Solaryum Çocukları

Bildiğiniz gibi güneşe maruziyet arttıkça cilt kanseri olasılığı da artmaktadır. Bu çalışmaya İngiltere’de 11-17 yaş arasındaki 3101 çocuk dahil edilmiştir. Bu gruptaki çocukların %6’sının, solaryum merkezlerini kullandığı tesbit edilmiştir.

Solaryum merkezlerini kullanan çocuklarbronzlaşma işlemini genellikle ailelerinin gözetiminde yaptırmamaktadır. İngiltere’de yaygın olan bu merkezler sağlığı tehdit etmektedir ve yasal olarak düzenlenmeleri gerekmektedir.

Catherine S Thomson, Sarah Woolnough, Matthew Wickenden, Sara Hiom, Chris J Twelves, “Sunbed use in children aged 11-17 in England: face to face quota sampling surveys in the National Prevalence Study and Six Cities Study” BMJ 2010;340:c877

Solaryum Çocukları için yorumlar kapalı

Filed under Genel

Obama’nın Evrensel Sağlık Sigortasına Dev Adımı

Bu yazımda sizlere Birleşik Devlerlerde çokça söz edilen sağlık reformundan 
bahsetmek istiyorum.

Konunun Özü

ABD oldukça gelişmiş bir ülke olsa da sağlık sigortası özel sigortalar tarafından

 isteğe bağlı olarak yapılmaktaydı. Bu durum, 46 milyon Amerikalı’nın sağlık

sigortası olmadan yaşamına devam etmesine ve bunların 45.000’nin sağlık

sigortası olmaması nedeniyle kaybedilmesine neden olmaktaydı.

 

Ayrıca, özel sağlık sigortaları bazı hastalıkları “sigortalanmadan önceki dönemde geliştiğini”

 iddia ederek kapsam dışında bırakmaktaydı.

 

Üçüncü olarak, katlanarak artan sağlık harcamaları federal bütçeyi aşmaktaydı.

 

Obama Ne Yaptı

 

Tüm bireyler değişik sağlık planlarının fiyatlarını, faydalarını ve tüketicinin 

kalite değerlendirmelerini öğrenecekler. Düşük ve orta gelirlilere sağlık planı 

satın almları için cömert devlet desteği,

küçük ölçekli işletmeleri olanlara çalışanlarına sigorta almaları için vergi kredisi 

verilmesi planlanmıştır.

Çalışanını sigortalamayan büyük ölçekli firmalar ise cezaya tabii olacaklardır.

Ayrıca sigorta şirketleri artık hastalıkları kapsam dışı bırakamayacaklardır.

 

Gavin Yamey, “Obama’s giant step towards universal health insurance”. BMJ 2010;340:c1674

Obama’nın Evrensel Sağlık Sigortasına Dev Adımı için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları

Aspirin ve Meme Kanseri

Meme kanseri olan kadınlarda aspirin kullanımı, sağkalımı muhtemelen arttırmaktadır. Aspirin ve diğer ağrı kesiciler (nonsteroidal anti-inflamatuar ilaçlar: NSAID) prostaglandinlerin ve siklooksigenazların yapımını engellerler.

Hücresel düzeyde yapılan deneylerde meme kanseri hücrelerinin, normal meme hücrelerinden daha fazla prostaglandin ürettiği ve aspirinin bu üretime engel olarak büyümeyi, saldırganlığı ve kemik metastazını engellediği bulunmuştur.

Bugün size bahsedeceğim çalışma, Hemşirelerin Sağlık Çalışmasıdır. 1976 ile 2002 yılları arasında metastazı olmayan meme kanseri tanısı konulan 4,164 kadın, Haziran 2006’ya gözlenmiştir. Kadınların haftada kaç gün aspirin kullandıkları kaydedilmiştir.

Sonuç olarak, düzenli aspirin kullanan kadınlarda meme kanserine bağlı metastaz (kanserin başka bir organa atlaması) ve meme kanserine bağlı ölümlerin daha az sıklıkta olduğu gözlenmiştir.

Michelle D. Holmes, Wendy Y. Chen, Lisa Li, Ellen Hertzmark, Donna Spiegelman, Susan E. Hankinson”Aspirin Intake and Survival After Breast Cancer” Journal of Clinical Oncology, Vol 28, No 9 (March 20), 2010: pp. 1467-1472

Aspirin ve Meme Kanseri için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Yeni Bir Kolesterol İlacı

Antisense oligonükleotidler, tıbbın heyecan verici alanlarından biridir. Bu moleküller kullanılarak bir genin fonksiyonu durdurulabilmektedir. Ancak klinik etkileri, teorideki etkilerinden az olması nedeniyle tedavide çok fazla kullanılamamaktaydır.

Bugün size bahsedeceğim çalışma mipomersen isimli bir ikinci jenerasyon antisense oligonukleotid. Bu madde özellikle apolipoprotein B100 protein sentezini durdurmaktadır.

Bu çalışmada homozigot ailesel hiperkolesterolemi olan (çok yüksek LDL seviyesi, cilt altında yağ birikmesi ve erken yaşlarda kalp damar hastalığı ile karakterize olan bir hastalık) hastalarda yağ düşürücü ilaçlara haftalık 200mg mipomersen eklendiğinde etkinlik ve güvenirlilik araştırılmıştır.

Bu çalışma randomize (yani gruplar ayırım yapılmaksızın, tamamen tesadüfi olarak secilmiş), çift-kör (yani ne araştırıcılar, ne de hastalar aktif ilaç alıp almadıklarını bilmediği), plasebo kontrollü olarak yapılmıştır.

LDL kolesterolünde düşme mipomersen grubunda %24.7 iken, plasebo grubunda %3.3 olarak belirlenmiştir. Sonuçta mipomersen yeni ve etkili bir tedavi yöntemidir.

*Frederick J Raal, Raul D Santos, Dirk J Blom, A David Marais, Min-Ji Charng, William C Cromwell, Robin H Lachmann, Daniel Gaudet, Ju L Tan, Scott Chasan-Taber, Diane L Tribble, JoAnn D Flaim, Stanley T Crooke “Mipomersen, an apolipoprotein B synthesis inhibitor,for lowering of LDL cholesterol concentrations in patients with homozygous familial hypercholesterolaemia: a randomised, double-blind, placebo-controlled trial” . Lancet 2010; 375: 998–1006

Yeni Bir Kolesterol İlacı için yorumlar kapalı

Filed under Kolesterol

Dutasterid’in Prostat Kanseri Riskine Etkisi

5 alfa-redüktaz inhibitörleri testesteronun dihidrotestesterona dönüşümüne engellemektedir ve selim prostat büyümesi (benign prostat hiperplazisi=BPH) tedavisinde kullanılmaktadır. Bu ilaçlar prostat kanser gelişme riskini de azaltabilir.

Bu çalışma GlaxoSmithKline isimli ilaç firması tarafından 4 yıllık, çok merkezli, çift kör, plasebo kontrollü ve paralel gruplu olarak planlanmıştır.

Çalışmaya 50-75 yaşları arasında, prostat-spesifik antijen (PSA) düzeyi 2.5 – 10.0 ng/mL ve prostat biopsisi negatif bulanan erkekler alınmıştır. Bu kişilere 2 ve 4. yıllarda biopsi tekrarı yapılmıştır.

Ve Sonuçlar

Dutasteride grubunda 3305 hastanın 659’unda
Plasebo grubunda 3424 hastanın 858’inde prostat kanseri tesbit edilmiştir. Yan etki olarak dutaserid grubunda kalp yetersizliği (30 erkeğe, 16 erkek) daha fazla bulunmuştur.

Dutasterid, plaseboya göre prostat kanseri gelişme riskini azaltmıştır

Gerald L. Andriole, M.D., David G. Bostwick, M.D., Otis W. Brawley, M.D., Leonard G. Gomella, M.D., Michael Marberger, M.D., Francesco Montorsi, M.D., Curtis A. Pettaway, M.D., Teuvo L. Tammela, M.D., Claudio Teloken, M.D., Ph.D., Donald J. Tindall, Ph.D., Matthew C. Somerville, M.S., Timothy H. Wilson, M.S., Ivy L. Fowler, B.S.N., Roger S. Rittmaster “Effect of Dutasteride on the Risk of Prostate Cancer” NEJM Volume 362:1192-1202

Dutasterid’in Prostat Kanseri Riskine Etkisi için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Kız Çocuklar Annelerine, Erkek Çocuklar Babalarına Çekiyor: Obezite Açısından

İngilterede 226 sağlıklı ailede yapılan çalışmada anne, baba ve çocukların vücut kitle indeksleri ( http://drburakuzel.com/?s=vucut_kitle_indexi ) incelenmiş ve kız çocular annelerine göre, erkek çocular da babalarına göre sınıflandırılmıştır.

Eğer anne obezse 8 yılda obezite gelişme riski kız çocukta 10 kat, baba obezse erkek çocukta obezite gelişme riski 6 kat artmış olduğu bulunmuştur.

Sonuçta, obezite gelişimi genetik değil, davranışsal bir bozukluğun göstergesi olabilir, çocukların ebeveynleri sigara içmediği gibi, obez de olmamaları gerekiyor.

E M Perez-Pastor, B S Metcalf, J Hosking, A N Jeffery, L D Voss and T J Wilkin. “Assortative weight gain in mother–daughter and father–son pairs: an emerging source of childhood obesity. Longitudinal study of trios (EarlyBird 43)”. International Journal of Obesity (2009) 33, 727–735; doi:10.1038/ijo.2009.76

Kız Çocuklar Annelerine, Erkek Çocuklar Babalarına Çekiyor: Obezite Açısından için yorumlar kapalı

Filed under Şeker Hastalığı (Diyabet)

MR Anjiografi ile Pulmoner Emboli Tanısı

Pulmoner Emboli Nedir?

Pulmoner emboli, çoğunlukla bacaklarda derinde bulunan (toplar)damarlarda oluşan pıhtının akciğerdeki damarı tıkaması sonucunda gelişen bir hastalıktır. Tanı koymak her zaman kolay olamamakta, bazı durumlarda hızlı tedavi edilmezse ölümcül olabilmektedir. Tanı, hastanın hikayesi, fizik muayene, kan testleri, bacak damarlarının incelenmesi, akciğerlerin sintigrafisi veya bilgisayarlı tomografisi ile konulabilmektedir. Akciğer anjiografisi de tanı amaçlı kullanılabilir.

Bu çalışma, ilaçlı (gadolinium) MR anjiografinin, pulmoner emboli tanısına katkısı araştırılmış. Çalışmaya 7 merkezden 371 pulmoner emboli (PE) şüphsei olan erişkin alınmış, standart yöntemler uygulanan bu hastalara, sonrasında kontrastlı MR anjiografi çekilmiş.

Sonuçlar

MR görüntülerin %25’i teknik olarak yetersiz bulunmuş, standart testlerle PE tanısı konulan hastaların ancak %57’sini tesbit edebilmiştir. Dolayısıyla MR anjiografi pulmoner emboli tanısında rutin kullanımı uygun değildir.

P.D. Stein, T.L. Chenevert, S.E. Fowler, L.R. Goodman, A. Gottschalk, C.A. Hales, R.D. Hull, K.A. Jablonski, K.V. Leeper Jr., D.P. Naidich, D.J. Sak, H.D. Sostman, V.F. Tapson, J.G. Weg, and P.K. Woodard “Gadolinium-Enhanced Magnetic Resonance Angiography for Pulmonary Embolism. A Multicenter Prospective Study (PIOPED III).” Annals of Internal Medicine, 2010

MR Anjiografi ile Pulmoner Emboli Tanısı için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları

Kanser Sonrası Çalışma Hayatına Dönmek

Birleşik Devletlerde 11 milyon kişide kanser hikayesi vardır. Kanser, hastaların yaşamlarını birçok şekilde etkilemektedir. Bazı hastalar, kanser tedavisi için veya kanserin fizyolojik ve psikolojik etkileriyle başedebilmek için çalışma saatlerini azaltmakta veya tamamen işlerinden ayrılabilmektedir. Bu durum sağlık sigortaları kapsamını da değiştirebilmektedir.

Bu çalışma, kalın barsak veya akciğer kanseri tanısı konulan hastaların istihdamlarının nasıl değiştiğini araştırmak amacıyla yapılmıştır.

Değerlendirilen 2422 hastada, kanser tanısının 15. ayında istihdamın %39’dan %31’e gerilediği gözlenmiştir.

Metastazı olmayan akciğer ve kalınbarsak kanseri olan hastaların çoğu işlerine geri dönmektedir, ancak ileri evre hastalığı olan ve sosyoekonomik durumu kötü olanları 1/6’sı çalışmayı bırakmaktadır.

*Craig C. Earle, Yves Chretien, Carl Morris, John Z. Ayanian, Nancy L. Keating, Linnea A. Polgreen, Robert Wallace, Patricia A. Ganz, and Jane C. Weeks “Employment Among Survivors of Lung Cancer and Colorectal Cancer”. JCO Apr 2010: 1700–1705.

Kanser Sonrası Çalışma Hayatına Dönmek için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

9/11 ve Kurtarma Çalışanlarının Solunum Fonksiyonları

11 Eylül 2001’de Dünya Ticaret Merkezine yapılan terörist saldırı New York İtfaiyesinden 343 kişi dahil, 2751 kişinin ölmesine neden olmuştur. Binlerce insan da, çökmüş binaların toz bulutuna ve erimiş, yanmış maddelerinin gazlarına maruz kalmışlardır. Dünya Ticaret Merkezinin çökmesine yanıt veren kurtarma çalışanlarının solunum fonksiyonlarının, normale göre 12 kat daha azalmış olduğu, olayın ilk yılında tesbit edilmiştir. En fazla azalma 9/11’in sabahında olay yerine gelenlerde gözlenmiştir.

Dünya Ticaret Merkezinin tozuna maruz kalan itfaiye dışı kurtarma çalışanlarında, gönüllülerde ve aşağı Manhattan sakinlerinde spirometride (solunum fonksiyon testi) anormal sonuçlar bulunmuş ve bu durum takibin 3. yılında devam etmiştir.

Bu çalışma, Dünya Ticaret Merkezi tozunda maruz kalmış New York İtfaiyesi kurtarma çalışanlarının 9/11’den 7 yıl sonra solunum fonksiyonlarını değerlendirmek amcıyla yapılmıştır.

11 Eylül 2001-24 Eylül 2001 tarihleri arasında Dünya Ticaret Merkezinde bulunan 13,954 itfaiye kurtarma çalışanın 12,781 (%91.6) bu çalışmaya katılmıştır. Birinci yılda sigara içmeyen itfaiyecilerin FEV1 (1.saniye zorlu şekilde verilen nefesin hacmi) değerleri ortalamada yaklaşık yarım litre (439mL) azalmış olduğu ve devam eden 6 yılda bu kayıpta herhangi bir iyileşme olmadığı tesbit edilmiştir.

Thomas K. Aldrich, M.D., Jackson Gustave, M.P.H., Charles B. Hall, Ph.D., Hillel W. Cohen, Dr.P.H., Mayris P. Webber, Dr.P.H., Rachel Zeig-Owens, M.P.H., Kaitlyn Cosenza, B.A., Vasilios Christodoulou, B.A., Lara Glass, M.P.H., Fairouz Al-Othman, M.D., Michael D. Weiden, M.D., Kerry J. Kelly, M.D., and David J. Prezant, M.D. Lung Function in Rescue Workers at the World Trade Center after 7 Years. NEJM Volume 362:1263-1272

9/11 ve Kurtarma Çalışanlarının Solunum Fonksiyonları için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları

Meyve ve Sebze Tüketimi ve Kanser Riski

Ne Biliyorduk

Yüksek miktarda meyve ve sebze tüketimi ile kanser riskinde azalma kesin olarak ortaya konulmamıştır.

Çalışma Dizaynı

Avrupa İleriye Dönük Kanser ve Beslenme Kohort Çalışması (European Prospective Investigation into Cancer and Nutrition = EPIC) 1992 ve 2000 tarihleri arasında yapılmıştır. Katılımcılar diyet ve yaşam tarzları verilerini kendileri bildirmişlerdir. Kanser insidansı ve mortalite (ölümcüllük) verileri ülkeye özel ulusal ve bölgesel kayıtlardan elde edilmiştir. Tüketilen yüksek miktarda meyve, sebze, meyve+sebze ile kanser riski araştırılmıştır. Tahmine edilen kanser riski sigara, alkol ve diğer birçok değişkene göre ayarlanmıştır.

Katkı

Yüksek miktarda meyve ve sebze, veya her ikisi birlikte tüketimi ile kanser riskinde az miktarda azalma gözlenmiştir. Bu ilişki yoğun alkol kullananlarda daha güçlüdür, ancak sigaraya ve alkole bağlı kanserlere sınırlıdır.

Sonuç

Bu çalışma yüksek miktarda sebze ve meyve tüketiminin, kanser gelişme riskinin çok hafif şekilde azalttığını göstermektedir.

Paolo Boffetta, Elisabeth Couto, Janine Wichmann, Pietro Ferrari, Dimitrios Trichopoulos, H. Bas Bueno-de-Mesquita, Fränzel J. B. van Duijnhoven, Frederike L. Büchner, Tim Key, Heiner Boeing, Ute Nöthlings, Jakob Linseisen, Carlos A. Gonzalez, Kim Overvad, Michael R. S. Nielsen, Anne Tjønneland, Anja Olsen, Françoise Clavel-Chapelon, Marie-Christine Boutron-Ruault, Sophie Morois, Pagona Lagiou, Androniki Naska, Vassiliki Benetou, Rudolf Kaaks, Sabine Rohrmann, Salvatore Panico, Sabina Sieri, Paolo Vineis, Domenico Palli, Carla H. van Gils, Petra H. Peeters, Eiliv Lund, Magritt Brustad, Dagrun Engeset, José María Huerta, Laudina Rodríguez, Maria-José Sánchez, Miren Dorronsoro, Aurelio Barricarte, Göran Hallmans, Ingegerd Johansson, Jonas Manjer, Emily Sonestedt, Naomi E. Allen, Sheila Bingham, Kay-Tee Khaw, Nadia Slimani, Mazda Jenab, Traci Mouw, Teresa Norat, Elio Riboli, Antonia Trichopoulou “Fruit and Vegetable Intake and Overall Cancer Risk in the European Prospective Investigation Into Cancer and Nutrition (EPIC)”. J Natl Cancer Inst 2010;102:1–9

Meyve ve Sebze Tüketimi ve Kanser Riski için yorumlar kapalı

Filed under Kanser, Vitamin ve Mineraller

Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp

1992 yılında Birleşik Devletlerde Ulusal Sağlık Enstitüsü alternatif tıbbın genel konularını ve gelecekteki çalışma aktivitelerini tartışmak amacıyla bir toplantı düzenlemiştir. Bu toplantıda alternatif tedavi 7 gruba ayrılmıştır:

1. Medikal tedaviye alternatif sistemler: akupunktur, homeopati, ve naturopati.

2. Bioelektromagnetik. Araştırmacılar, canlı organizmaların elektromanyetik alanla nasıl etkileştiğini incelemektedirler.

3. Diyet ve beslenme. Sağlığı arttırmak amacıyla özel diyetler. Örneğin makrobiyotik diyet ve ortomoleküler tıp.

4. Bitkisel ilaçlar. Bu alanda sağlığı iyileştirmek amacıyla bitkiler kullanılmaktadır.

5. Elle yapılan tedavi metodları: chiropraktik terapi, masaj terapisi, ve tedavi edici dokunma.

6. Akıl-vücut uygulamaları: psikoterapi, meditasyon, kılavuz eşliğinde canlandırma, hipnoz, biyofeedback, ve dua.

7. Farmakolojik ve biyolojik tedaviler. Bu alanda genel tıp tarafından kabul edilmemiş ilaçlar vardır. Örneğin köpek balığı kıkırdağı, EDTA ve apioterapi.

Yapılan çeşitli çalışmalarda tamamlayıcı ve alternatif tıp (TAT) kullanımının ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, kanser hastalarında %16 ila %45 arasında değiştiği tesbit edilmiştir.

Bu tip tedavilerde akılda tutulması gereken en önemli husus, bu tedavi yöntemleriyle yapılmış geçerli çalışmanın olup olmadığının tesbitidir. Antik tedavi yöntemlerinin geçerliliğine de hep dikkatle yaklaşmak gereklidir; unutulmamalıdır ki 100 yıl önceki ortalama yaşam beklentisi 40’lı yaşlardan, 72 yaşa kadar gelmiştir.

Köpek balığı kıkırdağı

Son dönemlerde oldukça popülerlik kazanmıştır. William Lane’in, PhD, yazdığı “Köpekbalıkları Kanser Olmuyor” kitabı bu maddenin tanıtımında ön ayak olmuştur. Ancak, köpekbalıkları ne yazık ki kanser olmaktadır (tiroid, merkezi sinir sistemi vs).

Köpekbalığı kıkırdağının yeni damar oluşumunu engellediği iddia edlmektedir ve laboratuar ortamında hafif bir etki vardır. 1997’de American Society of Clinical Oncology’de bildirilen bir çalışmada, 58 hastaya 12 hafta hafta boyunca köpekbalığı kıkırdağı verilmiş, ancak herhangi bir yanıt gözlenmemiştir.

Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Obez Hastaların Tıbbi Bakım Kalitesi

Hekimlerin çoğu zaman obeziteye karşı negatif tutumlarının olduğu bilinmektedir. Obez hastalar da hekimlerin kiloları nedeniyle kendilerine yanlı veya saygısız davrandıklarını hissetiklerini beyan etmektedirler. Bu gözlemler, obez hastaların daha düşük kalitede bakım aldığı hissini doğurmaktadır.

Bu çalışma, hastanın kilosuyla genel poliklinik kalite işlemleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.

Normal kilolu hastaların aldıkları tıbbi bakımla obez veya kilolu hastaların aldıkları tıbbi bakım arasında fark bulunamamıştır.

Ancak, bazı ölçümlerde obez veya fazla kilolu hastalarda başarı şansının, normal kilolu hastalara göre bir miktar daha iyi olduğu ortaya çıkmıştır.

Virginia W. Chang; David A. Asch; Rachel M. Werner “Quality of Care Among Obese Patients” JAMA. 2010;303(13):1274-1281.

Obez Hastaların Tıbbi Bakım Kalitesi için yorumlar kapalı

Filed under Hipertansiyon, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Helikobakter Pylori- Kan grubu ve Pankreas Kanseri

Bildiklerimiz

Daha önce yapılan çalışmalarda, 0 kan grubuna kıyasla, A, B ve AB kan grubuna sahip bireylerde pankreas kanseri riskinin artmış olduğu gözlenmiştir. Helikobakter pilori isimli bakterinin midede yerleşmesi de artmış pankreas kanseri riski ile ilişkilidir.

Çalışma Dizaynı

Kan grubu, H.Pilori kan testi ve H. Pilorinin bulaştırıcı proteini olan CagA varlığı toplum temelli vaka kontrol çalışması ile araştırılmıştır.

Katkı

Pankreas kanseri riski, H.pilori kan testi pozitif olan A, B veya AB kan gruplu bireylerde artmış olduğu tesbit edilmiştir; ancak 0 kan grubu olanlarda bu ilişki gözlenmemiştir. Artmış risk, en fazla CagA negatiflerdedir.

Etki

A ve B kan grubu ile pankreas kanseri arasındaki ilişki bilinmekteydi; ancak bu çalışma bu ilişkisi de CagA virülans proteini varlığının da etkili olduğu gösterilmiştir.

Çalışmanın Değerini Kısıtlayan Durumlar

Potansiyel olarak çalışmaya alınabilecek, pankreas kanseri olanların ancak yarısından azıyla ciddi hastalık veya ölüm nedeniyle görüşülebilmiştir. Dolayısıyla, sonuçlar iyi sağkalımı olan veya daha az saldırgan hastalığı olan bireyler tarafına eğilim yaratabilir.

Harvey A. Risch, Herbert Yu, Lingeng Lu, Mark S. Kidd “ABO Blood Group, Helicobacter pylori Seropositivity, and Risk of Pancreatic Cancer: A Case–Control Study” JNCI Journal of the National Cancer Institute 2010 102(7):502-505; doi:10.1093/jnci/djq007

Helikobakter Pylori- Kan grubu ve Pankreas Kanseri için yorumlar kapalı

Filed under Kanser, Mide

Smokin’ Bad

Bad news came from the journal, Annals of Internal Medicine, to the smokers. People kept thinking that if you do not inhale, as cigars and pipes, it will not do any harm to your lungs. This postulate, in fact, has not been proven in researchs¸ perhaps no one has asked this unique question. Albeit, association with cigar/pipe/cigarette  smoking and head and neck cancer is clearer than lung cancer.

Dr. Josanna Rodriguez from Columbia University has asked 3528 participants a detailed questionnaire of their smoking habits, and cross checked with their urine cotinine levels. They measured their lung functions with spirometry.

The conclusion is: “Pipe and cigar smoking increased urine cotinine levels and was associated with decreased lung function and increased odds of airflow obstruction, even in participants who had never smoked cigarettes.”

J. Rodriguez, R. Jiang, W.C. Johnson, B.A. MacKenzie, L.J. Smith, and R.G. Barr. “The Association of Pipe and Cigar Use With Cotinine Levels, Lung Function, and Airflow Obstruction. A Cross-sectional Study”. Annals of Internal Medicine (volume 152, p. 201-210).

Smokin’ Bad için yorumlar kapalı

Filed under Genel

New ADA Recommendation for Gestational Diabetes Unveiled

Previous American Diabetes Association recommendation, for all pregnant women, was to undergo screening for gestational diabetes. This approach had, however overestimated diabetes frequency in low risk population, and in contrast it underestimated it in high risk population.

Now, if the pregnant has low risk of diabetes, no screening is recommended. The low risk is defined as having all of the features below:

  • Age <25 years

  • Weight normal before pregnancy

  • Member of an ethnic group with a low prevalence of diabetes

  • No known diabetes in first-degree relatives

  • No history of abnormal glucose tolerance

  • No history of poor obstetrical outcome

On the other hand if the pregnant has high risk, she should be screened for diabetes as soon as possible after the confirmation of pregnancy. Criteria for very high risk are:

  • Severe obesity

  • Prior history of GDM or delivery of large-for-gestational-age infant

  • Presence of glycosuria

  • Diagnosis of PCOS

  • Strong family history of type 2 diabetes

  • If early screening does not yield any problem, them the pregnant must undergo routine gdm screening at 24-28 weeks of gestation

New ADA Recommendation for Gestational Diabetes Unveiled için yorumlar kapalı

Filed under Genel

Golden Era to Platinum Era for Metformin

Metformin is the drug of choice in type II diabetes patients. It is very effective in controlling blood sugar levels with modest weight lost. In type 2 diabetes mellitus patients, the disease generally originates, and progress from overweight. The overweight people, whose waist circumference are greater than normal, postulated to have insulin resistance. Insulin resistance means more than normal levels of insulin is needed to achieve the same effects, which results hyperinsulinemia. Insulin itself is a growth promoting  hormone with mitogenic effects, and also been suggested to promote cancerogenesis. On the other  hand, metformin is shown to reduce cancer mortality risk.

In this prospective cohort study that was published in Diabetes Care, the authors concluded that:” Although the design cannot provide a conclusion about casuality, our results suggest a protective effect of metformin on cancer mortality. ”

“Metformin Associated withLower Cancer Mortality in Type 2 Diabetes. Zodiac-16”.

Diabetes  Care 33:322-326, 2010.

Golden Era to Platinum Era for Metformin için yorumlar kapalı

Filed under Genel

Being Caged in a Vegetative State

Today, a jaw dropping study is published in our highly respected journal, New England Journal of Medicine (NEJM).  The researchers had a unique question: do patients who are in vegetative state or minimally conscious state have functioning brain activity, or awareness, but unable to express them?

Here comes the intriguing answer: some of them yes, they have. It sounds too good to be true in a science fiction movie, but with the aid of functional magnetic resonance assessment of the brain, the authors had shown 5 of the 54 patients who were enrolled in the study had been able to willfully modulate their brain activity.

Published at http://www.nejm.org February 3, 2010 (10.1056/NEJMoa0905370)

Being Caged in a Vegetative State için yorumlar kapalı

Filed under Genel

Impact of Environmental Tobacco Smoke on the Incidence of Mutations in Epidermal Growth Factor Receptor Gene in Never-Smoker Patients With Non–Small-Cell Lung Cancer

The heading  is long, but the fact is short and brief: if someone around you smokes, you are a smoker, too.  The never smoker non-small-cell lung cancer (NSCLC) patients have high percentage of EGFR mutations in their tumor cells than smokers, and these mutations make the neoplastic cells(cancer cells) prone to anti-neoplastic effects of Tyrosine Kinase Inhibitors (TKI) such as erlotinib, or gefitinib. Nevertheless, the smokers’ cancer cells mostly do not have these mutations, so no clear benefit from TKI’s is generally achieved.

Dr. Young Joo Lee, and his colleagues has shown that environmental tobacco smoke exposure is negatively associated with EGFR mutations in never smokers with NSCLC.

So the motto of smokers should not be: “Live (smoke) and let die!”

 Journal of Clinical Oncology, Vol 28, No 3 (January 20), 2010: pp. 487-492

Impact of Environmental Tobacco Smoke on the Incidence of Mutations in Epidermal Growth Factor Receptor Gene in Never-Smoker Patients With Non–Small-Cell Lung Cancer için yorumlar kapalı

Filed under Genel

Physical Activity and Incident Cognitive Impairment in Elderly Persons

Dr. Thorleif Etgen and his colleagues has searched for a possible correlation with physical activity and incident cognitive impairment who are older than 55 years old, and have reported their findings in Archives of Internal Medicine.

The results were not startling as you have guessed: a little can be enough for being happy, and of course not forgetting your happiness; ie. moderate (physical activity <3 times/wk), and high activity (physical activity 3 or more times/wk) is associated with a reduced incidence of cognitive impairment after 2 years in a large population-based cohort of elderly subjects.

Arch Intern Med. 2010;170(2):186-193.

Physical Activity and Incident Cognitive Impairment in Elderly Persons için yorumlar kapalı

Filed under Genel

Influence of smoking cessation after diagnosis of early stage lung cancer on prognosis

The casual relationship with smoking and lung cancer is a well established fact. However, it was not well-known whether quitting smoking after a diagnosis of early stage lung cancer is of beneficial. A Parson and his colleagues found a correlation between smoking and prognosis in aforementioned patients. The patients who continued smoking after the diagnosis did worse than their counterparts. In this meta-analysis published in British Medical Journal, the authors concluded that:”the estimated number of deaths prevented is larger than would be expected from reduction of cardiorespiratory deaths after smoking cessation, so most of the mortality gain is likely to be due to reduced cancer progression. These findings indicate that offering smoking cessation treatment to patients presenting with early stage lung cancer may be beneficial.

BMJ 2010;340:b5569

Influence of smoking cessation after diagnosis of early stage lung cancer on prognosis için yorumlar kapalı

Filed under Genel