Category Archives: Kanser

Meme Kanserini Yenenlerde Egzersiz ve Çay Tüketiminin Depresyonla İlişkisi

Meme kanserinin hem erken tanınması, hem de tedavisindeki yeniliklerin (hedeflenmiş tedaviler vb.)sonucunda meme kanserini yenenlerin sayısı tüm dünyada hızla artmaktadır. Ancak, bu tanı konulduktan ve sonrasında tedavisi bittikten sonra, bireylerde hastalık olmamasına rağmen kanser isminin çağrıştırdığı ürkütücü durum nedeniyle ciddi psikolojik stres oluşmaktadır. Bu stresin sonucu olarak depresyon prevalansı %55’e yakındır. Demoklesin kılıcı, bu insanların başı üzerinde irkitici şekilde sallanmaktadır.

Genel populasyonda fiziksel aktivite gibi yaşam tarzı değişiklikleri depresyon gelişimini azalttığı bildirilmiştir. Bu çalışmada meme kanserini yenenlerde, ilk tanıdan sonraki 18. ayda
Yaşam şekli faktörleri ve tamamlayıcı /alternatif tıp kullanımı ile depresyon ilişkisi araştırılmıştır.

Kadınların %26’sında depresif semptomlar gözlenmiş ve %13’ünde klinik depresyon kriterleri tamamlanmıştır. Egzersiz yapanlarda, yapmayanlara göre daha az oranda depresyon bulunmuştur. Düzenli olarak çay tüketimi (ayda 100g kuru çaydan fazla) yine aynı şekilde daha az oranda depresyonla sonuçlanmaktadır. Tamamlayıcı/alternatif tıp uygulamaları ise depresyon üzerine hiç bir etkisinin olmadığı gözlenmiştir.

*Xiaoli Chen, Wei Lu, Ying Zheng, Kai Gu, Zhi Chen, Wei Zheng, and Xiao Ou Shu. “Exercise, Tea Consumption, and Depression Among Breast Cancer Survivors” . JCO Feb 2010: 991–998.

Meme Kanserini Yenenlerde Egzersiz ve Çay Tüketiminin Depresyonla İlişkisi için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Vitamin B6 ve Kalınbarsak Kanseri Riski

B6 vitamini yaklaşık 100 kadar enzimatik reaksiyona katıan bir ko-enzimdir. Vitamin B6 ‘nın katıldığı metabolik işlemler:

• amino asid, glukoz ve lipid metabolizması
• nörotransmitter sentezi
• histamine sentezi
• hemoglobin sentezi ve fonksiyonu
• gen ekspresyonudur

Son zamanlarda artan sayıda kanıt B6 vitaminin kalın barsak kanseri riskini azalttığı yönündedir.
Bugün bahsedeceğim çalışma, B6 vitamini alımı veya kanda aktif B6 vitamini düzeyini araştırmış prospektif (ileriye dönük) çalışmaların bir meta-analizidir.

Sonuç olarak, Vitamin B6 alımı ve kanda aktif vitamin B6 düzeyi ile kalın barsak kanseri arasında ters ilişki vardır. Yani B6 vitamini alımı veya kandaki oranı artarsa kalın barsak riski azalmaktadır.

Susanna C. Larsson,Nicola Orsini, Alicja Wolk. “Vitamin B6 and Risk of Colorectal Cancer: A Meta-analysis of Prospective Studies” JAMA. 2010;303(11):1077-1083.

Vitamin B6 ve Kalınbarsak Kanseri Riski için yorumlar kapalı

Filed under Kanser, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Ameliyat Olması Mümkün Olmayan Erken Evre Akciğer Kanserlerinde Stereotaktik Vücut Radyoterapisi

Akciğer kanseri, akciğerden köken alan kanser türüdür. Bu tip kanserler, iki ana gruba ayrılmaktadır: Küçük Hücreli Akciğer Kanseri ve Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri. Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanserinde tedavi, erken dönemde cerrahi müdahaledir.

Ancak, tıbbi açıdan ameliyat olması mümkün olmayan hastaları nasıl tedavi etmek gerekir? İşte bu çalışma, bu soruya cevap arıyor ve 5cm’den küçük tümörü (Küçük hücreli dışı akciğer kanseri) olan ve lenf bezine sirayet etmemiş, ancak tıbbi açıdan herhangi bir ameliyatı kaldırması mümkün olmayan 55 hasta, stereotaktik vücut radyoterapisi ile tedavi edilmiştir. 3 yıllık sağkalım oranı ise %55 olarak bulunmuştur.

Robert Timmerman; Rebecca Paulus; James Galvin; Jeffrey Michalski; William Straube; Jeffrey Bradley; Achilles Fakiris; Andrea Bezjak; Gregory Videtic; David Johnstone; Jack Fowler; Elizabeth Gore; Hak Choy. ” Stereotactic Body Radiation Therapy for Inoperable Early Stage Lung Cancer”. JAMA. 2010;303(11):1070-1076.

Ameliyat Olması Mümkün Olmayan Erken Evre Akciğer Kanserlerinde Stereotaktik Vücut Radyoterapisi için yorumlar kapalı

Filed under Akciğer Hastalıkları, Kanser

Aspirin ve Meme Kanseri

Meme kanseri olan kadınlarda aspirin kullanımı, sağkalımı muhtemelen arttırmaktadır. Aspirin ve diğer ağrı kesiciler (nonsteroidal anti-inflamatuar ilaçlar: NSAID) prostaglandinlerin ve siklooksigenazların yapımını engellerler.

Hücresel düzeyde yapılan deneylerde meme kanseri hücrelerinin, normal meme hücrelerinden daha fazla prostaglandin ürettiği ve aspirinin bu üretime engel olarak büyümeyi, saldırganlığı ve kemik metastazını engellediği bulunmuştur.

Bugün size bahsedeceğim çalışma, Hemşirelerin Sağlık Çalışmasıdır. 1976 ile 2002 yılları arasında metastazı olmayan meme kanseri tanısı konulan 4,164 kadın, Haziran 2006’ya gözlenmiştir. Kadınların haftada kaç gün aspirin kullandıkları kaydedilmiştir.

Sonuç olarak, düzenli aspirin kullanan kadınlarda meme kanserine bağlı metastaz (kanserin başka bir organa atlaması) ve meme kanserine bağlı ölümlerin daha az sıklıkta olduğu gözlenmiştir.

Michelle D. Holmes, Wendy Y. Chen, Lisa Li, Ellen Hertzmark, Donna Spiegelman, Susan E. Hankinson”Aspirin Intake and Survival After Breast Cancer” Journal of Clinical Oncology, Vol 28, No 9 (March 20), 2010: pp. 1467-1472

Aspirin ve Meme Kanseri için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Dutasterid’in Prostat Kanseri Riskine Etkisi

5 alfa-redüktaz inhibitörleri testesteronun dihidrotestesterona dönüşümüne engellemektedir ve selim prostat büyümesi (benign prostat hiperplazisi=BPH) tedavisinde kullanılmaktadır. Bu ilaçlar prostat kanser gelişme riskini de azaltabilir.

Bu çalışma GlaxoSmithKline isimli ilaç firması tarafından 4 yıllık, çok merkezli, çift kör, plasebo kontrollü ve paralel gruplu olarak planlanmıştır.

Çalışmaya 50-75 yaşları arasında, prostat-spesifik antijen (PSA) düzeyi 2.5 – 10.0 ng/mL ve prostat biopsisi negatif bulanan erkekler alınmıştır. Bu kişilere 2 ve 4. yıllarda biopsi tekrarı yapılmıştır.

Ve Sonuçlar

Dutasteride grubunda 3305 hastanın 659’unda
Plasebo grubunda 3424 hastanın 858’inde prostat kanseri tesbit edilmiştir. Yan etki olarak dutaserid grubunda kalp yetersizliği (30 erkeğe, 16 erkek) daha fazla bulunmuştur.

Dutasterid, plaseboya göre prostat kanseri gelişme riskini azaltmıştır

Gerald L. Andriole, M.D., David G. Bostwick, M.D., Otis W. Brawley, M.D., Leonard G. Gomella, M.D., Michael Marberger, M.D., Francesco Montorsi, M.D., Curtis A. Pettaway, M.D., Teuvo L. Tammela, M.D., Claudio Teloken, M.D., Ph.D., Donald J. Tindall, Ph.D., Matthew C. Somerville, M.S., Timothy H. Wilson, M.S., Ivy L. Fowler, B.S.N., Roger S. Rittmaster “Effect of Dutasteride on the Risk of Prostate Cancer” NEJM Volume 362:1192-1202

Dutasterid’in Prostat Kanseri Riskine Etkisi için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Kanser Sonrası Çalışma Hayatına Dönmek

Birleşik Devletlerde 11 milyon kişide kanser hikayesi vardır. Kanser, hastaların yaşamlarını birçok şekilde etkilemektedir. Bazı hastalar, kanser tedavisi için veya kanserin fizyolojik ve psikolojik etkileriyle başedebilmek için çalışma saatlerini azaltmakta veya tamamen işlerinden ayrılabilmektedir. Bu durum sağlık sigortaları kapsamını da değiştirebilmektedir.

Bu çalışma, kalın barsak veya akciğer kanseri tanısı konulan hastaların istihdamlarının nasıl değiştiğini araştırmak amacıyla yapılmıştır.

Değerlendirilen 2422 hastada, kanser tanısının 15. ayında istihdamın %39’dan %31’e gerilediği gözlenmiştir.

Metastazı olmayan akciğer ve kalınbarsak kanseri olan hastaların çoğu işlerine geri dönmektedir, ancak ileri evre hastalığı olan ve sosyoekonomik durumu kötü olanları 1/6’sı çalışmayı bırakmaktadır.

*Craig C. Earle, Yves Chretien, Carl Morris, John Z. Ayanian, Nancy L. Keating, Linnea A. Polgreen, Robert Wallace, Patricia A. Ganz, and Jane C. Weeks “Employment Among Survivors of Lung Cancer and Colorectal Cancer”. JCO Apr 2010: 1700–1705.

Kanser Sonrası Çalışma Hayatına Dönmek için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Meyve ve Sebze Tüketimi ve Kanser Riski

Ne Biliyorduk

Yüksek miktarda meyve ve sebze tüketimi ile kanser riskinde azalma kesin olarak ortaya konulmamıştır.

Çalışma Dizaynı

Avrupa İleriye Dönük Kanser ve Beslenme Kohort Çalışması (European Prospective Investigation into Cancer and Nutrition = EPIC) 1992 ve 2000 tarihleri arasında yapılmıştır. Katılımcılar diyet ve yaşam tarzları verilerini kendileri bildirmişlerdir. Kanser insidansı ve mortalite (ölümcüllük) verileri ülkeye özel ulusal ve bölgesel kayıtlardan elde edilmiştir. Tüketilen yüksek miktarda meyve, sebze, meyve+sebze ile kanser riski araştırılmıştır. Tahmine edilen kanser riski sigara, alkol ve diğer birçok değişkene göre ayarlanmıştır.

Katkı

Yüksek miktarda meyve ve sebze, veya her ikisi birlikte tüketimi ile kanser riskinde az miktarda azalma gözlenmiştir. Bu ilişki yoğun alkol kullananlarda daha güçlüdür, ancak sigaraya ve alkole bağlı kanserlere sınırlıdır.

Sonuç

Bu çalışma yüksek miktarda sebze ve meyve tüketiminin, kanser gelişme riskinin çok hafif şekilde azalttığını göstermektedir.

Paolo Boffetta, Elisabeth Couto, Janine Wichmann, Pietro Ferrari, Dimitrios Trichopoulos, H. Bas Bueno-de-Mesquita, Fränzel J. B. van Duijnhoven, Frederike L. Büchner, Tim Key, Heiner Boeing, Ute Nöthlings, Jakob Linseisen, Carlos A. Gonzalez, Kim Overvad, Michael R. S. Nielsen, Anne Tjønneland, Anja Olsen, Françoise Clavel-Chapelon, Marie-Christine Boutron-Ruault, Sophie Morois, Pagona Lagiou, Androniki Naska, Vassiliki Benetou, Rudolf Kaaks, Sabine Rohrmann, Salvatore Panico, Sabina Sieri, Paolo Vineis, Domenico Palli, Carla H. van Gils, Petra H. Peeters, Eiliv Lund, Magritt Brustad, Dagrun Engeset, José María Huerta, Laudina Rodríguez, Maria-José Sánchez, Miren Dorronsoro, Aurelio Barricarte, Göran Hallmans, Ingegerd Johansson, Jonas Manjer, Emily Sonestedt, Naomi E. Allen, Sheila Bingham, Kay-Tee Khaw, Nadia Slimani, Mazda Jenab, Traci Mouw, Teresa Norat, Elio Riboli, Antonia Trichopoulou “Fruit and Vegetable Intake and Overall Cancer Risk in the European Prospective Investigation Into Cancer and Nutrition (EPIC)”. J Natl Cancer Inst 2010;102:1–9

Meyve ve Sebze Tüketimi ve Kanser Riski için yorumlar kapalı

Filed under Kanser, Vitamin ve Mineraller

Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp

1992 yılında Birleşik Devletlerde Ulusal Sağlık Enstitüsü alternatif tıbbın genel konularını ve gelecekteki çalışma aktivitelerini tartışmak amacıyla bir toplantı düzenlemiştir. Bu toplantıda alternatif tedavi 7 gruba ayrılmıştır:

1. Medikal tedaviye alternatif sistemler: akupunktur, homeopati, ve naturopati.

2. Bioelektromagnetik. Araştırmacılar, canlı organizmaların elektromanyetik alanla nasıl etkileştiğini incelemektedirler.

3. Diyet ve beslenme. Sağlığı arttırmak amacıyla özel diyetler. Örneğin makrobiyotik diyet ve ortomoleküler tıp.

4. Bitkisel ilaçlar. Bu alanda sağlığı iyileştirmek amacıyla bitkiler kullanılmaktadır.

5. Elle yapılan tedavi metodları: chiropraktik terapi, masaj terapisi, ve tedavi edici dokunma.

6. Akıl-vücut uygulamaları: psikoterapi, meditasyon, kılavuz eşliğinde canlandırma, hipnoz, biyofeedback, ve dua.

7. Farmakolojik ve biyolojik tedaviler. Bu alanda genel tıp tarafından kabul edilmemiş ilaçlar vardır. Örneğin köpek balığı kıkırdağı, EDTA ve apioterapi.

Yapılan çeşitli çalışmalarda tamamlayıcı ve alternatif tıp (TAT) kullanımının ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, kanser hastalarında %16 ila %45 arasında değiştiği tesbit edilmiştir.

Bu tip tedavilerde akılda tutulması gereken en önemli husus, bu tedavi yöntemleriyle yapılmış geçerli çalışmanın olup olmadığının tesbitidir. Antik tedavi yöntemlerinin geçerliliğine de hep dikkatle yaklaşmak gereklidir; unutulmamalıdır ki 100 yıl önceki ortalama yaşam beklentisi 40’lı yaşlardan, 72 yaşa kadar gelmiştir.

Köpek balığı kıkırdağı

Son dönemlerde oldukça popülerlik kazanmıştır. William Lane’in, PhD, yazdığı “Köpekbalıkları Kanser Olmuyor” kitabı bu maddenin tanıtımında ön ayak olmuştur. Ancak, köpekbalıkları ne yazık ki kanser olmaktadır (tiroid, merkezi sinir sistemi vs).

Köpekbalığı kıkırdağının yeni damar oluşumunu engellediği iddia edlmektedir ve laboratuar ortamında hafif bir etki vardır. 1997’de American Society of Clinical Oncology’de bildirilen bir çalışmada, 58 hastaya 12 hafta hafta boyunca köpekbalığı kıkırdağı verilmiş, ancak herhangi bir yanıt gözlenmemiştir.

Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp için yorumlar kapalı

Filed under Kanser

Helikobakter Pylori- Kan grubu ve Pankreas Kanseri

Bildiklerimiz

Daha önce yapılan çalışmalarda, 0 kan grubuna kıyasla, A, B ve AB kan grubuna sahip bireylerde pankreas kanseri riskinin artmış olduğu gözlenmiştir. Helikobakter pilori isimli bakterinin midede yerleşmesi de artmış pankreas kanseri riski ile ilişkilidir.

Çalışma Dizaynı

Kan grubu, H.Pilori kan testi ve H. Pilorinin bulaştırıcı proteini olan CagA varlığı toplum temelli vaka kontrol çalışması ile araştırılmıştır.

Katkı

Pankreas kanseri riski, H.pilori kan testi pozitif olan A, B veya AB kan gruplu bireylerde artmış olduğu tesbit edilmiştir; ancak 0 kan grubu olanlarda bu ilişki gözlenmemiştir. Artmış risk, en fazla CagA negatiflerdedir.

Etki

A ve B kan grubu ile pankreas kanseri arasındaki ilişki bilinmekteydi; ancak bu çalışma bu ilişkisi de CagA virülans proteini varlığının da etkili olduğu gösterilmiştir.

Çalışmanın Değerini Kısıtlayan Durumlar

Potansiyel olarak çalışmaya alınabilecek, pankreas kanseri olanların ancak yarısından azıyla ciddi hastalık veya ölüm nedeniyle görüşülebilmiştir. Dolayısıyla, sonuçlar iyi sağkalımı olan veya daha az saldırgan hastalığı olan bireyler tarafına eğilim yaratabilir.

Harvey A. Risch, Herbert Yu, Lingeng Lu, Mark S. Kidd “ABO Blood Group, Helicobacter pylori Seropositivity, and Risk of Pancreatic Cancer: A Case–Control Study” JNCI Journal of the National Cancer Institute 2010 102(7):502-505; doi:10.1093/jnci/djq007

Helikobakter Pylori- Kan grubu ve Pankreas Kanseri için yorumlar kapalı

Filed under Kanser, Mide