New York Tüyoları

NYC_Top_of_the_Rock_Pano

New York’un oldukça etkileyici bir şehir olduğu tartışmasız. Bunun birçok nedeni var; ilki seyrettiğimiz çoğu Amerikan filminin doğal sahnesi New York. “Central Park”ın gelişimini bile ezbere biliyoruz; 80’li yılların filmlerinde Central Park’a çetelerden dolayı girmek mümkün değilken, artık oldukça güvenli bir park. Ama tabi ki bisikletlilere dikkat etmek gerek; U2’nun solisti Bono kolunu burada kırdı. Sadece filmlere esin kaynağı değil, hakkında birçok şarkı da yazıldı; Frank Sinatra’nın sesinden ihtişamlı “New York New York” şarkısı her daim kulaklarda; herkes hiç uyumayan bu şehrin parçası olmak için de can atıyor. Haydi, şimdi onun bir parçası olalım.

  1. Bayan Özgürlüğün Tacından Dünyaya Bakmak

Özgürlük Anıtı da hafızalarımızda yer eden öğelerden bir tanesi; göçmenlerin Amerika’da ilk gördüğü 93metrelik heykel. Fransız halkı tarafından 1886’da Amerika’ya hediye edilen heykelin gerçek ismi ise Dünyayı Aydınlatan Özgürlük. Manhattan’ın güneyinde yer alan özgürlük adasında heykeli ziyaret etmek mümkün. 1984’de UNESCO tarafından Dünya Mirası kabul edilen Bayan Özgürlüğü yılda 3,2 milyon kişinin ziyaret etmesi de ne kadar ilgi çektiğini gösteriyor.

Ancak tacına çıkmak isteyen ziyaretçileri adada küçük bir sürpriz bekliyor; ancak bu yazıyı okuyan siz Çamlık Life dostları diğer turistlerin arasından müstehzi bir ifadeyle sıyrılıp taca doğru yola çıkacaksınız bile. Taca çıkmak için yaklaşık 3 ay öncesinden rezervasyon yapıp biletinizi almanız gerekiyor.Biletleri bulabileceğiniz adres ise: http://www.statuecruises.com/choose_tickets.aspx

Dar bir merdivenden döne döne yukarı çıkmak klostrofobik bir his yaratsa da, tacın penceresinden manzara da bir harika.

Özgürlük heykelinin yapım aşamasında da tanıdık isimleri duyuyoruz: heykeli Gustave Eiffel inşa etmiş; heykele ise Singer Dikiş Makinelerinin eşi Isabelle Eugenie Boyer’in modellik yaptığı iddia ediliyor. Bir başka iddia ise heykelin, Süveyş Kanalı’nın Akdeniz’e açıldığı yere dikilmek üzere Mısır Hıdivi Said Paşa’nın siparişi üzerine yapıldığı ve masrafların bir kısmının Osmanlı Sultanı Abdülaziz tarafından ödendiğidir.

2. Yürüyerek Rehberli Turlar

Manhattan’ı gerçekten anlamak istiyorsanız mutlaka bir rehbere ihtiyacınız var. Bunun için de ne kadar isterseniz ödeyebileceğiniz yürüme turları var. Biz geçtiğimiz sene 2 tura katıldık: ilkinin rehberi muhteşemdi; emekli öğretmen, gençliğinde ise New York’ta taksicilik yapmış Stephen (stephen@freetoursbyfoot.com telefon 202 642-5013) ile SoHo, Küçük İtalya ve China Town gezisi ile o bölgenin hem tarihini hem de güncelini öğrenme imkânımız oldu. Görülen bölgeler:

SoHo’s Dökme Demir Bölgesi

Haughwout Binası

Heath Ledger’s Apartmanı

Küçük İtaly Lombardi’s Pizza

Kanal ve Mott Streets

Eski Beş Nokta Bölgesi (New York Gangsterleri filmi ve TV bölgeleri ( Hayalet, Sex in the City ve Men in Black).

China Town’daki Çin marketinde satılanlar insanı gerçekten hayrete düşürüyor; kurbağalar, yılanlar ve diğer bir sürü garip balık, böcek yemek yapılmak üzere satılmayı bekliyor. Bölge gerçekten küçük bir Çin, her yerde Çin’ce yazılıyor, ama buranın sayıca fazla dükkanlarından biri de berber salonları; 10 dolar gibi ucuz bir rakama saç kesimi yapıyorlar.

Little Italy ise Çin Mahallesi gibi karakterini sıkı bir şekilde koruyamamış, kan kaybetmiş. Ancak buradaki Ferrara Pastanesi gerçekten mükemmel tatlar sunuyor; özellikle de cannoliyi denemenizi tavsiye ederim.

Manhattan’ın diğer bölgeleri de bu turlarla görülebilirse de Harlem de görülmesi gereken bölgelerden biri; ancak bu seferki rehberimizden pek memnun kalmadığımız da belirtelim.

Ayakta turlarla ilgili son tüyomuz ise 6’dan fazla kişi için ön ödemeli rezervasyon istense de buna gerek yok; tur bitiminde gönlünüzden ne koparsa rehberinize verebilirsiniz.

3. Baby Sitter’li Jazz Gecesi

Çoluk çocuk caz kulübüne gitmek yakışık almaz diyorsanız, kaldığınız otelde çocuk bakıcı sorabilir veya https://www.care.com/ gibi siteler vasıtasıyla da bakıcı bulabilirsiniz. Bizim şansımıza İngilizce öğretmeni Aysun Hanım’ı bulduk; çocuklara baktığı gibi ödevlerine de yardım etti (e-posta adresini isterseniz verebiliriz).

Caz’ın doğum yeri New York değil, ancak gelişimini tamamladığı yer. Tabi New York Charlie “Yardbird” Parker’in Dizzy Gillespie’in 1940’lardaki New York’u değil. O zamanlar için Juilliard’a okumaya gelen Miles Davis “sokakları dolaşıp jam sessionlar bulabilirdik” diyor otobiyografik kitabında. Miles Davis’in diş hekimi olan babasının bir nasihatini da unutmadan yazalım:

-“Şu dışarıda öten kuşu duyuyor musun Miles? Bu kuş başka kuşların ötüşlerini taklit eder (mocking bird). Kendine ait ötüşü yok. Sen başkasını taklit etme, kendin ol. İşin özü bu. Kendinden başkası olma.”

İki caz kulübünü sizlere öneriyorum ilki Blue Note Caz Kulübü: mavi nota, blues ve cazın çeşnisini oluşturan diğer ismiyle endişeli nota. Bununla ilgili detaylı bilgi isterseniz https://www.youtube.com/watch?v=DNG_H6bKiIU adresindeki dersi izleyebilirsiniz. Blue Note Greenwich köyünde bulunuyor ve kapılarını 1981’de açmış şirin bir kulüp. Kulüp diyince şaşalı bir yer katiyetle beklemeyin, ama müziği hissedebileceğiniz yemekli bir restoran. Eğer yetişirseniz yıl başında Chris Botti sahne alacak, kaçırmayın derim.

İkinci restoran Broadway ile 106. cadde kesişiminde bulunuyor. Harvey Keitel’in oynadığı Smoke adlı filmin anısına bu kulübün ismi konulmuştur. Yine nispeten küçük bir mekanda, ama biraz daha lüks bir ortamda yemeğinizi yerken, cazın eşsiz akışını içinizde hissedebilirsiniz.

4. Six Flags Büyük Macera ve Safari

Six Flags ile Manhattan arası 110 km; eğer trafiğe takılmazsanız 1 saate gidebiliyorsunuz. Çok geniş bir park; safari kısmında zürafadan, aslana, gergedandan, ayıya 1200 hayvan var. Özellikle zürafaları beslerken selfie çekebilirsiniz.

Parkın diğer kısımlarında ise dünyanın en yüksek ve hızlı trenini bulabilirsiniz: bizimkiler Kigda Ka’ya binmeye cesaret edememişlerdi. Yine tahtadan yapılma en keskin açılı tren El Torro’ya bindiğinizde bir anda havalanacağınızı düşünebilirsiniz.

Tabi bu parkta da bir püf nokta var, ancak biraz maliyetli. Yaz aylarında bekleme sıraları 2 saati geçebildiğinden ön sıraya geçebilmek için Flash Pass almak kısa süreli geziler için şart: platin pass ile bekleme süresi %90,  altın pass ile %50 azalıyor. Ama kişi başı yaklaşık 65 dolarlık giriş ücretine platin için 110, altın için de 70 dolar eklemek gerekiyor.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Seyahat Yazısı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s