Tag Archives: pürin

Ürik Asit ve Yediklerimiz

Ürik Asit ve Yediklerimiz

Geçtiğimiz yıllar içinde o kadar çok gut atağı görmemim sebebi malum medya hocası diye düşünüyorum. Zira 2000’li yıllarda Cerrahpaşa Romatolojide bu kadar çok gut hastası görmemiştim. Hal böyle olunca ürik asit konusuna da değinmek farz oldu.

Ürik asit, pürin metabolizması ürünü; bunu proteinlerin yıkımından ortaya çıkan atık olarak da okuyabilirsiniz. İnsan vücudu, aynı doğamızda olduğu gibi denge durumunu seviyor, ürik asit seviyesinin kanda düşük olması da pek haz ettiğimiz bir şey değil, çünkü ciddi antioksidan özelliği var. Fazla olması da sadece gut hastalığı riskini arttırmıyor, ürik asit nefropatisi dediğimiz, sonu diyalizle bile bitebilen böbrek hastalığına neden olabiliyor. Ayrıca yine böbrekte taş oluşumuna da neden olabiliyor.

Önce iyi haberle başlayalım, kanda ürik asit yüksekliğinin tek sebebi diyet değil, genetik.

Çalışma

Gut hastalığı veya böbrek hastalığı olmayan, ürik asit asit düşürücü veya idrar sökücü ilaç kullanmayan 16.760 kişinin verileri 5 kohort çalışmasından alınarak kullanılmış.

İyi haber, diyetle ürik asit artışı kişilerin %7.9’unu açıklıyor, %23.9’u ise genetik faktörlerden dolayı oluyor.

Ürik asit arttırıcılar

  1. Bira
  2. Likör
  3. Şarap
  4. Patates
  5. Kümes hayvanları
  6. Soft içecekler (kola, meyve suyu vb)
  7. Et

Ürik asit azaltıcılar

  1. Yumurta
  2. Yer fıstığı
  3. Soğuk mısır gevreği
  4. Yağsız süt
  5. Peynir
  6. Kahverengi ekmek
  7. Margarin
  8. Turunçgiller dışı meyve

Önerim

Eğer ürik asidiniz yüksekse mutlaka diyetinize dikkat edin, ama tek nedenin diyet olmadığını da bilin.

Hayvansal protein tüketimi günlük diyetin bir parçası olmalı, ama 65 yaş altındakilerin, eğer özel bir durumları yoksa, %20’den fazla hayvansal protein tüketmesinler.

65 yaş üzerindekilerin ise kas kaybını önlemesi nedeniyle protein tüketimini %20’nin üzerinde tutmaları daha uygundur.

Medya hocasından uzak durun.

 

 

Tanya J Major, et al. “Evaluation of the diet wide contribution to serum urate levels: meta-analysis of population based cohorts”. BMJ 2018;363:k3951 http://dx.doi.org/10.1136/bmj.k3951

1 Yorum

Filed under Endokrin Hastalıklar, Genel Sağlık

“Yorgunum Dostlar, Yorgunum, Yorgun” Diyorsanız Kronik Yorgunluk Sendromu Olabilirsiniz

pexels-photo

Uzun zamandır ne olduğu iyi bilinmeyen, her hangi bir testle de tanısı konulamayan bir hastalıktan bahsetmekte fayda var: Kronik Yorgunluk (Fatigue) Sendromu. Hoş, özellikle İstanbul’da yaşıyorsanız her daim yorgunsunuz demek; gürültüsü, trafiği, hava kirliliği, stresi, sıkıntısı, yani çilesi bitmez bir vahşi ormanda ürkek bir tavşanın yaşamı bizimkiler ki.

 

Bir kişiye Kronik Yorgunluk Sendromu (KYS) teşhisi konulabilmesi aşağıdaki belirtilerin olması gerekmektedir:

 

  1. Yeni gelişen, en az 6 aydan beri süregelen, artmış egzersizle ilişkili olmayan ve de dinlenmekle geçmeyen yorgunluk
  2. Egzersiz sonrası hasta hissetmek
  3. Zindeleştirmeyen uyku

 

Bu yukarıdakilerin dışında aşağıdakilerden en az bir tanesinin varlığı:

  1. Bilişsel bozulma
  2. Ortostatik intolerans (baş dönmesi, sersemlik hali)

 

Ayrıca hastalığın doğasında eklem ağrıları, boğaz ağrısı gibi şikâyetler de olmaktadır. Hastalık 40’lı yaşlarda başlamakta ve daha çok kadınları etkilemektedir. ABD’de 2 milyon kişide KYS hastası olduğu düşünülmektedir.

 

Bu hastalığa neyin neden olduğu tam olarak bilinmemektedir ve vücudun bağışıklık sistemi de dâhil birçok bileşeni etkilenmektedir.

 

Bugün bahsedeceğim çalışmada 84 KYS hastasında metabolomik çalışma yapılmıştır. Metabolomik çalışma, hücrenin metabolizması sonucu ortaya çıkan küçük moleküllerdir ve hem genlerden, hem de çevresel faktörlerden etkilenebilmektedir (örneğin protein metabolizmasının ürünlerinden biri ürik asittir).

 

Özellikle sfingolipid, fosfolipid, pürin, kolesterol, mikrobiyom, pyrroline-5-karboksilat, riboflavin, dal zincirli amino asit, peroksisomal, ve mitokondrial metabolisma bozulduğu tespit edilmiştir.

 

En fazla azalan ise sfingolipidler olmaktadır. Sfingolipideler metabolik sendromda ve akut hücre tehlikesinde artmaktadır; halbuki Kronik Yorgunluk Sendromunda sfingolipidler azalmaktadır. Kronik Yorgunluk Sendromunun hipometabolik bir durum olduğu düşünülmektedir.

 

Kronik Yorgunluk Sendromunun bu özellikleri Dauer’e benzemektedir. Dauer çevresel şartlar nedeniyle solucanların girdiği kendini koruma sürecidir; Dauere’ew giren organizmalar kendilerini zor şartlardan koruyabilmektedir. Tabi bunun imnsandaki karşılığının KYS olup olmadığı bir spekülasyon olacaktır; ne var ki KBY’si olanlarda ölüm riski intihar dışında artmamaktadır.

 

Sonuç

Kronik Yorgunluk Sendromu nedeni bilinmeyen bir hastalık olmasına rağmen yeni çalışmalar bunun  hipometabolik bir durumolduğunu göstermektedir; tanısal mahiyette sfingolipidler belki kullanılabilir, ancak bunun  için başka çalışmalara da ihtiyaç vardır.

Robert K. Naviaux, et al. “Metabolic features of chronic fatigue syndrome”. PNAS, September 13, 2016 vol. 113 no. 37. E5472–E5480, doi: 10.1073/pnas.1607571113

 

http://thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736(15)01223-4/fulltext

Yorum bırakın

Filed under Genel