KOLESTEROL İLAÇLARININ BEKLENMEYEN ETKİLERİ

 

Geçen Cuma kolesterol ilaçlarının prostat kanserinde elde ettiği iyi sonuçları ele almıştık; gülün güzelliği kadar dikeni de var; bugün kolesterol düşürücü ilaçların (statinlerin) yine beklenmeyen etkilerini, araştıran bir çalışmadan bahsedeceğim.

 

Çalışmayı anlatmaya başlamadan önce, önemli bir noktayı tekrar belirtmem gerekiyor; kolesterol düşürücü ilaç alıyor olmal, diyet ve egzersizi bırakmak anlamına gelmiyor…

 

Çalışma

 

İngiltere ve Wales bölgesinde yapılan bu çalışmaya 30 ile 84 yaşları arasında 2.004.692 hasta alınmış.

 

Statin Kullanımı ile İlişkili Olmayan Durumlar

 

Parkinson hastalığı

Romatoid Artrit

Venöz tromboembolizm

Bunama

Kemik erimesine bağlı kırık

Mide kanseri

Kalın barsak kanseri

Akciğer Kanseri

Melanom

Böbrek kanseri

Meme kanseri

Prostat kanseri

 

Statin Kullanımı ile Artmış Risk

Karaciğer bozukluğu

Akut böbrek yetersizliği

Myopati (kas hastalığı)

Katarakt

 

Sonuç

Her ilacın yararlı etkileri kadar istenmeyen etkileri de olabilmektedir. Dolayısıyla, riskli grupta olan hastalara bu tip ilaçları verirken dikkatli davranmak gerekmektedir. Ayrıca gelişigüzel ilaç kullanımı da yarardan çok zarar verebileceği akılda tutulmalıdır.

 

Julia Hippisley-Cox “Unintended effects of statins in men and women in England and Wales: population based cohort study using the QResearch database” BMJ 2010;340:c2197

 

 

KOLESTEROL İLAÇLARININ BEKLENMEYEN ETKİLERİ için yorumlar kapalı

Filed under Kolesterol

Reflünün Tedavisi Nedir?

 

Yaşam Tarzı Değişikliği

  • Az miktarda yemek
  • Yemekten sonra en azından 2-3 saat yatmamak
  • Yatağın başını 15cm yükseltmek
  • Yağlı yiyeceklerden, çikolatadan, kahve, kola, alkolden, acılı ekşili yiyeceklerden uzak durmak (ne reflüyü arttırıyorsa ondan uzak durmak)
  • En önemlisi sigaradan uzak durmak

 

İlaçlar

  • H2 reseptör antagonistleri (famotidin, ranitidin): Hastaların %60’ında şikayetleri azaltır, %50’sinde endoskopik olarak iyileşme tesbit edilir
  • PPI (proton pompa inhibitörleri- omeprazol, lansoprazol vs): plasebo ve H2reseptör antagonistlerinden üstün olduğu gösterilmiştir

 

Cerrahi

  • Uzun süreli ve artan dozlarda ilaç tedavisi kullanan hastalarda yapılabilir. Açık yöntemlebaşarı şansı %50’lerdeyken kapalı (laparoskopik) ameliyatlarla başarı şansı %90’a kadar çıktığı bildirilmektedir.

Reflünün Tedavisi Nedir? için yorumlar kapalı

Filed under Mide

İntern’lükten Hekimliğe Geçiş – Zor Şartlar ve Depresyon

 

Bugünkü yazımız biz doktorlarla ilgili. Geriye baktığımda ne çetrefilli yollardan geçtiğimi(zi), ne sıkıntılar yaşadığımı(zı) görüyorum. Doktorluk hiçbir memlekette kolay değil; mesleği öğrenmek, karar almak, kararları uygulamak, ve verilen kararların arkasında durmak ve tüm bunları insan gibi son derece değerli bir varlık için ve onun üstünde almak. Her insanı aileden biri gibi görmek, ancak herkese de eşit mesafede durmak. Tüm bunları düşündüğünüzde, bizlerin üzerindeki baskının ne kadar yüksek olduğu aşikar.

 

Gelelim Konumuza

 

Tıp fakültesinin son sınıf (6.sınıf) öğrencileri, kliniklerde stajyer doktor (intern) olarak çalışırlar. Bu dönem, mesleğe atılan ilk adımdır ve öğrenciliğin bittiği dönemdir. Bu dönemde yeni doktorlar uzun çalışma saatleri, uykusuz geçen süre fazlalığı, otonomi kaybı ve aşırı duygusal durumlarla karşılaşır (ayrıca Türkiye’de tıpta uzmanlık sınavı da ayrıca bir stres kaynağıdır). Tüm bunlar gözönüne alındığında deprsif semptomların normal halkta %4 olması, halbuki internlerde %7 ile %49 arasında olması şaşırtıcı değildir.

 

Bugünkü çalışmamız, depresyonu arttıracak yaşam stresi olan internlerde genetic serotonin transporter protein geni polimorfizmin (5-HTTLPR) katkısı araştırılmıştır. Çalışma prospektif yapılmış ve 749 intern katılmıştır. PHQ-9 depresyon skoru internlük sırasında 2.4 puan artmış ve ortalama 6.4 olmuştur. Depresif semptomları arttıran durumlar ise:

 

  • Kadın cinsiyet
  • Birleşik Devletlerde tıp eğitimi almak
  • Zor erken aile çevresi
  • Major depresyon hikayesi olmak
  • Düşük başlangıç depresif semptom skoru
  • Yüksek nörotisizm
  • Artmış çalışma saatleri
  • Tıbbi hata algısı
  • Stresli yaşam şartları
  • Transkibe edilen 5-HTTLPR allelinde en az bir kopya az olması

 

Srijan Sen, MD, PhD; Henry R. Kranzler, MD; John H. Krystal, MD; Heather Speller, MD; Grace Chan, PhD; Joel Gelernter, MD; Constance Guille, MD “A Prospective Cohort Study Investigating Factors Associated With Depression During Medical Internship”Arch Gen Psychiatry. 2010;67(6):557-565. 

 

 

İntern’lükten Hekimliğe Geçiş – Zor Şartlar ve Depresyon için yorumlar kapalı

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh

Gastro-Özefagiyal Reflü Hastalığı Nedir? Reflü Olduğumu Nasıl Anlarım?

Reflü hastalığı (gastro-özefagiyal reflü) hastalarımda sık gördüğüm hastalıklardan bir tanesidir. Bu nedenle bugünkü konumuz sizlerin de isteği doğrultusunda bu olacak.

 

Mide asidinin veya mide içeriğinin yemek borusuna kaçması nedeniyle oluşan hastalığa GÖRH demekteyiz.

 

GÖRH Olduğumu Nasıl Anlarım?

 

  • Göğüsde yanma hissi
  • Yediklerinizin ağza gelmesi
  • Ağza acı su (mide asidinin) gelmesi

 

GÖRH’ün Yaptığı Tipik Olmayan Şikayetler Nelerdir?

 

  • Öksürük
  • Astım
  • Ses kısıklığı
  • Göğüs ağrısı
  • Aftlar (ağız içi yaralar)
  • Hıçkırık
  • Diş çürümesi

 

 

Ne Zaman Endoskopi-Gastroskopi Yaptırmalıyım?

 

  • Yutma güçlüğü varsa
  • Yutarken ağrı varsa
  • Erken doyma hissi varsa
  • Kanama varsa
  • GÖRH’ün yaptığı tipik olmayan şikayetler varsa

 

Gastro-Özefagiyal Reflü Hastalığı Nedir? Reflü Olduğumu Nasıl Anlarım? için yorumlar kapalı

Filed under Mide

Zatüre – Pnömoni Nedir? Zatüre Olduğumu Nasıl Anlarım?

 

 

 

 

 

 

 

Pnömoni, akciğerlerin enfeksiyonudur ve her yaş grubunda hafifden ağıra değişen şiddette hastalık yapmaktadır.

Zatüre Olduğumu Nasıl Anlarım

Pnömoninin işaretleri:

Zatüre – Pnömoni Nedir? Zatüre Olduğumu Nasıl Anlarım? için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları

KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR VE PROSTAT KANSERİ

 

Günaydın, bugün erkekleri ilgilendiren bir konudan bahsedeceğim.

 

Prostat Kanseri Genel Bilgiler:

 

   •     Prostat kanseri, erkeklerde hayatı tehdit eden en sık kanser türüdür.

 

   •     30 ve 40 yaş arasındaki erkeklerin %29’unda, 60 ve 70 yaş arasındaki erkeklerin %64’ünde küçük boyutlu prostat kanseri vardır.

 

   •     6 erkekden 1’i tüm yaşamı boyunca prostat kanseri olmaktadır. Prostat kanserine yakalanan 35 kişiden birisi kaybedilmektedir.

 

   •     Yaş, aile hikayesi, diyet, yaşam tarzı prostat kanseri gelişmesi açısından risk faktörleridir.

 

Kolesterol Düşürücü Statin Grubu İlaçlar:

 

Statin grubu ilaçlar, kolesterol düşürmede etkil olan ilaçlardır. Bu ilaçlar çok sık kullanılmakta ve kalp hastalığı ve tüm nedenlere bağlı ölüm riskini azaltmaktadır.

 

Statinler aynı zamanda çeşitli hücrelerin çoğalmasını engellemektedir. Bazı çalışmalarda, statin kullananlarda kanser gelişme riskinin, kullanmayanlara göre daha az olduğu tesbit edilmiştir.

 

Çalışma

 

Prostat kanseri nedeniyle radyoterapi alan hastalarda statin grubu ilaçların etkisi araştırılmıştır. 1988-2006 yılları arasında prostat adenokarsinomu tanısı ile tedavi edici radyoterapi alan 691 hasta retrospektif (geriye dönük) incelenmiş. Bu hastaların 189’u(%27) statin kullanmaktaydı.

 

Sonuç

 

Statin kullananlarda hastalığın tekrar etmesi olasılığı daha az (biyokimyasal başarısızlık, kurtarıcı androjen deprivasyonu) ve nüks olmadan yaşam şansı daha yüksek bulunmuştur.

 

Ruchika Gutt, Nathan Tonlaar, Rangesh Kunnavakkam, Theodore Karrison, Ralph R. Weichselbaum, and Stanley L. Liauw”Statin Use and Risk of Prostate Cancer Recurrence in Men Treated With Radiation Therapy”. J Clin Oncol 28:2653-2659

 

KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR VE PROSTAT KANSERİ için yorumlar kapalı

Filed under Kanser, Kolesterol

Astım Ne Şikayet Yapar – Nasıl Astım Olduğumu Anlarım?

  • Öksürük. Astım öksürüğü gece veya sabahın erken saatlerinde daha kötüleşir, uyumayı engelleyebilir.
  • Wheezing. Wheezing, nefes alırken ıslık gibi ses çıkmasıdır.
  • Göğüsde daralma hissi. Göğsünüzü birisi sıkıyor veya birisi oturuyor gibi hissedebilirsiniz.
  • Nefes darlığı.

Astımı olan hastalarda bu şikayetler olmayacağı gibi, sizde bu şikayetler varsa astım hastasınız demek değildir. Solunum fonksiyon testleri, tıbbi hikaye ve fizik muayene ile kesin astım tanısı konulur.

Astım Semptomlarına Ne Neden Olur?

Astımı tetikleyebilecekler aşağıdaki gibidir:

  • Tozda, hayvan kürküne, hamam böceklerine, küfde, polenlerdeki allerjenler.
  • Sigara, hava kirliliği, kimyasal toz, ev dekorasyonunun bileşenleri ve spreyler (saç spreyleri dahil)
  • Aspirin, diğer ağrı kesiciler ve seçici olmayan beta-bloker ilaçlar
  • Yiyecek ve içeceklerdeki sulfitler
  • Viral üst solunum yolu enfeksiyonları
  • Egzersiz (fiziksel aktivite)

Nezle, sinüzit, reflü hastalığı, psikolojik stres ve uyku apne, astımın tedavisini güçleştirebilir.

http://www.nhlbi.nih.gov/health/dci/Diseases/Asthma

Astım Ne Şikayet Yapar – Nasıl Astım Olduğumu Anlarım? için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları

Astım Neden Olur ve Kimler Risktedir?

Astım Neden Olur?

Astım kesin nedeni blinmemektedir. Genetik faktörler ve çeversel etkilerin astım oluşumunda etkili olduğunu düşünmekteyiz. Bu faktörler:

  • Alerji gelişimine yatkınlık (atopi)
  • Astımı olan ebeveynler
  • Çocukluk sırasında geçirilen belirli solunum yolu enfeksiyonları
  • Bağışıklık sisteminin geliştiği erken çocuklukta havadaki allerjenlerle temas veya bazı viral enfeksiyonlar

Eğer ailenizde astım veya atopi varsa, havadaki allerjenler (örneğin ev toz maytları, hamam böceği, kedi köpek kepeği) ve irritanlar ( örneğin sigara dumanı) havayollarınızı daha reaktif hale getirebilir.

Astım oluşmasındaki faktörler hastadan hastaya değişmektedir, yani herkes için aynı değildir.

Astım için Kimler Risktedir?

Astım tüm yaş gruplarını etkilmektedir, ancak hastalık çoğunlukla çocukulukta başlamaktadır. Sık wheezingli solunum yolu enfeksiyonu geçiren ve allerjisi, egzeması veya ailesinde astım olan çocuklar astım gelişmesi açısından en riskli grup içindedirler.  Çocuklar arasında erkek çocuklarda kızlara göre daha sık astım görülmektedir. Fakat erişkinlerde  durum tam tersidir, kadınlarda daha sık astım gelişmektedir. Bu durum nedeni bilinmemektedir.

Tümü olmamakla beraber astımı olanların çoğunda allerji de vardır.  

Bazı bireyler çalıştıkları ortamlarda maruz kaldıkları kimyasal irritanlar veya endüstiriyel tozlar da astım yapabilmektedir.

Astım Neden Olur ve Kimler Risktedir? için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları

Astım Nedir?

 

Astım, havayollarında kronik (uzun süreli) iltihab ve daralma yapan bir akciğer hastalığıdır. Astım, tekrar eden periyodlarda wheezing (nefes alırken oluşan ıslık benzeri ses), göğüs dolgunluğu, nefes darlığı ve öksürük oluşturmaktadır. Öksürük genellikle gece veya sabahın erken saatlerinde oluşmaktadır.

 

 

 

Astım tüm yaş grubundaki insanları etkilemekle beraber, başlangıcı çoğunlukla çocukluk dönemidir.

 

Genel Bakış

Havayolları, havanın akciğere ulaşmasını ve çıkmasını sağlayan borulardır. Astımı olanlarda bu havayolları iltihaplanır (inflamasyon). Bu durum da havayollarının şişmesine ve duyarlı olmasına neden olur. Bazı belirli maddelere kuvvetli tepki gösterirler.

 

Havayolları tepki verdiğinde, onları saran kaslar sıkılaşır. Bu durum da havayollarını daraltır ve daha az miktarda havanın akciğerlere geçişine izin verir. Şişme daha da artar ve havayolları daha da daralır. Havayollarındaki hücreler daha fazla mukus (ifrazat) yapar. Mukus, yapışkan ve kalın bir sıvıdır ve havayollarını daraltır.

 

Bu zincirleme reaksiyonlar, astımın semptomlarını oluşturur. Semptomlar, havayolları her rahatsız edildiğinde oluşur.

 

Semptomlar ortaya çıkar çıkmaz tedavi edilmesi önemlidir, çünkü erken tedavi ile astım ataklarının daha kötüleşmesi engellenir. Ciddi astım atakları acil müdahale gerektirebilir ve ölüme sebebiyet verebilir.

 

Astım çoğunlukla tam şifa şansı olmayan bir hastalıktır. İyi hissetseniz de, astımınız varsa hastalık devam ediyordu ve atak oluşabilir.

 

Ancak şu andaki bilgilerimiz ve tedavileimizile astımlı hastalar hastalaıklarını idare edebilmektedir.

 

Astım Nedir? için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları

KOAH’ın Nedeni Nedir?

KOAH’lı hastaların çoğunun  akciğer ve havayollarında oluşan hasarlar, uzun süre akciğerlerin tahriş edicilere maruz kalmakla oluşmaktadır.

Akciğer tahrişine en sık sebep olan ise sigara dumanıdır. Pipo, puro, nargile de KOAH’a neden olabilmektedir. Pasif içicilik de akciğerleri tahriş edebilir ve KOAH’a neden olabilir.

Kirli hava solumak ve kimyasal duman veya toza maruz kalmak da KOAH’a neden olabilir.

Alfa-1 antitripsin eksikliği nadir görülen bir genetik hastalıkdır. Bu hastalığı olanlarda KOAH gelişebilir.

Kim KOAH Gelişmesi Açısından Risktedir?

KOAH’da en temel risk faktörü sigaradır. KOAH’ı olan hastaların çoğu ya sigara içiyor ya da içmişlerdir. Ailesinde KOAH olan kişi, sigara bağımlısı ise kendisinde KOAH gelişme riski daha da artmıştır.

Akciğerleri tahriş eden diğer maddelere uzun süre maruz kalmak da KOAH açısından risk oluşturmaktadır. Bunlara örnek olarak hava kirliliği, çalışılan ortamda bulunan kimyasal toz veya duman gösterilebilinir.

KOAH’ı olanhastalarda semptomlar 40 yaşından sonra belirmeye başlamaktadır. Sık olmamakla birlikte 40 yaş altında da KOAH görülebiri, ancak bu durumda alfa 1 antitripsin eksikliği gibi diğer nedenler aranmalıdır.

KOAH’ın İşaretleri ve Semptomları Nedir?

  • Devam eden öksürük veya çok miktarda balgam üreten öksürük (“sigara öksürüğü” olarak da adlandırılmaktadır)
  • Özelikle bedensel aktivite esnasında oluşan nefes darlığı
  • Wheezing (hırıltılı solunum)
  • Göğüs darlığı

*http://www.nhlbi.nih.gov/health/dci/Diseases/Copd/Copd_WhatIs.html

KOAH’ın Nedeni Nedir? için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları

KOAH- Amfizem ve Kronik Bronşit

KOAH iki ana durumu içermektedir: amfizem ve kronik tıkayıcı bronşit.

Amfizem Nedir?

Amfizemde kava kesecikleri arasındaki duvar bozulmuştur, dolayısıyla hava kesecikleri artık şekillerini koruyamamaktadır. Bu hasar aynı zamanda hava kesecikleri arasındaki duvarı da yok ederek, küçük küçük bir çok hava keseciği yerine, büyük hava boşluklarına neden olmaktadır.

Kronik Tıkayıcı (Obstrüktif) Bronşit Nedir?

Kronik tıkayıcı (obstrüktif) bronşitde, havayollarının içini döşeyen hücreler sürekli tahriş edilmekte, dolayısıyla sürekli bir iltihabi durum olmaktadır (örneğin elinizi sürekli halıya sürterseniz, sürttüğünüz yer kırmızı ve şiş olması gibi). Bu durum, bu bölgenin kalınlaşmasına neden olacaktır. Koyu balgam da, nefes almayı zorlaştıracaktır.

KOAH’ı olan insanların çoğunda hem amfizem, hem de kronik obstrüktif bronşit vardır.

KOAH Birleşik Devletlerde ölüm nedenleri arasında 4. sırada yer almaktadır.

KOAH yavaş gelişmektedir. Semptomlar zaman içinde kötüleşmekte ve günlük rutin yapılan işleri aksatmaktadır. Ciddi KOAH’ınız varsa, yürüyemezsiniz, yemek yapamazsınız veya kendinize bakamazsınız.

KOAH tanısı genellikle orta yaş veya daha yaşlı insanlarda konulmkatadır. Bu hastalık insandan insan bulaşmamaktadır. Ancak sigara kullanarak, yakınınızdaki insanları sigara dumanına maruz bırakırsanız, bu pasif içicilerde KOAH gelişebilir.

KOAH’ın şifa şansı yoktur ve havayollarına ve akciğerlere verilen hasarın nasıl giderebileceğini bilmemekteyiz.  Ancak tedavi yaşam tarzı değişiklikleri daha iyi hissetmenizi, daha aktif olmanızı ve hastalığın kötüleşmesini yavaşlatmasını sağlayabilir.

Yazı dizisi Pazartesi devam edecektir.

KOAH- Amfizem ve Kronik Bronşit için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları

KOAH-Kronik Bronşit ve Amfizem

KOAH Nedir?

KOAH, dün de bahsettiğimizi gibi kronik obstrüktif akciğer hastalığının kısaltılmış adıdır. Bu hastalık ilerleyici doğada olup nefes almayı zorlaştırmaktadır. “İlerleyici” demek, hastalık zaman geçtikçe daha kötü olacak anlamında kullanılmaktadır

KOAH’lı hastalar bol miktarda balgam çıkartmaktadırlar. Ayrıca nefes darlığı, hırıltılı solunum (wheezing), göğüs ağrısı ve başka şikayetler de olabilir.

KOAH’ın en sık sebebi sigaradır. KOAH’ı olan hastaların çoğu ya hala sigara içiyorlardır, ya da daha önce içmişlerdir. Uzuzn süreli akciğerleri rahatsız edici, hava kirliliği, kimyasal duman ve toz da KOAH gelişimine katkıda bulunabilir. Bunlara ek olarak Sarıkamış’da askerlik yaparken kadınların kullandığı fırınların da KOAH’a neden olduğunu gözlemlemiştim.

Genel Bakış

KOAH’ı anlamak için akciğerlerimizi nasıl çalıştığını anlamamız gerekmektedir. Burun veya ağzımızdan aldığımız hava önce gırtlak, sonra ana soluk borusu olan trakeadan geçmekte, sonrasında her iki akciğere giden ana bronşlara ayrılmaktadır. Bronşlar küçülerek devam etmekte ve en sonunda hava ile kanın alışverişini sağlayan kesecikler (alveol) gelmektedir. Bu havayolları ve hava kesecikleri elastiktir. Nefes aldığınızda bu kesecikler balon gibi şişmekte, nefes verdiğinizde de sönmektedir.

KOAH’da havayollarından daha az hava girip çıkmaktadır. Bunun nedeni:

  • Havayolları ve hava kesecikleri elastiklik özelliğini kaybetmiştir.
  • Havayollarının duvarı kalınlaşmış ve şişmiştir.
  • Balgam daha fazladır ve havayollarını tıkamaktadır

Yarın devam edecek…

KOAH-Kronik Bronşit ve Amfizem için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları

KOAH ve Beta Blokerler

KOAH’ın açılımı kronik obstruktif akciğer hastalığıdır. Bu hastalık kronik bronşit ve amfizemden oluşan, genellikle sigara kaynaklı akciğer hastalığıdır. Tedavisinde, sempatetik sinir sistemine ait olan ve uyarıldığında bronşları açan beta-uyarıcılar kullanılmaktadır.

Beta-bloklayıcılar ise, bronşları daraltma etkisi olabileceği düşünüldüğünden, KOAH hastalarına verilmekte çekinilirdi. Beta-blokerler özellikle kalp hastalarında iyileştirici özellikleri olan ilaçlardır. Sigara kullananlarda, sigaranın akciğere zararı olduğu kadar (kalp) damaralarına da zararı olmaktadır. Bu çalışma KOAH hastalarında uzun dönemli beta-bloker kullanımının etkileri değerlendirmek için yapılmıştır.

Çalışma Özeti

1996-2006 tarihleri arasında, 45 yaşından büyük olan ve KOAH tanısı konulan hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Ortalama yaş 64 ve hastaların %53’ü erkektir.

Hastalar ortalama 7 yıl takip edilmiş ve bu süre içerisinde 686 (%30) hasta vefat etmiştir. Hastaların 1055’inde hastalık en az bir kez alevlenmiştir. Beta bloker kullanan hastalarda alevlenme ve ölüm riski daha az olarak gözlenmiştir.

Sonuç

KOAH’da beta-bloker ilaçlar kullanılabilir.

Frans H. Rutten, MD, PhD; Nicolaas P. A. Zuithoff, MSc; Eelko Hak, MSc, PhD;

Diederick E. Grobbee, MD, PhD; Arno W. Hoes, MD, PhD

“Beta-Blockers May Reduce Mortality and Risk of Exacerbations in Patients With

Chronic Obstructive Pulmonary Disease”. Arch Intern Med. 2010;170(10):880-887

KOAH ve Beta Blokerler için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları

B12 Vitamini (Kobalamin)

 

B12 vitamini suda eriyen bir vitamindir. Her ne kadara suda eriyen vitaminler vücutta depolanmasa da B12 vitamini bu noktada özeldir, çünkü karaciğerde ve böbreklerde depolanmakta ve bu depo uzun yıllar yetebilmektedir.

B12 Vitamini Ne İşe Yarar?

 

DNA sentezi, yağ asidi sentezi, enerji üretiminde rol alır. Aynı zamanda metiltransferaz olduğu için epigenetik değişikliklerde de etkilidir. Sinir sisteminde de görev almaktadır.

B12 Vitamini Hangi Yiyeceklerde Vardır

 

B12 vitamini hayvansal gıdalarda mevcuttur. Eğer hayvansal gıda almıyorsanız B12 vitamini düzeyiniz yıllar içinde azalabilir.

Gıda Mikrogram (mcg)
porsiyonda
Yüzde Günlük Değer (GD)
Karaciğer, sığır eti, 1 dilim kızarmış 48,0 800
Istiridyeler, pişmiş, ve kızarmış 34,2 570
Kahvaltılık gevrekler, vitamin B12, güçlendirilmiş 6,0 100
Alabalık, gökkuşağı, yabani, 5,4 90
Cheeseburger, çift börek ve çörek, 1 sandviç 1,9 30
Yoğurt, sade, 1 fincan 1,4 25
Mezgit balığı, 1,2 20
Tuna, beyaz, 1,0 15
Süt, 1 fincan 0,9 15
Peynir 0,9 15
Jambon,3 gram kavrulmuş kür 0,6 10
Yumurta, büyük, 1 bütün 0,6 10
Tavuk, kavrulmuş, ½ göğüs 0,3 6

 

Ne Zaman B12 Eksikliğinden Şüphelenmeliyiz

B12 vitamini eksikliği kansızlık (megaloblastik anemi) yapabildiği için, halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı gibi şikayetlere neden olabilir. Sinir sistemindeki eksikliği ise unutkanlık, uyuşma gibi özgül olmayan şikayetler yapabilmektedir. Dün bahsettiğimiz gibi şeker hastalığı nedeniyle metformin kullananlarda B12 vitamini seviyesi zaman içinde azalmaktadır.

B12 Vitamini Eksikliği Tanısı Nasıl Konulur

 

Çoğunluklukla kan B12 vitamini düzeyi yeterli olmaktadır. Ancak, birlikte folik asid düzeyi bakılması da şarttır. Bazı istisnai durumlarda, tanı amaçlı farklı tetkikler gerekebilmektedir.

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2809139/?tool=pubmed

B12 Vitamini (Kobalamin) için yorumlar kapalı

Filed under Vitamin ve Mineraller

Metformin Kullananlar Dikkat

 

Metforminin diyabet tedavisinde ilk tercih ettiğimiz ilaç olduğunu hatırlarsınız. Hem insülin direncini kırması, hem kilo verdirmesi de ayrıca kilolu hastalarda istediğimiz etkilerdir. Yan etki olarak da sıklıkla hafif bulantı (bazen de çok) ve iştahsızlık yapmaktadır (diğer yan etkileri yazmıyorum). Ben kilo fazlası olan hastalarımda bir sakınca yoksa metformini ilk tercih ediyorum ve kişi diyet/egzersizine dikkat edip –kilo da verirlerse kan şeker düzeyleri çoğunlukla normale geldiğini görmekteyim.

Gülün güzelliği kadar dikeni de var; metforminin bugün bir yan etkisinden bahsedeceğiz. Bahsedeceğim çalışma Hollanda’da yapılmış ve insülin kullanan 390 hastanın tedavisine metformin veya plasebo (etkin madde içermeyen ilaç – bilimsel çalışma amacıyla kullanılır) eklenmesinin etkileri değerlendirilmiştir.

B12 Vitamini, Homosistein, Folik Asit ve Metformin

Plasebo ile karşılaştırıldığında, metformin kullan hastalarda B12 viştamini düzeyi  %19 azalmakta ve hastaların %7 daha fazlasında B12 vitamini eksikliği gelişmektedir.

Folik asit düzeylerinde (vücut kitle indeksi ve sigara kullanımına göre düzeltildiğinde) bir değişim saptanmamıştır.

Homositein düzeyleri %5 artmış bulunmuştur.

Ne Yapmalıyız

Eğer metformin kullanıyorsanız düzenli olarak B12 vitamin düzeyinizi ölçtürün.

Jolien de Jager, Adriaan Kooy, Philippe Lehert, Michiel G Wulffelé, Jan van der Kolk, Daniël Bets, Joop Verburg, Ab J M Donker, Coen D A Stehouwer. “Long term treatment with metformin in patients with type 2 diabetes and risk of vitamin B-12 deficiency: randomised placebo controlled trial” BMJ 2010;340:c2181

Metformin Kullananlar Dikkat için yorumlar kapalı

Filed under Vitamin ve Mineraller, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Böbrek Hastasıysanız da Depresyona Girmeyin

 

 

“Depresyona kim kendi isteğiyle girer ki?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Tabi ki kimse depresif olmak istemez. Bizi depresyona sokan en önemli nedenlerin başında sıkıntı (anksiete) gelmektedir. Hayat şartları zorlaştıkça, sıkıntı ve neden olduğu depresyon da artacakmış gibi görünüyor. Mamafih, bugünkü konumuz da olduğu gibi depresyon yaşam kalitesini azaltmıyor- var olan hastalığı da kötüleştiriyor. Açıkçası herhangi bir şikayet nedeniyle bana başvuran hastalarımda anksiete ve depresif durumu sık hissediyorum; hele kilo fazlası olan hastalarımda bu durum had safhaya çıkmakta ve duygusal yeme ile depresyon bastırılmaya çalışıldığını gözlüyorum. Benim hastalarıma depresyonla mücadele etmeleri için önerim, profesyonel destek almaları ve bunun yanında egzersiz yapmaları olmaktadır (egzersiz beyinde beta endorfinleri arttırmaktadır).

Gelelim çalışmamıza; bu çalışma diyaliz ihtiyacı olmayan kronik böbrek yetersizliği hastalarında depresif bozuklukların hastalığa nasıl etki ettiği araştırılmıştır.

Diyalize girmeyen 267 kronik böbrek yetersizliği hastası 2005-2006 tarihleri arasında çalışmaya alınmıştır. Diyalize başlama, hastaneye yatış ve ölüm riski ağır depresyonu olanlarda daha sık bulunmuştur.

Depresyon hayat kalitesini bozduğu gibi var olan hastalığı da daha ağırlaştırmaktadır.

S. Susan Hedayati, Abu T. Minhajuddin, Masoud Afshar, Robert D. Toto, Madhukar H. Trivedi, A. John Rush. “Association Between Major Depressive Episodes in Patients With Chronic Kidney Disease and Initiation of Dialysis, Hospitalization, or Death” JAMA. 2010;303(19):1946-1953.

Böbrek Hastasıysanız da Depresyona Girmeyin için yorumlar kapalı

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh

Boğaz Ağrısı

 

Boğaz ağrısı hastalarımda sık gördüğüm şikayetlerden birisidir. Hele şu aralar olduğu gibi havanın bir ısınıp bir soğuması da bu şikayet sıklığını arttırıyor. Ağrı genellikle sabahları daha fazla olmakta ve gün içinde azalmaktadır.

Soğuk algınlığında olduğu gibi boğaz ağrısının en sık sebebi viral hastalıklardır. Virüslerin yaptığı enfeksiyonlarda antibiyotikler etki etmemektedir. Antibiyotikler bakteriler üzerinde etkili ilaçlardır. Boyut olarak düşünüldüğünde bakterileri bir fil boyutunda, virüsleri karınca boyutunda olduğunu düşünebilirsiniz, tüfekle karınca – karınca yemiyle de fil avlayamayacağımıza göre antibiyotiklerin virüsler üzerine, antiviral ilaçların da bakteri üzerine etki etmeyeceği aşikardır.

Bakteriler içinde en sık boğaz ağrısı yapan streptokoklardır. Streptokokların yaptığı hastalıkta genellikle yüksek ateş ve boyunda ağrılı lenf bezleri mevcuttur. Bu hastalık romatizmal ateş de yapabildiğinden tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Ancak, beta testi veya boğaz kültürü tanı açısından önemlidir.

Polenlerin hayatımıza karışması ile allerjik nezle de boğaz ağrısı yapabilmektedir.

Ne Zaman Hekime Gitmeliyiz?

Ateşiniz varsa

Boynunuzda ağrılı bezeler varsa

Boğazınızda beyazlık gördüyseniz

Vücutta döküntüler

Yutma veya Nefes almakta zorluk varsa

Evde Ne Yapılabilir?

Sıcak şeyler için; ballı limonlu çay oldukça etkilidir.

Tuzlu ılık suyla gargara

Sert şekerler-pastiller tükrüğü arttırdığı için işe yaramaktadır.

Çocuklara ağrı kesici olarak aspirin veya aspirin içeren ilaçlar verilmemelidir

*http://www.nlm.nih.gov/medlineplus/ency/article/003053.htm

Boğaz Ağrısı için yorumlar kapalı

Filed under Genel

Hayattan Zevk Almıyor Musunuz? O Zaman Sakın Kalp Krizi Geçirmeyin

 

Başlık biraz garip oldu, değil mi? Bugünkü yazımız kalp krizi geçirenlerde yapılan bir çalışma. Depresyonun kalp hastalıkları açısından riski arttırdığı bilinmekteydi; ancak bunun nasıl olduğu anlaşılamamıştı. Ağır (major) depresyon tanısı koyabilmek için aşağıdakilerden en az bir tanesinin olması gerekmektedir:

  1. Bunalımlı ruh hali =  üzgünlük, bunalımda olduğunu belirtmek. Bu durum merkezi sinir sisteminde serotonerjik disfonksiyonla ilişkilidir.
  2. Belirgin olarak herşeyden ilginin ve zevkin azalması= anhedoni. Bu durum katekolaminerjik disfonksiyonla ilişkilidir.

 

Bu çalışma kalp krizi (akut koroner sendrom) geçiren hastalarda bunalımlı ruh hali ve anhedoni varlığı ile ölüm veya kalbe yönelik ciddi girişim ilişkisini araştırmıştır. Çalışma 2003-2005 yılları arasınd New Yok ve Connecticut’ta bulunan 3 üniversite hastanesinde yapılmış ve 453 hasta alınmıştır.

Yaş, cinsiyet, diğer hastalıklar hariç tutulduğunda hayattan zevk almamanın (anhedoni) kalp krizi sonrası gelişecek kalp hastalıkları ve ölüm riskini arttırdığı tesbit edilmişti (hazard

oranı, 1.58; %95güven aralığı, 1.16-2.14; p<.01).

Sonuç Olarak

Ne olursa olsun, hayata sıkı sıkı sarılmamız; ondan zevk almamız gerekiyor, öyle değil mi?

Karina W. Davidson, Matthew M. Burg, Ian M. Kronish, Daichi Shimbo, Lucia Dettenborn,

Roxana Mehran, David Vorchheimer, Lynn Clemow, Joseph E. Schwartz, Francois Lespe´rance, Nina Rieckmann. Association of Anhedonia With Recurrent Major

Adverse Cardiac Events and Mortality 1 Year After Acute Coronary Syndrome”

Arch Gen Psychiatry. 2010;67(5):480-488

Hayattan Zevk Almıyor Musunuz? O Zaman Sakın Kalp Krizi Geçirmeyin için yorumlar kapalı

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh

Barsaklarınız Huzursuz mu?

 

Günlük hayatta stres sıkıntı arttıkça, sindirim sistemi de bu sıkıntılaran nasibini almakta. Bugünkü konumuz, yine sıklıkla gördüğüm bir hastalık: huzursuz barsak sendromu – eski ismiyle spastik kolit.

Huzursuz Barsak Sendromu Olduğumu Nasıl Anlarım?

Son 12 ayın en az 12 haftasında karın ağrısı veya karında rahatsızlık hissi varsa (12 hafta artarda olması gerekmemektedir) huzursuz barsak sendromu hastalığı olabilir.

Ayrıca:

Barsak hareket ettikçe bu karın ağrısı/rahatsılığının geçmesi

Şikayetler başladığında barsak hareketlerinin sıklığında değişim olması

Şikayetler başladığında büyük abdestin şeklinde değişiklik olması gerekmektedir.

Acil tuvalate çıkma hissi

Büyük abdestin geçişinde zorluk

Büyük abdestte sümüksü maddeler

Gaz ve şişkinlik hissi

Hangi Şikayetler Olduğunda Başka Hastalıklar Düşünülmeli?

Kanama

Ateş

Kilo Kaybı

Sürekli şiddetli karın ağrısı varsa, muhtemelen huzursuz barsak sendromu değilsinizdir.

Ne Zaman Huzursuz Barsak Sendromunun Şikayetleri Artar?

Fazla yemek

Kalın barsaktaki gaz

Bazı ilaçlar

Buğday

Çavdar

Arpa

Çikolata

Süt ürünleri

Alkol

Kafeinli içecekler

Çay

Stres, sıkıntı

Adet dönemleri

Bu Şikayetlerim Var Ne Yapmalıyım?

Yukardaki şikayetleriniz varsa hekiminizin sizi görmesi gereklidir; çünkü huzursuz barsak sendromu tanısı için diğer hastalıkların (kanser vb) dışlanması gerekmektedir.

http://digestive.niddk.nih.gov/ddiseases/pubs/ibs/

Barsaklarınız Huzursuz mu? için yorumlar kapalı

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh

Hipotiroidi- Tiroid Bezinin Az Çalışması

 

Bana başvuran hastaların azımsanmayacak kısmında hipotiroidi hastalığını görmekteyim. Bu nedenle bugün sizlere hipotiroidi konusunda bilgi vereceğim.

Tiroid bezi, tiroid hormonlarını salgılayan ve boynumuzun ön kısmında bulunan, kelebek şekilli bir iç salgı bezidir. Tiroid hormonları vücudumuzun hızını (metabolizma) ayarlamaktadır. Fazla salgılandığında metabolizma hızlanmakta, yavaş çalıştığında metabolizma yavaşlamaktadır.

Hipotiroidi Olduğumu Nasıl Anlarım?

Ciltte kuruma

Kabızlıkta artış

Üşüme, kolay ısınamama

Kilo vermede zorluk

Parmak basmakla iz bırakmayan ödem-şişme

Kötü hafıza

Adetin fazla olması

Kas ağrıları

Ancak bunlardan hiçbirisi hipotiroidi için özel değildir; bunların hiçbiri olmaksızın hipotiroidi olabilirsiniz.

Hipotiroidi Tanısı Nasıl Konulur?

Kan tetkiki yaptırılarak TSH ve serbest T4 hormonlarına bakıldığında hipotiroidi olup olmadığı anlaşılmaktadır. Hipotiroidi olan hastalarda herhangi bir şikayet olmadığı için ben check-up için başvuran hastalarımda bu tetkikleri istemekteyim.

Bir İnsan Neden Hipotiroidi Olur?

Hipotiroidinin en sık sebebi Hashimoto Hastalığıdır; bu hastalıkta kendi bağışıklık hücrelerimiz tiroid bezini yabancı olarak algılar ve tiroid bezini yoketmesi nedeniyle tiroid hormonu salgılanamaz. İkinci sırada tiroid ameliyatı olanlarda hipotiroidi görülmektedir.

Tedavi Nedir?

Tedavide, vücudumuz için gereken tiroid hormonun yerine konulmasıdır. Hastalarımda dikkat etmelerini istediğim, ilaçın aç karna alınması ve ilaçtan sonra en az yarım saat (hatta 1 saat) birşey yememeleri gerekliliğidir.

Hipotiroidi- Tiroid Bezinin Az Çalışması için yorumlar kapalı

Filed under Tiroid Hastalıkları