Tag Archives: ne yemeliyiz

Aşırı İşlenmiş Gıdalar Hızla Kilo Aldırıyor

İnsanlığın şu zamana kadar olan kısmında açlık ön planda, şimdi ise tokluk. Yine bir geçiş dönemindeyiz ve bilgimiz arttıkça da yediklerimizi de yönetebilir hale geliyoruz. Konu sağlık, ama ticaretin ana amacının da daha fazla kazanmak olduğunu hep aklımızda tutmalıyız; nihayetinde sigara insan sağlığı için son derece tehlikeli bir ürün, ama hala inanılmaz miktarda satışı var.

Hayatta kalmak için mutlaka dışardan kalori almalıyız ve her gün bu işlemi tekrar etmemiz gerekiyor. Haftalık mutfak bütçenizin kişi başı 920TL mi olmasını tercih edersiniz, yoksa 645TL olmasını mı? Aşırı işlenmiş yiyecekler hem ucuz, hem de tedariki ve idamesi son derece kolay. Yani yemek yapmak için uğraşmak yerine hazır çorba, hazır makarna, bisküvi, cips aldınız mı karnımız doyuyor, bir de hemen bozulmuyor.

Son 2 yıldır, evimizde mümkün mertebe aşırı işlenmiş yiyeceklerden uzak durmaya çalışıyoruz; buna dışardan eve yemek siparişi de dahil. Eskiden haftada bir gün mutlaka pizza siparişi verirdik, genelde 1 alana 1 bedava kampanyasıyla, 3kişi 2 pizzanın tamamını genellikle aynı gün tüketirdik. Sonra evde pizzayı hamurunu da kendimiz açarak yapmaya başladık: dezavantajları şöyle; malzemeye verdiğimiz para dışardan aldığımız hazır pizzanın 3-4 katına mal oluyor; organik un, organik yumurta, organik süt maliyetleri arttırıyor; organik mozarella şu ana kadar satan yer pek rastlamadım; onu da kendiniz yaparsanız (1o litre sütten 1kg mozarella yapılabiliyor) zaman ve maliyet katlanıyor. Pizzanın üzerine konulan malzemeler de ticari pizzalarda kötü malzemelerden yapılıyor, salam-sucuk ya kanatlı ya da her türlü kıkırdak vb kullanılarak ve baharatla lezzetlendirilerek yapılıyor; benim şahsi tercihim ya organik almak, ya da tahşiş olasılığı daha düşük olan kuru et veya pastırma koymak oluyor. Zaman ve para kaybı evde yapınca çok gibi duruyor; ama bizim geldiğimiz nokta artık pizza aramaz olduk. Muhtemelen ticari pizzalar bağımlılık yapıyor ve her hafta (belki de her gün) ister oluyorsunuz, evde yapılanların bağımlılık yapma etkisi de düşük oluyor.

Aşırı işlenmiş yiyeceklere paketlenmiş gıdaları da eklemek gerekiyor; biz müsabakaya giderken yanımızda kalori ihtiyacını karşılamak için bisküvi vesair alalım diyoruz, ama içindekiler kısmına baktığımızda yağ olarak palm yağı dışında yağ yok. Bazı uyanık firmalar palm dememek için hurma yağı veya nebati yağ ibaresini koyuyor. Şeker yerine glikoz-fruktoz şurubu ticari ürünlerin vazgeçilmezi. Daha ucuza üretim, daha fazla kar ticaretin doğası, ama insan da bunları bilip buna göre tercihini yapmalı. Renklendirilmiş içeceklere gelince, bu sözlerimi söyleyeceğimi gençken hiç düşünmesem de, içmemek gerekiyor; çünkü fazla yediriyor. Bir hamburger menüsüne baktığımızda zaten işin mantığını kavrayabiliyoruz, hamburger, patates cipsi ve kola; ucuza ye ve bağımlı ol.

Bu arada şirketler de bu konuya uyanmış ve insanları kandırmak için çeşitli reklam kampanyaları yapıyorlar, mesela geleneksel Maraş usulü dondurmanın içeriğine bir bakın, yine glikoz-fruktoz şurubu…

Amma konuştum, değil mi :) ?

Gelelim çalışmamıza 20 erişkine 2 hafta aşırı işlenmiş, 2 hafta da işlenmemiş gıda veriliyor.

Aşırı işlenmiş gıda tüketenler:

Günde 508 kcal daha fazla enerji alıyorlar

Hızlı bir şekilde 0,9kg vücut ağırlıkları artıyor

Daha fazla karbohidrat ve yağ alıyorlar.

Önerim

Aşırı işlenmiş her türlü gıda, ucuz ve kolaylık sağlasa da çok kısa sürede kilo aldırıyor. Bunun dışında bu gıdalar (yiyecek ve içecek) bağımlılık da yapıyorlar. Zor olsa da aşırı işlenmiş gıdaları hayatımıza sokmamaya çalışmamız gerekiyor.  

Kevin D. Hall, et al. “Ultra-Processed Diets Cause Excess Calorie Intake and Weight Gain: An Inpatient Randomized Controlled Trial of Ad Libitum Food Intake”.  https://www.cell.com/cell-metabolism/fulltext/S1550-4131(19)30248-7

Yorum bırakın

Filed under Genel

Süt Ürünleri Faydalı Mı?

board-bread-breakfast-821365

Bu hafta sonu Konya’ya gitmek için havaalananında beklerken ne yesem diye düşündüm: çeşit çok, ama ne kadarı sağlıklı, bunu kestirmek çok zor. Bilimsel çalışmaların ışığında en makul çözüm klorofile geçmek, yani bitkiler gibi kendi besinimizi su ve güneşle kendimiz üretmek, ancak deri rengimizin Hulk gibi olmasını ne kadar tolere edebiliriz ki? Bir yandan aç olup, bir yandan da seçim yapmak oldukça sancılı; hamburger yesem geçen Avrupa’yı vuran at eti skandalı aklıma geliyor, keza akabinde TSK’ya satılan etlerin de bir kısmının at eti olduğu ortaya çıkmıştı. Hoş Kazakistan’da en fazla tüketilen et cinsinin at eti olduğunu bilmek de insanın içini rahatlatmıyor. Belki bilim insanları bir sonraki çalışmalarını at etinin insan vücuduna etkilerini araştırmak üzerine yaparlar, en azından eğrisi doğrusu öğreniriz (ne de olsa şöyle veya böyle at eti yiyeceğiz). Yandaki pizzacıya gözüm takıldığında yine Hürriyet gazetesinde çıkan bir haber pizza dünyasının maliyetleri azaltmak için sosis, sucuk ve salamı tavuktan yaptığını ortaya çıkardı. Tavuğa karşı değilim ama Mutant Ninja Kaplumbağalar gibi bir ucubeye karşıyım, kaloriferin üzerine yaklaştırsanız pişen bir etten bahsediyoruz. Bu arada beni okuyan aramızda mutantlar varsa onları tenzih ederim, varlıklarına karşı değilim, sadece besin olarak tüketilmesinden hoşlanmadım J . Sonuçta, bir dilim gdo’lu un, hurma yağı (palm yağı dememek için), früktoz şurup ile yapılmış ve lezzetlendirmek için de umami (monosodyum glutamat)eklenmiş sebzeli pizza alıp huşu içinde uçağa geçtim.

Süt ürünlerinin insan sağlığına faydaları genel kanı, ancak İsveç’te 103.256 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada günde ikiden fazla süt /ürünü tüketenlerde ölüm riskinin %32 artmış olduğunun tespiti ile kısmen yıkılmıştı, ancak yeni verilere de ihtiyacımız vardı. Şimdi isterseniz bugünkü çalışmaya bir göz atalım.

Türkiye de dâhil 21 ülkeden 136,384 kişinin araştırıldığı bu çalışmada süt/ürünlerinin ölüm riskini arttırıp arttırmadığı araştırılmış.

 

Sonuçlar

2 porsiyondan fazla süt ve süt ürünü (süt, peynir, yoğurt, yağ) tüketenlerde kalp damar sistemine bağlı ölüm riski %16 azalmaktadır.

1 porsiyondan fazla süt tüketenlerde ölüm riski %10 azalmaktadır

1 porsiyondan fazla yoğurt tüketenlerde ölüm riski %14 azalmaktadır

Peynir tüketiminin ölüm riskine etkisi yoktur.

 

https://onedio.com/haber/skandali-bakan-canikli-acikladi-tsk-ya-4-ton-at-eti-satmislar-800995

https://www.bbc.com/turkce/haberler/2013/02/130211_horsemeat.shtml

http://www.habervitrini.com/magazin/at-eti-kazakistanda-en-cok-tuketilen-et-733689

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/sefer-levent/pizzadaki-sucuk-salam-ve-sosis-tavuk-etinden-40942976

Mahshid Dehghan, et al. “Association of dairy intake with cardiovascular disease and mortality in 21 countries from five continents (PURE): a prospective cohort study”. Lancet September 11, 2018 http://dx.doi.org/10.1016/ S0140-6736(18)31812-9.

3 Yorum

Filed under Genel

Hangi Sırayla Yemek Yemeliyiz? Ekmek? Et? Sebze?

Öncelikle twitterdaki ankete katılanlara teşekkür etmek istiyorum; açık arayla yemeğe sebze ile başlayalım dendi (https://twitter.com/DoktorBurak/status/1033292595928158208 ) . Genel kanılar her zaman doğruyu yansıtmayabiliyor, ancak sizler kadar bilinçli ve bilgili okurların kararı bakalım bilimsel bir çalışmayla ne kadar örtüşüyor?

Bu çalışmaya sınırda şekeri olan 25 kişi alınmış, ortalama yaş 52, ortalama vücut kitle indeksi 34, ortalama HbA1c değerleri ise %6.0 olarak tespit edilmiş. Bu insanlar eğer bana gelselerdi ben onlara önce diyet yapmalarını ve egzersiz yapmalarını önerirdim. Bu insanlarda kilo fazlalığı nedeniyle, çoğunlukla insülin direnci, yani normalden fazla insülin salgısının olduğunu biliyoruz ve bu durum buzdağının görünmeyen tarafını oluşturuyor; görünen kısmı ise kan şekeri. Bu durum diyet ve egzersizle, bazen de basit birkaç ilaç takviyesiyle tamamen iyileştiği için aşırı önem arz ediyor; yani, (tip2 )şeker hastalığı özellikle başlangıçta yakalanırsa ve gerekli önem verilirse, çoğunlukla tamamen iyileşebiliyor.

Çalışmaya katılanlara verilen yemeklerin sırası:

  1. İlk karbohidrat grubu: Kişiler önce ekmek (ciabatta ekmeği)10 dakikada yiyorlar, 10 dakika ara, sonra protein (ızgara derisiz tavuk göğsü) ve sebze (marul, biber, domates, kırmızı lahana, balsamik sirke ve zeytinyağı).
  2. İlk protein ve sebze grubu: Kişiler ilk önce sebze ve proteini birlikte yiyorlar (10dk), 10 dakika ara veriyorlar ve sonrasında karbohidrat alıyorlar.
  3. İlk sebze grubu: Kişiler ilk önce sebze yiyorlar, sonra protein ve karbohidratı bir arada yiyorlar.

Yemekten sonra 30, 60 ve 180 dakikalarda kan şekerine ve insüline bakıldığında şu sonuçlar alınıyor. İlk karbohidrat grubunda beklendiği gibi hem kan şekeri, hem de kan insülini hızlı bir şekilde artıyor, ilerleyen saatlerde de kan şekeri diğer gruplara göre daha fazla düşüyor. Bu durum da insülin fazlalılığının yarattığı bir sonuç. Glisemik indeksi yüksek (https://burakuzel-md.com/2010/11/29/glisemik-indeks/) olan karbohidrat sebze ve meyveye göre daha fazla insülin salgılatıyor. İnsülin fazlalılığı uzun dönemde de damarları bozuyor.

Yemek Sırası

İlk protein+sebze grubu, ilk sebze grubuna göre kan şekerinde daha az yükselmeye neden oluyor.

İlk sebze grubunda ise diğer gruplardan farklı olarak insülin salgısı daha yavaş artıyor, ki bu durum da sağlık açısından yararlı bir durum.

Basit bir yemek sıralaması ile kan insülinimizi ve kan şekerimizi daha uygun halde tutabiliriz: önce sebze, sonra protein+karbohidrat.

 

Alpana P. Shukla, et al. “The impact of food order on postprandial glycemic excursions in prediabetes”.  https://doi.org/10.1111/dom.13503

Yorum bırakın

Filed under Genel Sağlık, Şeker Hastalığı (Diyabet)