Herşeyin Başlangıcı

Bir arıyı kibarca elinize alın ve kibarlığın sınırlarını öğrenin

Sufi Atasözü

 

-“Şimdi de bir başka doktor. Kırk küsür yıllık hayatımda gördüğüm doktor sayısı, bir hemşirenin hastanede gördüğü doktor sayısını geçmiştir.”

 

Fatma Hanım, Tokat Reşadiye’li. Ölmek istiyor, ama onu da beceremiyor. Söylemek istiyor, kelimeleri bulamıyor, o yüzden yiyor da yiyor.

 

-“Yiyince bir an ferahlıyorum. Allahın cezası kaynanamı görüyorum, o kadar çok şey söylemek istiyorum ki ona. Allahın cezası kadın, kara kargalar gibi çöktün evimin üzerine, bi rahat ettirtmedin, hep baskı yaptın, hep baskı yaptın. Neymiş kadın kısmısı söyle olmalıymış, çocuk böyle yetişmezmiş, yemek tuzluymuş. Hele o bakışları var ya, üstten üstten… Yemek yapar ayağına götürürüm, temizliğini bile ben yaparım, ama nafile…”

 

142 kilo olmuştu Fatma Hanım. 4 çocuk, bir kaynana, bir de suratsız bi koca. Bu sonuncusunun ruhuna ağırlığı kendi kilosundan bile fazlaydı. Eh haliyle şekeri vardı, son 4 yılda insülin kullanmak zorunda kalmıştı, bi türlü şekerleri de düşmüyordu.

 

-“Ne güzeldim gençliğimde, saçlarım ipekti, tenim pürüzsüzdü. Bi de akıllıydım, köydeki ilokul öğretmenim, büyüyünce sen öğretmen olursun bu zekanla demişti. Demişti de sonra aldılardı beni okuldan, sonra da şu meymenetsiz suratsıza verdilerdi.”

 

İlk yıllar ne olduğunu bile anlamadan kucağında bebeleri buluvermişti Fatma Hanım. Herif de İstanbul’da akrabalarının yanında iş bulmuştu. Çorapçılık yapacaktı. Anadan ayrı gurbet diyarlardaydı artık. Kayınpeder de vefat edince, kayınvalide karabasan gibi çullanmıştı üzerine. Sabahları radyodan tiyatro dinlerdi. Orada da Allah’ın cezaları vardı. Bi tek kendisi değildi, sıkışan ve boğulan. Anası Menderes olaydı derdi. Keşke Menderes olaydı da beni kurtaraydı diye düşünürdü. Ama Menderes de kimdi ki?

 

-“Yine başka bi doktor. Kızım bu kadar ısrar etmesydi, gelmezdim, yiye uyuya ölüp gidecektim ne güzel.”

 

-“Ne zaman mı kilo almaya başladım? Doktor sen doğru sorular soruyosun galiba, bu zamana kadar kimse bunu sormamıştı. Evet, evlenip, kaynana bizim eve taşındıktan sonra başladım yemeye. Evet, artık engel olamıyorum, bir şey beni üzse, hemen kendimi ekmekle boğmaya çalışıyorum. Yemek beni rahatısz ediyor, çılgınca yedikten sonra da kendimden nefret ediyorum, bu halimden nefret ediyorum. Nefret ettikçe de daha da yiyorum”.

Yazının devamı pazartesi yayınlanacak. Kaçırmayın.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under ustalık yolu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s