respiratory syncytial virus 65.7%
Human herpesvirus 1 54.4%
Influenza A virus 53.4%
Human herpesvirus 6B 52.8%
Human herpesvirus 5 48.5%
Influenza B virus 40.5%
Poliovirus 33.7%
Human herpesvirus 3 24.3%
Human adenovirus F 20.4%
Human adenovirus B 16.8%
Human herpesvirus 2 15.5%
Enterovirus A 15.2%
Enterovirus B 13.3%

George J. Xu, et al. “Comprehensive serological profiling of human populations using a synthetic human virome”. Science 5 June 2015:

Vol. 348 no. 6239

ICTV Master Species List 2014 v3

Yorum bırakın

Filed under Genel Sağlık

D Vitamini: Uzun Yaşamın Sırrı

D vitamini eksikliğini check-up için gelen hastalarımda o kadar sık görüyorum ki, neredeyse hiç kimsenin kanındaki D vitaminine bakmadan bile D vitamini takviyesi yapabilirim. Ancak D Vitamini yağda erir vitamin olduğu için fazlasının da vücutta birikerek zarar verdiğini de unutmamak gerekir. Yani eczaneye gidip de yağlı tarafından bir D vitamini kürü alayım dememenizi öneririm.

D vitaminini, cildimizin güneşten gelen B tipi ultraviolet ışınıyla temasıyla yapabilmekteyiz.  Ülkemizde de bol güneş olduğuna göre neden D vitamini çoğu sağlıklı insanda düşük? Bu sorunun cevabına geçmeden D vitamin ne işe yaradığından bahsedelim.

D vitamini kalsiyum metabolizmasında önemli bir hormondur. D vitamini barsaklardan kalsiyum emilimini arttırırken, böbreklerden de kalsiyumun geri emilmesini arttırmaktadır. Ancak D vitamini reseptörü vücudumuzun çoğu hücresinde de bulunmaktadır. Yani bu vitaminin etkisi kalsiyum metabolizmasına sınırlı değildir.

D vitamini eksik olan bireylerde şeker hastalığı  (tip 2), kalp damar hastalığı, Parkinson hastalığında artma ve bilişsel fonksiyonlarda azalma gözlenmektedir. D vitamin aynı zamanda doğal bağışıklığımızda da önemlidir.

En son yapılan bir çalışmada D vitamini düşük olanlarda ölüm riskinin 1,7 kat artmış olduğu gözlenmiştir. Yani uzun yaşamak ve yaşadıklarımızı da unutmamak istiyorsak D Vitamini deyip geçmemiz gerekiyor.

Evet, sevgili dostlar, eczaneden alacağınız tanesi 1,5 TL olan D vitamini ile uzun yaşamı kazandığınızı zannetmeyin. İnsanın kandırmak kolay, ancak doğayı kandırmak pek mümkün değil. Bu konuda yapılan araştırmalarda, D vitamin eksikliği olan bireylere D vitamini takviyesi yapıp, kan değerlerini yükseltince yukarda bahsettiğim riskler azalmamaktadır. Ama ben doğal D vitamini alıyorum, hem de en pahallısından derseniz, o zaman cevabım doğalının güneş olduğudur.

Güzel yıldızımız güneşimiz olmadan dünyada bir yaşam, yani bizi insanların da olamayacağını biliyoruz. Güneşe temas ve yakınlık da önemli, bir gezegen ilerimizde, bir gezegen gerimizde de bildiğimiz bir yaşam formu yok. Güneşle doğal temasımız için mağaralarımız, yani akıllı telefonlarımız, televizyonlarımızdan çıkmamız ve dışarıda bol yürüyüşlü bir hayatımızın olması gerekliliğidir; doğalı budur.

Sevgiyle kalın.

 

Ben Schöttker,  et al. “Vitamin D and mortality: meta-analysis of individual participant data from a large consortium of cohort studies from Europe and the United States”. BMJ 2014;348:g3656

Yorum bırakın

Filed under Vitamin ve Mineraller

Allerji ve Beyin Tümörleri

Two MRI images of my brain (rear view on left,...

Image via Wikipedia

Allerji, bağışıklık sistemimizin aşırı reaksiyonu durumudur. Günlük hayatımızda çeşitli allerji yapabilecek maddelerle sürekli karşılaşırız, ama çoğumuzun bağışıklık sistemi, bunlara aşırı reaksiyon vermez. Aşırı reaksiyon verenlerde de kaşıntıdan, döküntüye, hapşırmadan, nefes daralmasına, hattta çok uç durumlarda ölüme kadar geniş bir yelpazede sorun yaratabilir. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kanser

Kanser Kemoterapisi Alanlarda Grip Aşı Yapılmalı Mı?

Geçtiğimiz kış domuz gribi salgınında İstanbul Onkoloji Enstitüsünde (İstanbul Tıp Fakültesi, Çapa) çalışırken, kemoterapi uyguladığım hastalarım bu soruyu bana çok sordular. Ne yazık ki bu konuyla ilgili yapılmış çok çalışma yok; hele ki o dönemde, sağlıklı insanların bile aşılanması açısından büyük fikir ayrılıkları yaşanmış olması da konuyu daha çetrefillendiriyor.

Ne Biliyoruz?

Aktif kemoterapi alanlarda aşının koruyuculuk oluşturma olasılığı, sağlıklı insanlara göre daha azdır. Canlı aşı, aktif kemoterapi alanlarda kullanılmamalıdır.  Mevsimsel grip aşısı ile yapılan çalışmalarda, hasta sayısı az olmakla birlikte aşının koruyucu olabileceği yönünde sonuçlar alınmaktadır. Ancak bu koruyuculuk, hastalıktan hastalığa değişmekte, kullanılan tedavi şekilleri de bunu etkilemektedir.

Ne Zaman Yapılmalı?

Mevsimsel grip aşısı yapılacaksa, kemoterapiye en uzak zamanda uygulanması önerilmektedir. Kemoterapinin bitiminden 30 gün sonra yapılan aşılamalarda, aşının koruyuculuğu artmaktadır.

Sonuç

Daha ileri çalışmalar yapılana kadar elimizdeki mevcut bilgiler ışığında, kanser kemoterapisi alan hastalarda mevsimsel grip aşısı uygulanabilir.

Daniel A. Pollyea, Janice M.Y. Brown, Sandra J. Horning. “Utility of Influenza Vaccination for Oncology Patients” Journal of Clinical Oncology, Vol 28, No 14 (May 10), 2010: pp. 2481-2490

Yorum bırakın

Filed under Kanser