Aydınlanma

Kafama beremi taktım, kayakları sapladığım yerden çıkardım, ayakkabıları kapatıp, sonuna kadar sıktım, ayaklarımı bağlamalara geçirdim ve kayakları sağa ve sola açarak hızlandım. Pistte kimse yoktu, dizlerim önde hızlı dönüşlerle yeşil lifti geçip Yılmaz Demir pistine bağlandım. Gözlerimden akan yaş hızdan olmalıydı, gözlüğümü bile takmayı unutmuştum. Kötü ve zararlı düşüncelerden çok çabuk uzaklaşmalıydım. Ağaçların arasından geçerken, güneşin etkisiyle dalların üzerinde kalan tek tük kar yığıntıları yere dökülüyordu, bir kışı daha devirmiş çamların yaprakları zaferlerini kutluyordu. Sık ve sert dönüşlerden dizlerim ağrımaya başlamıştı, ama çamçukuruna kadar durmaya niyetim yoktu. Lifti gördüğümde artık bu gidişe son vermenin zamanı gelmişti; biraz kar sapanı yapıp sola hafif zıplayıp yanladım. Süratim fazla olduğu için kayağın kenarı fazla miktarda kar püstükürtmüştü, ancak yine hızdan dolayı kayaklarım durduğunda gövdem hareketine devam edip yana devrilmiştim. Artistik hareketim bir düşüşle sonlanmıştı. Yattığım yerden kalkmadan halime gülmeye başladım, gökyüzü ne kadar güzeldi; bunun keyfine varmalı ve aldığım her nefes için minnet duymalıydım.

-“Müdür ne oldu sana, ok gibi fırladın. Bir an Alberto Tomba zannettim seni.”

-“Tomba kısmı tuttu, kardeşim, tomba sırtı üstü gördüğün gibi.”

Günü kah kayarak, kah kafede pinekleyerek geçirdik. Akşam eve döndüğümde hala burnumda dağ kokusu vardı, herşeye rağmen mutluydum.

Haftasonunu evde geçirdikten sonra, ikinci kemonun sonuncu kısa tedavisini yaptırmıştım. Artık eskisi gibi kalbim heyecanla çarpmıyordu, kemoya alışmaya başlamıştım.

Öz saygımı bozmamak için yılgın suratlarla ilgilenmiyor, insanlara duygusal atıklarını başka çöplüğe boşaltmalarını söylüyordum. Hastalık beni bencil insan yapmış gibi görünse de, aslında sürecin kendisi, hayatın ve insanın ne kadar değerli ve el üstünde tutulması gerekliliğini bana sertçe öğretmişti. İnsan en fazla kendi benliğine zarar veriyordu, bazen bu da yetmeyip duygusal çöplerini başka insanlara bulaştırıp, kötüye ortak etmeye çalışıyorlardı.

Bu hastalığın iyi yanı, çocukluktan kurtulamayan beni olgunlaştırmasıydı, artık insanları ve etrafımı daha farklı görüyordum.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Akciğer Hastalıkları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s