Tag Archives: otoimmun

Tiroidin Hashimoto Hastalığı ve Kalp Damar Hastalığı

corn_heart_199321Hashimoto tanısı koyduğum hastalarıma hep şu örneği veririm; şimdi buradan (Çamlık Hastanesi) Özgürlük Meydanına yürüseniz, en az iki-üç hashimotoluya çarparsınız. Hastalık 1912’de bu konuda bilimsel çalışmasını yayınlayan Japon bilim insanı Hakaru Hashimoto ismiyle anılmaktadır.

Hashimoto hastalığı belki de ilk kez tarif edilmiş olan bir oto-immün hastalıktır. Oto-immünitenin ne olduğunu anlatmam için bağışıklık sisteminin nasıl çalıştığını anlatmam gerekiyor:

Bağışıklık sistemi oldukça karışık bir konu olsa da, genel olarak benden veya benden değil ayırımı ile çalışmaktadır. Benden olana bir şey yapmazken, benden olmayanı yok etmeye çalışır. Bazen dost-düşman bir birbirine karışır, o zaman da oto, yani kendimize bağışılık, yani immünite gelişir. Eğer bağışıklık sistemimiz günün birinde tiroide bakıp ya sen benden değilsin deyip tiroidi yok edebilir; bu duruma Hashimoto hastalığı diyoruz. Tiroid dokusu azaldıkça da tiroidin ürettiği hormon olan T4 azalmaktadır. Tiroid hormonları vücudumuzun hızını (metabolizma) ayarlamaktadır. Fazla salgılandığında metabolizma hızlanmakta, az çalıştığında metabolizma yavaşlamaktadır. Az çalışmasına da hipotiroidi demekteyiz.

Hipotiroidi Olduğumu Nasıl Anlarım?

Ciltte kuruma

Kabızlıkta artış

Üşüme, kolay ısınamama

Kilo vermede zorluk

Parmak basmakla iz bırakmayan ödem-şişme

Kötü hafıza

Adetin fazla olması

Kas ağrıları

Ancak bunlardan hiçbirisi hipotiroidi için özel değildir; bunların hiçbiri olmaksızın hipotiroidi olabilirsiniz.

 

Hipotiroidi Tanısı Nasıl Konulur?

Kan tetkiki yaptırılarak TSH ve serbest T4 hormonlarına bakıldığında hipotiroidi olup olmadığı anlaşılmaktadır. Hipotiroidi olan hastalarda herhangi bir şikayet olmadığı için ben check-up için başvuran hastalarımda bu tetkikleri istemekteyim.

 

Bir İnsan Neden Hipotiroidi Olur?

Hipotiroidinin en sık sebebi Hashimoto Hastalığıdır; bu hastalıkta kendi bağışıklık hücrelerimiz tiroid bezini yabancı olarak algılar ve tiroid bezini yoketmesi nedeniyle tiroid hormonu salgılanamaz. İkinci sırada tiroid ameliyatı olanlarda hipotiroidi görülmektedir.

 

Tedavi Nedir?

Tedavide, vücudumuz için gereken tiroid hormonun yerine konulmasıdır. Hastalarımda dikkat etmelerini istediğim, ilaçın aç karna alınması ve ilaçtan sonra en az yarım saat (hatta 1 saat) birşey yememeleri gerekliliğidir.

Koroner Arter Hastalığı Olayları (hazard oranı)

TSH =4.5 ile 6.9 mIU/L için 1 (yani fark yok)

TSH = 7.0 ile 9.9 mIU/L için 1.17

TSH =10 ile 19.9 mIU/L için 1.89

Özellikle TSH 10mIU/L üzerinde koroner arter hastalığı ve buna bağlı ölüm riski artmaktadır.

Bu durum Hashimoto hastalığında da benzer bulunmaktadır. Ama yakın bir zamanda yapılan bir çalışmada, tiroid hormonu tedavisi uygulanan (bildiğiniz o ilaç) hastalarda artmış olan kalp damar hastalığı riskinin normal geldiği gözlenmiştir.

Sonuç

Eğer Hashimotonuz varsa düzenli olarak kontrollerinizi yaptırmayı unutmayın.

Nicolas Rodondi, et al. “Subclinical Hypothyroidism and the Risk of Coronary Heart Disease and Mortality” JAMA. 2010;304(12):1365-1374. doi:10.1001/jama.2010.1361

Wei-Hung Chen, et al.  “Hashimoto’s Thyroiditis, Risk of Coronary Heart Disease, and l-Thyroxine Treatment: A Nationwide Cohort Study”. http://press.endocrine.org/doi/abs/10.1210/jc.2014-2990

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Akciğer Hastalıkları

Gerçek Silahımız: Bağışıklık Sistemimiz

Bağışıklık sistemi, vücudumuzun kendinden olanı tanıma sistemidir. Bu sistemi, vücudun kendinden olmayanı tanıması, kendinden olmayana cevap vermesi veya kendinden olmayanı tolere etmesi-her hangi bir cevap vermemesi olarak algılıyabiliriz.

Vücudumuzu, içinde çeşitli insanların çalıştığı bir fabrika olarak farzedin. Bu fabrikada çalışanlara, hücre demekteyiz ve her hücrenin hem belirli isimleri var- hem de belirli görevleri var. Çalışanları tanımak ve bu kişi bizim çalışanımızdır demek güvenliğin, yani bağışıklık sisteminin görevi. Güvenlik, bu tanımayı çeşitli yollardan yapabilmekte (kimlik sorgusu, üst arama vs) ve bunlara göre karar vermektedir. Şayet fabrikaya dışardan bir insan (bakteri gibi) veya böcek (virüs) girerse, güvenlik daha önce bunları tanıyorsa hemen müdahale edecek, eğer tanımıyorsa da, önce tanıyıp sonra müdahale edecektir. Örneğin, yakınımızdaki biri nezle olup biz nezle olmuyorsak, muhtemelen bağışıklık sistemimiz bu virüsü daha önce tanıyordur. Bazen de boğazımız ağrır, hafif ateşimiz çıkar, sonrasında iyileşiriz (bağışıklık sistemimiz önce tanır, sonra yokeder).

Peki, dışardan gelen ve fabrikada çalışan yabancı işçilere ne olmaktadır (örneğin barsaklarımızda bizle birlikte yaşayan mikroorganizmalar gibi)? Bunlar da bağışıklık sistemimiz tarafından “bizden değil” olarak tanınır, ancak müsamaha gösterilir, herhangi bir işlemde bulunulmaz.

Bazen de bazı fabrikaya yabancılar gizli olarak girer ve yine sinsice güçlerini arttırır, güvenlik çoğu zaman yabancıları bulamaz-tanımakta güçlük çeker ve düşük yoğunluklu çatışmalar olur- bu durumun karşılığı da “kronik hepatit c” gibi hastalıkların tedavi edilmezse kronikleşmesi sürecidir.

Ya bizden olanlar, bize ihanet ederse; o zaman, güvenlik erken tanırsa bu olay yokedilir, ama çok gizlice yapılırsa-ben sizdenim diyip-düşman olursa, bağışıklık bu durumu çok geç algılayacaktır. Bu durumun vücudumuzdaki karşılığı ise kanserdir.

Güvenliğin kafası karışır, kendinden olanları düşman zannederse ise otoimmün hastalıklar dediğimiz, ülseratif kolitin de bu tip hastalıkların arasında olduğu hastalıklar oluşur.

Bağışıklığın azaldığı durumlar ise AIDS gibi durumlar, bazı kanserlerin kemoterapisinde, ciddi açlık-beslenme bozuklukları durumlarında oluşmaktadır.

Sonuç olarak, bağışıklık sistemi oldukça karmaşık ve bizi hayatta tutmaya yönelik bir sistemdir.

Yorum bırakın

Filed under Genel