Mavitur

Her son yeni bir başlangıçtır

Yavuz’un içi ölüm korkusu ile dolmuştu. Bir şeyler yapmalıydım.

-“Yavuz’um ölümlü dünya, ölümlü insan, ha alim olsan, ha zalim (http://www.youtube.com/watch?v=hqZVmlNAiE4) olsan” şarkısını söylemeye başladım.

Yavuz’un sol yanına geçip, göğsünü parmağımla göstererek, korku içinde:

-“Yavuz! Bu da nedir?” diyince, Yavuz gayri ihtiyari başını öne eğmesiyle, ensesine bir tane patlattım.

-“Vay kardeşim, âşık oldun demek ha. Sen şimdi “mavi mavi masmavi” şarkısına da söylemeye başlarsın. “

Bu arada kendimi Yavuz’la Rana arasında kalmış hissediyordum. Özgür olmak istiyordum. O an, hemen Ayvalık’tan ayrılmayı düşündüm.

-“Müdür, ben en iyisi döneyim; sen burada kalmaya devam et. İstanbul’da görüşürüz.”

Yavuz’un kafası karışmıştı; ama ben de kararımı kesin vermiştim. Kısa bir sürede eşyalarımı toplayıp gaza basmıştım bile. Genellikle bu kadar hızlı karar veremezdim, ancak hayat çok kısaydı.

Nereye gideceğimi bilmiyordum, sadece yol beni kaderime götürecekti. Sadece mükemmel bir güne ne kadar kalmıştı (https://www.youtube.com/watch?v=QYEC4TZsy-Y) ? İyi şeyler olacaktı, buna emindim. Yol ayrımına gelmiştim, İstanbul’a mı yoksa aşağıya mı inmeliydim?

Hedefim Marmaris’di. İçimi tatlı bir heyecan almıştı. Makûs talihim kırılacaktı.

Tam sesi sonuna kadar açarken, arka lastik bir anda patladı. Zirvenin tepesi, uçurumun kenarıdır derler, ya, benim duygularım da bir anda uçurumdan atlamıştı. Asıl zorluk, onca eşyayı tekrar kaldırıp, yedek lastiği bulmaktan geçiyordu. “Şansımı şey edeyim” diye haykırdım, ama nafileydi, iş başa düşmüştü.

Acaba lastiğimin patlaması bana bir işaret miydi? Marmaris’e gitmemeli miydim? Kaderime doğru yolculuğumu sonlandırmalıydım. Yedek lastiğin bagajın altından çıkması neyse ki çok zor olmamıştı, hayatımda ilk kez krikoyu kullanacaktım. Hemen youtube’a bakmaya karar verdim, ama burada internet çekmiyordu. Ne kadar zor olabilirdi ki?

Normalde 20 dakika sürmesi gereken bu süreç, bende 2 saat sürmüştü. Yolcu yolunda gerekti; Marmaris’e vardığımda saat akşam dokuza geliyordu. Elimde bavul marinada yürüyordum; tekneler sıra sıra dizilmişti; Marmaris günü bitirmiş, geceye hazırlık yapıyordu; bense sadece yürüyordum, denizin kokusu mükemmeldi, pasarellalar hafifçe sallanırken, teknelerin bazısında sofralar kuruluyordu. Bir bankın üstüne oturdum, karşımdaki teknede kaptanı seyretmeye başladım, güneşin kavurduğu bir yüz, kıvırcık, ancak kırlaşmış saçlar, derinleşmiş kaz ayakları…

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Hasta Hikayeleri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s