Ege Yeşili Akşam Yemeği

Her son yeni bir başlangıçtır

-“Abi, bu kadar yorgunluktan sonra bir de yemeğe mi gideceğiz” diye Yavuz’a tısladım.

-“Müdür, sen delirdin mi? Yıllardır bu tatilin hayalini kuruyorduk. Zaten seninle eskiden de sıfır noktasındaydık, ama hiç bu kadar da Sibirya havasında değildik. Eksinin de eksisindeyiz. Başarıysa bu da bir başarı, ama tam ters tarafta.”

-“Tamam, birader, ikna oldum” dedim. Zaten bu macera nereye varacak, hangi embesil işleri yaratacağız diye düşünüyordum.

Kayıktan geç döndüğümüz için geceye geç başlamak zorunda kalmıştık. Osman abi bizi, çocukluk arkadaşı olan, fakat endüstriyel turizme külliyen karşı Mehmet Emminin yerine atmıştı bile. Denizin kıyısında, masaların iki ayağı iri kaymak taşlarında, diğer iki ayağı ise dalgaların yumuşak ısırıklarına maruz kalıyordu. Ancak yine de denize güven olmazdı, sakin bir gününde kimin patron olduğunu canınızla ödetebilecek profesyonelliğe sahipti deniz denilen hayatı yaratan sıvı.

Mezeleri Ege’nin yeşilliklerinden söylemiştik; yavaş adım ilerliyorduk. Yan masamızda ortalama yaşı 3 hanelere yakın bir grup vardı. İçimden Yavuz’a saydırıyordum: “Yavuz (stop) zaten yorgunluktan ölüyoruz (stop) ne halta beni buralara sürükledin (stop)”

Buz üstünde badem satan adamı savuşturduktan sonra bir anda gaipten bir Çingene ekibi belirdi.

Bu arada biz de hesabı istemiştik, fakat yan masadaki tonton amcalardan biri bize laf attı.

-“Gençlere bak be, içleri çürümüş bunların… Var mı aranızdan iki bukle şarkı söyleyebileniniz?”

-“Dayı, boş kadehlere şarkı söyleyemiyoruz.” diye boş bardağımı tonton dayıya uzattım.

-“Getir bakayım o kadehi, görelim marifetlerinizi.”

-“Bak dayı, biz komedi dans üçlüsüyle büyüdük, sorumluluk almıyoruz, sonuçlarına katlanırsınız.”

Yavuz’un sesi ezelden beri iyiydi, hem de böyle ortamlarda sesiyle hava atmaya da bayılırdı. Müzisyenlerin yanına gidip, onlarla bir şeyler konuştu.

Nağmeler sazları titreştirirken, tonton dayı bıyık altından gülüyordu. Büyük taşın altına girmişti Yavuz, altından kalkabilecek miydi acaba?

Bardağından bir yudum aldıktan sonra, mükemmel bir zamanlamayla şarkıya girdi Yavuz. Hacı Arif Beyin hüzünlü hikâyesinin, meyhane sofralarına meze olması da ayrıca Hacı Arif’in külliyen şansızlığını ebediyete taşıdığını göstermesi açısından bence hazindi. Benim akciğerlerim acaba ne durumdaydı? Metastazı düşünürken bir alev topunun ciğerlerimi dolaştığını zannettim.

olmaz ilaç sine-i sad pareme

çare bulunmaz bilirim yareme

baksa tabiban-i cihan çareme

çare bulunmaz bilirim yareme

kastediyor tir-i müjen canıma

gözleri en son girecek kanıma

şerhedemem halimi cananıma

çare bulunmaz bilirim yareme

Yorum bırakın

Filed under Hasta Hikayeleri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s