Monthly Archives: Mayıs 2010

Spora Başlamadan Önce Tıbbi Değerlendirme

Günaydın,

Dün Serap Hanım’ın facebookda sorduğu soruyu (www.facebook.com/drburakuzel ), konunun önemi nedeni ile bugün biraz daha detaylandırarak veriyorum. Evet, sürekli egzersiz yapalım diyoruz ama öncesinde neler yapılmalı? Bu konuyu daha önce gençler için yazmıştım, şimdi erişkinlerin değerlendirilmesini de ekliyorum. Ben hastalarıma, arkadaşlarıma, aileme (tıbbi bir kısıtlama yoksa!) günde 45 dakika canlı yürüyüş yapmalarını öneriyorum (canlı yürüyüş 6km/saat, yani 45 dakikada 4.5km yürüyüş). Bu egzersiz, hem vücudu hemde aklı sağlıklı tutmak için, hepimiz için gerekli. Peki spora başlamadan önce nelere dikkat etmeliyiz?

Erişkinler İçin:

• 40 yaşın üzerindeyseniz
• Daha önce hiçbir aktiviteniz yoksa
• Ciddi kiloluysanız
• Kalp hastalığı probleminiz varsa
• Ailenizde erken yaşta kalp krizi geçiren varsa
• Sigara kullanıyorsanız
• Diyabet, astım, KOAH ve bunlar gibi kronik hastalığınız varsa, ortopedik bir kısıtlamanız varsa, doktorunuzun sizi görmesi gerekir

• Tıbbi geçmişiniz ve risk faktörlerinize bakılarak çeşitli testler istenebilir: bunlar kan tetkiklerini, egzersiz stres testi, akciğer filmi, ekokardiyografiyi içerebilir.

Tabi ki, bir egzersize başlanılacağı zaman hafif olarak başlanılmalı, bir anda şiddetli/ağır egzersiz yapılmamalıdır.

Gençlerin Değerlendirilmesi

Birleşik Devletlerde 220.000 genç sporcudan 1 tanesinde ani ölüm geliştiği tahmin edilmektedir. Bu ölümlerin çoğunluğunda, daha önce bilinmeyen kalp hastalıkları sorumludur. Çoğu tıbbi organizasyon, bireylerin spora başlamadan önce kalp hastalıkları açısından değerlendirilmelerini önermektedir. Amerikan Kardiyoloji Koleji ve Amerikan Kalp Derneği tıbbi hikaye ve fizik muayeneyi önermekte; ancak bunlarda bir problem varsa ileri tetkik yapılmasını tavsiye etmektedir. Avrupa Kardiyoloji Cemiyeti ve Olimpik Komite ise bunlara elektrokardiyografiyi (EKG) de eklemektedir.

A.L. Baggish, A.M. Hutter Jr., F. Wang, K. Yared, R.B. Weiner, E. Kupperman, M.H. Picard, and M.J. Wood. “Cardiovascular Screening in College Athletes With and Without Electrocardiography. A Cross-sectional Study.” Annals of Internal Medicine, 152, p 269-275).

Spora Başlamadan Önce Tıbbi Değerlendirme için yorumlar kapalı

Filed under Genel

Metabolik Sendrom

Gelişmiş ülkelerdeki erişkinlerde en önemli ölüm nedeni kardiyovasküler (kalp ve damar) hastalık olduğu için, çoğu tıbbi çalışmalar kalp hastalığının ve felçin önlenmesini hedef almışlardır. Sağlıksız vücut ölçümü ve anormal kan tahlillerinin bileşimi olan metabolik sendrom, kardiyovasküler hastalık geliştirme şansı yüksek olan bireylerin tanınmasını sağlar. Agresif yaşam şekli değişiklikleri ve bazen de ilaç kullanımı ile bireyin kalp hastalığı ve felç geçirme şansı azaltılmaktadır. Metabolik sendrom, sendrom X veya insülin direnci sendromu olarak da adlandırılmaktadır.

  • Bel ölçüsünün erkeklerde 102 cm’nin, kadınlarda 88 cm ‘nin üzerinde olması
  • Yüksek tansiyon
  • Şeker yüksekliği (açlık kan şekerinin 100mg/dL yüksek olması)
  • Artmış trigliserid seviyesi
  • Azalmış HDL (iyi) kolesterol seviyesi Yukardaki ölçümlerden en azından 3 tanesi bir bireyde varsa, o bireyin metabolik sendromu olduğu söylenebilir ve bu hasta tip 2 diyabet, koroner arter hastalığı, kalp krizi veya felç geçirme için risk altındadır.
  • Yaşam tarzı değişiklikleri, kilo verilmesini, düzenli egzersiz, sigaranın bırakılmasını ve diyetteki yağın azaltılmasını içerir. Sadece %10’luk bir kilo kaybı bile kan basıncını ve insülin direncinin iyileştirir. Bazı bireyler sadece yaşam tarzı değişikliği ile yüksek tansiyon ve şeker yüksekliğinden kurtulabilirler. Çoğu bireyde yaşam tarzı değişikliğine ek olarak ilaç tedavisi eklenmektedir Düzenli egzersiz yapın.
  • Çocuklarınınz düzenli fiziksel aktivitede bulunmasını sağlayın ve sağlıklı yemekler yemelerini sağlıyın.
  • Meyve ve sebzede zengin sağlıklı ve dengeli beslenin.
  • Sigara içmeyin.
  • Düzenli check-up yaptırın ve yüksek kan basıncı için erken tedaviye başlayın.

Metabolik Sendrom için yorumlar kapalı

Filed under Hipertansiyon, Kanser, Kolesterol, Mide, Şeker Hastalığı (Diyabet)

Yağlı Karaciğer

 

Ultrasonun hayatımıza girmesinden sonra karaciğerdeki yağlanmayı oldukça sık görmekteyiz. Hastalarım böyle bir rapor gördüklerinde çoğunlukla irkilirler; ben ise şu şekilde kendilerine açıklarım, kilo aldınız, karnınız yağlandı, tabi ki organlarda bundan nasibini alacak, karaciğer de yağlanacak, belki de damarlarınız da yağlanmıştır. Mantıklı değil mi? Vücudumuzun programı, az harekete ve çok yemeye ne yazık ki uygun değil.

Bugün bahsedeceğim konu karaciğer yağlanması değil, yağlı karaciğer hastalığı (non-alkolik steatohepatit). İkisinin arasındaki fark ise, yağlı karaciğer hastalığı tanısı koymak için karaciğer biopsisi yapmak ve orada iltihabi ve diğer bazı değişiklikleri görmek gerekmektedir. Yani her ultrason raporunda karaciğer yağlanması yazan, yağlı karaciğer hastası değildir. Ama benin önerim böyle bir rapor almış olan herkesin kilolarına dikkate etmeleri ve egzersiz yapmalarıdır.

Yağlı karaciğer hastalığı (Nonalkolik steatohepatit, NASH) sık görülen bir hastalıktır ve bir kısım hastada karaciğer sirozuna kadar ilerlemektedir. Şu zamana kadar yağlı karaciğer hastalığı için yara sağladığı gösterilmiş bir tedavi yöntemi yoktur.

Bu hastalık, insülin direnci ve metabolik sendrom (obezite, trigliserid yüksekliği ve tip 2 diyabet hastalığı) ile yakın ilişkilidir. Ayrıca oksidatif stres ve insülin direncinin karaciğer hasarında kilit rol oynadığı düşünülmektedir.

Bu çalışmada şeker hastalığı olmaksızın yağlı karaciğer hastalığı olan hastalara (247 yetişkin) insülinin direncini azaltan pioglitazon veya E vitamini veya plasebo (etken madde içermeyen yalancı ilaç) verilmiştir.

E vitamini yağlı karaciğer hastalığını plaseboya göre daha yüksek oranda iyileştirmektedir (%43’e karşı %19). Serum alanin ve aspartat aminotransferaz seviyeleri (ALT, AST), karaciğerdeki yağlanma ve karaciğerdeki iltihabi durum hem E vitamini, hem de pioglitazon ile azalmıştır, ancak fibroz skorunda bir değişme saptanmamıştır. Pioglitazon kullanlar ancak tedavi esnasında kilo aldıkları gözlenmiştir.

Arun J. Sanyal, M.D., Naga Chalasani, M.B., B.S., Kris V. Kowdley, M.D., Arthur McCullough, Anna Mae Diehl, Nathan M. Bass, Brent A. Neuschwander-Tetri, Joel E. Lavine, James Tonascia, Aynur Unalp, Mark Van Natta, Jeanne Clark, Elizabeth M. Brunt, David E. Kleiner, Jay H. Hoofnagle, Patricia R. Robuck“Pioglitazone, Vitamin E, or Placebo for Nonalcoholic Steatohepatitis”

Yağlı Karaciğer için yorumlar kapalı

Filed under Kolesterol, Şeker Hastalığı (Diyabet)