Category Archives: Şeker Hastalığı (Diyabet)

Poli-Kistik Over Sendromu

Diğer İsimleri
 Stein-Leventhal Sendromu
 Forbes-Albright Sendromu

Doğruganlık çağındaki kadınların %4-6’sında polikistik over sendromu bulunmaktadır.

Adet düzensizlikleri, adet görememe, fonksiyonel olmayan kanama %30, obezite (%40-50), erkeksi özellikler ( tüylenmede artış %50, yağlı cilt, saçta erkek tipi dökülme, sesde kalınlaşma), yumurtalıklarda çok sayıda kist olması, insülin direnci, endometriyumda (rahimin içinde)kalınlaşma ile karakterize bir hastalıktır. Hastaların %20’si normal adet görmektedir. Okumaya devam et

Poli-Kistik Over Sendromu için yorumlar kapalı

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

İlaç Savaşları

Bugün konuşacağımız konu rosiglitazon isimli şeker ilacı. Konunun çok ciddi olması ve genel pratiği değiştireceğini düşündüğümden, diğer yazılardan farklı olarak biraz daha detaylı konuyu yazacağım. Rosiglitazon, insülin direncini kıran nisbeten yeni bir ilaç. Bu ilaç kan şekerini düşürmekte etkin olmasına etkin, ama kalp-damar sistemi üzerine etkileri de pek hafife alınacak gibi değil. Özellikle kalp yetersizliği olanlarda bu tip ilaçların kullanılması uygun olmamaktadır. Nedeni ise su-tuz tutulumunu arttırıp kalp yetersizliğini kötüleştirebilmesidir. Son dönemlerde ise, yapılan çalışmaların analizinde kalp krizinin (myokard enfarktüsü) rosiglitazon kullanan hastalarda artmış olduğu bildirilmeye başlanılmıştır. Okumaya devam et

İlaç Savaşları için yorumlar kapalı

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Kırmızı veya İşlenmiş Et

Et tüketimi ile koroner arter hastalığı, inme ve diyabet arasında tutarlı olmayan bir ilişki mevcuttur. Kırmızı etle, işlenmiş et arasında da bu etkiler arasında fark olabilir. Okumaya devam et

Kırmızı veya İşlenmiş Et için yorumlar kapalı

Filed under Hipertansiyon, Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Sağlıklı Olmanın Dört Şartı

Askerliğimi Sarıkamış’da yaptım, birliğin girişinde kocaman harflerle yazan bir yazı beni çok etkilemişti: “MAZERET YOK”. Gelelim sağlığın şartlarına:

1. Asla sigara içmemek
2. Haftada 3.5 saatten fazla egzersiz yapmak
3. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek
4. Vücut kitle indeksi (hesaplamak için linke tıklayın http://bit.ly/cVPVjK ) 30’un altında olması, yani obez olmamak

Asgari ücretin azlığı konusunda herhangi bir soru işareti yok, ancak asgari ücretle çalışan bir insanın günde 1 paket sigara içip, buna maaşının %10-20’sini ayırması mantıklı değil. Sadece sigaraya yatırılan para değil, bir de sigaranın yaptığı yatırımların (akciğer hastalıkları, kanser, çocukların pasif içicilik nedeniyle sık solunum yolu enfeksiyonu geçirmesi) zararlarını koyun. Muazzam ve bir o kadar mantıksız bir maliyet ortaya çıkmakta.

Haftada 3.5 saatten az egzersiz ise yürümekten geçiyor; bildiğim kadarıyla kaldırımlar ücretli değil. Bu siteyi takip edenlerin çoğunun müzik de çalan cep telefonları vardır, bir kulaklık takıp yürümenin kimseye zararı olmaz.

Meyve ve sebze, ülkemizde nispeten yurtdışına göre ucuz, çoğumuz da meyve ve sebze ağırlıklı besleniyoruz. Ancak, kalorisi yüksek gıdalardan uzak durmak, kalori alımını kısıtlamak ile hem kilo verilmesine katkı, hem de alışveriş bütçesi kısılmış olmaz mı?

Bu şartlar zor mu, kolay mı siz karar verin? Çağ değişti, eskiden bu bilgilere ulaşmak zordu, ancak şimdi öyle değil. Bu site vasıtası ile en yeni, en güvenilir bilgiye, uzmanından ulaşabiliyorsunuz. Değişime ayak uydurmanın zamanı gelmedi m

Sağlıklı Olmanın Dört Şartı için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları, Depresyon, Akıl ve Ruh, Hipertansiyon, Kanser, Kolesterol, Vitamin ve Mineraller, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Lorcaserin: Yeni Obezite İlacı

Daha önce bahsettiğimiz gibi 3 adet obezite ilacı yolda http://bit.ly/czzVie . BUgün size bahsedeceğim çalışma bunlardan biri olan lorcaserin için yapılmış. Lorcaserin serotonin 2C (5-HT2C)  reseptörü agonistidir. Bu şekilde yiyecek alımını azaltarak kilo kaybına neden olduğu düşünülmektedir. Bu sertonin reseptörünü seçici olmadan uyaran diğer ilaçlar (fenfluramine ve dexfenfluramine) Okumaya devam et

Lorcaserin: Yeni Obezite İlacı için yorumlar kapalı

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Şekerli İçeceği Azalt, Tansiyonun Düşsün

Şekerle tatlandırılmış içecekler (ŞTİ) kullanımı arttıkça obezite, metabolik sendrom ve tip 2 diyabet hastalığı riski de artmakta olduğunu biliyoruz. Ancak bu ŞTİ’lerin tansiyona etkisi bilinmemektedir.

Okumaya devam et

Şekerli İçeceği Azalt, Tansiyonun Düşsün için yorumlar kapalı

Filed under Hipertansiyon, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Yeni Bir Şeker İlacı: Dapagliflozin

Biliyorsunuz tip 2 diyabet hastalarında ilk tercih ilacım metformin. Bu ilacı tercih etmemde birçok neden var, ilki bu ilaç diyabete giden yolu bozuyor-insülin direncini kırıyor, kilo verdiriyor ve aynı zamanda da ucuz bir ilaç. Fakat her zaman tek başına yeterli olmuyor (diyet ve

Okumaya devam et

Yeni Bir Şeker İlacı: Dapagliflozin için yorumlar kapalı

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

İnsülin İğnesi Yerine Nefesle Alınan (İnhale) İnsülin

Şeker (tip 2 diyabet) hastalığının seyrinde insülin ihtiyacı olabiliyor. Hastalarımın ençok korktuğu bu durum, insülinin kesif kokusundan çok,hergün bir veya birkaç kez kişinin kendine enjeksiyon yapmasındaki zorluktan kaynaklanır. İnsülin ağızdan alındığı zaman sindirim sistemi tarafından yıkıldığı için ne yazık ki bu şekilde kullanım alanı yoktur. Son 10 yıldır insülinin nefes yoluyla kullanımı için çeşitli çabalar, kararlı bir doz uygulamasının elde edilemeyişi nedeniyle sonuca ulaşamamıştı, ki günümüz çalışmasına kadar.

Çalışma

Bu çalışma ciltaltı uygulanan karışım insülinle, inhalasyon (nefes) yoluyla ve gece zamanı tek doz ciltaltı uzun etkili insülin kombinasyonun karşılaştırılması için yapılmıştır (non-inferiority çalışması)

Okumaya devam et

İnsülin İğnesi Yerine Nefesle Alınan (İnhale) İnsülin için yorumlar kapalı

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Metabolik Sendrom Tedavisinde Gerçek Mucize

Obezite ve diyabet salgın halinde yayılmaya devam ediyor. Konu sadece bizde değil tüm dünyada da sıkıntılı. Hastalarım kilo kontrolü için hep benden mucizevi bir ilaç bekler – evet bir mucizevi çare var gerçekten; hem sağlığınıza kavuşturuyor, hem genç göstertiyor, hem morali düzeltiyor- işte mucize yöntemi konu alan bir çalışma.

Çalışma

Bu çalışma Arap kadınlarında yapılmış. Arap kadınlarında metabolik sendrom prevalansı %25 gibi yüksek bir rakam.

Bu çalışma, bozulmuş glukoz toleransı (şeker yükleme testindeki bozukluk) veya metabolik sendromu olan Arap kadınlarında egzersiz ve diyet düzenlenmesi ile tip 2 diyabet gelişme riskinin ne kadar azalacağını hesaplamak amacıyla yapılmıştır.

100 kadına yoğun, 101 kadına da orta yoğunlukta diyet ve egzersiz programı 12 ay boyunca uygulanmıştır. 12 ayın sonunda alınan sonuçlar aşağıdaki gibidir:

Okumaya devam et

Metabolik Sendrom Tedavisinde Gerçek Mucize için yorumlar kapalı

Filed under Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Beyaz Pirinç Kahverengi Pirince Karşı

Biliyorsunuz ki, beyazlar her zaman tehlikeli. Diyabeti olan hastalarıma, obez olan hastalarıma da beyaz pirinç yememelerini tavsiye ediyorum. Çünkü bildiğiniz gibi bu tip rafine edilmiş yiyeceklerin glisemik indeksleri yüksek olmakta. Beyaz pirincin glisemik indeksi 64’ken, kahverengi pirincin glisemik indeksi 55 olarak tesbit edilmiştir.

Araştırma

Diyetle alınan yiyeceklerin glisemik indeksi ne kadar fazla ise, tip 2 diyabet (şeker) hastalığı çıkma ihtimali de o kadar artmaktadır.

Okumaya devam et

Beyaz Pirinç Kahverengi Pirince Karşı için yorumlar kapalı

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Metformin Kullananlar Dikkat

 

Metforminin diyabet tedavisinde ilk tercih ettiğimiz ilaç olduğunu hatırlarsınız. Hem insülin direncini kırması, hem kilo verdirmesi de ayrıca kilolu hastalarda istediğimiz etkilerdir. Yan etki olarak da sıklıkla hafif bulantı (bazen de çok) ve iştahsızlık yapmaktadır (diğer yan etkileri yazmıyorum). Ben kilo fazlası olan hastalarımda bir sakınca yoksa metformini ilk tercih ediyorum ve kişi diyet/egzersizine dikkat edip –kilo da verirlerse kan şeker düzeyleri çoğunlukla normale geldiğini görmekteyim.

Gülün güzelliği kadar dikeni de var; metforminin bugün bir yan etkisinden bahsedeceğiz. Bahsedeceğim çalışma Hollanda’da yapılmış ve insülin kullanan 390 hastanın tedavisine metformin veya plasebo (etkin madde içermeyen ilaç – bilimsel çalışma amacıyla kullanılır) eklenmesinin etkileri değerlendirilmiştir.

B12 Vitamini, Homosistein, Folik Asit ve Metformin

Plasebo ile karşılaştırıldığında, metformin kullan hastalarda B12 viştamini düzeyi  %19 azalmakta ve hastaların %7 daha fazlasında B12 vitamini eksikliği gelişmektedir.

Folik asit düzeylerinde (vücut kitle indeksi ve sigara kullanımına göre düzeltildiğinde) bir değişim saptanmamıştır.

Homositein düzeyleri %5 artmış bulunmuştur.

Ne Yapmalıyız

Eğer metformin kullanıyorsanız düzenli olarak B12 vitamin düzeyinizi ölçtürün.

Jolien de Jager, Adriaan Kooy, Philippe Lehert, Michiel G Wulffelé, Jan van der Kolk, Daniël Bets, Joop Verburg, Ab J M Donker, Coen D A Stehouwer. “Long term treatment with metformin in patients with type 2 diabetes and risk of vitamin B-12 deficiency: randomised placebo controlled trial” BMJ 2010;340:c2181

Metformin Kullananlar Dikkat için yorumlar kapalı

Filed under Vitamin ve Mineraller, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Metabolik Sendrom

Gelişmiş ülkelerdeki erişkinlerde en önemli ölüm nedeni kardiyovasküler (kalp ve damar) hastalık olduğu için, çoğu tıbbi çalışmalar kalp hastalığının ve felçin önlenmesini hedef almışlardır. Sağlıksız vücut ölçümü ve anormal kan tahlillerinin bileşimi olan metabolik sendrom, kardiyovasküler hastalık geliştirme şansı yüksek olan bireylerin tanınmasını sağlar. Agresif yaşam şekli değişiklikleri ve bazen de ilaç kullanımı ile bireyin kalp hastalığı ve felç geçirme şansı azaltılmaktadır. Metabolik sendrom, sendrom X veya insülin direnci sendromu olarak da adlandırılmaktadır.

  • Bel ölçüsünün erkeklerde 102 cm’nin, kadınlarda 88 cm ‘nin üzerinde olması
  • Yüksek tansiyon
  • Şeker yüksekliği (açlık kan şekerinin 100mg/dL yüksek olması)
  • Artmış trigliserid seviyesi
  • Azalmış HDL (iyi) kolesterol seviyesi Yukardaki ölçümlerden en azından 3 tanesi bir bireyde varsa, o bireyin metabolik sendromu olduğu söylenebilir ve bu hasta tip 2 diyabet, koroner arter hastalığı, kalp krizi veya felç geçirme için risk altındadır.
  • Yaşam tarzı değişiklikleri, kilo verilmesini, düzenli egzersiz, sigaranın bırakılmasını ve diyetteki yağın azaltılmasını içerir. Sadece %10’luk bir kilo kaybı bile kan basıncını ve insülin direncinin iyileştirir. Bazı bireyler sadece yaşam tarzı değişikliği ile yüksek tansiyon ve şeker yüksekliğinden kurtulabilirler. Çoğu bireyde yaşam tarzı değişikliğine ek olarak ilaç tedavisi eklenmektedir Düzenli egzersiz yapın.
  • Çocuklarınınz düzenli fiziksel aktivitede bulunmasını sağlayın ve sağlıklı yemekler yemelerini sağlıyın.
  • Meyve ve sebzede zengin sağlıklı ve dengeli beslenin.
  • Sigara içmeyin.
  • Düzenli check-up yaptırın ve yüksek kan basıncı için erken tedaviye başlayın.

Metabolik Sendrom için yorumlar kapalı

Filed under Hipertansiyon, Kanser, Kolesterol, Mide, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Yağlı Karaciğer

 

Ultrasonun hayatımıza girmesinden sonra karaciğerdeki yağlanmayı oldukça sık görmekteyiz. Hastalarım böyle bir rapor gördüklerinde çoğunlukla irkilirler; ben ise şu şekilde kendilerine açıklarım, kilo aldınız, karnınız yağlandı, tabi ki organlarda bundan nasibini alacak, karaciğer de yağlanacak, belki de damarlarınız da yağlanmıştır. Mantıklı değil mi? Vücudumuzun programı, az harekete ve çok yemeye ne yazık ki uygun değil.

Bugün bahsedeceğim konu karaciğer yağlanması değil, yağlı karaciğer hastalığı (non-alkolik steatohepatit). İkisinin arasındaki fark ise, yağlı karaciğer hastalığı tanısı koymak için karaciğer biopsisi yapmak ve orada iltihabi ve diğer bazı değişiklikleri görmek gerekmektedir. Yani her ultrason raporunda karaciğer yağlanması yazan, yağlı karaciğer hastası değildir. Ama benin önerim böyle bir rapor almış olan herkesin kilolarına dikkate etmeleri ve egzersiz yapmalarıdır.

Yağlı karaciğer hastalığı (Nonalkolik steatohepatit, NASH) sık görülen bir hastalıktır ve bir kısım hastada karaciğer sirozuna kadar ilerlemektedir. Şu zamana kadar yağlı karaciğer hastalığı için yara sağladığı gösterilmiş bir tedavi yöntemi yoktur.

Bu hastalık, insülin direnci ve metabolik sendrom (obezite, trigliserid yüksekliği ve tip 2 diyabet hastalığı) ile yakın ilişkilidir. Ayrıca oksidatif stres ve insülin direncinin karaciğer hasarında kilit rol oynadığı düşünülmektedir.

Bu çalışmada şeker hastalığı olmaksızın yağlı karaciğer hastalığı olan hastalara (247 yetişkin) insülinin direncini azaltan pioglitazon veya E vitamini veya plasebo (etken madde içermeyen yalancı ilaç) verilmiştir.

E vitamini yağlı karaciğer hastalığını plaseboya göre daha yüksek oranda iyileştirmektedir (%43’e karşı %19). Serum alanin ve aspartat aminotransferaz seviyeleri (ALT, AST), karaciğerdeki yağlanma ve karaciğerdeki iltihabi durum hem E vitamini, hem de pioglitazon ile azalmıştır, ancak fibroz skorunda bir değişme saptanmamıştır. Pioglitazon kullanlar ancak tedavi esnasında kilo aldıkları gözlenmiştir.

Arun J. Sanyal, M.D., Naga Chalasani, M.B., B.S., Kris V. Kowdley, M.D., Arthur McCullough, Anna Mae Diehl, Nathan M. Bass, Brent A. Neuschwander-Tetri, Joel E. Lavine, James Tonascia, Aynur Unalp, Mark Van Natta, Jeanne Clark, Elizabeth M. Brunt, David E. Kleiner, Jay H. Hoofnagle, Patricia R. Robuck“Pioglitazone, Vitamin E, or Placebo for Nonalcoholic Steatohepatitis”

Yağlı Karaciğer için yorumlar kapalı

Filed under Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Diyabet Tedavisinde Yeni Açılımlar*

 Tip 2 diyabet hastalığının tedavisinde inkretin sistemini hedef alan ilaçlar hem oldukça yeni hem de etkindirler. İki ana inkretin hormonu vardır: glukagon-benzeri peptide-1 (GLP-1) ve glukoz-bağımlı insulinotropik polipeptid (GIP). Bu sistemleri hedef alan insan GLP-1 analogu liraglutide ve DPP-4 inhibitör sitagliptin etken maddeli ilaçlar mevcuttur. Sitagliptin ülkemizde halihazırda mevcuttur, ben metformin kullanan hastalarımda tedaviye ek olarak bu ilacı gerektiğinde kullanıyorum ve başarılı sonuçlarını görüyorum. Liraglutid ülkemizde rutin olarak kullanılmamaktadır ve tiroid medüller neoplazmı açısından kalsitonin takibi gerektiği konusunda bazı çekinceler mevcuttur **.

Gelelim araştırmamıza

Bu çalışma tip 2 diyabetik, şeker kontrolü iyi olmayan (3 aylık kan şekeri ortalamasını gösteren HbA1c değeri %7.5-10 arasında) ve metformin kullan hastalarda tedaviye eklenen ciltaltı liraglutide (1.2 veya 1.8mg) veya  sitagliptinin etkinlikleri karşılaştırılmıştır.

Hemoglobin A1c’de Azalma

1.8 mg liraglutid  1.5

1.2 mg liraglutid  1.2

100 mg sitagliptin 0.9

Yan Etki-Bulantı

1.8 mg liraglutid  %27

1.2 mg liraglutid  %21

100 mg sitagliptin %5

Yan Etki-Hafif Hipoglisemi

Her üç grupta yaklaşık %5

*Richard E Pratley, Michael Nauck, Timothy Bailey, Eduard Montanya, Robert Cuddihy, Sebastiano Filetti, Anne Bloch Thomsen, Rie Elvang Søndergaard, Melanie Davies

“Liraglutide versus sitagliptin for patients with type 2 diabetes who did not have adequate glycaemic control with metformin: a 26-week, randomised, parallel-group, open-label trial” Lancet 2010; 375: 1447–56

**http://www.fda.gov/Drugs/DrugSafety/PostmarketDrugSafetyInformationforPatientsandProviders/ucm198543.htm

Diyabet Tedavisinde Yeni Açılımlar* için yorumlar kapalı

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Şeker ve Kan Yağları

 Diyetle alınan karbohidratların kan yağlarında değişikliklere neden olduğu bilinmekteydi. Ancak, yiyecek ve içeceklere eklenen şekerin etkisini araştıran bir çalışma bu çalışmaya kadar yoktu.

 Birleşik Devletlerde yapılan bu çalışma 6113 erişkini içermektedir.

 Sonuçlar

 Alınan kalorilerin %15.8’i eklenen şekerden gelmektedir. Şeker alımının toplam enerjiye oranı yükseldikçe HDL-C (iyi kolesterol) düşmektedir ve trigliserid yükselmektedir. LDL-C (kötü kolesterol) kadınlarda artmakta, ancak erkeklerde bir değişim olmamaktadır.  

 Diyetle alınan şeker miktarı, kan yağlarını etkilemektedir.

 Biz ne yapabiliriz?

En azından çaya, kahveye şeker koymayarak sağlık için bir adım atabiliriz.

Jean A. Welsh, MPH, RN; Andrea Sharma, PhD, MPH; Jerome L. Abramson, PhD; Viola Vaccarino, MD, PhD; Cathleen Gillespie, MS; Miriam B. Vos, MD, MSPH “Caloric Sweetener Consumption and Dyslipidemia Among US Adults “ JAMA. 2010;303(15):1490-1497.

Şeker ve Kan Yağları için yorumlar kapalı

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Metformin Tedavisine İnsülin Dışı İlaçların Eklenmesi

Hastalarımda şeker hastalığı tedavisinde ilk seçtiğim tedavi yöntemi, diyet ve egzersizdir. Diyet ve egzersiz tedavinin bel kemiğidir. Diyet ve egzersize ek olarak önerdiğim ilaç ise, insülin direncini kıran metformindir. Metformin, hem ucuz hem de güvenilirdir (ancak tabi ki bazı yan etkileri, kullanılmaması gereken durumlar vardır). Bu ilacı tercih etmemin nedeni insülin direncini kırması yanı sıra kilo kaybına da sebep olmasıdır. Bu tedavi yöntemleri ile yeni tanı koyduğum şeker (tip 2 diyabet)hastalarının çoğunda başarıya ulaşmaktayım.

Bugün sizlere bahsedeceği bu çalışma, metforminin yetersiz kaldığı durumlarda, metformine eklenecek insülin dışı şeker ilaçlarının etkilerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.
Çalışmada 1950-2010 yılları arasında yapılmış randomize kontrollü çalışmalar değerlendirilmiştir. 27 çalışmadan 11198 hastanın verileri elde edilmiştir.

Sonuçlar

Değişik gruptaki insülin dışı şeker ilaçalrı metformine eklendiğinde 3 aylık kan şekeri ortalamasını gösteren HbA1c düzeylerinde benzer düşmeler gözlenmiştir.

Ancak thiazolidinedionlar (rosiglitazon, pioglitazon), sulfonilüreler, ve glinides (nateglinid, rapeglinid vb) kilo artışına sebep olmuşlardır (1.77-2.08 kg)

Glukagon-benzeri peptide-1 analogları, -glukosidaz inhibitörleri (akarboz), ve dipeptidyl peptidase-4 inhibitörler kilo kaybı veya kilo değişim olmamasına sebep olmuştur.

Sulfonilüreler ve glinidler, plaseboya göre daha fazla hipoglisemiye (aşırı şeker düşmesi) neden olmuştur.

Olivia J. Phung, PharmD; Jennifer M. Scholle, PharmD; Mehak Talwar, BS; Craig I. Coleman, PharmD “Effect of Noninsulin Antidiabetic Drugs Added to Metformin Therapy on Glycemic Control, Weight Gain, and Hypoglycemia in Type 2 Diabetes “ JAMA. 2010;303(14):1410-1418.

Metformin Tedavisine İnsülin Dışı İlaçların Eklenmesi için yorumlar kapalı

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Güneşi Balçıkla Sıvamak – Liposuction ve Koroner Risk

Bu sabah sizlere 2004 yılında New England Journal of Medicine’da yayınlanan çok önemli bir çalışmadan bahsetmek istiyorum*.
Konunun özü, kısa yoldan vücudumuzdaki yağları atarsak, koroner arter (kalbi besleyen damarlar) hastalığı riski de azaltacağımız düşünebilinir. Ne yazık ki, bu önermenin bilimsel karşılığının olmadığı bu çalışmada gösterilmiştir.

Bildiğiniz gibi, bir insanda insülin direncinin varlığının en iyi göstergesi bel çevresinin fazla olmasıdır. İnsülin direnci ise, daha önceki yazılarda belirtildiği üzere insülin fazlalığına neden olmaktadır. İnsülin, hücresel büyüme ve bölünmeyi teşvik ettiği için kanser olasılığını arttırmakta, insülin direnci de hem insülin fazlalığıyla, hem de süregelen sistemik iltihabi durum yaratmasıyla damarların intima media (damarların orta katmanı) tabakasında kalınlaşmaya, yani damarlarda daralmaya neden olmaktadır**. Yağ dokusu, interlökin-6, tümör nekroz faktörü ve adiponektin gibi çeşitli protein salgılayan bir endokrin organdır. İnterlökin-6 ve tümör nekroz faktörü insülin direnci ve ateroskleroza (damarlarda daralma) neden olabilmektedir.

Bel çevresinin, kilo verilmesi ve egzersizle azaltılması ile insülin direncinin gerilediği bilinmektedir.

Bu çalışmada, liposuction yöntemi ile büyük miktarda karından yağ alınmıştır (4 litrenin üzerinde). Çalışmaya alınan kadınların vücutlarında aşağıdaki değişiklikler olmuştur:

• Vücut Kitle İndeksinde Azalma: 2.3-3.9
• Ağırlıkta Azalma: 6.3-7.9kg
• Yağ Kütlesinde Azalma: 9.1-10.5kg

Ancak, karın çevresinin bu şekilde azaltılması ile dolaşımda bulunan iltihabın aracılarının seviyesinde ve insülin direncinde bir değişim gözlenmemiştir.

Sonuç olarak, obezitenin tedavisi liposuction olmamalıdır. Liposuction kozmetik olarak yararlı olabilir, ancak obezitenin ve obezitenin neden olduğu hastalıklardan korunmanın en önemli yolu kilo vermek ve egzersiz yapmaktır.

*Klein, Samuel, Fontana, Luigi, Young, V. Leroy, Coggan, Andrew R., Kilo, Charles, Patterson, Bruce W., Mohammed, B. Selma. “Absence of an Effect of Liposuction on Insulin Action and Risk Factors for Coronary Heart Disease”. N Engl J Med 2004 350: 2549-2557
**Marina Cardellini, Maria Adelaide Marini, Simona Frontoni, Marta Letizia Hribal, Francesco Andreozzi, Francesco Perticone, Massimo Federici, Davide Lauro, and Giorgio Sesti. “Carotid artery intima-media thickness is associated with insulin-mediated glucose disposal in nondiabetic normotensive offspring of type 2 diabetic patients”. Am J Physiol Endocrinol Metab, Jan 2007; 292: E347 – E352.

Güneşi Balçıkla Sıvamak – Liposuction ve Koroner Risk için yorumlar kapalı

Filed under Hipertansiyon, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Çocukluk Çağı Obezitesi; Ne Ekersek Onu Biçeceğiz

Son 50 yılda artan yaşam beklentisi artık durulacak gibi görünüyor. Obezitenin tüm dünyada yaygınlaşması nedeniyle, obezitenin tetiklediği hastalıklar ve kayıplar artması beklenmektedir.

Bugünkü yazımız dün (11 Şubat 2010) New England Journal of Medicine’da yayınlanan bir çalışma*. Bu çalışmada araştırmacılar, Arizona’da (ABD) yaşıyan kızılderili ve diyabeti olmayan çocuklarda, obezite, glukoz intoleransı (gizli şeker), hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği ile erken ölüm (55 yaşından önce ölüm) arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir.

Bu çalışma, 5-19 yaşında diyabeti olmayan Pima Kızılderilerinde eğer obezite varsa ve şeker yükleme testinin ikinci saatindeki glukoz normal ama normal aralığın üst değerlerinde ise, bu çocukların diğerlerine göre gençlik ve orta yaşta ölüm riski 2 kat artmış olduğunu göstermektedir.

Bu çalışmadan çıkan en önemli sonuç, obezitenin kötü etkilerinin genç yaşlardan itibaren çıktığının gösterilmesidir. Dolayısıyla, çocuklarımızın gelecekteki sağlıklarını düşünüyorsak, kalorisi dengeli, fast-fooddan uzak, meyve ve sebze ağırlıklı bir diyet ve egzersiz yapmalarını sağlamamız gerekmektedir.

*Franks PW, Hanson RL, Knowler WC, Sievers ML, Bennett PH, Looker HC. Childhood obesity, other cardiovascular risk factors, and premature death. N Engl J Med 2010;362:485-493.

Çocukluk Çağı Obezitesi; Ne Ekersek Onu Biçeceğiz için yorumlar kapalı

Filed under Hipertansiyon, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Kolesterol Düşürücü İlaçlar ve Diyabet Gelişme Riski

17 Şubat 2010’da The Lancet *adlı dergide çıkan bir meta-analizin sonuçları gazetelerimizde oldukça sansasyon yarattı. Konunun aslını bilmeniz gerektiğini düşünerek, bugün bu çalışmadan bahsedeceğim.

Bu çalışmaya esas olan durum, rosuvastatinle yapılan jupiter çalışmasında diyabet gelişme olasılığının artmış gözlemlenmesi nedeniyle bu durumun rosuvastatine mi ait olduğu, yoksa kolesterol düşürücü ilaçların sınıf etkisi mi olduğudur.

Ve Rakamlar

Çalışmaya katılan diyabeti olmayan kişi sayısı: 91.140
Kolesterol düşürücü ilaç kullananlar: 45.521
Kontrol grubundakiler: 45.619

Yeni gelişen diyabet
-Kolesterol düşürücü ilaç kullananlarda: 2.226 (%4.89)
-Kontrol grubunda: 2.052 (%4.50)

Eğer, riskli grupta (dünyamızda yaşayan herkesde değil) 255 kişi kolesterol düşürücü ilaçla tedavi edilirse:
1 hastada fazladan diyabet gelişmekte
5.4 major koroner (kalp krizi vb) olay azalmaktadır

Diyabet gelişme riskinde bu hafif artışın ilacın bir sonucu mu olduğu, yoksa kontrol grubundaki hastaların yaşam tarzlarına (evet yine diyet ve egzersiz) daha mı dikkat ettikleri konusu açık değildir.

*N Sattar, D Preiss and HM Murray et al., Statins and risk of incident diabetes: a collaborative meta-analysis of randomised statin trials, Lancet (2010) 10.1016/S0140-6736(09)61965-6 published online Feb 17

Kolesterol Düşürücü İlaçlar ve Diyabet Gelişme Riski için yorumlar kapalı

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

Sirke ve Tip 1 Diyabet

Size bu gün enteresan bir çalışmadan * bahsedeceğim;bu çalışma, tip 1 diyabet (insülin eksikliği nedeniyle oluşan şeker hastalığı) olan bireylerde sirkenin etkisini araştırmak için yapılmıştır.

10 tip 1 diyabetik erkek hasta çalışmaya alınmış ve bir gruba yemekten 5 dakika önce sirke (30ml sirke, 20ml su), diğer gruba da 50ml su verilmiştir.

Açlık kan şekerleri başlangıçda aynı olsa da, sirke verilen grupta yemekten sonra ani şeker yükselmesi gözlenmemiştir.

Sirkenin yemek sonrası kan şeker seviyesini azaltmasının nedeni bilinmemektedir. Ancak, örneğin salataya 2 yemek kaşığı sirke koymak hiperglisemiyi (şeker yüksekliğini) azaltmakta faydalı olabilir.

*Panayota Mitrou, Athanasios E. Raptis, Vaia Lambadiari, Eleni Boutati, Eleni Petsiou, Filio Spanoudi, Emilia Papakonstantinou, Eirini Maratou, Theofanis Economopoulos, George Dimitriadis, and Sotirios A. Raptis. Vinegar Decreases Postprandial Hyperglycemia in Patients With Type 1 Diabetes. Diabetes Care February 2010 vol. 33 no. 2 e27

Sirke ve Tip 1 Diyabet için yorumlar kapalı

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)