Category Archives: Kanser

Kanser Riskinin Azaltılması (BRCA1 veya BRCA2 Mutasyon Taşıyıcılarında)

Meme kanseri 8 kadından bir tanesinde görülmektedir. Yumurtalık kanseri sıklığı ise daha azdır. Ancak, BRCA1 veya BRCA2 mutasyonları olanlarda, heme meme kanseri riski, hem de yumurtalık (over) kanseri riski oldukça artmaktadır. Ailesinde bu tür kanserler sık görülüyorsa, sözkonusu mutasyonların araştırılması gerekmektedir. Okumaya devam et

Kanser Riskinin Azaltılması (BRCA1 veya BRCA2 Mutasyon Taşıyıcılarında) için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Metastatik Melanom Tedavisinde Yeni Bir İlaç

Melanom, güneşe veya solaryum gibi ultraviyole saçan ışınlara fazla maruz kalınmasıyla artan bir deri kanseri türüdür. Özellikle açık tenlilerde bu risk artmaktadır. Tedavide, erken tanı son derece önemlidir. Metastatik (başka organlara sirayet etmiş) hastalıkta ne yazık ki etkili ilaç sayısı son derece kısıtlıdır; bu ilaçlarla da %10-20 oranında cevap alınabilmektedir. Okumaya devam et

Metastatik Melanom Tedavisinde Yeni Bir İlaç için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Bisfosfonatlar ve Meme Kanseri

Bisfosfonatlar osteoporozun (kemik yoğunluğunu kaybı, kemik erimesi) tedavisinde ve kansere bağlı iskelette gelişen metastazının önlenmesinde ve tedavisinde kullanılmaktadır. Klasik etki mekanizmaları kemikten kalsiyum ve diğer minerallerin salınımını azaltarak gösterirler (osteoklastları inhibe ederek). Azot içeren bisfosfonatlar (alendronate, riserdonate, pamidronate, ibandronate, zoledronate) protein prenilasyonunu da engeller. Bu şekilde kanser hücre büyümesi ve metastaz engellenir. Okumaya devam et

Bisfosfonatlar ve Meme Kanseri için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Mide Kanseri ve Ağrı Kesiciler

Mide kanseri azalmakla birlikte, en ık görülen kanserlerin dördüncüsü, kanser bağlı ölümlerin de ikinci sıradaki sebebidir.

Mide kanserinin neden geliştiği bilinmemekle birlikte, genetik faktörlerin, çevre etkilerinin etkilediği düşünülmektedir. Kronik inflamasyonun (uzun süreli iltihabi durumun) kanser gelişiminde etkili olabileceği çeşitli kanserlerde olduğu gibi, mide kanserinde de düşünülmektedir. Bunun en iyi örneklerinden birisi de midede olan helikobakter pylori enfeksiyonudur (http://bit.ly/9NtT57 ) H pylori eradikasyonu (yok edilmesi) mide kanseri riski azaltılmaktadır.

Okumaya devam et

Mide Kanseri ve Ağrı Kesiciler için yorumlar kapalı

Filed under Kanser, Mide

Sağlıklı Olmanın Dört Şartı

Askerliğimi Sarıkamış’da yaptım, birliğin girişinde kocaman harflerle yazan bir yazı beni çok etkilemişti: “MAZERET YOK”. Gelelim sağlığın şartlarına:

1. Asla sigara içmemek
2. Haftada 3.5 saatten fazla egzersiz yapmak
3. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek
4. Vücut kitle indeksi (hesaplamak için linke tıklayın http://bit.ly/cVPVjK ) 30’un altında olması, yani obez olmamak

Asgari ücretin azlığı konusunda herhangi bir soru işareti yok, ancak asgari ücretle çalışan bir insanın günde 1 paket sigara içip, buna maaşının %10-20’sini ayırması mantıklı değil. Sadece sigaraya yatırılan para değil, bir de sigaranın yaptığı yatırımların (akciğer hastalıkları, kanser, çocukların pasif içicilik nedeniyle sık solunum yolu enfeksiyonu geçirmesi) zararlarını koyun. Muazzam ve bir o kadar mantıksız bir maliyet ortaya çıkmakta.

Haftada 3.5 saatten az egzersiz ise yürümekten geçiyor; bildiğim kadarıyla kaldırımlar ücretli değil. Bu siteyi takip edenlerin çoğunun müzik de çalan cep telefonları vardır, bir kulaklık takıp yürümenin kimseye zararı olmaz.

Meyve ve sebze, ülkemizde nispeten yurtdışına göre ucuz, çoğumuz da meyve ve sebze ağırlıklı besleniyoruz. Ancak, kalorisi yüksek gıdalardan uzak durmak, kalori alımını kısıtlamak ile hem kilo verilmesine katkı, hem de alışveriş bütçesi kısılmış olmaz mı?

Bu şartlar zor mu, kolay mı siz karar verin? Çağ değişti, eskiden bu bilgilere ulaşmak zordu, ancak şimdi öyle değil. Bu site vasıtası ile en yeni, en güvenilir bilgiye, uzmanından ulaşabiliyorsunuz. Değişime ayak uydurmanın zamanı gelmedi m

Sağlıklı Olmanın Dört Şartı için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları, Depresyon, Akıl ve Ruh, Hipertansiyon, Kanser, Kolesterol, Vitamin ve Mineraller, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Ölümsüzlüğün Sırrı: Telomerler

Telomerler, hücrelerin bölünme özelliğini kontrol altında tutmaya yarayan, kromozomun ucunda bulunan DNA parçasıdır. Telomeri, bir iplik parçası olarak düşünün, hücreler her bölündüğünde bu iplikten bir parça kopmaktadır; iplik kalmayınca hücre tekrar bölünemeyecek ve yaşlanacaktır.

Bu çalışmada, 1995 yılında kanser olmayan 787 katılımcının kanları alınmış ve lökositlerindeki telomerlerin uzunluğu PCR ile ölçülmüştür. Okumaya devam et

Ölümsüzlüğün Sırrı: Telomerler için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

B6 vitamini ve Methionin Akciğer Kanseri Riskini Azaltıyor

1-karbon metabolizması ile ilişkiki B vitaminleri ve faktörleri, DNA’nın bütünlüğünü sağlamakta ve gen ekspresyonunu düzenlemektedir. Bu yol, kanser riskini etkileyebilmektedir.
Akciğer kanseri her ne kadar eski zamanlarda bilinse de, 1900’den önce “pratik önemi olmayacak kadar nadir görülen bir hastalık” olarak geçmekteydi.
1950’li yıllarda ise akciğer kanseri salgın halini almaya başladı ve Kuzey Amerika ve Avrupada en önemli ölüm nedenlerinden biri oldu.

1938’de Raymond Pearl, sigaranın uzun yaşamı nasıl mahfettiğini bildirdi.

Çalışma

Okumaya devam et

B6 vitamini ve Methionin Akciğer Kanseri Riskini Azaltıyor için yorumlar kapalı

Filed under Kanser, Vitamin ve Mineraller

Hayırlının H’si Kolesterol HDL ve Kanser

Kolesterol hücre duvarının yapıtaşıdır, yani kolesterolsüz bir yaşamın olması pek mümkün değil.  Kolesterolün de iyisi var, kötüsü var, sayın Dr. Bingür Sönmez’in de dediği gibi hayırlısı var (HDL), lanetlisi var (LDL).
Bugün size bahsedeceğim çalışma HDL seviyesiyle kanser gelişme riski ilişkisini araştırmak için yapılmış.

Okumaya devam et

Hayırlının H’si Kolesterol HDL ve Kanser için yorumlar kapalı

Filed under Kanser, Kolesterol

(Meme) Kanserinde Moral Uzun Yaşatıyor

Onkolojinin en saygın isimlerinden birisi olan ve aynı zamanda öğrencisi olma şansını yakaladığım sayın hocam Prof. Dr. Nil Molinas Mandel, hastalarına ve bizlere kanserde moralin çok önemli olduğunu söyler. Bugün sizlere bahsedeceğim çalışma da hocamızın bu savını destekliyor.

Meta-analizler stresle ilişkili psikososyal faktörlerin ve düşük sağlık ilişkikili yaşam kalitesinin, kanserin daha kötü gitmesi ile ilişkikili olduğunu göstermiştir.

Eğer duygusal huzursuzluk düzeltilirse ve sosyal düzenleme, sağlık davranışları ve uyum iyileştirilirse, bağışıklık iyileşebilir ve hastalığın seyri, değişebilir.

Okumaya devam et

(Meme) Kanserinde Moral Uzun Yaşatıyor için yorumlar kapalı

Filed under Depresyon, Akıl ve Ruh, Kanser

Tansiyon İlaçları ve Kanser

Tansiyon İlaçları ve Kanser

Geçen hafta bir hastam, “ARB  grubu tansiyon ilaçları kanser yapıyormuş, doğru mu?” diye bir soru yöneltti.  Konu beni ilgilendiriyorsa biliyorsunuz ki, hemen en doğru ve en güvenilir şekilde cevap veriyorum. Soruya neden olan yazı 7 gün önce (14 Haziran 2010’da) Lancet Oncology’de Dr.İlke Sipahi tarafından yayınlandı.

Önce ARB Nedir?

ARB, anjiyotensin reseptör blokerlerinin kısaltmasıdır ve tansiyon düşürmekte kullandığımız, etkin ve güvenilir ilaçlardır. İlk çıkan ARB losartan 1995 yılında kullanıma sunulmuştur. Bu gruptaki diğer ilaçlar valsartan, irbesartan, telmisartan, olmesartan ve eprosartandır. Bu ilaçların tümü ülkemizde bulunmakta ve kullanılmaktadır.

Okumaya devam et

Tansiyon İlaçları ve Kanser için yorumlar kapalı

Filed under Hipertansiyon, Kanser

Köpekbalığı Kıkırdağı – Yeni Kanıtlar

Zaman zaman hem konuyu merak ediyorsunuz, hem de benim bu konuda ne düşündüğümü öğrenmek istiyorsunuz… Bu nedenle, daha önce de belirttiğim gibi konuya şöyle başlamak istiyorum: alternatif tıbba karşı değilim-ama alternatif olmak istatistiklere alternatif olmak değildir.

Gelelim konumuza, tümör gelişiminde, tümöre beslenme sağlayacak yeni damar gelişimi kilit noktadır. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri olan hastalarada yeni damar oluşumunu önleyici ilaçların tedavide etkili olduğu gösterilmiştir. AE-941 (Neovastat) standartize, suda çözünen köpekbalığı kıkırdağıdır. Bu maddenin yeni damar gelişimini önleme ve metastazı önlemede etkili olabileceği konusunda bazı kanıtlar vardır. Fare çalışmalarında, bu maddenin cisplatin etken maddeli kemoterapi ilacı ile daha az yanetkiyle, benzer etkisi olduğu gözlenmiştir.

Okumaya devam et

Köpekbalığı Kıkırdağı – Yeni Kanıtlar için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları, Kanser

KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR VE PROSTAT KANSERİ

 

Günaydın, bugün erkekleri ilgilendiren bir konudan bahsedeceğim.

 

Prostat Kanseri Genel Bilgiler:

 

   •     Prostat kanseri, erkeklerde hayatı tehdit eden en sık kanser türüdür.

 

   •     30 ve 40 yaş arasındaki erkeklerin %29’unda, 60 ve 70 yaş arasındaki erkeklerin %64’ünde küçük boyutlu prostat kanseri vardır.

 

   •     6 erkekden 1’i tüm yaşamı boyunca prostat kanseri olmaktadır. Prostat kanserine yakalanan 35 kişiden birisi kaybedilmektedir.

 

   •     Yaş, aile hikayesi, diyet, yaşam tarzı prostat kanseri gelişmesi açısından risk faktörleridir.

 

Kolesterol Düşürücü Statin Grubu İlaçlar:

 

Statin grubu ilaçlar, kolesterol düşürmede etkil olan ilaçlardır. Bu ilaçlar çok sık kullanılmakta ve kalp hastalığı ve tüm nedenlere bağlı ölüm riskini azaltmaktadır.

 

Statinler aynı zamanda çeşitli hücrelerin çoğalmasını engellemektedir. Bazı çalışmalarda, statin kullananlarda kanser gelişme riskinin, kullanmayanlara göre daha az olduğu tesbit edilmiştir.

 

Çalışma

 

Prostat kanseri nedeniyle radyoterapi alan hastalarda statin grubu ilaçların etkisi araştırılmıştır. 1988-2006 yılları arasında prostat adenokarsinomu tanısı ile tedavi edici radyoterapi alan 691 hasta retrospektif (geriye dönük) incelenmiş. Bu hastaların 189’u(%27) statin kullanmaktaydı.

 

Sonuç

 

Statin kullananlarda hastalığın tekrar etmesi olasılığı daha az (biyokimyasal başarısızlık, kurtarıcı androjen deprivasyonu) ve nüks olmadan yaşam şansı daha yüksek bulunmuştur.

 

Ruchika Gutt, Nathan Tonlaar, Rangesh Kunnavakkam, Theodore Karrison, Ralph R. Weichselbaum, and Stanley L. Liauw”Statin Use and Risk of Prostate Cancer Recurrence in Men Treated With Radiation Therapy”. J Clin Oncol 28:2653-2659

 

KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR VE PROSTAT KANSERİ için yorumlar kapalı

Filed under Kanser, Kolesterol

Kanser Kemoterapisi Alanlarda Grip Aşı Yapılmalı Mı?

Geçtiğimiz kış domuz gribi salgınında İstanbul Onkoloji Enstitüsünde (İstanbul Tıp Fakültesi, Çapa) çalışırken, kemoterapi uyguladığım hastalarım bu soruyu bana çok sordular. Ne yazık ki bu konuyla ilgili yapılmış çok çalışma yok; hele ki o dönemde, sağlıklı insanların bile aşılanması açısından büyük fikir ayrılıkları yaşanmış olması da konuyu daha çetrefillendiriyor.

Ne Biliyoruz?

Aktif kemoterapi alanlarda aşının koruyuculuk oluşturma olasılığı, sağlıklı insanlara göre daha azdır. Canlı aşı, aktif kemoterapi alanlarda kullanılmamalıdır.  Mevsimsel grip aşısı ile yapılan çalışmalarda, hasta sayısı az olmakla birlikte aşının koruyucu olabileceği yönünde sonuçlar alınmaktadır. Ancak bu koruyuculuk, hastalıktan hastalığa değişmekte, kullanılan tedavi şekilleri de bunu etkilemektedir.

Ne Zaman Yapılmalı?

Mevsimsel grip aşısı yapılacaksa, kemoterapiye en uzak zamanda uygulanması önerilmektedir. Kemoterapinin bitiminden 30 gün sonra yapılan aşılamalarda, aşının koruyuculuğu artmaktadır.

Sonuç

Daha ileri çalışmalar yapılana kadar elimizdeki mevcut bilgiler ışığında, kanser kemoterapisi alan hastalarda mevsimsel grip aşısı uygulanabilir.

Daniel A. Pollyea, Janice M.Y. Brown, Sandra J. Horning. “Utility of Influenza Vaccination for Oncology Patients” Journal of Clinical Oncology, Vol 28, No 14 (May 10), 2010: pp. 2481-2490

Kanser Kemoterapisi Alanlarda Grip Aşı Yapılmalı Mı? için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Kalın Barsak Kanseri

İlk olarak taramanın önemini bir kere daha vurgulamak istiyorum, kalın barsak kanseri genellikle belirli genetik olayların üstüste gelmesi nedeniyle oluştuğu için, kanser öncülü bir oluşumun kanser olması için 10 ila 20 yıl kadar geçmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, daha kanser olmadan oluşumlar farkına varılır ve alınırsa, kanser gelişme oranı da azalacaktır.

Kalın Barsak Kanseri Nasıl Şikayetler Oluşturur?

Kalın barsak kanseri çoğunlukla herhangi bir şikayet yapmaksınız büyüyebilir. O yüzden herhangi bir şikayetim yok diye tarama yaptırmamak olamaz.

Genellikle 2 grup şikayet yapmaktadır:
• ilki kanama nedeniyle oluşan kansızlığa bağlı, halsizlik, yorgunluk, solukluk, bazen de büyük abdestte gizli veya aşikar kanamanın tesbitidir;
• ikincisi de kitlenin büyük abdestin geçişini engellemesi/zorlaştırması nedeniyle gelişen tuvalet alışkanlığının değişmesi, ki bu ishal şeklinde bile olabilir, büyük abdestin şeklinin değişmesidir

Yukarıda bahsettiğim şikayetleriniz varsa, hekiminize muayene gitmenizi öneririm.

Kalın Barsak Kanseri için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Kalın Barsak Kanserinden Korunmak için Lifli Gıdalar

Kalın Barsak kanserinden daha önce bahsetmiştik. Ama isterseniz kısaca hatırlayalım, kalın barsak kanseri hem kadınları, hem de erkekleri etkilemektedir ve kansere bağlı ölümlerin 2 numaralı sebebidir. Kalın barsak kanseri gelişme riski, ilerleyen yaşla birlikte artmaktadır. Hastaların %90’dan fazlası 50 yaş ve üzerindedir.

Ben 50 yaşının üzerindeki hastalarıma, Dünya Sağlık Örgütünün de önerisi doğrultusunda tarama yaptırmasını öneriyorum. Bu çalışma, diyetle alınan lifli gıdalarla kalın barsak kanseri riski arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır.

Diyetle alınan lif miktarı arttıkça kalın barsak kanseri riski azalmaktadır. Dolayısıyla, herkese lifli gıdalardan zengin beslenmelerini öneriyorum.

Christina C. Dahm, Ruth H. Keogh, Elizabeth A. Spencer, Darren C. Greenwood, Tim J. Key, Ian S. Fentiman, Martin J. Shipley, Eric J. Brunner, Janet E. Cade, Victoria J. Burley, Gita Mishra, Alison M. Stephen, Diana Kuh, Ian R. White, Robert Luben, Marleen A. H. Lentjes, Kay Tee Khaw, Sheila A. Rodwell” Dietary Fiber and Colorectal Cancer Risk: A Nested Case–Control Study Using Food Diaries” J Natl Cancer Inst 2010;102:614–626

Kalın Barsak Kanserinden Korunmak için Lifli Gıdalar için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Akciğer Kanserinde Erken Teşhis İçin Tarama

Akciğer kanseri Birleşik Devletlerde kansere bağlı ölümlerin en sık nedenidir. Akciğer kanseri çok erken dönemde tesbit edilmezse, tedavisi güçtür. Ne yazık ki, çoğu kişi de şikayetler hastalık çok ilerlediğinde gözükmeye başlar.

Akciğer kanserinin neden olduğu şikayetler öksürük, kanlı balgam, kilo kaybı ve nefes darlığıdır. Akciğer filmi ve bilgisayarlı tomografisi, tanı konulmasında yardımcı görüntüleme yöntemleridir.

Şikayeti olmayan hastalarda akciğer kanseri taraması yapılması ile ilgili yapılan çalışmalarda, bu taramaların insan hayatını uzattığı göstermemiştir. Ayrıca, tarama için belirli aralıklarla ışın verilmesinin de kötü etkileri olacaktır. Bunun yanı sıra yanlış olarak kanser şüphesi/tanısı sonucu alınması da bu testlerde olasıdır. Bu duruma yanlış pozitiflik denilmekte ve yapılan daha detaylı/zahmetli incelemelerde bunların kanser olmadığı ortaya çıkmaktadır, dolayısıyla bu insanlar gereksiz yere endişelenmiş ve cerrahi işlem uygunlanmış olacaklardır.

Bu çalışmaya sigara içen veya içmiş 3190 birey alınmış akciğer filmi veya bilgisayarlı tomografisi ile tarama yapılmıştır.

Sonuçlar

Bir bilgisayarlı tomografi (BT) sonrasında yanlış pozitiflik, BT için %21, akciğer filmi için %9.

İki BT sonrasında yanlış pozitiflik, BT için %33, akciğer filmi için %15 olarak bulunmuştur. Yanlış pozitif BT’si olan bireylerin %7’sine invazif işlem yapılmıştır.

Bütün bu sıkıntılar, stresler yerine, şimdi sigarayı bırakmak daha mantıklı değil mi?

“Cumulative Incidence of False-Positive Test Results in Lung Cancer Screening. A Randomized Trial.” It is in the 20 April 2010 issue of Annals of Internal Medicine (volume 152, pages 505-512). The authors are J.M. Croswell, S.G. Baker, P.M. Marcus, J.D. Clapp, and B.S. Kramer.

Akciğer Kanserinde Erken Teşhis İçin Tarama için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Metabolik Sendrom

Gelişmiş ülkelerdeki erişkinlerde en önemli ölüm nedeni kardiyovasküler (kalp ve damar) hastalık olduğu için, çoğu tıbbi çalışmalar kalp hastalığının ve felçin önlenmesini hedef almışlardır. Sağlıksız vücut ölçümü ve anormal kan tahlillerinin bileşimi olan metabolik sendrom, kardiyovasküler hastalık geliştirme şansı yüksek olan bireylerin tanınmasını sağlar. Agresif yaşam şekli değişiklikleri ve bazen de ilaç kullanımı ile bireyin kalp hastalığı ve felç geçirme şansı azaltılmaktadır. Metabolik sendrom, sendrom X veya insülin direnci sendromu olarak da adlandırılmaktadır.

  • Bel ölçüsünün erkeklerde 102 cm’nin, kadınlarda 88 cm ‘nin üzerinde olması
  • Yüksek tansiyon
  • Şeker yüksekliği (açlık kan şekerinin 100mg/dL yüksek olması)
  • Artmış trigliserid seviyesi
  • Azalmış HDL (iyi) kolesterol seviyesi Yukardaki ölçümlerden en azından 3 tanesi bir bireyde varsa, o bireyin metabolik sendromu olduğu söylenebilir ve bu hasta tip 2 diyabet, koroner arter hastalığı, kalp krizi veya felç geçirme için risk altındadır.
  • Yaşam tarzı değişiklikleri, kilo verilmesini, düzenli egzersiz, sigaranın bırakılmasını ve diyetteki yağın azaltılmasını içerir. Sadece %10’luk bir kilo kaybı bile kan basıncını ve insülin direncinin iyileştirir. Bazı bireyler sadece yaşam tarzı değişikliği ile yüksek tansiyon ve şeker yüksekliğinden kurtulabilirler. Çoğu bireyde yaşam tarzı değişikliğine ek olarak ilaç tedavisi eklenmektedir Düzenli egzersiz yapın.
  • Çocuklarınınz düzenli fiziksel aktivitede bulunmasını sağlayın ve sağlıklı yemekler yemelerini sağlıyın.
  • Meyve ve sebzede zengin sağlıklı ve dengeli beslenin.
  • Sigara içmeyin.
  • Düzenli check-up yaptırın ve yüksek kan basıncı için erken tedaviye başlayın.

Metabolik Sendrom için yorumlar kapalı

Filed under Hipertansiyon, Kanser, Kolesterol, Mide, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Pankreas Kanserinde Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp

Diğer yazılarımdan da bildiğiniz gibi tamamlayıcı ve alternatif tıbba karşı değilim, ancak insan gibi değerli bir varlığa herhangi bir tedavi önerilecekse, bu önerinin bilimsel kanıtlarının olması gerektiğini düşünüyorum. Bence, tamamlayıcı ve alternatif tıp da dahil olmak üzere, hiçbir tedavi yöntemine ayrıcalık tanınmaması gerekir. Ayrıca, bir konu hakkındaki genel kanı, doğruluğun kanıtı değildir. Yani, doğru farzettiklerimizin de bilimsel olarak kanıtlanması, geçerlilik açısından gereklidir.

Gelelim konumuza;1906 yılında John Beard isimli bir İskoç embriyolog pankreatik proteolitik enzim tedavisini önermiştir. 1981’de, Nicholas Gonzalez proteolitik enzim tedavisini araştırmaya başlamış ve 12 yıl sonra, 1993’de, Birleşik Devletlerde Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) çalışmalarını kendilerine takdim etmesi için çağırmışlardır. Beard, ameliyat olamayacak düzeyde ileri pankreas kanseri olan 11 hastada birinci yılda %81, ikinci yılda %45 sağkalım bildirmiştir. Bu şaşırtıcı sonuçlar nedeniyle 1998 yılında NCI, deney kolunda proteolitik enzim rejimi (ek olarak diyet, beslenme takviyesi ve detoksifikasyon işlemleri) olan ve karşısında gemsitabin içeren kemoterapi ile bir araştırma planlamıştır.

55 hastanın 23’üne gemsitabin içeren kemoterapi, 32’sine enzim tedavisi uygulanmıştır.

Başlangıçta hastaların özellikleri arasında fark bulunmamıştır. Ancak (ortanca) sağkalıma bakıldığında gemsitabin alan grup, enzim tedavisi uygulanan göre yaklaşık 3 kat daha uzun yaşamışlardır.

Yani, kemoterapi alternatif tedaviye göre daha üstün bir sağkalım sağlamıştır.

John A. Chabot, Wei-Yann Tsai, Robert L. Fine, Chunxia Chen, Carolyn K. Kumah, Karen A. Antman, Victor R. Grann “Pancreatic Proteolytic Enzyme Therapy Compared With Gemcitabine-Based Chemotherapy for the Treatment of Pancreatic Cancer “. Journal of Clinical Oncology, Vol 28, No 12 (April 20), 2010: pp. 2058-2063

Pankreas Kanserinde Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Sigara İçmeden Akciğer Kanseri Olmak

Sigara ile akciğer kanseri ilişkisi iyi binen bir gerçek, ancak kişi sigara içmiyor fakat sigara dumanına maruz kalıyorsa… Evet, o zaman da bu masum kişi, sigaranın kötü etkilerini sahiplenmiş olmaktadır.

20 Ocak 2010’da, medikal onkolojinin en saygın dergilerinden olan Journal of Clinical Oncology dergisinde yayınlanan bu araştırmada, korkunç gerçek ortaya çıktı. Akciğer kanserleri, genel davranışları nedeniyle birbirinden ayrı 2 gruba ayrılmakta ve bu şekilde tedavi edilmektedir: küçük hücreli akciğer kanseri ve küçük hücreli dışı akciğer kanseri. Her iki akciğer kanseri de sigara ile doğrudan ilişkili olmakla beraber, içerdikleri genetik mutasyonlar birbirinden farklı olabilmektedir.

Küçük hücreli dışı akciğer kanserinin tedavisinde son yıllarda, hedeflenmiş tedaviler (tümör hücresini doğrudan hedef alan) uygulanmaktadır. Bunlardan en bilinenleri tirozin kinaz inhibitörleridir (gefitinib, erlotinib). Tirozin kinaz inhibitörlerinin tedavide etkili olabilmesi için tümör hücresinde EGFR (endotelyal büyüme hormonu reseptörü) mutasyonunun olması gerekmektedir. Söz konusu bu mutasyonlar, sigara içmeyenlerde daha sıklıklıkla görülürken, sigara içicilerinde bu mutasyonlar daha az görülmekte ve hedeflenmiş tedaviler, çoğu zaman bu nedenden dolayı işe yaramamaktadır.

Ancak, sigara içmeyen bazı hastalarda bu mutasyon görülmemektedir. Bunun nedeni araştırıldığında, çevresel sigara dumanına maruz kalmanın aktif sigara içimine benzer olduğu bu çalışma ile anlaşılmış bulunmaktadır.

Bu yazının özü, sigara dumanına maruz kalıyorsanız, sigara içiyorsunuz demektir

Journal of Clinical Oncology, Vol 28, No 3 (January 20), 2010: pp. 487-492

Sigara İçmeden Akciğer Kanseri Olmak için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları, Kanser

Migren Meme Kanserinden Korur mu?

Günaydın, bu sabah sizlerle bugün Journal of Clinical Oncology dergisinde yayınlanan bir gözlemesel çalışmayı aktaracağım. Bu çalışma, kadın sağlığı üzerine yapılmış en büyük iki çalışmadan biri olan Kadın Sağlığı Girişimi Gözlemsel Çalışmasının (Women’s Health Initiative) bir yan ürünüdür ve migrenle menapoz sonrası meme kanseri riski arasındaki ilişki araştırılmıştır.

Migren hikayesi olan menapoz sonrası kadınlarda meme kanseri riski, migreni olmayanlara göre %26-33 az olduğu bildirilmiştir. Migren hikayesi ile meme kanseri arasındaki ilişki, her iki hastalığın da üreme hormonlarından etkilenmesi olabilir.

Bu çalışmaya yaşları 50-79 arasında olan 91,116 kadın katılmıştır. Migren hikayesi olan kadınlarda meme kanseri riski düşük bulunmuştur. Bu düşük risk östrojen/progesterone pozitif tümörlerde daha belirginken, negatiflerde herhangi azalma gözlenmemiştir.

* Christopher I. Li, Robert W. Mathes, Elizabeth C. Bluhm, Bette Caan, Mary F. Cavanagh, Rowan T. Chlebowski, Yvonne Michael, Mary Jo O’Sullivan, Marcia L. Stefanick, and Ross Prentice . “Migraine History and Breast Cancer Risk Among Postmenopausal Women”
JCO Feb 2010: 1005–1010.

Migren Meme Kanserinden Korur mu? için yorumlar kapalı

Filed under Kanser